İnsanlar derin acılar yaşadığında, genelde bu acıdan kaçınarak kendilerini duyusal acıdan uzaklaştırmayı denerler. Bu şekilde korunduklarını ve çocuklarını da koruduklarını düşünürler. Acıyı görmezden gelmek gerçekte onu derinleş tirir. Bastırılan şeyin genellikle yoğunluğu artar. Ailevi acıları konuşmamak, onları iyileştirmek için nadiren etkili bir stratejidir. Acı, başka bir zamanda, genelde sonraki nesillerin korkularında ve anormalliklerinde kendini göstererek tekrar su üstüne çıkar.
İmgelemek, hatırlamak veya güzel deneyimleri hayal etmek 'gerçek' deneyimler sırasında açığa çıkan duyusal, hareketlendirici, duygusal ve bilişsel devrelerin birçoğunu aynı şekilde aktif hâle getirmektedir.
Hüsrana uğramış kişilerin başlıca sıkıntısı, benliklerinin kusurlu ve yetersiz olduğuna inanmış olmalarıdır ve başlıca arzuları, istenmeyen benliklerinden sıyrılarak yeni bir hayata başlamaktır. Bu arzularını ya yeni bir kimlik bularak ya da bireysel farklılıklarını belirsizleştirerek ya da kamufle ederek gerçekleştirmeye çalışırlar.
İnsanda, kendini aşağı görme duygusu, "düşünülebilecek en haksız, en cani hırsları yaratır; çünkü o, kendini suçlu bulan ve kusurlu olduğuna kendini ikna eden hakikate karşı, öldürücü bir nefret duyar.