• Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi?
  • "Yalnızım," diye düşünüyordu. Bu göz alabildiğine uzanan barış içinde, beynindeki kanlı düşüncelerle yalnız!
  • Benim zenaatim yaşamak
    Dolu dolu
    Derin derin

    Benim zenaatim sevmek
    Gizli gizli
    İçin için

    Benim zenaatim yazmak
    Yaprak yaprak
    Halkım için

    Benim zenaatim kavga
    Ekmek için
    Barış için
    Aziz Nesin
    Sayfa 13 - Nesin Yayınevi
  • O halde hiçbir şey boşuna değildir,
    Ama hiçbir şey de öyle önemli filan değildir!..
  • 217 Bakire bozan Sadrazam!

    Devlet adamı olmak zor iş. Milletin kahrını çek, devletin kahrını çek. Özellikle önemli mevkilerde iken kaymağını yemek lazım gelir bu işin. Ne de olsa bal tutan, parmağını yalar. Bizimkiler de uğraşıyor ya şimdi, kıyak emekliliğin üstüne daha kaymaklı neler yapabiliriz diye.

    Osmanlıda da vardı, devletin balını kaymağını yiyip, dikili bir taşı olmayan, hat da yaptıklarını, bir meziyet gibi anlatan devlet adamları. Aşağıda, Osmanlıda önemli bir mevkiye tesadüfen yükselmiş, Devlet-i Aliye'ye ve de Reaya' ya bir gram yararı dokunmamış bir zat-ı şahanenin, acayib-i garib bir hayatını aktarmak istiyorum.

    Osmanlı’da, Padişah’tan sonra gelen en önemli makam, Sadrazamlıktır. Sokullu ve Köprülü Mehmet Paşa gibi görevlerini iyi yapan Sadrazamlar birçok Padişah’tan daha fazla tanınmıştır. Öküz Mehmet Paşa gibi bazı Sadrazamlar ise, tarihe tuhaf lakaplarıyla geçmişlerdir.

    I. Abdülhamit ve III. Selim dönemlerinde iki defa Sadrazamlık yapan Koca Yusuf Paşa’da tarih sayfalarına bakire merakı yüzünden geçmiştir.
    Koca Yusuf Paşa, köle iken talihinin de yardımıyla, kendisini satın alan Liman Reisi Hasan Kaptan sayesinde özgürlüğüne kavuşmuş, tüccarlık yapmış, ortaklık kurduğu Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa sayesinde Haznedar olmuş, yine Hasan Paşa’nın kayırmaları sayesinde Kapılar Kethüdası göreviyle saraydaki devlet görevlileri ile ilişkilerini arttırmış, Hazine Vekili Osman Ağa’nın yanına girmiş, 1785 yılında Vezir ünvanı ile Mora Valiliğine atanmıştır.

    1785 Mayısında Sadrazamlığa Şahin Ali Paşa getirilmiş, Paşa’nın görevde kalmaması için İstanbul’da kasten yangınlar çıkarılmış, bu yüzden görevden alınan Şahin Paşa’nın yerine Cezayirli Hasan Paşa’nın gayretleri ile Koca Yusuf Paşa getirilmiştir.

    Koca Yusuf, tüm memuriyetlere kendi adamlarına getirerek sorunları halletmişti. I. Abdülhamit, Sadrazamından memnundu. Yeteneksiz, tecrübesiz yeni Sadrazam, 13 yıldan beri barış yaşanan Rusya’ya savaş açmış, savaşa Avusturya’da girince Osmanlı ağır bir yenilgiye uğramıştır. Ve tarihinin en ağır antlaşmalarından Ziştovi ve Yaş Antlaşmalarını imzalamıştır. I. Abdülhamit’in üzüntüsünden ölmesi üzerine yerine yeğeni III. Selim geçti.

    Yeni Padişah tüm devlet görevlilerini değiştirdi. Koca Yusuf’un yerine yeni bir Sadrazam atandı. Ama o da tam bir fiyaskoydu. Vidin Seraskeri Hasan Paşa... Yalnız kendisi o dönemde oldukça hastaydı. Tarihe “Cenaze” Hasan Paşa olarak geçti. Hilatini yani Sadrazamlık kaftanını bile yatağında aldı.

    Cenaze Hasan Paşa’nın Sadrazamlığı 6 ay sürdü. Yerine Cezayirli Hasan Paşa getirildi. 80 yaşındaki Cezayirli daha 4. ayında ölünce yerine Çelebizade Hasan Paşa getirildi. O da rüşvet almaktan kurşuna dizildi. Bahtsız III. Selim bu makama ikinci kez Koca Yusuf Paşa’yı getirtti.

    O da Sadrazamlıkta istenileni veremeyince görevinden alındı ve Trabzon Valiliğine getirildi. Oradan Cidde Valiliğine, oradan da Medine Muhafızlığına tayin edildi. Koca Yusuf 1800 yılının haziran ayında öldü.

    Osmanlıyı açtığı lüzumsuz bir savaş yüzünden büyük kayıplara uğratan, Vahhabi ayaklanması karşısında Mekke ve Medine’yi savunamayan Paşa, beceriksizliğine rağmen cinsel bakımdan güçlüydü ve değişik fantezileri vardı.

    Ömrü bakire aramakla geçen, tüccarlık günlerinden itibaren bakire kız koleksiyonu yapan Paşa’nın en büyük zevki bakire bozmaktı. Paşa’nın adamları değişik yerlerden aldıkları bakireleri Efendilerine hediye ederek gözüne girmeye çalışırlar, Sadrazamın huyunu bilen esir tüccarları güzel bakire kızları yüksek fiyata Paşa’ya satarlardı.

    Koca Yusuf Paşa’nın sapıklık derecesine varan bu tutkusu, tarih kitaplarına geçmiştir. Dönemin tarihçilerinden Ahmed Cavit Bey, Sadrazam biyografilerini anlattığı Hadikat’ül Vüzera Zeyli isimli kitabında Paşa’nın rüşvetçiliğinden, zalimliğinden bahsederken bakire tutkusundan da bahsetmiştir.

    Tarihçi Cevdet Paşa’da Yusuf Paşa’nın 217 adet bakire ile yatıp bu maharetinden çevresine övünerek anlattığını söyler.

    Yazıda, Raşit Özdenay'ın çalışmasından yararlanılmıştır.

    Kaynak: https://goo.gl/oPXu63
  • Hoşgörü olmaksızın gerçek hümanizm
    olanaksızdır, çünkü “eğer kendimize manevi bakımdan
    egemen olabilirsek, barış içinde birarada yaşayabiliriz
    ve bazen düşüncelerimiz farklı olsa bile, en azından uzlaşabilir
    ve inanç birliğine ulaşıncaya kadar sevgi ve barış bağıyla
    birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebiliriz.”