1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan o yakıcı gecesinde 106’sı kadın, 83’ü çocuk toplam 613 Azerbaycan Türkü Rus destekli Ermenilerin katliamıyla hayatlarını kaybetti. Hamile kadınların dahi Ermeni askerlerden kaçamadığı ve vahşice öldürüldüğü o gece, bütün Kafkas diyarları inledi, Turan illeri ağladı, İslam toprağı kor gibi dağlandı. Katliamın üzerinden geçen 27 senede her yıl düzenlenen “katliamı lanet” mitingleri dışında kayda değer bir gelişme ne yazık ki yaşanmadı. 100 yıl öncesinin savaş şartlarında ölen Ermeniler için yas tutan Avrupa ülkeleri, gözleri önünde gerçekleşen Hocalı katliamı karşısında cılız birkaç ses dışında üç maymunu oynadı. Emperyalistler bir defa daha insanlık hanesine değil, din hanesine bakarak karar verdiler. Türk ve Müslüman Azerbaycan halkı o gece hem yetim, hem öksüz kaldı. Giden canların acısını, vatan bildikleri toprakları terk etmek kat be kat artırdı. Fotoğraftaki küçük kızın gözlerini rehin alan korkuyu dindiremedik bugüne kadar. Ama ümit ediyoruz ki, başka çocukların gözleri hiç tanımasın o korkuyu ve Hocalı’da Azerbaycan bayrağı yeniden dalgalansın! Türk dünyasının her bir ferdi en az bu yavru kadar sabırsızlıkla beklemeli o anı.
Derin Tarih Dergisi
Derin Tarih Dergisi
Enver Paşa'nın başkumandan sıfatıyla bir ordu komutanı olarak kendi kardeşi Nuri Paşa'yı görevlendirip Azerbaycan'a göndermesi yöre halkı üstünde müspet bir tesir yaratmıştır. Yani Enver Paşa'yı bir kurtarıcı olarak görmüş olmalarına vesile olmuştur. Dolayısıyla oraya gidince teşkilatçılığındaki başarısını da gösteriyor çünkü tek başına gidiyor, bir ordu kuruyor. Çok kısa bir süre içinde teşkilatını kurabiliyor.
Reklam
Enver Paşanın Kardeşi Nuri Paşanın Baküyü İngiliz İşgalinden Kurtarması
1918 senesinde İslam ordusu komutanı Nuri Paşa. Orada Halil Paşa'da var, Halil Kut Paşa, Kutü'l-Amare kahramanı, Azerbaycan'ı İngilizlerden, yani İngiliz ve Ermeni işgalinden kurtaran Nuri Paşa'dır, Enver Paşa'nın emirleriyle. Düşünün, bu kadar imkansızlıklar, yoksunluklar içinde, Azerbaycan'ı kurtarmak için bir ordu seferber ediyoruz. Hedef "Turan ülküsü" olarak konduğu için oradayız. Enver Bey, Talat ve Cemal Beyler dönemin koşullarını göz önünde bulundurunca dağılmakta olan imparatorluk için yeni bir kurtuluş hikayesinin peşine düşüyorlar. Aslında bu sebeple hayalcilikle suçlanıyorlar. Enver Bey Türk dünyasını hedefe koyuyor. Türk dünyası, İslam dünyası büyük, yeni bir coğrafyaya hükmedeceğiz diye planlıyorlar. Enver Bey'in Berlin'den sürekli Kafkas Cephesi'ne gitme isteği bu yüzden.
Enver Altaylı Yine Sahnede
Azerbaycan darbesinin planlayıcılarından biri de Enver Altaylı'ydı. Enver Altaylının kim olduğunu bir daha anımsayalım: 1963 yılında Harp Okulu'ndan atıldı. Dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu tarafından MİT'e alındı. 1970'li yıllarda MHP'nin yayın organı olarak bilinen Hergün gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. MHP'nin Federal Almanya'daki kilit ismiydi. O yıllarda Alman istihbaratının en önemli ismi Dr. Kannapin ve CIA ajanı Ruzi Nazar'la yakın ilişki içinde olduğu artık herkesçe biliniyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra CIA tarafından Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un yanına danışman olarak konduğu belirtiliyor.
Kimi olaylar vardır ki, "şüyuu vukuundan beter" olur! Azerbaycan darbesi başta olmak üzere bu gibi karanlık ilişkilerde kullanılan "piyonlar" artık 1970 li yıllarda olduğu gibi MHP'den seçilmiyordu.
Azerbaycan da yeni bir dönem başlamıştı. Yeni yönetim Batılı Petrol şirketlerinin Hazar petrolleri üzerindeki inisiyatiflerini dizginledi. Petrol konusunda Türkiye, Rusya ve İranı da hesaba katan dengeler kurdu. İç savaşı durdurdu.
Reklam
Gezegenlerdenim onlar gibi senin yörüngendeyim.Senin olduğun yer ha Azerbaycan (; ha başka uzak bir ülke ne fark eder ki ,sevgi sınıra bakmıyor,seven sevdiğini o uzak denilen yerden de kahkahaya boğabilir , ağlatabilir veyahut üzüp kırabilir."Seviyorum ulan" yazmak istiyorum, bağırmak istiyorum bunu özgürce..
Babai Dervişleri Osmanlı Uc'unda
Moğol kuvvetleri, Bati-Anadolu' da göller bölgesi ve Denizli'ye tedip seferleri yaptıkları halde, Osmanlı ucuna erişmek için Germiyan topraklarını çiğnemeleri gerekirdi. Öte yandan uclar genellikle esir ve ganimetle zenginleşmiş bölgeler sayılıyor, Orta-Anadolu'dan Azerbaycan'dan, bu arada Konya'dan âlimler ve dervişler geçimleri için zâviye kurmak, sadaka toplamak için uclara geliyorlardı. Orta-Anadolu'da 1240 larda Selçuklu Devleti'ne karşı Vefâi dervislerinden Baba İlyas etrafında Türkmen ayaklanması şiddetle bastırıldı.
Gazneli Mahmud - Gazneliler
Gazneli Mahmud'un, her bakımdan Türk-İslâm dünyasının yetiştirdiği en büyük sultanlardan biri olduğuna şüphe yoktur. O, son derece cesur, aynı oranda da basiretli, ihtiyatlı ve zeki idi. Din ilimlerinde belirli bir düzeye ulaşmıştı. Âlimlerin münazaralarını dikkatle dinler, sık sık onlara sorular sorardı. Sâmânilere bağlı bir beylik olarak devraldığı devletinin sınırlarını batıda Azerbaycan hudutlarından doğuda Hindistan'ın yukarı Ganj vadisine, Orta Asya'da Hârizm'den Hint Okyanusu'na kadar ulaştırmıştı.
Bağımsız bir Kürt devleti kurmak için ilk ciddi girişim, 1880'de Van Gölü'nün güneydoğusunda Ubeydullah tarafından yürütülmüştür. Etkisi altındaki aşiretlerden oluşturulmuş bir ordu ile İran Azerbaycan'ını istila etmiş ve oradaki aşiretlerin birçoğu da ona katılmıştır. Şeyh, İran topraklarında bir Kürt vassal devleti kurma fikrini onaylayan ve onu Ermeni devrimcilere karşı kullanmayı planlayan Sultan Abdülhamid'in gizli desteğine sahipti.
Sayfa 198 - İletişim YayınlarıKitabı okuyor
Reklam
Kısa bir zaman önce yayımlanan "Peoples of Europe" [Avrupa'nın Halkları] adlı bir inceleme dizisinin The Armenians [Ermeniler] adlı kitabının arka kapak yazısı şöyle başlamaktadır: "Avrupa'nın en ilginç ve en eski halklarından birinin 3000 yıllık bir geçmişi vardır. Kafkas Dağları'nın güneyinde bulunan eski Ermenistan, uzun tarihinin büyük bir bölümünde hem Doğu'nun hem de Batı'nın güçleri arasında bir kavşak rolü oynamıştır" (italikler bana aittir). Kitabın girişindeyse şöyle denilmektedir: "Avrupa'nın kapladığı alanın genel kabul gören tanımı… Asya'yla Avrupa arasındaki sınırın Kafkaslar boyunca uzandığı düşüncesiyle, bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti'ni de içerir." Ermenistan ve Gürcistan klişeleşmiş bir şekilde Avrupalı diye tanımlanırlar, onlar sırf Hristiyanlıkları nedeniyle Avrupa kulübünün "fahri" üyeleridirler;" oysa yine Kafkaslar'ın güneyindeki Azerbaycan veya Türkiye asla böyle sayılmazlar. "Avrupa" ve "Hristiyan" kelimeleri gitgide neredeyse birbirinin yerine kullanılan kelimeler haline geldiği gibi, tanımın kendisi de su götürür yeri kalmayan aşikâr bir gerçek halini almıştır. Hatta bu geçmişi kapsayacak bir şekilde uygulanmıştır: Ermenistan "3000 yıldır" Avrupa'dır, yani neredeyse Hristiyanlık öncesinden beri. Ne var ki insan Avrupa'yı ve Avrupalı kimliğini Hristiyanlıkla tanımlasa bile kaçınılmaz gerçek değişmez: Avrupa Yakındoğu'da ortaya çıkan bir din üzerinden tanımlanacaktır.
Sayfa 163 - Ayrıntı YayınlarıKitabı okudu
İnsan "Batı"yı nasıl tanımlar? Tabii ki hepimiz bunun ne olduğunu biliyoruz: Her gün kullandığımız veya bir şeyler okurken rastladığımız bir terimdir; hatta kendi kültürümüzü tanımlamamızı sağlayan en önemli deyimlerden biridir -muhtemelen de bu en önemlisidir. Ancak "Batı" tamı tamına nedir? Üçüncü yüzyıl yazarlarından
Sayfa 26 - Ayrıntı YayınlarıKitabı okudu
Hüsrev Hatemi, Türk tıp profesörü, iç hastalıkları uzmanı, yazar ve şairdir. 1898'de İran Salmas'da doğan Ali Asgar Hatemi Bey ile 1910'da İstanbul'da doğan Azerbaycan göçmeni Cemile Hanım'ın ikiz çocuklarından biri olarak dünyaya geldi. Yâr ile ağyârı hemdem görmeğe olsaydı sabr Terk-i gurbet eyleyip azm-i diyar etmez m'idim. Sayfa 92 - Fuzulî Kitabı okuyor Kuşlar ve Zaman Kuşlar ve Zaman Hüsrev Hatemi
Fahreddin Iraki
Fahreddin Iraki, İlhanlı dönemi şairleri içinde en güçlülerindendir. Aslen Hemedanlı olan Iraki, İlhanlılar zamanında yaşayan müelliflerin arasında önemli bir yere sahiptir. Iraki hem kendisi çok güçlü bir şair olduğundan hem de yaşadığı dönemi aydınlatıcı bilgiler verdiği için önemlidir. Iraki'nin eserleri kendi devrinde yaşayan mistik
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.