Franz kafka dönüşüm kitabında bir hamam böceğine dönüşüyor ya bende Mileneya mektuplarda ki mektuba dönüşmek istiyorum. 5 6 gün başsız yaşayan bir böcek olmaktansa yüreğe bastırılmış anne kokulu, sevgili hasretinde yanan mektup olmayı istiyorum. İstiyorum da ne oluyor ki artık ptt de mektup kuyrukları yok ki bütün kuyruklar olmuş birer fatura. Geçim kaygılarından unutulmuş bütün mücerret hisleri faturalara gömmüş gibiyiz.
Ben ise kahverenginin, beyaza çalan yaprakların da sevgili hasretiyle yanan aşığın gözyaşları ile nemlendirdiği, hislerini şiirsel eştirdiği mektup olmak isterdim. Askerde ki oğlundan gelen mektubu mahallenin ilkokul çocuğunu heyecanla arayıp ve ona mektubu okutturan annenin heyecanın yaşamak isterdim. Mahpus olan oğluna teselli veren babanın mektuplarında ki özgülüğü tatmak, köyünden bahsettiği sarı ineği, sürülmeyi bekleyen tarlanın halinde olmak. Hastaya yazılan ilaç niyetinde olan mektuplar da var mektup değil onlar, onlar hiçbir doktorun yazamayacağı reçeteler gibiler. O reçetelerde umut var, dua var ve hayaller var.
Mektup demek sabır, özlem, hasret, sadakat demekti. Mektuplar unutuldu hisler söndü. En son ne zaman mektup yazdınız?