• Senin için dağları deler, yol açarım yâr
    Senin için denizleri kuruturum yâr
    Senin için gök kubbeyi yerleri çalarım yâr
    Canım iste, canım bile sana kurban yâr...
  • Alla beni pulla beni al koynuna yar 
    Gözüm senden başkasını görmez oldu yar 
    Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar 
    Alla beni pulla beni al koynuna yar 

    Senin için dağlar deler yol açarım yar 
    Senin için denizleri kuruturum yar 
    Senin için gök kubbeyi yerlere çalarım yar 
    Canım iste canım bile sana kurban yar 

    Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar 
    Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar 
    Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar 
    Alla beni pulla beni al koynuna yar 

    Saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar 
    Bir nefeste güneşleri söndüreyim yar




    Çıra gibi uğrunda ben yanayım yar 
    Canım iste canım bile sana kurban yar 

    Yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar 
    Saçlarımı ellerinle okşa yeter yar 
    Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar 
    Alla beni pulla beni al koynuna yar 

    Rüzgar olup ince beline sarılayım yar 
    Çimen olup ayağına serileyim yar 
    Sürme olup gözlerine sürüleyim yar 
    Canım iste canım bile sana kurban yar 

    Alla beni pulla beni al koynuna yar 
    Gözüm senden başkasını görmez oldu yar 
    Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar 
    Alla beni pulla beni al koynuna yar

    Barış Manço
  • Barış Manço şarkısı: Alla beni, pulla beni/ Al koynuna yar /Gözüm senden başkasını görmez oldu yar /Gönlüm senden bir şey ister, nasıl desem yar?/ Alla beni, pulla beni /Al koynuna yar

    Simge Sağın şarkısı: Aç koynunu girecem girecem dellenme/ dudağından öpücem öpücem söylenme.

    Romantik şarkılar da hızlandırılmış kurs gibi olmaya başladı sanki. Barış Manço'nun şarkısındaki zarafet ile Simge'nin şarkısındaki zarafet arasında dağlar kadar fark var.
  • " İnsanın ilk öğrenmesi gereken dil, tatlı dil " diyor Barış Manço. Ve " Saçlarımdaki teller kadar bilirim Anadoluyu... " O, geceden ve yıldızlardan rengini almış simsiyah saçlarına Anadolu'nun rüzgarını özgürlük çiçeği gibi takıp, müziğiyle, yüreğinin ve ruhunun rengiyle yollara düşmüş 56 yıllık yaşamı dahilinde. Gittiği her ülkede, her toprakta, gözlerinin içine bakıp da yüreğinin en derinlerini gördüğü her insanda onu ve aslında kendini daha iyi anlamak için o toprakların sözlüğünü, metinlerini alıp, bir köşeye çekilip, dinlemeye, duymaya ve anlamaya koyulmuş Yaşamı. Ve böylelikle ana dilim Türkçe kadar iyi bildiğim dediği Fransızca, İngilizce harici 12 dil daha öğrenmiş.

    3 kıta 250 şehir içinde bir ses, yıldızlar saçlarında parlayana dek.

    ★★

    ... Aşık olmuş, tam söyleyecekken sevdiğini: Domates, Biber, Patlıcan girmiş araya.. İsyan etmemiş, onları kenara koymuş; Nane limon kabuğunun tarifini vermiş bizlere şifa niyetine.. Belki yine kendinden gönüllere, gönüllerimize kurduğu köprüyle.. Bizler bu tarifi yaparken, o iyi olacağımızdan emin olup tebessümle ellerini cebine koyup yollara düşmüş yeniden.. Çocuklarla karşılaşmış o yolda ilk, zamanının çoğunu onlara ve onların gönüllerine vermiş. Geleceğin büyüklerine. O büyük beyefendileri, hanımefendileri, Adam olacak çocukları o gözlerde belki aynı yıldızın ışığıyla görmüş.. Arkadaşım Eşek demişler hep birlikte sonra ellerini kapatıp daha bir çocuk olarak Ayı! :) Yoluna devam etmiş sonra Barış Manço. Kapısı kırk kilitli ama bahçesi ve pembe gülleri alabildiğine özgür bir sokaktan geçmiş.. Bir gül selam vermiş, avuçlarına düşmüş, koklamış ve koparmadan sol yanına takıp devam etmiş yoluna.. Gül kokusunu, yanaklarında süzülen birkaç damla yağmurun beslediği. " Unutamadım " demiş, derin nefes almış.. rüzgara karışmış, rüzgarın selamına, gül kokulu..

    Üşümüş biraz ve belki biraz da özlem'den.. Ahmet Bey'in Ceketini giymiş, gün ışığı düşmüş omuzlarına.. ve yol henüz yarılanmamışken Halil İbrahim Sofrasına denk gelmiş.. Uçsuz bucaksız rüzgarın beyaz eteklerini uçuşturduğu, Bal böceği çocukların o sofranın etrafında koşuşturduğu, birbirlerinin gözlerine bakıp da derinden, edeple ve yine aynı gül pembesiyle Alla beni pulla beni diyen aşıkları.. onları gören büyüklerin Kara Sevda dedikleri...

    Sarı Çizmeli Mehmet Ağa da oturmuş o sofraya, Hulisi Kentmen özgü bıyıklarını büküp Barış Manço'nun tam yanına. Birlikte rüzgarın geldiği dağlara bakmışlar.. Dağlar dağlar deyip ve tebessümle sofraya hep birlikte oturmuşlar.

    Binbir çeşit yemekle, çocuk sesleriyle, aşıkların sevdasıyla.. gül pembeyle...

    Gitme vakti gelmiş...
    Ve gitmeden, çocuklar durdurmuş Barış Manço'yu.. gitsin istememişler. Barış Manço, adam olacak o çocukların boy hizasına gelip, o minik avuçlarını açıp yıldızlarını bırakmış en parlağından ve çocukları tembihlemeyi de ihmal etmemiş; Bayram olunca açın! diye.. Çocuklar hep birlikte söz vermişler. Işıl Işıl bir söz, özlemle...

    Dönence demiş sonra Barış Manço..
    Gökyüzünün alabildiğine mavisine bakıp, hayatı belki biraz daha anlayıp.. Dönence...

    O Hayatın çarkına Sevgiyi bırakıp...


    Son bir defa dönmüş arkasına.. ve arkasında Halil İbrahim Sofrası.. Aşıklar, çocuklar, yaşlılar, gençler.. siyahı, beyazı, engelsizi...

    Tüm insanlar...

    Elini kaldırmış selam için, yol ve yolculuk için..
    Can bedenden çıkmayınca demiş, sessizce...

    Ölüm ise Allah'ın emri.

    ....

    Sayısız eser ve yaşama dokunuşunla;
    İyi ki geçtin bu Dünya'dan.
    Barış, seninle yeniden anlam kazandı.

    İyi ki doğdun.
    Özlemle...

    ~★ https://m.youtube.com/watch?v=zd8IFDgQCUc
  • Barış Manço-Alla Beni Pulla Beni