Modern insan çevresine yabancılaşmıştır ve bir açmazla karşı karşıyadır : Öteki insanlarla yakın temas kurmaktan korkmakta ama aynı ölçüde temassızlıktan dolayı yalnız kalmaktan da endişelenmektedir. Şu soruya cevap bulmak önemsiz konuşmanın bir işlevi olsa gerek : “ Kimsesiz olmadan nasıl yalnız kalabilirim?”
Çoğu insanın konuşacak bir konu bulabilmesi , yani yüzeysel seviyede de olsa başkalarıyla iletişim kurmaya yarayacak bir sebep bulabilmesi için savaşa , suça , skandala ve hatta hastalığa ihtiyacı olduğuna inanmaya yatkınız. ASLINDA İNSANLAR METAYA dönüştükten sonra konuşmalarının da incir çekirdeğini doldurmamasına şaşmamak gerek. Nitekim pazardaki metalar konuşabiliyor olsaydı , tüketicilerden , satış personellerinin davranışından , yüksek fiyata gitme beklentilerinden ve bunun olmayacağı anlaşıldığında yaşayacakları hayal kırıklığından söz etmeyecekleri miydi ?
Zira günümüzde insanlar şaşkın ve kararsız bir halde kendilerine sevinç , huzur , öz - farkındalık ve kurtuluş getirecek cevapların peşindeler ama bunun için fazla çaba harcamadan , hatta mümkünse hiç harcamadan hemen sonuç elde etmek , kolayca öğrenmek istiyorlar .
Hem zaten insanlar için azami faydayı değil de kârı en üst düzeye çıkarmayı gözeten üretimi temel ilke edinmiş bir sistemde durum başka nasıl olabilirdi ki ?
Nitekim yaşamın en büyük ustalarından biri olan Meister Eckhart şöyle der : “Nasıl olur da kişi yaşam ve ölüm sanatını ders alıp öğrenmeden yaşayabilir ki ? “