• 1) Ahmet Arslan - İslam Felsefesi Üzerine
    2) A.G. Roemmers - Genç Prensin Dönüşü
    3) Amin Maalouf - Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
    4) Anthony Burgess - Otomatik Portakal
    5) Arthur Schopenhauer - Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
    6) Arzu Kadumi - Gazoz Kapakları Birliği
    7) Ayşe Şasa - Bir Ruh Macerası
    8) Balzac - Goriot Baba
    9) Banu/Onur Ertuğrul - Lugat365
    10) Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları
    11) Cahit Zarifoğlu - Menziller
    12) Cahit Zarifoğlu - Sütçü İmam
    13) George Orwell - Hayvan Çiftliği
    14) Cevdet Said - Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
    15) Dino Buzzati - Tatar Çölü
    16) Dostoyevski - Başkasının Karısı
    17) Dostoyevski - Yeraltından Notlar
    18) Dostoyevski - İnsancıklar
    19) Dr. Abdurrahman Kasapoğlu - Carl Gustav Jung'un Kehf Sûresi Tefsiri
    20) Dr. Mehmet Akar - Kehf Suresi Tefsiri
    21) Dr. Mehmet Akar - Yasin Suresi Tefsiri
    22) Ebû Bekir Râzî - Ruh Sağlığı
    23) Emre Bilgiç - Emre ile Emmare
    24) Eugène İonesco - Kırallar Da Ölür
    25) Frederic Gros - Yürümenin Felsefesi
    26) Friedrich Nietzsche - Ruhların Alacakaranlığı
    27) George Orwell - 1984
    28) Georges Perec - Uyuyan Adam
    29) Gogol - Palto
    30) Gökhan Özcan - Ruh Yordamı
    31) Gökhan Özcan - Gözağrısı
    32) Güzide Ertürk - Öbür Dünya Öyküleri
    33) Halil Cibran - Meczup
    34) Hans Fallada - Ayyaş
    35) Haris el Muhasibi - Allah'ı Arayış
    36) Haris el Muhasibi - Kalb Hayatı
    37) Haris el Muhasibi - Mahşer Günü
    38) Haris el Muhasibi - Nefsini Bilen Rabbini Bilir
    39) Haris el Muhasibi - Nefsin Terbiyesi
    40) Haris el Muhasibi - Riya ve Korunma Yolları
    41) İbn Haldun - Mukaddime cilt 1
    42) İbn-i Kesir Tefsiri - Fatiha, Bakara, Ali İmran Suresi
    43) İbrahim Tenekeci - Geldik Sayılır
    44) Jacques Derrida, Mustafa Şerif - İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
    45) Jack London - Martin Eden
    46) Joanna Greenberg - Sana Gül Bahçesi Vaadetmedim
    47) J.R.R. Tolkien - Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair
    48) J.R.R. Tolkien - Tehlikeli Diyardan Öyküler
    49) Karatay Belediyesi 23 Nisan İmam Hatip Ortaokulu 8-A Sınıfı Öğrencileri - İnci Taneleri
    50) Knut Hamsun - Açlık
    51) Lao Tzu - Öğretiler
    52) M. Nakib El-Attâs - İslâm Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi
    53) Mehmet Kara - Bir Başka Açıdan Kutadgu Bilig
    54) Mustafa Akar - Berhayat
    55) Mustafa Kutlu - Tarla Kuşunun Sesi
    56) Necip Fazıl Kısakürek - İbrahim Ethem
    57) Necip Fazıl Kısakürek - Reis Bey
    58) Necip Fazıl Kısakürek - Yunus Emre
    59) Necip Fazıl Kısakürek - Abdülhamîd Han
    60) Nouman Ali Khan - Dirilt Kalbini
    61) NTV Çizgibilim Serisi - Bilinç
    62) NTV Çizgibilim Serisi - Zaman
    63) NTV ÇizgiBilim Serisi - Nietzsche
    64) NTV ÇizgiBilim Serisi - Felsefe
    65) Oğuz Atay - Tutunamayanlar
    66) Oliver Sacks - Karısını Şapka Sanan Adam
    67) Patrick Suskind - Koku
    68) Plutarkhos - Lykurgos'un Hayatı
    69) Ray Bradbury - Fahrenheit 451
    70) Rasim Özdenören - Çok Sesli Bir Ölüm
    71) Rasim Özdenören - Eşikte Duran İnsan
    72) Rasim Özdenören - Kafa Karıştıran Kelimeler
    73) Rasim Özdenören - Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
    74) René Descartes - Yöntem Üzerine Konuşmalar
    75) Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyll ile Mr. Hyde - Tuhaf Bir Vaka
    76) Serkan Üstüner - Hükmen Mağluplar
    77) Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
    78) Stefan Zweig - Korku
    79) Stefan Zweig - Amok Koşucusu
    80) Stuart Sutherland - İrrasyonel
    81) Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Yitik Benler
    82) Taha Kılınç - Kırmadan İncitmeden
    83) Taha Kılınç - 365 Günde Peygamberimin Arkadaşları, (1-37 Gün)
    84) Tolstoy - Efendi ile Uşağı
    85) Ümmü Reyhane - Çocuk Eğitiminde Zayıflık Her Şeydir


    - Psikiyatri -

    1) Orhan Öztürk - Ruh Sağlığı ve Bozuklukları
    2) Tahir Özakkaş - Bütüncül Psikoterapi
    3) James Morrison - DSM-5'i Kolaylaştıran Klinisyenler İçin Tanı Rehberi
    4) A. Winston, R. N. Rosenthal, H. Pinsker - Destekleyici Psikoterapiye Giriş
    5) Alfred Adler - Bireysel Psikoloji
    6) Dennis Diclaudio - Hastalık Hastası, Beden Sağlığından Şüphe Duyanların El Kitabı
    7) Wolfgang Schivelbusch - Keyif Verici Maddelerin Tarihi
    8) Victor Frankl - Duyulmayan Anlam Çığlığı
    9) Victor Frankl - İnsanın Anlam Arayışı
    10) Carl Gustav Jung - Psikoloji ve Din
    11) Carl Gustav Jung - Keşfedilmemiş Benlik
    12) Saffet Murat Tuna - Beynin Gölgeleri
    13) Hal Edward Runkel - Bağırmayan Anne Baba Olmak
    14) Kemal Sayar / Feyza Bağlan - Koruyucu Psikoloji
    15) Gerhard Wehr - Carl Gustav Jung
    16) Maudsley - Psikiyatride Reçeteleme Rehberi (3/4)
    17) Yusuf Karaçay - Bir Psikiyatristle Sohbetler
    18) Dr. Malik Babikir Badri - Müslüman Psikologların İkilemi
    19) Hatice Kübra Tongar - Fıtrat Pedagojisi 2
    20) Prof. Dr. Robert Frager - Manevî Rehberlik ve Benötesi Psikolojisi Üzerine Paylaşımlar

    [ Dergi ]
    Psikeart - Sadizm
    Psikeart - Panik
    Psikeart - Kibir
    Psikeart - Annelik
    Psikeart - Empati
    Psikesinema - Fellini Sineması
    Psikesinema - Sinema ve Mazoşizm

    - İngilizce -

    1) George Graham - The Disordered Mind, An İntroduction to Philosophy of Mind and Mental İllness
    2) Walter A. Kaufmann - Nietzsche: Philosopher, Psychologist, Antichrist
    3) Alexander Nehamas - Nietzsche Life as Literature
    4) Victor Hugo - The Hunchback of Notre Dame
    5) Rita Wilensky - Waiting for Godot, MAXnotes Literature Guides
    6) Paulo Coelho - The Alchemist
    7) David Lieberman - You Can Read Anyone
    8) Tom Butler-Bowden - 50 Psychology Classics
    9) Alfred R. Mele - Why Science Hasn't Disproved Free Will


    - Blinkist -

    1) Michael Shermer - Why People Believe Weird Things
    2) Leonard Mlodinow - Subliminal
    3) Kevin Horsley - Unlimited Memory
    4) Daniel Levitin - This Is Your Brain On Music
    5) Robin S. Sharma - The Monk Who Sold His Ferrari
    6) Kevin Kelly - The İnevitable
    7) Donna Jackson Nakazawa - Childhood Disrupted
    8) Daniel Nettle - Personality
    9) Simon Sebag Montefiore - Jerusalem

    - Bebek/Çocuk Kitapları -

    1) Özkan Öze - Enes'in Bir Sırrı
    2) Özkan Öze - Güzel Bir Koku
    3) Özkan Öze - Zeyd'in Uyku Duası
    4) Özkan Öze - Umeyr'in Yavru Kuşu
    5) Samed Behrengi - Küçük Kara Balık
    6) Şermin Çarkacı Yaşar - Çok Hayal Kuran Çocuk
    7) Jane Foster - İlk Sözcüklerim
    8) Jane Foster - 1 2 3
    9) Pearson Bebek Dokun ve Hisset;
    - Hayvanlar
    - Oyun Zamanı
    - İlk Kelimeler
    - Vınn! Vınn!
    10) Pearson Bebek Dokun Öğren;
    - Renkler
    - Oyun Zamanı
    - Şekiller
    - Neşeli Saklambaç
    11) Erich Kästner - Don Kişot
    12) Helen Stratton Would - Ayı Kim Çaldı

    - Webnovel -

    1) The Kings Avatar (3700 sayfa)
    2) Reincarnation Of The Strongest Sword God (2500 sayfa)
    3) Chaotic Sword God (1500 sayfa)
    4) Virtual World: Close Combat Mage, (1000 sayfa)
    5) Release That Witch (2250 sayfa)
    6) The Strongest System, (1200 sayfa)
    7) Shadow Hack, (450 sayfa)
    8) Night Ranger, (2500 sayfa)
    9) Mmorpg: Martial Gamer, (1350 sayfa)
    10) Forty Millenniums of Cultivation, (1800 sayfa)
    11) Legend of the Perfect Emperor (150 sayfa)
    12) Last Wish System (400 sayfa)
    13) Number One Dungeon Supplier (200 sayfa)

    Her ne kadar son 2 ayda diyetimi az biraz bozmuş olsam da 1 yıl önce bilgisayar ve telefon oyunlarını bıraktığım günden beri 120 küsür kitap ve yarıdan fazlası kalitesiz 19000 sayfa Çin romanı okumuşum. Onun yerine bir sürü başka kitap okunurdu, çok olmuş biraz :)
  • Sonra şeytan onların ayaklarını kaydırıp Cennet nimetlerinden mahrum kalmalarına sebep oldu.
    Biz de “Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin,” dedik. Orada belirlenmiş bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasip vardır.
    Kolektif
    Sayfa 5 - Yeni Asya Neşriyat/ Şaban Döğen
  • (Hristiyanlığı bozan yahudi vezir. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.)

    Taassub yüzünden hıristiyanları öldüren yahudi
    pâdişahın hikâyesi

    • Yahudiler arasında, Îsâ düşmanı ve hıristiyanları öldüren zâlim bir hükümdar vardı.

    325 • Halbuki peygamberlik zamanı ve nöbeti Hz. Îsâ'ya gelmişti. Mûsâ devri geçmişti. Öyle olmakla beraber o Mûsâ'nın, Mûsâ da onun rûhu gibi idi.31 31 "Allah'ın peygamberlerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz." Bakara Sûresi 285. O şaşkın pâdişah, Allah yolunda, Îsâ yolunda yürüyen, Hakk dostları olan Mûsâ ile Îsâ'yı birbirinden ayrı sandı.

    338 • O yahudi pâdişahın sapık ve hileci öyle bir veziri vardı ki, hile ile akan suyu bile düğümlerdi. Bu vezir dedi ki: "Hıristiyanlar, canlarını kurtarmak için, dinlerini pâdişahtan gizlerler. 34

    340 • Bu sebeple bu kadar çok hıristiyan öldürme, çünkü, öldürmede fayda yoktur. Din misk ve öd ağacı değildir ki kokusu çıksın. Din, yüzlerce kılıf içinde gizlenmiş bir sırdır. Dışı seninle uyum halindedir. Sana benzer. Ama içi seninle çekişmede, sana uymamaktadır." Pâdişah vezire sordu ki: "O halde ne tedbir alalım? Bir yalan ve hile olan hıristiyanlığın yayılmasını nasıl önleyelim? Ne yapalım ki, dünyada hıristiyanlığı açığa vuran veya gizleyen bir hıristiyan kalmasın." Vezir dedi ki: "Ey pâdişahım, sen bana kızmış, gazap etmiş görünerek emir ver, kulağımı, elimi kestir. Burnumu, dudağımı yardır.

    345 • Ondan sonra beni dar ağacına göndert. Tam o sırada bir şefaatçi senden suçumun bağışlanmasını niyâz etsin. Sen bu işi, dört yol ağzı bir yerde, tellâl çağırılan kalabalık bir pazarda yaptır. Ondan sonra da beni yanından uzaklaştır, uzak bir şehre sür ki ben orada hıristiyanlar arasına şer ve fitne, karışıklık salayım. Ben onlara diyeyim ki: `Ben de hıristiyanım ama, dinimi gizli tutarım'. Ey sırları bilen Allah'ım, sen benim gönlümü, inancımı biliyorsun. Pâdişah benim hıristiyan olduğumu anladı. Yahudilik taassubu yüzünden beni öldürtmek istedi.

    350 • Ben de dinimi pâdişahtan gizlemek, onun dininden görünmek istedim. Pâdişah, benim sırlarımı anladı. Sözlerim onun yanında kusurlu göründü. Dedi ki: Senin sözlerin, içinde iğne bulunan ekmek gibidir. Benim gönlümden, senin gönlüne pencere var. Ben o pencereden senin halini gördüm, onun sözlerine inanmam. Eğer Îsâ'nın rûhâniyeti bana yardım etmeseydi, pâdişah yahudilik gayreti ile beni parça parça ederdi.

    355 • Îsâ uğruna canımı, başımı veririm ve bunu canıma yüz binlerce minnet sayarım. Îsâ’dan canımı esirgemem. Fakat Onun dinine dâir iyiden iyiye bilgim vardır. Hıristiyanlara yararlı olmak için ölmek istemiyorum. O pâk dinin, bilgisizler arasında kalıp yok olmasından üzülüyorum, hayıflanıyorum. 35 Allah'a ve Îsâ'ya şükür ki, biz bu hak dinin yol göstericisi olmuşuz. Belimize hıristiyanlık zünnarını bağladığımızdan beri, yahudilikten kurtulduk.

    360 • Ey insanlar, devir Îsâ'nın devridir. Onun dininin sırlarını candan ve gönülden dinleyiniz." Vezir, bu hileyi, pâdişaha sayıp dökünce pâdişah'ın gönlünden endişeyi giderdi. Pâdişah, vezirin dediği, istediği şeyleri yaptırdı. Halk, vezirin başına gelen acıklı hallerden, bu gizli ve hileli işlerden dolayı şaşırıp kaldı. Veziri, hıristiyanların bulunduğu memlekete sürdü. O da gittiği yerlerde halkı dine dâvete başladı. Yüz binlerce hıristiyan azar azar onun etrafına toplandı. Vezir onlara, gizlice, İncil'in, zünnarın ve namazın sırlarını anlatıyordu.

    365 • Vezir, görünüşte din vâizliği yapıyordu ama, bâtında, hakîkatte o, kuşu avlayanların ıslığı ve tuzağı gibi idi.

    371 • Hıristiyanlar tamamiyle o vezire gönüllerini verdiler. Esasen câhil kişileri bir şeye inandırmak zor değildir ki... Gönülleri, vezirin sevgisi ile doldu, taştı. Onu Îsâ'nın vekili sandılar. Halbuki o vezir, hakîkatte, tek gözlü mel'un Deccal idi. Ey yardımcıların en güzeli olan Allah, feryadımıza yetiş!

    345 . O imansız vezir, âdetâ, badem ezmesi içine, sarımsak saklar gibi hile ile din nasihatçılığı yapıyordu. Hıristiyanlar arasında zevk ve anlayış sahibi olanlar, vezirin tatlı sözleri arasında bir de acılık duyuyorlardı. Vezir çok mânâlı, nükteli sözler söylüyordu, fakat o sözler, içine zehir karıştırılmış şeker şerbeti gibi idi. Sözünün dış yüzünden; "Hakk yolunda gayretli ol, çabuk ol." mânâsı çıkıyordu. Hakîkatte, çalışıp da ne yapacaksın, tenbellik et, keyfine bak dediği seziliyordu.

    452 .Vezirin sözleri, anlayışlı ve zevk sahibi olmayanların boyunlarına birer halka olup geçiyordu. Vezir, altı sene yahudi pâdişahtan uzak kaldı ve bu müddet içinde Îsâ ümmetinin âdetâ sığınağı oldu. 36 Bütün hıristiyanlar dinlerini de, gönüllerini de ona verdiler. Herkes onun emri ile seve seve ölüme atılıyordu.

    455• Pâdişahla vezir arasında haberleşmeler vardı. Pâdişah, gizlice, ona, gönül alıcı vaadlerde bulunuyordu. Vezire; "Ey benim değerli ve makbul vezirim. Vakit geldi, çattı. Artık, gönlümden bu dert çıksın gitsin" diye mektup yazdı. Vezir de ona; "Pâdişahım, ben şu anda, Îsâ dininden olanlara fitneler fesadlar salmaktayım." diye cevap verdi. O devirde Îsâ dininden olanları yöneten on iki emîr vardı. Her fırka, bu on iki emîrden birine uymuş, faydalanmak için ona kul köle kesilmişti.

    460. Bu on iki emîr ile onlara uyanlar, o soysuz vezirin tuzağına düşmüşlerdi. Onların hepsi de onun sözüne inanıyor, hepsi de, onun gidişine ayak uyduruyordu. Ona öyle inanmışlar, öyle bağlanmışlardı ki, vezir, öl dese emîrlerden her biri, hemen onun önünde can verirdi. Vezir, her emîrin adına ayrı bir tomar hazırladı. Her tomarda bulunan yazılar, meslek ve mezheb yönünden bambaşka idi. Birbirini tutmuyordu. Bu tomarların her birindeki ayrı hükümler, emirler bir başka çeşitti. Her hüküm, baştan sona, ötekinin hilâfı ve zıddı idi. Her emir, öteki tomardaki emre aykırı idi.

    465. Tomarın birinde riyazet ve açlık yolunu, tevbenin esası, Allah'a dönüşün şartı saymıştı. Diğer tomarda, hak yolunda riyazetin bir yararı yoktur. İnsan ancak cömertlikle Hakk'ı bulur, demişti. Başka birisinde ise, sen aç durmakla veya cömert olmakla, Allah'ına şirk koşmuş olursun, denilmekte idi. Gamlı olduğun zamanda da, esenlik çağında da tam mânâsıyla Allah'a
    teslim olmaktan başka her şey hile ve tuzaktı. Tomarın birinde denmişti ki: "Kulun yapması gereken şey, hizmet ve ibâdettir. Yoksa ibâdetsiz bir tevekkül ve teslimiyet fikri suçtur." 37

    470 • Allah'ın bize; "Şunu yap, bunu yapma." diye emredişi, biz bunları yapalım veya yapmayalım maksadı ile değildir. Bize bizim aczimizi, zavallılığımızı bildirmek için verilmiştir. Böylece bu emirlerle, aczimizi, beceriksizliğimizi görelim, bilelim de bu acz
    zamanında Hakk'ın kudretini daha çok anlayalım, diye düşünülmüştü. Tomarın birinde ise; "Aczini görme, kendine gel, aklını başına al, çünkü kendini âciz görmek, Allah'ın verdiği ni'meti görmemek, ni'mete kâfir olmaktır. Kendi gücünü, kudretini gör, çünkü güç de, kudret de ondandır. Kendindeki
    yapma gücünü Allah'ın bir ni'meti bil." denmişti. Başka bir tomarda ise; "Bu ikisinden de, yâni kendini her bakımdan âciz
    görmekten veya kendinde Hakk'ın kudretini bulmaktan vazgeç. Çünkü tevhid yolunda, göze görünen her şey bir puttur." denmişti.

    475 • Tomarın birinde de, şu görüş mumunu söndürme, çünkü bu görüş, bu nazar erenler meclisinin mumudur, nûrudur, diye yazılmıştı. Dikkat et, kemale ermeden, eğer nazardan, görüşten, hayâlden, istidlâlden vazgeçer isen, vuslat gecesinin yarısında mumu söndürmüş, karanlıkta kalmış olursun. Bir tomarda da; "Yarattıklarına bakarak, Allah'ı dışta arama, korkma, görüş
    ve istidlâl mumunu söndür, söndür ki, karşılığında yüz binlerce mânevî nazar, görüş bulasın. Çünkü dışta yanan görüş mumu söndürülünce, içteki can mumunun nûru artar. Aşkın acılarına sabreder olduğun için, Leylâ, sana Mecnun olur. Kim zâhidliğe kalkışır da dünyayı terk ederse, dünya ona daha çok yaklaşır, daha çok kendini gösterir." diye yazılmıştı.

    480 Tomarın birinde şöyle deniliyordu: "Allah, sana her ne ihsan etti ise, her ne verdi ise, yaratırken, onu sana sevdirmiştir, tatlılaştırmıştır. Sen de onu al, çünkü, Cenâb-ı Hakk, onu sana kolaylaştırmıştır, hoş bir hâle getirmiştir. Onu tatlılıkla kabul et, kendini zahmete sokma."32 32 Hz. Ömer'den rivâyet edilen bir hadîste "Dinde pek ince eleyip sık dokumadan sakının. Zira, Allah, dinde kolaylık göstermiştir. Dinin emirlerini takatınız, miktarı ifâ ediniz", buyurmuştur. Tomarın birinde ise şöyle yazılmıştı: "Senin olanı, kendine âit olanı terk et, çünkü senin tabiatının beğendiği şey iyi değildir." 38 Görmüyor musun? Birbirine aykırı düşen yollar, insanlara kolay görünmüştür de herkes kendine bir din seçmiştir. O din, o kişiye can kesilmiştir. Eğer Allah'ın kolaylaştırdığı yol, doğru bir yol olsaydı, her yahudi, her ateşe tapan, Allah'tan haberdar olur, Allah'ı tanırdı.

    485 • Tomarın birinde de; "Allah'ın kendine varan yolu kolaylaştırması demek, o yolun rûha gıda, gönle hayat oluşudur. İnsanın nefsinin zevk sandığı şeyler, gelip geçicidir. Çorak yere ekilmiş tohum gibidir. Bitmez, meyve vermez. Ondan elde edilecek mahsul pişmanlıktır. Kârı da zarardan başka bir şey değildir." denilmişti.

    490 • Tomarın birinde; "Bir yol gösterici, bir mürşid bul, akıbeti, sonu görme gücünü, şunun bunun soyundan gelmekte ve bununla övünmekte bulamazsın." denmişti.

    493 .Başka bir tomarda ise; "Aslında mürşid sensin, çünkü mürşidin mürşid olduğunu, ancak sen bilirsin, sen tanırsın.

    494 • Adam ol da, başkalarına tabî olma. Yürü, kendi yolunu kendin seç. Mürşid bulmak arzusu ile şaşırıp kalma." diye yazılmıştı.

    495 • Başka bir tomarda ise; "Aslında bu ayrılıkların, bu çoklukların hepsi de birdir. Biri, iki gören kişi, şaşı bir zavallıdır." deniyordu. Bir diğer tomarda da; "Yüz sayısı nasıl olur da, bir sayılır, böyle düşünen delidir." denmişti. Bu sözlerin her biri diğerine ters düşen, zıt düşen bir sözdür. Şekerle zehir bir olabilir mi?33 33 Bu beyitte zıtlar âlemine işâret olduğu gibi, Cenâb-ı Hakk'ın Celâl ve Cemâl sıfatlarının tecellîsi de hatıra gelebilir. Şekerden de zehirden de vazgeçmedikçe, sen Vahdet Gülzarı'ndan nasıl koku alabilirsin? Îsâ dininin düşmanı olan vezir, on iki tomara, işte bu çeşit yazılar yazmıştı. O vezir, Îsâ’daki vahdeti, renk birliğini idrâk edememişti. Ve Îsâ’ nın mânâ köyündeki huydan da, bir huy edinememişti.34 34 Senâî Hazretlerinin Hadîka'sında şu meâlde bir beyit var: "Yeryüzünde görülen çeşitli renkler, vahdet küpünde tek bir renge çevrilir." 39

    52l • Vezir de pâdişah gibi bilgisizdi, gafildi. Bu yüzden Kadîm olan, kendisinden kaçmaya imkân bulunmayan Hakk'la pençeleşmeye kalkıştı. O, bir anda içinde bulunduğumuz âlem gibi yüzlerce âlemi yoktan var edecek bir Hakk'la uğraşıyordu.

    549 . Vezir kendiliğinden başka bir hileye baş vurdu. Vâ’z ve nasihatı bıraktı, halvete çekildi.

    550 • Halvette kırk, elli gün kadar kalıp, müridlerini ayrılık ateşine yaktı. Halk onun insana huzur veren halinden, güzel konuşmalarından, sohbet zevkinden ayrı düştükleri için deli divâne oldu. Müridler diyorlardı ki: "Sensiz, bizim için hidayet nûru yoktur. Sopasını tutup yol gösteren biri olmayınca körün hali nice olur? Allah aşkına, büyüklüğünün başı için, bize ikrâm ve ihsanda bulun, bizi daha fazla kendinden ayırma.

    555 • Biz çocuklar gibiyiz, sen bizim dadımızsın. Terbiye ve irşad gölgeni, başımızdan eksik etme." Vezir dedi ki: "Rûhum dostlarımdan uzak değildir. Fakat halvetten çıkmama izin yoktur." Hıristiyan emîrleri şefaat dilemek, müridler de nefislerini kötülemek, suçlarını i'tiraf etmek için vezirin yanına geldiler. "Ey kerem sahibi!" dediler. "Biz, ne bedbaht kişileriz ki, senden ayrı düşünce, her şeyimizi kaybettik; gönülden de, dinden de yetim kaldık. Sen halvetten çıkmamak için bahaneler buluyorsun, bizimse, dertli yüreğimiz yanıyor da, soğuk soğuk ah edip duruyoruz.

    560 • Biz senin güzel sözlerine alışmışız, hikmet sütünü içmişiz. Allah aşkına, bize bu cefada bulunma, lutfet, ihsan et. Bugün yapacağın iyiliği yarına bırakma."

    565 • Vezir dedi ki: "Aklınızı başınıza alınız, ey dedikodu düşkünleri, ey dilin söylediklerinde, kulağın duyduklarında hikmet ve nasihat arayanlar.35 35 Güzel söz söyleyen, şeyh geçinen, fakat söylediklerini yaşamayan, hal sahibi olamayan kişiler kasdediliyor. 40 Şehvet duygusunun kulağına pamuk tıkayınız. Yâni, süflî, aşağı duygulara âit sesleri duyan, şu görünen baş kulağınızı sağır hale getiriniz ki, can kulağınız açılsın da, Hakk'ın, hakîkatin sesini duyabilesiniz. Gözünüzden de, dünya sevgisi bağını kaldırıp atınız... Aslında şu görünen baş kulağımız, can kulağımızın pamuk tıkacıdır. Bu sebepledir ki baş kulağımız tıkanmadıkça, can kulağımız sağır olarak kalacaktır. Nefsanî duygulardan uzak, âdetâ duygusuz kalın, sağır olun, düşüncesiz bir hâle geliniz ki Hakk'ın; `Rabbine dön' hitabını işitebilesiniz.36
    36 Fecr Sûresi 27-30. Sen, uyanık kaldıkça, uyanıklık dedikodusu ile uğraştıkça, uykuda gizlenen rüyâlardan, rüyâlardaki konuşmalardan nasıl mânâ kokusu alabilirsin? Görünen âlemin sırlarından nasıl haberdar olabilirsin?" Müridlerin hepsi de dediler ki: "Ey bizden kaçmak için bahane arayan hekîm, bu hileyi, bu cefâyı bize yapma.

    585 • Senin sözün, şeytanı susturur, ağzından çıkan kelimeler, kulaklarımızı akılla doldurur.

    588 • Sen olmayınca, gökyüzü bile bize karanlıktır. Ey mânevî ay, sana nisbetle şu gökyüzü kim olabilir? Gökler, görünüşte çok yüksektir. Fakat mânevî yükseklik, yücelik, tertemiz olan rûhlara mahsustur.

    590 . Görünüşteki yükseklik, cisimlere âittir. Cisimler ise mânâya nisbetle isimlerden ibârettir." Vezir, müridlerine dedi ki: "Sözü uzatmayınız, öğüdümü canla ve gönülle dinleyiniz. Bana inanıyor ve güveniyorsanız, ben emîn isem, emîn olan kişi suçlanmaz, ben yeryüzüne gök desem, bu böyledir, benden şüphe edilmez. Eğer ben, kemal sahibi isem, kemali neden inkâr ediyorsunuz? Kemal sahibi değilsem, bu zahmet, bu azar neden? Ben, bu halvetten çıkmayacağım, çünkü ben, burada içime kapanmış, gönül ahvali ile meşgulüm."

    595 • Müridlerin hepsi birden dediler ki: "Ey vezir, biz, senin kemalini inkâr etmiyoruz. Bizim sözümüz ağyar sözüne benzemez. Senden ayrı düştüğümüz için, gözlerimizden yaşlar akmada, canımızın tâ içinden, ahlar, eyvahlar coşup durmaktadır." 41

    643 • Vezir içerden seslendi de dedi ki: "Ey müridler, şunu bilmiş olun ki, Hz. Îsâ'dan bana, bütün dostlarından ve yakınlarından ayrıl, tek başına kal...' diye haber geldi.

    645 • Yüzünü duvara çevir, yalnız başına otur. Hatta, kendi varlığından, benliğinden, benlikten bile uzaklaş, halvet et. Bundan sonra, bana konuşmaya izin yoktur. Bundan sonra benim, dedikodu ile de işim gücüm kalmamıştır. Dostlar, Allah'a ısmarladık. Artık ben öldüm. Varımı yoğumu dördüncü kat
    göğe taşıdım. Böylece istedim ki, dünyanın ateşle dolu derinliklerinde bir odun gibi zahmetler ve meşakkatler içinde yanmıyayım. Bundan sonra dördüncü gökte, Hz. Îsâ'nın yanında oturacağım."

    650 • Sonra, vezir, bütün hıristiyan emîrlerini, birer birer çağırdı, her biri ile ayrı ayrı görüşüp, konuştu. Herbirine dedi ki: "İsâ dininde, Hakk'ın vekili benim ve benim halifem de sensin. Öbür emîrlerin hepsi de sana uymak zorundadırlar. Îsâ onların hepsini sana tâbi' kılmıştır. Hangi emîr aksilik yapar, sana uymazsa, onu yakala, ya öldür, yahud esir et. Ama, ben sağ oldukça, bu söylediklerimi kimseye söyleme, ben ölmedikçe de bu reisliğe istekli olma.

    655 • Ben hayatta kaldığım müddetçe bu sırları hiç açıklama, pâdişahlık dâvâsına kalkma, bir çok şehirleri elde etmek sevdasına kapılma. İşte şu tomarı al, onda bulunan, Îsâ dininin hükümlerini ümmete açık bir dille, bir bir oku." O emîrlerden her birine, ayrı ayrı olarak; "Hakk dininin senden başka vekili yoktur." dedi. Emîrlerden her birini, birer birer ta'ziz ve takdis etti. Birine söylediklerini aynen ötekilerine de söyledi. Böylece her birine bir tomar verdi. Her tomarda yazılı olanlar, öbürüne aykırı idi.

    560 • "Elif"den "ye" harfine kadar, nasıl harflerin şekilleri birbirine
    uymuyorsa, o tomarlardaki yazılar da, birbirine uymuyordu. 42

    662 • Bundan sonra vezir, kırk gün daha kapısını kapadı. Sonra da kendini öldürüp, varlığından kurtulup gitti. Halk, onun ölümünü duyunca, mezarının başı bir kıyamet yeri oldu. Onun yası ile halk, saçını, sakalını yolarak ve elbisesini yırtarak mezarının başına öyle bir yığıldı ki...

    665 • Arab'dan, Türk'den, Rum'dan, Kürd'den oraya toplananların sayısını ancak Allah bilirdi. Onun mezarının toprağını başlarına saçtılar, onun derdini kendilerine derman bildiler. Kabri başında bir ay oturup mâtem ettiler, gözlerinden kanlı göz yaşları akıttılar. Bir ay geçtikten sonra halk dedi ki: "Ey emirler, vezirin yerine, sizlerden kim geçecek? Onu bilelim, vezirin yerine ona uyalım. Ona candan bağlanalım, elimizi de eteğimizi de onun eline teslim edelim.

    670 • Madem ki güneş battı da o batış bizim gönlümüzü dağladı. Onun yerine bir çerağ uyandırmaktan başka çare yoktur. Sevgili, göz önünden kaybolunca, bize onun yerini tutacak bir armağan
    gerekir. Gül mevsimi geçip de, gül bahçesi harap olunca, gül kokusunu nereden koklayabiliriz? Gül suyundan..." Emîrlerden biri ileri atıldı. O vefalı insanların yanına gitti. Dedi ki: "İşte o
    zâtın vekili, hatta bu zamanda Îsâ’nın halifesi benim... İşte şu tomar, ondan sonra benim vekil olacağımın belgesidir, şâhididir." Başka bir emîr de pusudan ortaya çıktı. O da vekillik dâvasına girişti.

    700 • O da koltuğunun altından bir tomar çıkardı, gösterdi. Derken ikisini de, bir çıfıt öfkesi sardı. Diğer emîrler de, birer birer ortaya çıktılar, keskin kılıçlarını çektiler. Her birinin elinde bir kılıç ve bir de tomar vardı. Sarhoş filler gibi birbirine düştüler. Yüzbinlerce hıristiyan öldürüldü. Kesik başlardan, tepeler meydana geldi. 43 Sağdan soldan kan selleri aktı. Bu savaş yüzünden havaya dağlar gibi tozlar kalktı. Vezirin ektiği fitne tohumları, başlarına âfet kesildi.37