Gerçek bir gün, kusursuzluk umuduyla başlayıp,bir sürü kusurun tekrarlandığı ama arada harika tesadüfler,unutulmaz anlar ve keşifler de barındıran bir aşure.
On beş yıldır her öğle vakti kapı çalındığında Suna'nın yüreği hep o günkü ritimde fırlıyor. Tuhaf şey. Hiç alışamadı zil sesine. Dayak yiyeceği zaman o kadar korkmuyor artık. Sisteme alıştı. Önce yumruk havaya kalkar, Suna gözünü yumar, yüzünde bir acı duyar. Sonra karnına bir tekme, nedense beline her seferinde iki tekme atar. Sonra yine karnına geçer. Suna yere düşer. Hakkı saçından tutup kaldırır, yüzüne bir tokat atar. Sonrası serbest stil.
İnsan, hayatı yaşamak için doğar, ancak her şey ona bağlıdır. Onu ıskalayabilir.Nefes almaya devam edebilir; yemeye devam edebilir; yaşlanmaya devam edebilir; mezara doğru ilerlemeye devam edebilir... ama bu hayat değildir, bu kademeli ölümdür.Beşikten mezara, yetmiş yıllık kademeli bir ölüm.