1000Kitap Logosu

Azerbaycan

Gaspralı Ismail, Tercüman Gazetesi'nde meşhur düşüncesini ileri sürdü. İstiyordu ki bütün Türk Dünyası "Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik içinde olsun. Dilde, fikirde, işte birliğin bütün Türk Dünyası'na sağlayacağı faydaları birkaç saat içinde bile anlatmak zordur. Gaspralı İsmail Bey istiyordu ki, Tercüman Gazetesi'ndeki Türkçe, Kırım'dan Herat'a, İstanbul'dan Kaşgar'a kadar herkes tarafından anlaşılsın. Tercüman Türkçesini sâdece aydınlar değil, sokaktaki hamallar, Çin'deki deveciler bile sevsin ve konuşsun. Bu düşünceyle Gaspralı İsmail Bey, Istanbul Türkçesinin yaygınlaştırılmasını istiyordu. Dolayısıyla Türk Dilini yabancı unsurlardan temizlemek, dilimizdeki Arapça ve Farsça tabirlerden vazgeçmek, mahalli tabirler yerine Osmanlıcadaki, yâni İstanbul Türkçesi'ndeki tabirleri kullanmak gerekir diyordu. Kırım'da, Azerbaycan'da ve Türkistan'da, Rusça, Türkçemize bulaşmasın istiyordu.
2
Anlam Derinliği ve Hidayet
Anlam Derinliği ve Hidayet 𖥸 𖥸 𖥸 İnsanın hikmet dünyasına sahip olması; aklî ve kalbî tüm yönlerini geliştirmesiyle alakalıdır. Aklî ve kalbî hissiyatla faktörlerin değerlendirilmesi, yorumlanması bilinen ve görünen yüzlerini görünmeyen tarafının anlamlandırma kabiliyetini verir. İnsanın hayatının böyle bir yönü olması, onu keşfetmesi, geliştirmesi hayatın asıl anlamı olmalıdır. Aslen faslı bir Yahudi olan Samuel b. Yahya el-Mağribî(1130-1180); hicrî VI. yüzyılın tıp, geometri, matematik, felsefe ve astronomi alanların önde gelen bilginlerindendir. Hayatına dair bazı bilgilerde anne-baba sevgisine mazhar olduğu gibi bilgin olan anne ve babası tarafından iyi eğitildiği ve rehberlikte bulunmuşlardır. Yahudi olarak doğan Samuel, ömrünün en verimli yıllarında Müslüman olmakla şereflenmiştir. Yahudi iken Müslüman iken de ilim ve bilimle uğraşmış ve hizmet etmiştir. Yahudi, Hristiyanlık ve yeni bir din olan İslâm’ın birlikte yaşandığı Ortadoğu coğrafyasında çok disiplinli bir eğitimle Yahudi dinini öğrenen Samuel, çevresi sayesinde İslâm’ı tanıma ve öğrenme imkânı yakalamıştır. Bilim için aldığı eğitim ile öğretmek ve uygulamak için Irak, Şam, Azerbaycan ve Kuhistan’da bulunmuş, görev almıştır. Samuel, bilimsel çalışmalarını kitap haline getirmesi yanında Müslüman olduktan sonra iki kitap daha yazmıştı: “İfhamu'l-Yehud ve Kıssatu İslâm-ı Samuel ve Rü'yahu'n-Nebi” ile hayatını ve Müslüman oluşunu anlattığı “Bir Rüyanın İzinde” diğeri ise “Bezlu'l-Mechud fi İfhamu’l-Yehud” “Yahudiliği Anlamak” adlı kitabıdır. Bir müddet Bağdat’ta kalan Samuel; İran'a gitmiş, Azerbaycan’da yaklaşık 1174 ya da 1180’de ölmüştür. İlmi çalışmalarıyla birtakım tarih kitapları vasıtasıyla öğrendiği Hz. Muhammed’in hayatından oldukça etkilenen ve Kur'an araştırmalarını yaparak Müslüman olan Samuel b. Yahya; babası ve çevresinden çekindiği için Müslümanlığını gizli tutar. Hâl böyle iken rüyasına Hz. Muhammed’i görür. Rüyasında Hz. Muhammed’in kendisine yönelik öğüt ve uyarılardan dolayı hakîkatı gizlemenin anlamsızlığına hükmeder. Bu durum karşısında Samuel b. Yahya, İslâm’a girişini, rüyasında Hz. Peygamberi görme olaylarını anlatarak kitabın birinci bölümünü tamamlar. Yahudi ve Hristiyanların aklî deliller sunmak, kendi metoduyla neshi ispat etmek, kabulünü sağlamak ve başka açıdan ispat etmek, son olarak Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in peygamberliklerini kabul zorunluluğuyla kitabın ikinci bölümü anlatılır. Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini gösteren Tevrat belgeleri, Allah'ın Yahudileri sevdiği yolundaki iddiaların geçersizliğini, Yahudilerin İslâm hakkındaki inançları konularıyla kitabın üçüncü bölümü tamamlanır, Samuel’e bir mektup ve cevabı ile kitap tamamlanır. Samuel b. Yahya anne ve babasının soyu ve eğitim durumundan bahsederek kitabına giriş yapar. Genç yaşta tıp, matematik, astronomi gibi ilimlere vakıf olan Samuel b. Yahya, tedavi ettiği ve tedbirini almayan hastaları diğer doktorlar gibi hor görmediğini söyleyerek ahlâkî karakteri hakkında da bilgiler verir. İlim ve bilime çok meraklı olması, verimli bir çalışmayla yeni bilgiler öğrenmesi onu İslamiyetle tanışmasına vesile oldu. Bu yönüyle Kur'an'ın hakîkatı ve doğruluğunu anlayan ve kabul eden Samuel, Berzeveyhi't-Tıybi ile Kelile ve Dimne kitaplarını da referans aldığını anlatır. Tüm bu süreçle Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’e kalbî bir imanla Müslüman olmuştu. Hâl böyle iken “Hidayet saati geldi çattı!” diye anlattığı birinci rüyasını anlatır. Rüyasında geniş bir çölde olan Samuel, doğu tarafında büyük bir ağacın altında Şamuil Peygamberin oturduğunu ve insanların ona koştuğunu görüyor. Uzun bir diyalogdan sonra Faran(Mekke) dağlarına ineceği va'dedilen kişinin peygamberliğini işaret eden Tevrat ayetinin tefsiriyle, rüyası tamamlanır. Bu rüya Samuel için bir uyarı ve öğüt olmuştu. Bilmediği düz yoldaki bir evde oturan Samuel, bu ikinci rüyasında derviş giyimli birinin kendisine “Resûlullah’a cevap ver” diyerek başlar. Böylece Samuel, Resûlullah’ın arkasında yürüdüğünü ve bir mecliste otururken ona nasıl selâm vereceğini anlatır. Hâl böyle iken Samuel, Resûlullah’a selam verir, kerim ellerine sarılarak şehadet getirerek Müslüman olur. Bunun üzerine Resûlullah: “Gamdan'a gazveye bizimle gelmek için hazır ol.” Diyerek Samuel’i gazaya çağırır. Böylece ikinci rüya bu şekilde biter. Bu olaydan sonra Samuel, açık bir ifadeyle Müslümanlığını ilan eder, o vakit Azerbaycan’dadır Cuma namazı için cumaya gider, cemaat halkı sevinç içindedir. Allah'ın o gece hidayet ile uyanıklıkla kuvvetlendirdiğini söyleyen Samuel, Yahudi’leri susturacak kanıtları araştırmaya başlar ve “İfhâmu'l-Yehûd (Yahudilik Eleştirisi)” bu kitabı yazar. Samuel b. Yahya, iki sebepten dolayı gördüğü iki rüyayı dört yıl geçinceye kadar kimseye anlatmadığını, söyler. Birinci sebep: Rüyasında gördüğü bilgilerin kanıtlanması imkânsız olduğu için bunu yalanlayanların olacağı, inanmak için kimi kimseler kanıt isteyebilirlerdi. İkinci sebep: Samuel ilmi sayesinde İslâm’ı seçmiştir. Art niyetli kimseler rüyayı öğrendiklerinde iki rüyadan dolayı dinini değiştirdi, rüyalara aldandı, diyerek ayıplanma ve rezillik yoluna gideceklerini bildiği ve ikinci sebep oldu. Samuel, ilmi çalışmalar, vicdanî muhasebeler yaparak İslâm’ı seçmişti. Hikmet nazarıyla iki rüya görmek şeref oldu. Bu yaşadıklarını Musul’da bulunan babasına mektup yazarak ayrıntılı anlatmıştı. Babasıyla Musul da buluşacakken ansızın bir hastalıkla babası Musul da öldü. Bu sürece kadar kitabın birinci bölümünde anlatır. Aklî ve ilmî deliller ile Yahudi, Hristiyanlık görüşleri yanlış ve eksik olan bilgileri Samuel b. Yahya kitabın ikinci bölümünde nasıl çürüttüğünü anlatır. İkinci bölüm üçüncü bölümün derin ve uzun konularının halidir. Yahudilik eleştirisi ikinci ve üçüncü bölümleri kapsamaktadır. Yahudi ve Hristiyanlıkta ki bazı hükümlerin yanlışlarını, eksiklerini delillerle ortaya çıkartırken İslâm inancıyla da karşılaştırma yapmaktadır. Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in Peygamberliklerini kabul zorunluluğu, bunu gösteren Tevrat belgeleri, Allah'ın Yahudileri sevdiği yolundaki iddiaların geçersizliği ve Yahudilerin İslâm hakkındaki inançları anlatılmaktadır. Faslı Yahudi asıllı Samuel b. Yahya el-Mağribî, ilim sahibi iken çevresindeki tüm insanlara faydalı olması yanında araştırmalarıyla İslâm hakkında derin bilgilere sahip olması, basiretli duruşuyla ve öğrendiklerini sorgulayıp hakikati aramasıyla Müslüman olmakla şereflendi. Tarihin eski dönemlerinde basiret sahibi ilim ehli bir insanın ta ki Yahudilik inancından Müslümanlığa geçmesinin deneyim, araştırmaları ve dayanaklarını “Bir Rüyanın İzinde” kitabıyla anlatılmaktadır. Kitabın Künyesi: Samuel b. Yahya el-Mağribî, Bir Rüyanın İzinde – Yahudi Bilgin Samuel'in Müslüman Oluşu ve Yahudilik Eleştirisi, çev. Osman Cilacı, İnsan Yayınları, Birinci Baskı, İstanbul, Ocak 2004, 135 sayfa. Yunus Özdemir
Bir Rüyanın İzinde
Okuyacaklarıma Ekle
1
10
İşin hazin tarafı, anlı şanlı bazı milletvekillerimiz de "Çırpınırdı Karadeniz" şarkısının, aslında bir Ermeni Türküsü olduğunu söylemek gafletine düştüler. Yanlış. Bin kere, milyon kere yanlış. Evvela bu şarkı "Çırpınırdı Karadeniz" diye başlamıyor. "Çırpınırdın Karadeniz, bakıp Türk'ün bayrağına" diye başlıyor. Şarkının güftesi Ahmet Cevat'a ait. Ahmet Cevat, Azerbaycan Türklerinden bir şair. 1912 Balkan savaşlarında Azerbaycan'dan gelerek bizim ordumuza katıldı. 1918 yılında Türk Ordusu Bakü'ye girdiği zaman, Ahmet Cevat, Mehmetçiklerimizle yine aynı saflarda yürüyordu. Stalin zalimi, bu yürekli Türk şairini 1937 yılında kurşuna dizdirdi. Ahmet Cevat "Çırpınırdın Karadeniz" şiirini 1914 yılında yazdı. Bu şiiri, milletimizin büyük bestekârı Azerbaycan Türklerinden Üzeyir Hacıbeyli besteledi. 87 yıldan beri büyük bir zevkle çalıp söylediğimiz bu muhteşem şarkıya Ermeni etiketi vuranlar, yarın İstiklâl Marşımıza da “bizimdir" diyerek sahip çıkabilirler.
4
kendisini neredeyse Tanrı mertebesinde gören taraftarlarıyla Osmanlıların Anadolu'daki hakimiyetini kökünden sarsmış Şah İsmail, Yavuz'un can düşmanıdır. Şah İsmail ihtimalini gündeme getiren portredeki 12 dilimli kırmızı börk. İsmail'in babası Şeyh Haydar, büyük bölümünü Azerbaycan ve Doğu Anadolu Türk­menlerinin oluşturduğu taraftar kitlesine 12 imamı temsilen 12 dilimli kırmızı (bu renk Hz. Hüseyin'in kanını simgelemektedir) börk giydirirdi ve buna "tac-ı Haydar" denirdi. Sırf bu taç yü­zünden bunların takipçilerine "kızılbaş" ya da Farsça anlamıyla sorhser (Fars. sorh: kırmızı, ser: baş) dendiğini de biliyoruz.
12