• TREN

    -Oturabilirmiyim?
    Cama dönük yüzünü bana çevirdi, İfadesiz bi suratla yüzüme baktı önce kadın, nezaketen sormuştum pişman oldum.
    -Oturabilirsiniz dedi cansız bi sesle belli belirsiz. Teşekkürler deyip cam kenarına, tam karşısına oturdum valizimi yere ayaklarımın arasına sıkıştırdım.Koltuk pek rahat değildi ama bir iki saat idare edebilirdim.Kadın camdam kendi yansımasını izliyordu ve arada bir dudakları kımıldıyordu. Sanırım bir iç hesaplaşması vardı kendiyle. Güzel ince dudakları vardı, yüzüne orantılı ince bir burnu ve ela gözleri vardı kadının.Çok asil duruyordu. Yüzünde makyaj falan yok, saçları gelişigüzel bir şekilde toplanmış. Belli ki ani bi kararla çıkmış bu yolculuğa, seyahat değil de bir kaçış gibi daha çok…
    Kaç dakika geçti bilmiyorum kadınla konuşmaya karar verdim. Nasıl bir giriş yapayım önce adını mı sorsam, yoksa ‘klasik yolculuk nereye’ mi desem diye düşünürken içeri kırk beş elli yaşlarında bir adam girdi önce, sonrada ondan biraz daha genç bir kadın girdi. 'İyi iyi' dedi adam 'bak burası boşmuş oturalım zaten yolumuz kısa' diyip karşıma, henüz tanışmadığım kadının sağına oturdular. Çanta valiz hiçbir şey yoktu yanlarında. İlk bakışta kadın adama göre daha modern giyimliydi, ilk gördüğüm ana göre daha genç göründü gözüme. Adam başıyla selam verdi içeri. Bende aynı şekilde başımla selamladım adamı. Karşımdaki kadın bu olup bitenlere hiçbir tepki vermedi. Hala camdan dışarı bakıyordu manzarayı izler gibi değilde bir yer arıyor gibi camdan kayan yağmur damlalarının arasından.
    Uzun sıkıcı bir sessizlik oldu. Elli yaşlarındaki adam bozdu bu sessizliği - ee molla nereye bakem yolculuk?
    Amca benden hızlı çıkmıştı. 'Askere gidiyorum amca' dedim. Karşımdaki kadın kafasını bize çevirdi gözleri tahmin ettiğimden daha güzeldi. Ama konuşmadı.Amca 'uğurlu olsun bakalım' dedi 'sen daha büyük duruyon ya'.
    -Tecil etmiştim ben ama tescili bozdum bedelli gidiyorum şimdi, yirmibir gün' dedim.
    Neden böyle bir yalan söyledim bilmiyorum.Sahi ben nereye gidiyorum, bileti ne zaman almıştım, gara nasıl gelmiştim hiçbir fikrim yoktu, kaçmak böyle bir şeydi herhalde..Kimseye hesap vermem diyen ben, şimdi bana ben olduğumu hatırlatan her şeyden kaçıyorum… Benim ne işim var Eskişehir’ de Yeni bir başlangıç için neden orayı seçmiştim hangi sebep ikna etmişti beni.
    Sonra çok düşünerek aldığım kararların hayatımı nasıl mahvettiği geldi aklıma. Sakinleştim.
    Şükür ki amca uzatmadı daha fazla 'uğurlu olsun' dedi tekrar. Yine bir sessizlik oldu bu sefer sordum amcaya 'sizin yolculuk nereye?
    -biz gitmiyor, dönüyoz biz merkeze kadar trenle gidicez ordan otobüsle memlekete Aydın a döncez.
    -nerden dönüyorsunuz peki.?
    Sol elinin işaret parmağıyla sağ omuzunda uyuyan kadını göstererek 'bu' dedi ' benim en büyük kızım burda evliydi, dövermiş kaç zamandır kocası bunu çocukları olmuyor diye, bize söylememiş kaaç sene çekmiş, en son dayanamayıp anlatmış kardeşine bende duyar duymaz gelip aldım kızımı memlekete dönünce bi avukat bakıcaz artık. Sohbet beni sıkmaya başlamıştı ama amca devam ediyordu,'ben tek başıma büyüttüm kızlarımı, bu en büyüğü iki tane daha var. Biride ankarada evli öbürü bekar beraber kalıyoruz…
    İlerleyen dakikalarda amca karısının nasıl öldüğünü çocukları nasıl zor büyüttüğünü hem üzülerek hem gururlanarak anlattı, aklımda kalan "yirmi üç sene oldu molla" dedi "yirmi üç sene önce öldü karım, hala alışamadım yokluğuna…"
    Amca anlattıkça anlattı işsizlik, siyaset…
    Dakikalar sonra tekrar bir sessizlik oldu ama bu seferki huzur doluydu.Bu kadar konuşmanın içinde cam kenarında oturan kadın sadece su içmek için kımıldadı yerinden. Telefonuna onlarca bildirim sesi geldi bir kere bile bakmadı.amcada uyumuştu artık.
    Kulaklığım geldi aklıma çantama baktım yoktu. Çıkarken masanın üzerinde bıraktığımı hatırladım, tam zamanıydı aslında..
    Sıkılıyorum kadınla konuşacak cesaretim iyice kırılmıştı. Çantamı kurcalarken beyaz not kağıtlarını gördüm çıkardım ve onlarla oynamaya başladım. Önce bi uçak yaptım, sonra bir kurbağa birden kadının benim ellerime baktığını farkettim yaptıklarım dikkatimi çekmişti. Sonra fil yaptım. Trenin hoparlörlerinden beş dakika sonra ineceğim durağa ulaşacağımız uyarısı geldi. Hemen bir kağıt daha çıkardım, kadın artık dikkatle beni izliyordu. Ben hızlı hızlı katlanmaya devam ediyordum. Durağa geldiğimizde bende işimi bitirmiştim. Ayağa kalktım kadının yanına gittim, bana bakıyordu katlanmış kağıdı ona doğru uzattım iki avucunu birleştirip göğsünün hizasına getirdi, bende beyaz bir kuğuyu avuçlarının içine bıraktım. Bir müddet avuçlarının içindeki kuğuyu inceledi, hiç konuşmadı, teşekkür etmedi sadece kağıda baktı.
    Kafasını kaldırıp bana baktığında, beyaz kağıttan bir kuğu ona ne hissettirdi yada neler hatırlattı bilmiyorum ama gözleri dolmuştu. Ben de hiç konuşmadım,o kadar güzel bir büyüsü var dı ki sessizliğin, ne ismini sordum nede nereye gittiğini. Beyaz kağıttan kuğuyu pencerenin önüne koydu. Pencereden yansımasını izlediği gibi şimdide kuğuyu izliyordu…
    Ben çantamı alıp indim trenden, kadının nereye gittiğini bilmiyorum ama daha tren kalkmadan kadın çook uzaklara gitmişti…
  • _ Senin kanatlar yengede galıveğmiş yine .