"Güneş'in gezegenlerin ve kuyrukluyıldızların bunca olağanüstü bu düzenlenişinin kaynağı ancak zeki be kudretli varlığın niyeti ve efendilik hakları olabilir" /İsaac Newton
Gene de alttan aldı. Kadınlar zaten hep bunu yapardı. Birlikte oldukları erkeğin kendilerinden bir alanda daha bilgisiz olduğunu anladıklarında,onu eleştirmek yerine, kendilerini didikler; onun ilerlemesini beklemek yerine, geri adım atardı. Zekalarını istenen düzeye indirirlerdi ki gereksiz yere çatışma, çelişki,gerginlik yaşanmasın.
İstanbul da çok eskiydi eski olmasına ama orada tarihe, haddinden fazla kalmış,artık pek istenmeyen bir misafir muamelesi yapılıyordu. Oysa burada, Oxford'da tarih, belli ki onur konuğuydu.
Oysa eskiden, hem gayet inançlı hem laiklik taraftarı, hem geleneklere uyumlu hem Yaradan'la kendince pazarlık eden fertler vardı bu ülkede. Değişik kesimler arasında köprüler kurmaya çalışanlar da vardı. Azalmışlardı giderek. Kalanlar da yılgın ve bıkkındı.
Toplum gözle görülmeyen camdan gettolara ayrılmıştı. İstanbul bir metropolden ziyade,birbirinden kopuk topluluklardan oluşan bir yamalı bohçayı andırıyordu. İnsalar ya "ateşli muhafazakar" ya da " ateşli antimuhafazakar"dılar.