• 120 syf.
    ·8 günde
    Julien Viaud, sanırsam herkesin mutlaka duyduğu Pierre Loti. Çoğumuz kendisini İstanbul’da Eyüpsultan ilçesinde ki Pierre Loti Tepesi’nden duymuşuzdur. O tepeye 1800’lü yılların ikinci yarısından sonra geldiğini o manzaraya nazır nargilesini ve kahvesini içtiğini, kendisinin Türk hayranı ve dostu olduğunu… Ve de dillere destan sevgilisi Aziyade’yi… Loti aslında bir deniz subayıdır. Loti, Deniz Harp Okulu sınavlarına giriş sınavına hazırlanmak için gittiği Paris’te 1866 yılının Kasım ayından itibaren tutmaya başladığı günlükleri ileride oldukça işine yarayacaktır. Loti’nin, Türkiye’ye ilk gelişi asteğmen olarak uygulama gezisine çıktığı Jean-Bart gemisiyle 20/25 Şubat 1870 tarihleri arasında İzmir’e ayak basarak başlar. Fakat bu gelişinden çokta bir şey anladığı söylenemez. Bir sonraki gelişi 1876 yılına denk gelir. Bu 6 senelik arada ise kendisi Tahiti’ye oradan da Senegal’e geçer. Tahiti kraliçesinin nedimeleri bu deniz subayına tropikal bir çiçeğin ismi olan ‘’Loti’’ ismini takarlar. Senegal’de yaşadığı bir gönül davası da düş kırıklığı ile sona erer. Selanik’te bazı karışık olaylar yaşanmaktadır. Fransız ve Alman konsoloslarının öldürülmesi ile katiller idam ile cezalandırılmış ve Loti’nin de içinde bulunduğu bir gemi filosu Selanik’e bu idamı izlemek üzere gönderilmiştir. Suçluların idamından üç gün sonra subaylara kentte gezme izni verilmiştir. İşte ne olduysa ve bundan sonrasında neler olacaksa bu kent gezisi sırasında camii önünde iki leyleğin dövüşünü izlerken kendisine çevrilmiş iki iri yeşil gözün farkına varır. Bu gözler, yaşlı tüccar Abeddin’in dört karısından biri olan on sekizinde bir Çerkez kızın gözleridir. Bu kız ki, Loti’yi seneler sonra bile Türkiye’ye getirecek ve onun mezarını aratacak olan güzeller güzeli kızdır. O bakışmadan sonra artık buluşmak kalır geriye ve Aziyade’nin hizmetçisi Hatice ve Loti’nin rıhtımda tanıştığı Musevi kayıkçı Samuel’in yardımları ile gizli buluşmalar başlamıştır. Olaylar gittikçe aşka dönüşmüş bu arada Loti’nin, Senegal’deki hayal kırıklığından eser kalmamıştır. Bir süre sonra Loti, İstanbul’da ki Gladiateur Gemisi’nde göreve atanır. Bu durumdan ötürü ayrılık beklenirken, Aziyade’nin de sonbaharda başkente taşınacağı belli olur. Kocası evini İstanbul’ a taşıyordu. Kader ağlarını ördükçe örmeye devam ediyordu. Loti’nin İstanbul’da ki ilk görev süresi 1 Ağustos 1876 ile 17 Mart 1877 tarihleri arasındadır. Loti, bu süreler içersinde gün geçtikçe bir Türk gibi giyinir, yer-içer hatta Karagöz seyretmeye gider olmuştu. Önceleri Beyoğlu’da bir otelde kalsa da zaman içersinde Eyüp'te bir ev tutar ve yerleşir. Bu süre zarfında Aziyade’de İstanbul'a yerleşir. Aziyade’nin kocası iş sebebi ile sıklıkla İstanbul dışında bulunur. Bunu fırsat bilen Aziyade , bu anlarda hemen sevgilisi Loti’nin evine gelir ve birkaç gün orada kalır.
    Burada ki en büyük sorulardan biri, bir Müslüman kadının Loti’nin evine bu kadar rahatça girip çıkması nasıl oluyordu. Burada devreye üç ihtimal giriyor. Birinci ihtimal; Loti’nin dediği gibi : ‘’Bu durum çevrede üstü kapalı kabul edilmişti.’’ İkinci ihtimal; Aziyade’nin hayali bir sevgili olduğudur. Üçüncü ve son ihtimal ise; Loti’nin bir eşcinsel olduğu ve Aziyade’nin kadın değil erkek olduğu iddialarıdır.
    Hangi ihtimal doğru bilemiyorum. Fakat, Aziyade’nin aşkı sonrası Loti’ye Türk Dünyası kapıları açılmıştır. Bu aşk ile Türkleşmeye başlayan Loti, Türkiye’nin savaş durumlarında kendi ülkesi için duyduğu her şeyi Türkiye içinde duymaya başlar ve bunu kendisi de ifade eder: ‘’Gönlü(nün) haritasından silinmek istenen bu güzel ülkeden yana (olduğunu), hiç farkına varmaksızın yavaştan Türkleş(tiğini) itiraf eder. Artık, kendi memleketi tehditle ve ölüm tehlikesiyle karşılaştığı zaman duyacağı coşkuyu biraz Türkiye için de duy(mamaktadır).’’ Bir gün görevinin İstanbul’da biteceğinin farkındadır Loti ve 1877/1878 (93 Harbi) çıkmasından bir süre öncede 17 Mart 1877’de sevgilisine geri geleceğine dair sözleri verip gider. Türkiye’den gidişi ile birlikte içini keder ve özlem kaplar. Bunun çaresi olarak yazmayı özellikle de Aziyade’yi yazma yolunu tutar. Bu düşünceler ile Loti ilk eserini Aziyade ismi ile 1879 yılının Ocak ayında verir.
    Doğu'daki Hayalet eseri ise Türkiye on sene sonra Aziyade’nin mezarını bulmak için dönüşünde çektiği sıkıntı ve pişmanlıkları ele aldığı eseridir. Eser uzun olmamak ile birlikte fazlaca betimle ile sizi sıkmaya başlıyor fakat bu hikayenin sonu nereye varacak ve acaba Aziyade hayatta mı soruları yüzüne sonuna kadar okutturuyor. Loti’yi bu eserinde ciddi manada Türkleşmiş, bu toprakların gerekliliklerine oldukça hakim olarak göreceksiniz.
    Loti’nin, bir Türk dostu mu yoksa ajan ve misyoner mi olduğu hala tartışılan konulardır. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına yakın dönemlerde kendisinin Osmanlı Ordusunun Başkomutanvekili olan Enver Paşa’ya gönderdiği, Almanlar ile ittifak edilmemesi lazım tarzında ki mektubu ve devlet büyükleri ile iletişimi Cumhuriyet ile de devam etmesi bu sorulara sebeptir. Bugün, Pierre Loti Tepesi olarak anılan tepenin 1932’ye kadar İdris-i Bitlis Tepesi olarak anıldığı 1932’de Gazi Paşa’nın emriyle değiştirilmesi Loti’ye ajan gözüyle bakanların hışmına uğrarken Loti’yi Türk dostu olarak görenlerin hoşuna gitmiştir.
  • 127 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Selanik’te başlayan bir aşkın ilk zamanlarından başlayan bir kitap. Selanik! Benim de büyük aşkım, büyük sevdam orada doğdu. Hatta bir çoklarımız için de durum böyledir. Sonra İstanbul yolu başlar, iki sevgili ayrı ayrı gelip İstanbul’a yerleşir. Ancak bir ihtilaf vardır burada. Bir erkeğin haremindeki Müslüman bir kadın nasıl olurda bir Hristiyan ile birlikte olurdu? Hatta bundan ötesi de vardır. Aziyade yoksa bir erkek miydi?
    Zaten bende okurken bundan ötesine odaklandım. Çocuklar, ihtiyarlar, zenciler, kadınlar, erkekler hep bir konu edinirken nedense Aziyade için gerçek isim gizli tutuluyordu. Bu büyük merak beni derinden etkiledi. Aslında araştırsam da bir şey bulamadım. Bu yüzden de bilmediğim noktaya dair sadece şüphelerimi belirtip ötesini anlatamam. Mutlu geceler diliyorum. Arzu edenler olursa bu eseri, 1940ların o meşhur dönemi baskısıyla hem de Kahverengi sayfalı orijinal baskısıyla gönderebilirim. Bol keyifli okumalar diliyorum..
  • Fransız zabiti sen,
    o üzüm gözlü Aziyade' yi
    bir orospudan
    daha çabuk unuttun!
    Kalbimize diktiğin
    Azade' nin taşını
    bir tahta hedef gibi topa tuttun!
    Bilmeyenler
    bilsin:
    sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin!
    Şarlatan
    Çürük Fransız kumaşlarını
    yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan:
    Piyer Loti!
    Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer!
  • Yüksekten bütün bu şehre hâkim bir mevkideyim.
    Haliç! Daha üst tarafında, tamamıyla yüksekte.
    İstanbul gözüküyor...
    Üstünde ince bir hilal asılı duran çok yıldızlı semada minareler ve üst üste cami kubbeleri müphem renklerle tamamıyla aya kadar uzanıyor, insanı büyüklükleri karşısında hayran bırakıyorlar.
    Bir yanda masal gibi bir şehir, bir yanda masal dekorlarıyla süslenmiş derin bir aşk.
    Aziyade...
    İstanbul'un aşk olarak dile gelişi... 📖
  • Beni herhangi bir cennete kim götürecek ? Yorgunluk ve sıkıntı veren bu ihtiyar dünyadan başka herhangi bir yere, orada hiçbir şeyin değişmeyeceği, sevdiğim şeylerden hiç ayrılmayacağım bir yere beni kim götürecek ?
    Pierre Loti
    Sayfa 136 - varlık yayınları
  • Bir zaman gelecektir ki, aşk rüyasından artık hiçbir şey kalmayacaktır. Bir zaman gelecektir ki, her şey bizimle birlikte gecenin derinliklerinde kaybolacaktır, varlığımızı oluşturan her şey, taşların üzerine kazılmış isimlerimize kadar her şey yok olacaktır...
    Pierre Loti
    Sayfa 107 - varlık yayınları
  • Yanımdakilerin gençlikleri yüreğimi tazelendirmektedir. Ve haklısınız, artık hiçbir şeye inanmayacağını düşünen ben, belki yine bir şeylere inanabilirim...
    Pierre Loti
    Sayfa 90 - varlık yayınları