• DÜNYAYLA BİRLİKTE AHİRETİ de kapsayacak bir arkadaşlık başlamıştı Hz. Fatıma ile Hz. Ali arasında.

    Arkadaştılar uzun bir yolda. Dosttular, hayatın acısında, tatlısında… Eştiler sevgiyi birbirine katmada, harmanlamada... Evlenmişlerdi… Tüm çocukları ayrılmıştı yuvadan. Sonunda Fatıma’sı da gelin olmuştu.

    “En güzel gelin bizim gelinimiz” diyerek uğurladılar yuvadan. Tekbirlerle yolcu ettiler yeni hayatına. Peygamberimiz gündüzden tembih etmişti damada. Namazı kılmamalarını, kendisini beklemelerini... Genç eşler denileni yaptı. Sevgili baba beklendi. Babanın arkasında saf oldu, iki saf yürek... Sevgiler, kalplerden arşa aktı. Rahmet bu yeni yuvaya... Saf oldu iki genç eş…

    Peygamberimiz yeni evli gençleri arkasına aldı, Rabbine götürdü. Âlemlere Rahmetin huzurunda onlara rahmet diledi. Dünya evine girerken önce ahiret yollarına varıldı. Şahadet getirildi… Saf oldu iki genç umut… Söz verdiler Rablerinin huzurunda iki yürekle, O’na gideceklerine, bu yeni yuvayı O’nun mescidi yapacaklarına. Söz verdiler iki rekat namazla, evliliklerinin O’nun adıyla olduğuna. Saf oldu birbirine gönül bağlayan iki genç kişi… “Allah u ekber” diyerek el bağladılar.

    Melekler saf saftı, bu saf namazda. Dua dua saf oldu iki kişi, dua olan bir namazda. Sevgili baba arkasına aldığı yavrularını secde secde götürdü huzura. El bağlandı… Gönül bağlandı… Ruhlar birbirine bağlandı bu namazla…

    Bu iki rekatlık namazın, Hz. Fatıma’nın evliliği ile başladığı kabul edilir İslam tarihinde. Evlilikten önce, Rabb’e bağlılığın ilan edildiği bir namaz. İyyakenastagin ile O’ndan yeni hayat için yardım dilenen bir namaz...

    O, çocuklarını O’na götüren bir babaydı. O, yeni evli iki kalbi tutup kalplerin sevgilisine, kalplerin sahibine götüren bir babaydı… O, çocuklarının kalbini Muhip isminin sahibine teslim eden bir Babaydı (a.s.m.)…