• CEM KARACA
    Ay Barış canım Barış
    Ak saçlı dostum benim
    Sen orda şimdilik bir gurbettesin
    Ben burda, hazin bir hasretteyim...
  • Bir gün ablamlara misafirliğe gittim.
    O zamanlar 21 yaşındaydım.
    Bir yere telefon etmem gerekiyordu, fakat ablamların telefonu bozuktu.
    Abimin okul arkadaşı olan karşı komşudan telefon etmemi istediler.
    Gittim utanarak kapıyı çaldım.
    Bir adam kapıyı açtı, ilk kez görüyordum.
    Telefonunuzu kullanabilir miyim?
    Diye sordum..
    "Benimle evlenirseniz neden olmasın" dedi.
    Çok şaşırdım, neyse telefonu kullandım.
    Çıkarken şaka yoluyla
    "Telefonun ücretini alayım?" Dedi.
    Ben de "evleneceğiz ya" dedim.
    Her şey çok ani gelişti ve evlendik.

    Lale Manço
  • Zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün
    Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün
    Ya dön bana artık, duyuyor musun beni

    Barış MANÇO
  • 536 syf.
    ·57 günde·Beğendi·10/10
    " Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk" demiş Dostoyevski.

    Lermontov' un hayatı kısaca;
    Üç yaşında annesini kaybeder ve kısa bir süre sonra babası evi terkeder. Büyükannesiyle yaşamaya başlayan Lermontov, ilk kez o zaman tanışır, hemen hemen tüm eserlerinde yer bulan Kafkasya ile.
    Gençlik yıllarında asi ruhunun etkileriyle üniversiteden çıkmak zorunda kalır ve asteğmen olarak süvari birliğinde yerini alır. Lâkin insan haksızlık ve adaletsizliğe karşı kavgacı bir ruha sahipse elbetteki onu hiçbir güç durduramaz. Sonrası ise sürgün hayatı olarak Kafkasya dır. Sürgündeyken bile aktif bir şekilde yazarlığına ve şairliğine devam eden Lermontov;
    " Gerçek benim kutsalımdır " diyerek üretmeye devam eder. Kısacık hayatında en çok etkilendiği ve sevdiği yazarlardan olan Puşkin'in komplo düelloda hayatını kaybetmesi onu derinden etkiler ve Rusya da en çok dolaşan şiirler arasına giren Şairin ölümünü yazar.
    " Şair öldü kuluydu namusun
    Düştü karalanmış, söylentilerle."
    Dönemin adalet anlayışını yerden yere vurur ve toplumcu dizelerle göndermeler yapar. Sonra mı? Gelişen olaylar ve yine sürgün...
    Aleksandr Herzenin bir cümlesiyle Lermontov' un Puşkin ' i ne kadar sevdiğini en güzel şekilde açıklar.
    " Puşkin'i vuran tabanca, Lermontov'a da isabet etmişti " der Herzenin.

    1841 yılında henüz 27 yaşındayken ve kısacık ömrüne yığınca eser bırakan Lermontov, güçlü iddialarla dile getirildiği gibi bir komplo düello da yaşamını yitirmiş ve bizi yazacağı şiir, hikaye ve poemalardan mahrum bırakmıştır, ruhu şad olsun.

    Kitaba gelelim.

    ÖZGÜRLÜĞÜN SON OĞLU.
    Poema; duygusal içeriği bakımından şiire benzeyen düzyazıdır. Lermontov bu kitabında da yine Toplumcu yazar olarak çıkar karşımıza. Gerek toplumun aksayan yanlarını, gerek rejimlerin, hükümetlerin adaletsizliklerini dize dize işler satırlarında. Tabiki Kafkasya ' ya olan sevgisini hissetmemek imkansızdır. Kazbek dağlarına sık sık yer verir.
    Elbetteki aşkı da çok iyi harmanlar bu kitabında. Kaderi yalnızlık olan insanları da es geçmez.
    Onu okurken bazen Nazım gelir akla bazen Cem Karaca bazen Barış Manço( çocuklar için masal adlı poeması kitapta mevcuttur.)
    Kimi zaman ihanetin de serpiştirildiği satırlarda kimi zaman keskin bir mizah devreye girer, sonra biraz aşk ve tabiki adaletsizlikler...
    Şair toplumun aynası olmalıdır nitekim onun satırlarında siyasi kokuşmuşluk gizlenemez.
    Lermontov okumamış ve okumayacak olan ne kaybeder bilmem, ancak okunduğunda pişman olunmayacak kadar güzeldir. Incelememi bu kitapta yer almayan ancak Hançer ( Hasan Ali Yücel klasikler dizisi ) kitabında mevcut olan "Şairin ölümü" nün son dizeleriyle bitiriyorum. ( bu şiir en çok sevdiğim şiirlerdendir)

    Ve sizler, kibirli çocukları!
    Bilinen alçaklıkla ün salmış ataların!
    Köle topuklarıyla çiğneyen yıkıntılarını
    Bahtın oyunu ile incinmiş soyların!
    Özgürlük, Deha, ve Şan cellatları!
    Tahtın yanındaki açgözlü yığın!
    Susturun gerçeği ve yargıyı
    Gizlenin örtüsü altına yasanın!
    Fakat ey ahlaksızlar, tanrısal bir yargı
    Ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri!
    Onu kandıramaz altın şıkırtısı
    O bilir önceden her şeyi.
    O zaman boşa gidecek ama
    Kötülemeler, başvuracağınız!
    Ve tüm kara kanınızla, şairin
    Haklı kanını yıkayamayacaksınız!


    Bir gün elbet Lermontov' u seveceksiniz,
    Lermontov' u seviniz...
  • Bugün benim için çok özel bir o kadar da değerli bir gün .Aslında hüzünlü bir fitratim olduğu icin mutluluğu paylaşmayı pek beceremiyorum.Bundan dolayı şahsi bir ileti olduğu için affınıza sığınıyorum.Ama yine de siz sevdiğim ,değer verdiklerim de bu anıma tanıklık etsin istiyorum.Bunları yazarken bile gözlerim yaşla doluyor emin olun.Meğer hisler konuşunca ,kelimeler susarmış ya.Kelimelerim gözyaşlarımın akmasına izin vermiyor kalbimde sevginin tarrakalarla çığır açmasını istiyor,paylaşmanın önünün kesilmesini istemiyor .Ya hu ne güzel insanlarla yollarım kesişti ,bogulmusluguma nefes oldu 1k...Birisini gerçek manada tanımak için beraber yolculuk etmek gerekiyormuş ya özellikle bazı arkadaşlarla kelimelerimiz beraber yol aldıkça ,samimiyet kurdukca gonullerimizin yakinlastigini hissettim.Hani önce yoldaş sonra yol, diyor şair.
    Yolun güzelliği ise yoldaşın güzelliğinden geliyor.Bir yola çıkacaksanız mesela hayat gibi yanınızda size değer veren, kıymetinizi bilen insana ve insanlara yer verin.Güzellik yolun güzelliği kadar yoldaşın da güzelliğinden gelir.Yoldas ne güzel bir kelime değil mi ? Yolda hangi mevsime yakalanirsaniz yakalanin size eşlik eden ,hemnefes olabilen
    kiriklarinizi tutkal misali yapıştıran,gönlünüze sımsıkı tutunan,kapısını her calisinizda ,
    kimse yok mu diye sordugunuzda "buradayım " diyebilen...☀


    Dost ne çok anlama geliyor.Dost candan öte işte,İkinci bir ben..Hani acınizi kederinizi sizinle yaşayan,sizinle beraber derman arayan,varlığı şifa gibi gelen,gerçekten size önem verdiği için size vakit ayıran ,insana yedek bir kalbi olduğunu hissettiren ,soluktaşiniz dost işte dost çokça manalara gelebilen.Kalbiniz buradan çarpsa ötelerden duyabilen,bir gulusunuzle kalpte çiçekler actirdiginiz,Ahmet Hamdi Tanpinar'in ifadesiyle "özledim" değil de "çokça gorecegim geldi" diyebileceginiz dost işte dost ...Barış Manço'nun ne çok severim "Bir ben var ki benim içimde,Benden öte benden ziyade" nefesiniz yani.İşte gönül kendisine benzeyene akarmis ya ,tüm bu saydıklarımi içine alan hatta daha da fazlası benim için çok kıymetli, canımm diyebildiğim https://1000kitap.com/suedareyyan/Duvar/ ablam iyi ki varsınız .İyi ki sizinle bir şekilde yollarımız kesismis.Benim için en büyük armağanın "siz" olduğunuzu unutmayın lütfen.💙Gerçekten hiç hak etmediğim halde ince düşünceniz için çooook teşekkür ederim.🙏💕

    Gönlü güzel insanların gönlünde olmak en büyük servet be arkadaşlar .Biriktirilmesi zor olan ...Yarın çok geç olmadan sevdiklerinizin yüreğinden sımsıkı tutun,sımsıkı tutunun onlara ne olur.Çok sıcak samimi bir ortam burasi güzel degerlendirebilirsek,
    güzel insan biriktirebilecegimiz .Geç olmadan sevgimizi ertelemeyelim.En büyük yanlisimiz bu emin olun."Bana öyle bir kelime söyle ki hiç eksilmesin "diyor ya Posta Kutusundaki Mızıka'da söyleyelim işte sevgimizi ,sevgi comerdi olalim...Değer bilelim,yarın çok geç olmadan.

    Iyi ki varsınız .İyi ki buradayım ❤

    https://i.hizliresim.com/0zVOAo.jpg

    https://m.youtube.com/watch?v=-5CRXpzlWIM