George Orwell’ın okuduğum 3. kitabı ve okuduğum her kitabın rahat yazım dili ve toplumsal mesajları beni büyülüyor. 1984 sadece kitapta geçen 1984 değil, belki yıllar sonrasında -ne zaman olduğu bilinmez ama sonuçta herhangi bir zaman mümkün- karşılaşabileceğimiz korkunç bir tabloyu anlatıyor. İnsanlarla nasıl da alay edilebiliyor, insan zihni nasıl da şekillendiriliyor. Çiftdüşün kavramı; insan yaptığı şeyin yanlış olduğunu bilirken kendine bunu unutturması, unutturduğunu bile unutturması. Öyle ki güç için kendilerini bile yok saymışlar. Kurtuluşun olmadığı bir dünya, düşündüğün an düşünme yetini kaybedip yok olmaya mahkumsun. İnsanlar yaşaması gereken ama bunun dışındaki her türlü istek ve ihtiyaçları fuzuli birer kutuymuş gibi. Onlar bile bu şartlarda yaşayamazken -sadece cin içmelerine, gerçek kahve bile içmelerine izin verilmeyip kendilerinin bu haklara sahip olması- sırf güç uğruna tüm bir tarihin amacını yok etmek.