Söylediklerime kulak vermemeyi sürdürüyordu.
Birden, bu suskunluğun nedenini anladım. Dünya üzerinde serüvene atılmamış bir kadına söyleyecek nesi olabilirdi? Bilinmeyenden korkan, güvenli bir iş ve geleneksel bir evlilik düşleyen birinin yanında oturmanın ilginç yanı olabilir miydi?
“Yaşam sana çok şey öğretmiş, dedim, konuşmayı başlatmak için.
- Birçok şeyi öğrenebileceğimizi, kendimizi değiştirebileceğimizi öğretti bana. Bunu yapabileceğimizi düşünmesek de.”
Bunları yapabilirdim. Bu cümlenin anlamını hiçbir zaman anlayamayacağız. Çünkü yaşamımızın her anında, gerçekleşme olasılığı olan bazı şeyler, sonunda gerçekleşmemiştir. Farkına varılmayan büyülü anlar vardır ve sonra, birden, yazgının eli dünyamızı değiştiriverir.
Kendini tehlikeye atmaktan korkan kişiye ne yazık! Çünkü o kişi belki de hiç düş kırıklığına uğramayacak ve peşinden koşacak bir düşü olanlar kadar acı çekmeyecek.Ama dönüp de arkaya baktığında (çünkü her zaman, sonunda dönüp arkamıza bakarız), yüreğinden şu sözcüklerin döküldüğünü duyamayacak:
“Tanrının, yaşadığın her güne ektiği mucize tohumlarını ne yaptın? Yaradanın sana bağışladığı yetenekleri ne yaptın? Hepsini bir çukura gömdün, çünkü onları yitirmekten korkuyordun. İşte şimdi elinde kalan: Yaşamını yitirmiş olmanın eksikliği.”
Acı çekeceğiz, zor zamanlar yaşayacağız, ne var ki bunlar geçici, iz bırakmayan dönemler olacaktır. Ve daha sonra geriye dönüp gururla ve inançla bakacağız.