"Peki ya kayalıktaki o ihtiyar Titan Prometheus? O nasıl?"
"Sence nasıldır? Her gün karaciğerini kaybediyor."
"Hâlâ mı? Ölümlülere yardım etmenin Zeus'u neden bu kadar kızdırdığını hiç anlayamadım."
"Söylesene, " dedi, "sence sefil haldeki biri mi, yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar?"
"Mutlu biri elbette."
"Yanlış," dedi. "Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür. Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür. Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. Sana kar beyazı bir süt danası alabilmek için ailesini bir ay aç bırakır. Parası yeterse yüz tane alır."
"İyi ama," dedim, "eninde sonunda onu ödüllendirmen gerekmez mi? Yoksa adak sunmayı bırakır."
"Ah, ne kadar uzun süre devam edeceğini bilsen şaşırırsın. Ama evet, sonunda en iyisi ona bir şey vermektir. O zaman yeniden mutlu olur. Sen de baştan başlayabilirsin."
İnsanların huzurla tatmin olmaları gerektiğini söylemek beyhudedir; onların harekete ihtiyacı vardır ve eğer bunu bulamazlarsa da yaratırlar. Milyonlarca insan, benimkinden daha sakin bir kadere mahkûm edilmiştir ve milyonlarca insan, paylarına düşene karşı sessizce isyan eder. Yeryüzünde yaşayan kitleler arasında, politik isyanlar dışında ne kadar çok isyanın mayalandığını kimse bilmez. Genellikle kadınların çok sakin olmaları beklenir ama kadınlar da tıpkı erkekler gibi hisseder; tıpkı erkek kardeşleri gibi yeteneklerini çalıştırmaya ve çaba gösterecekleri bir alana ihtiyaç duyarlar; onlar da katı baskılar, çok sert bir engel karşısında tıpkı erkekler gibi acı çekerler ve kadınlardan daha ayrıcalıklı olan insan kardeşlerinin, onların muhallebi yapıp çorap örmekle ve piyano çalıp çantaları nakışlamakla teselli bulmaları gerektiğini söylemeleri dar kafalılıktır. Kadınlar, geleneklerin kendi cinsleri için öngördüğünden daha fazlasını öğrenmek ya da yapmak istediğinde onları mahkûm etmek ve onlarla alay etmek düşüncesizliktir.
Neden, ne için ille de yazmak istiyorum? Okurlar için değilse, kendi kendime her şeyi kağıda dökmeden düşünmem, aklımdan geçirmem yetmez mi?
Orası öyle efendim; ama anlatacaklarım kağıtta daha bir görkemli duruyor. Böylece daha değişik, etkileyici olacaklar. Kendimi daha iyi yargılayacağım, bir de deyiş güzelliği eklenecek buna. Ayrıca: Yazarak belki gerçekten hafifleyeceğim.
Birbirimize baktık, derin derin baktık. O zaman birdenbire, onun yalnızlık hissettiğini, acı çektiğini, Ivor'u istediğini anladım. Oysa bir bakış ya da bir kelime ile belli etmemişti bunu şimdiye kadar. Kadınların, erkekler tarafından gösterilen yüreklilikle ölçüştürülmemesi gereken bir yiğitlikleri, kendilerine özgü, bambaşka, yüce bir cesaretleri vardır.