Yasin YALÇIN
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Yasin YALÇIN
@bahtlimecnun
Hakkımızda sadece 255 karakterlik bir şeyler mi söyleyebiliyoruz? Bu çok yetersiz...
meslek
Öğrenci
v3_profil_bos
573 okur puanı
gecmis
03 Oca 2016 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
173 syf.
·
13 günde
·
6/10 puan
Agatha Christie'nin daha önce 10 Küçük Zenci kitabını okumuştum ve muhteşem bir kitaptı. Bu kitapta aynı tadı yakalayamadım maalesef. Çok fazla isim ve çok fazla olay olduğundan kitaba bağlı kalamadım. Yaşlı ve zengin Bay Satterthwaite ile Bay Quin'in el ele vermesiyle birçok sır perdesi aralanıyor kitapta. Bay Satterthwaite ne zaman Bay Quin'le tesadüfen karşılaşacak olsa bir cinayeti daha çözüyor. Bay Quin Bay Satterthwaite'in alt kişiliği ya da hayal ettiği bir karakter mi bundan emin olamadım neredeyse. Çünkü ilk öykü hariç hep tek başınayken karşılaşıyor onunla ve adam geldiği gibi yok olup gidiyor. Fazla heyecan barındırmayan ama öykü işleniş tarzıyla biraz farklı bir tat barındıran bir kitap. Agatha Christie'nin başka kitapları da var elimde. Umarım onlar bu kitap gibi değildir. Keyifli okumalar...
kamera
Ölümün Tam Zamanı
kamera
Agatha Christie
ucnokta_yatay-1
yildiz
6.8/10 · 587 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
422 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Türk tarihinin 1940 ile 1960 arası dönemlerine ışık tutan, bir kadının genç kızlığını, çocukluğunu en saf ve en temiz haliyle anlattığı bir roman. Ayşe Kulin Umut ve Veda kitaplarında aile büyüklerinin hayat hikayesini anlatmayı bitirdikten sonra kendi hayatına odaklanıyor ve kendi dürbününe takılanları aktarıyor bizlere. Dönemin hem sosyal hem de siyasal portresini onun gözlerinden okuyoruz. Türkiye'de zengin konak hayatının bittiğini ve artık insanların apartman dairelerine sıkışmakta zorlandığını, yani Türkiye'nin değiştiğini kitapta okuduklarınızdan kendiniz çıkarıyorsunuz. Kitap sizi sıkmadan Ayşe Kulin'in hayatının dönüm noktalarını çok da derinlemesine incelemeden anlatıyor bizlere. Ben okurken keyif aldım. Dilerim siz de alırsınız. Keyifli okumalar...
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
184 syf.
·
21 günde
·
Beğendi
·
6/10 puan
Amin Maalouf'un kalemini severim. Özellikle Semerkand'ı ve Doğudan Uzakta'yı severek okumuştum. Bu kitabını diğerleri kadar severek okumadım. Özellikle ilk yarısında yer yer kurgunun akmadığı zamanlar oldu. Kitabın ikinci yarısını ise boğazımda kocaman bir düğümle okudum. Kitap hikayesi daha doğmadan önce yazılmaya başlamış olan, soyu Osmanlı'ya dayanan İsyan'ın öyküsünü anlatıyor. İsyan sıradan bir doktor olmak isterken küçük bir tesadüf onu başka bir hayat yaşamaya sürüklüyor. Hayattaki seçimlerimizin ve yaşamımızda karşımıza çıkan küçücük şeylerin bile hayatımızı ne derecede etkileyebildiğine şahit oluyoruz. Kitabın yarısına gelene kadar çok da ilgi çekici bir şey okumuyoruz. İçerik hakkında biraz bilgi vereceğim. İsyan'ın bir şekilde direnişe katılması, direnişte küçük roller alması, Clara ile tanışması, evlenmesi, savaşın bitmesi gibi şeyler anlatılıyor. Aslında bunlar da doğru atmosfer yaratılarak daha ilgi çekici şekillerde anlatılabilirdi ancak bu kısımlar çabuk geçiştirilmiş. Kitabın asıl etkileyici kısmı son yarısı. İsyan bir akıl hastanesine kapatılıyor ve ömrünün kalan yıllarını da burada geçirmeye mahkum oluyor. Akıl hastanesinde ona verilen ilaçlarla oradan kurtulmaya bile çalışmayan, çalışamayan İsyan'ın mücadelesini boğazım düğümlenerek, şok içerisine okudum. Kitap İsrail-Filistin meselesine daha çok değinseydi, hem Yahudilerin hem de Arapların çektiği acıları anlatsaydı daha iyi bir noktaya varılabilirdi zannımca. Ne 2. Dünya Savaşı zamanında ne de Yahudi-Arap savaşları zamanında politik atmosfer iyi yansıtılamamış. Halbuki bu kısımlar daha çok ilgi çekici olurdu diye düşünüyorum. Kitabı arka kapağında yazan açıklamalardan daha az ilgi çekici bulacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar :)
kamera
Doğu'nun Limanları
kamera
Amin Maalouf
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3/10 · 24bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
473 syf.
·
9 günde
·
5/10 puan
Kitabın güzel ve ilgi çekici kapağına aldanıp almıştım bu kitabı. Her açıdan merak uyandırıcı bir karakter Vlad Dracula. Okuduğum en sıradan tarihi romanlardan biriydi diyebilirim. Dracula'nın vampir efsanelerine değil de daha çok insani yönüne odaklanılmış. Kitap birkaç kısa bölümden sonra Kont Janos Horvathy'nin Dracula'nın ölümünden yıllar geçmesinden sonra itirafları başlatmasıyla açılıyor. Dracula'nın geçmişinden gelen 3 kişi 3 ayrı bölmeye oturtulup Dracula hakkında anlatılan efsaneleri bir kalemde geçip gerçekleri bulmaları için konuşturuluyor. Horvathy'nin amacı bu itirafları Kardinal'e dinletip Dracula'yı biraz olsun temize çıkarmak ve yaşarken Dracula'nın lideri olduğu Dragon tarikatının sancağı altında yeni bir Haçlı ordusu toplamaktır. Edirne Sarayı'nda, Vlad'in sürgün yıllarından başlayan bu hikaye başarısız bir hükümranlık döneminden sonra tahtına tekrar oturan Dracula'nın Transilvanya'yı kanla, dehşetle ama aynı zamanda hakla ve adaletle yönetmesini anlatıyor. Türklerle olan mücadelelerine de genişçe yer ayırıyor. Kitap sürpriz bir sonla bitmesine rağmen beni yine de tatmin etmedi. Anlatımı biraz yavan buldum açıkçası. Ancak kitabın bana öğrettiği bambaşka bir şey oldu. İnsanlar tarihi istediğine göre yoğurup istediği şekilde biçim verebiliyor. Üstelik bunu hiçbir belgeye dayandırmadan, sadece romanında anlatarak yapabilir. Hemen hemen bütün Türk tarihinde şanlı bir şekilde anılan Fatih Sultan Mehmed bu kitapta zalim, kibirli, kimi zaman korkak ve kan içici bir canavar olarak anlatılmış. Bu kısımları okudukça isteyen herkesin tarihi istediği şekilde kurgulayıp insanlara dilediği şekilde anlatabileceği, istediği herkesi kandırabileceğini düşünmeden edemedim. Keyifli okumalar...
kamera
Vlad
kamera
C. C. Humphreys
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.3/10 · 13 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
238 syf.
·
Beğendi
·
7/10 puan
Kitap 4-5 gibi çok uzun bir zamandır kitaplığımın köşelerinde bekliyordu :) Kitabı okuyup bitirdikten sonra hakkını yediğimi düşündüm (Evet, kitapların insanların üzerinde hakları vardır, öyle alıp bir köşeye atamazsınız :)) Daha önce okumalıymışım bu kitabı. Kitap çok özel ya da çok farklı bir hikaye anlatmıyor bize. Özellikle Ertuğrul fırkateyninin yola başlangıç ve devam aşamalarında sarayla olan ilişkiler, konuşmalar ve yazışmalar kısmını çok beğendim. Yüzlerce denizcinin bedelini canıyla ödediği bu yolculuk sarayda, rahat koltuklarında, bir masa etrafında toplanıp kendi kişisel çıkarları uğruna verdikleri birkaç önemli adamın iki dudağının arasından çıkan kararlar neticesinde başlıyor. İstanbul'dan törenle başlayan yolculuk Japonya yakınlarında son bulacaktır ve Ertuğrul tarihin en hazin sonlarından birini yaşayacaktır. Teğmen Nureddin ve geyşa Mayumi arasında anlatılan aşk da oldukça güzel ve sade anlatılmıştı. İki sevgilinin birleşmesinin çok zor olduğu ve kasetlerinin birlikte yazılmadığını daha baştan anlıyorsunuz. Roman Japon ve geyşalık kültürüne de yer veriyor. Yaşlı gemi Ertuğrul'un fırtınalarla boğuştuğu sahneler de oldukça güzel ve gerçekçi anlatılmıştı. Oldukça kuru bir anlatıma sahip olmasına rağmen ben genel manada kitabı beğendim. Herkese keyifli okumalar...
kamera
Hoşçakal Mayumi
yildiz
7.3/10 · 25 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
151 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;