• Babasız kızlar korosuna… Bir çığlık…

    Bir sancı, bir sanrı, bir sanı...
    Hepsinden daha fazlası, hareler ve haleler.
    Gözlerimi kapadığımda kurduğum düşleri resmetmeye çalışıyor fakat yetiremiyorum.
    İlk önce adını söylüyorum, ilk önce senin adını.
    İlk sana âşık olacakmışım sonradan öğreniyorum,
    Senin elimi tutman her şeyden öte, senin bakışın, hele ki senin bakmayışın,
    Sonra senin istesen de bakamayışın…
    Mavi, yeşil, ela, kahverengi ve en son toprak rengi gözlerin…
    Bir insan hayatta kaç kez göz göze gelebilirse hepsi kadar...
    Bebekmişim hatırlamıyorum, doğduğumda sevindiğini söylüyorlar, kız demiş sevinmişsin, kızım diye sevmişsin, öyle diyorlar, inanıyorum.
    Kendimden biliyorum.
    Aynada büyüyorum, sende hiç.
    Saçlarım uzuyor, eteklerim kısalıyor, varlığının lütfundan bihaber…
    Kalp sadece yaşamak için atmıyor o dönem hızlanıyor…
    Sevinç sanıyorum bazılarını, aşk diyorum kimine, bazıları da ne büyük acı.
    -öyle sanıyorum-
    Aynada daha da büyüyorum, artık elimi tutma, kolunda daha şık duruyorum,
    Hem boyum da boyuna denk.
    Korkuyor, çekiniyor ama en çok seviyorum.
    Sonra hayat diyorlar, ona uyuyorum.
    O koşuyor ben onu geçme telaşında…
    Ben siyahlaştıkça sen beyazlaşıyorsun.
    Toprak rengini mi? Acaba hiç aklıma getiriyor muyum?
    Hele ki bir gün toprak olacağını bana hiç söylemiyorlar,
    Söyleseler inanır mıyım bilmiyorum.
    Zaten bana söylemiyorlar,
    Ben kalabalıktan anlıyorum,
    Bu kadar insan düğüne gelir ancak,
    Düğününmüş meğer Baba bilmiyorum.
    Öyle upuzun yatılır mı,
    Hem de tahtanın üstünde
    Hem yüzünde kapalı,
    O soğukta üstünde sadece bi' bez,
    Olmaz baba diyorum, daha yeni başladık nereye gidiyorsun…
    Tüm sesimle, tüm sessizliğimle o sevdiğin saçlarımın her bir teliyle çığlık atıyorum
    Neden kalkmıyorsun.
    Etrafındaki kalabalığa kızıyorum,
    Ben seni yatağında bıraktım baba, sen tabutta ne arıyorsun.
    Olmaz kabul etmiyorum.
    Yine mi şaka…
    -Yıllar geçti, ama şaka biliyorum-
    Benden önce varıyorsun köye,
    Yine uzanmış yatıyorsun, yahu baba kalksana.
    Baba gözlerini açsana,
    Çıkarsana elini, tutsana beni…
    Baba…
    Senin ağabeyimin omzundan ne işin var,
    Baba kardeşim küçük nasıl taşısın seni,
    Baba…
    Sesim kısıldı baba, neden kalkmıyorsun,
    Bu kadar çok mu toprak olmak istiyorsun.
    Ben değil miydim senin çiçeğin,
    Başka çiçeklere mi can olmak istiyorsun.
    Kar yağar üşürsün baba,
    Yağmurda ıslanır saçların,
    Ba-ba, ilk sözcüğüm, sana diyorum.
    Gideceksin belli, duymuyorsun.
    Döndüremiyorum.
    -
    Yüzünü açıyorlar,
    Öpeyim ne olur, diyorum,
    Öp tabi, diyor hoca.
    Üşümüşsün ya baba,
    Yüzüne, içimin ateşinden bir gözyaşı damlıyor en son.

    Gitme be Baba, diyorum,
    Korkma kızım, diyor babam ‘Ben Azrail’i tanıyorum’…
  • Can Yücel şöyle diyordu, hatırlayın: "Hayatta ben en çok babamı sevdim. ...Nasıl koşarsa ardından bir devin, o çapkın babamı ben öyle sevdim." Sevdiklerinizi her gün anımsayın.

    Ayşegül Erözyürek - Babam Azrail'i Tanıyor
    Masa Dergi, 6. Sayı
    Via: Biryudumkitap

    Babasız kızlar korosuna… Bir çığlık…

    Bir sancı, bir sanrı, bir sanı...
    Hepsinden daha fazlası, hareler ve haleler.
    Gözlerimi kapadığımda kurduğum düşleri resmetmeye çalışıyor fakat yetiremiyorum.
    İlk önce adını söylüyorum, ilk önce senin adını.
    İlk sana âşık olacakmışım sonradan öğreniyorum,
    Senin elimi tutman her şeyden öte, senin bakışın, hele ki senin bakmayışın,
    Sonra senin istesen de bakamayışın…
    Mavi, yeşil, ela, kahverengi ve en son toprak rengi gözlerin…
    Bir insan hayatta kaç kez göz göze gelebilirse hepsi kadar...
    Bebekmişim hatırlamıyorum, doğduğumda sevindiğini söylüyorlar, kız demiş sevinmişsin, kızım diye sevmişsin, öyle diyorlar, inanıyorum.
    Kendimden biliyorum.
    Aynada büyüyorum, sende hiç.
    Saçlarım uzuyor, eteklerim kısalıyor, varlığının lütfundan bihaber…
    Kalp sadece yaşamak için atmıyor o dönem hızlanıyor…
    Sevinç sanıyorum bazılarını, aşk diyorum kimine, bazıları da ne büyük acı.
    -öyle sanıyorum-
    Aynada daha da büyüyorum, artık elimi tutma, kolunda daha şık duruyorum,
    Hem boyum da boyuna denk.
    Korkuyor, çekiniyor ama en çok seviyorum.
    Sonra hayat diyorlar, ona uyuyorum.
    O koşuyor ben onu geçme telaşında…
    Ben siyahlaştıkça sen beyazlaşıyorsun.
    Toprak rengini mi? Acaba hiç aklıma getiriyor muyum?
    Hele ki bir gün toprak olacağını bana hiç söylemiyorlar,
    Söyleseler inanır mıyım bilmiyorum.
    Zaten bana söylemiyorlar,
    Ben kalabalıktan anlıyorum,
    Bu kadar insan düğüne gelir ancak,
    Düğününmüş meğer Baba bilmiyorum.
    Öyle upuzun yatılır mı,
    Hem de tahtanın üstünde
    Hem yüzünde kapalı,
    O soğukta üstünde sadece bi' bez,
    Olmaz baba diyorum, daha yeni başladık nereye gidiyorsun…
    Tüm sesimle, tüm sessizliğimle o sevdiğin saçlarımın her bir teliyle çığlık atıyorum
    Neden kalkmıyorsun.
    Etrafındaki kalabalığa kızıyorum,
    Ben seni yatağında bıraktım baba, sen tabutta ne arıyorsun.
    Olmaz kabul etmiyorum.
    Yine mi şaka…
    -Yıllar geçti, ama şaka biliyorum-
    Benden önce varıyorsun köye,
    Yine uzanmış yatıyorsun, yahu baba kalksana.
    Baba gözlerini açsana,
    Çıkarsana elini, tutsana beni…
    Baba…
    Senin ağabeyimin omzundan ne işin var,
    Baba kardeşim küçük nasıl taşısın seni,
    Baba…
    Sesim kısıldı baba, neden kalkmıyorsun,
    Bu kadar çok mu toprak olmak istiyorsun.
    Ben değil miydim senin çiçeğin,
    Başka çiçeklere mi can olmak istiyorsun.
    Kar yağar üşürsün baba,
    Yağmurda ıslanır saçların,
    Ba-ba, ilk sözcüğüm, sana diyorum.
    Gideceksin belli, duymuyorsun.
    Döndüremiyorum.
    -
    Yüzünü açıyorlar,
    Öpeyim ne olur, diyorum,
    Öp tabi, diyor hoca.
    Üşümüşsün ya baba,
    Yüzüne, içimin ateşinden bir gözyaşı damlıyor en son.

    Gitme be Baba, diyorum,
    Korkma kızım, diyor babam ‘Ben Azrail’i tanıyorum’…
  • Sesim kısıldı baba, neden kalkmıyorsun?
    Bu kadar çok mu toprak olmak istiyorsun?
    Ben değil miydim senin çiçeğin?
    Başka çiçeklere mi can olmak istiyorsun?
    Kolektif
    Sayfa 20 - Ayşegül Erözyürek