Başladığı gibi akıp giden bir kitap mı okumak istiyorsunuz?
Çağatay Yaşmut sizin için yazmış.
Akıcı, keyifli, dili yormayan bir kitap...
Bir yandan katil kim diye düşünürken diğer yandan da erkek dünyasına konuk oluyor ve bazen onları anlamaya çalışıyor bazen de hallerine gülüyorsunuz.
Not: kitap öyle bir şekilde bitti ki bu kafayla giderse Galip'in başı beladan kurtulmayacak gibi...
Yoksulluk, yalnızlık, bir umuda tutunmak daha güzel nasıl anlatılır inanın hiçbir fikrim yok.
15 yıl bekleyen Albay, mektubun bir gün sahiden de geleceğine inanıyor mu bilmiyorum. Bildiğim
Gabriel Garcia Marquez bir umuda tutunmaktan başka çaresi olmamak ne demek mükemmel bir şekilde anlatmış.
Laf kalabalığı yapmadan, insanı okurken yormadan yazabilmek ne büyük meziyet...
Perinin Ölümü Başkomiser Perihan Uygur serisinin ikinci kitabı. (Konular bağımsız. Merak ederseniz ilk kitabı okumak zorunda değilsiniz.)
Perihan Uygur yerli polisiyeye taze soluk getiren çıtayı da yükselten bit karakter bence. Bir süredir anti kahramanlar o kadar moda ki... Onları okumayı ben de seviyorum ama günlük hayatta her gün rastladığımız karakterleri kitapta görmeyi ne kadar sevdiğimi de hatırlamamı sağladı.
Kitaba dönersek; ben katili tahmin edemedim ve son sayfaya kadar merak ettim.
Tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en önemli özelliği. Kaleminin kuvveti de bu yetisinden geliyor. Herhangi bir düşünceyi mizahi bir dille aktarmak bana sorarsanız en zoru ve yazar bunu büyük bir ustalıkla başarıyor.
Gulyabani de batıl inançların, hurafelerin ve cahilliğin mizahi bir dille tam tadında eleştirildiği bir eser.
Ben günümüz Türkçesine başarıyla adapte edilmiş bir metinden okudum. Cumhuriyet öncesi eserlerin orijinalliğini bozmadan yeniden yazılmasının ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha anladım.
Okuma listenize muhakkak almanız gerektiğini düşündüğüm bir eser.
Keyifli okumalar...
Kitabın ana karakteri Alper Kamu, 5 yaşında üstün zekalı bir çocuk. Ona göre "beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar" (s.7). Evet klasikleri çizgi romanmış gibi okuyor, felsefeye ilgi duyuyor, algıları çok açık ama sonuçta bir çocuk. Sokak aralarında futbol oynuyor, başka mahallelelerin çocukları ile savaşa giriyor, zorbalarla mücadele ediyor. Ayrıca bilyeleri, gazoz kapakları var.
Alper Canıgüz yetişkin ve çocuk dünyası arasındaki çizgi üzerinde çok dikkatli bir şekilde ilerliyor. Ne diyaloglar ne de karakterler karikatürize veya yapay duruyor. Çok ama çok başarılı...
Kısacası çok yönlü, katmanları olan ve dili çok akıcı bir kitap.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.