Hikaye Denemesi - Muzip Adam 4 (SON)
Hikaye bölüm linkleri;

1 - #28712884
2 - #28805487
3 - #28882694

Bodrum katında bir oda, odanın karşı tepesinde küçük bir pencere, pencerenin demir parmaklarından süzülmüş cılız gün ışığı ve gün ışığının belirginleştirdiği tozlar… Küf ve ekşimiş çöp kokusu… Solda ayakları kırık tabureler ve sağ yanda taşla kazılmış duvar yazısı;

Bir mucize olsun.”

Diliges uykusundan omzundaki yaranın verdiği keskin acıyla uyandı. Yarasının üstünde tampon niyetine bastırdığı elini, yalnızca alnına biriken terleri silmek için kaldırıyordu ardından iniltiyle tekrar yaraya bastırıyordu elini. Titriyordu ve nefes alıp verme aralığı hızla düşmüştü. Karşısında eski hocası Daniel duruyordu. Ütülü takım elbisesi, heybetli duruşu ve sert mizacı ile her zamanki gibi korku vericiydi. Diliges için Daniel dönüm noktasıydı. Hailsam’dan kaçışı, isyancı gruplara geçişi gibi çoğu kararının ardında yatan sebep Daniel’di.

Şimdi verilen kararların sorgulanma vaktiydi. Tüm bu yaşananlar, zayıf ve haklı olanın yanında olma düşüncesiyle giriştiği her işin elinde patlamış olması ve kandırılmış olduğu gerçeği… Zoom ve Profesör’ün gayesinin adalet değil de para olduğunu anladığında başından vurulmuşa dönmüştü. Evet, şimdi Daniel’e diyecekleri vardı elbet…

“Yüce Daniel, zeki, ahlaklı Daniel… Bana öğrettiğin her şey, hepsi yanlışmış, tümü yalanmış. Okuttuğun kitaplardaki her şey sahteymiş. Onur, şeref, doğru yol… Hani neredeler?”

“Diliges… Parlayan yıldız Diliges… Dünyanın bir numarası olacakken… Şu vaziyetine bak, bir kurşun yarası, isyan faaliyetleri, adam öldürmeler, casusluk, para çalmalar… Daha sayayım mı, ister misin? Sen gerçekten bu musun? Ha Diliges… Onur, şeref, doğru yol. Aradığın şey o kitaplarda değil. Aradığın şeyi okuyarak bulamazsın. Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın. Aradığın şeyi dünyada arayacaksın. Aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın. Dünyadaki tüm kitaplar, hesaplar, akıl oyunları, sayfalarca laflar sevginin yerini tutmaz. Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın. Yüreğinle baktığında bana, sana ihanet etmiş bir adam mı görüyorsun karşında…?”

=======

Kızın gözündeki bağın çözülmesiyle, Aien’ın şok olması bir oldu. Karşısında bambaşka bir Diliges duruyordu ve gayri ihtiyari, “Sen…” deyiverdi. Diliges ise gayet muzip;

“Evet ben, sokak serserisi!”

“Sen… Nasıl olur bu? Ne istiyorsun benden, ne yaptım ben sana?”
“Sen bir şey yapmadın ama baban yapacak. Ne oldu, hiç mi fark etmedin, kötü bir adamın kızısın…”

Gordon, arkadan Diliges’e yaklaştı silahını çekti ve omzundan yaraladı onu. Aien’ın çığlığı barakayı inletmişti. Ne olduğuna dair hiçbir fikri olmayan Diliges dizlerinin üzerinde bir omzuna bir Gordon’a bakıyordu. En nihayetinde ağzından sadece “Neden?” sözcüğü döküldü.



“Anlamıyorsun Diliges, sen iyi bir adamsın ama kandırılıyorsun… Profesör, Zoom hepsi paranın kölesi. İşte seni sattılar görüyorsun ya, Harvey’nin yeşili göstermesiyle her şey değişti ve seni sattılar. Harvey seni yakalamakla halkın güvenini daha fazla kazanacak, onlarsa aldıkları paralarla yurt dışına kaçtılar bile.”

Duydukları, omzundaki kurşundan daha çok acı veriyordu. Geriye dönüp baktığında koskocaman bir hiçlik görüyordu. Onur, şeref, hak, adalet… Hep bunlar için yaşamış, bunlar için tüm ömrünü harcamıştı ama şimdi tüm evrende tek başına hissediyordu ve ölüm hemen yanı başındaydı. Esasen yaşama arzusu da kalmamıştı. Başını kaldırdı ve Aien’nın kömür karası gözleriyle karşılaştı. Gözleri yaşlarla dolmuştu handiyse akan yaşlar göl olup Diliges’i ve kendisini alıp götürecek kadardı. Başka diyarlara, kötülükten, yalandan epey uzakta diyarlara. Diliges, Gordon’un bir anlık boşluğunu fırsat bilip, omzuna yakın olan cebindeki kelebeği çıkarıp karnına sapladı. Gordon’un gözleri belerdi, kısık bir ses ve ardından yığıldı kaldı. Diliges sendeleyerek kalktı Aien’ın bağlı ellerini çözdü ardından Aien’ın omzundaki kanamayı durdurmasını izledikten sonra alelacele barakadan ayrıldılar.

Bodrum kattaki halüsinasyonların biri sonlanıp öbürü başlıyordu. Bayılmadan önce hatırında kalan son şeyin kapının açılması ve Aien’ın gelmesiydi…

Dalgaların sakin sakin sahile vururken çıkardığı sese, rüzgârın hafif esintisi eşlik ediyordu. Aien sahilde oynayan kızları Alin’e bir göz attı ve ardından “Hayatım çay ister misin?” diye sordu. Diliges yıllar geçmiş olsa bile muzip hallerinden asla vazgeçmiyordu.

“Hatırlar mısın o gün omzumdaki yaranın acısıyla bir söz vermiştim sana; ‘bir gün çay içelim seninle, çaylar benden manzara senden olsun…’ diye. İşte şimdi sözümü tutmanın vakti, Alin, sen ve deniz benim manzaramken çayları getirme vakti…”


--SON--