Bu mekanda korku vardı. Büyük, karanlık bir hayvan gibi kol geziyordu. Her köşede saklanmış, bekliyordu. Taşlara sinmişti. Gölgelere çökmüş eski bir dehşetti. En kadim dehşetlerden biriydi, insanların iki ayak üzerinde yürümeyi öğrenir öğrenmez dizüstü çöktüğünü ima eden korkuydu. Geçiciliğin dehşetiydi bu: Tüm bunların bir gün geçip gideceği bilgisinin; güzel bir sesin veya harika bir vücudun bile, gelişini kontrol edemediğiniz gibi gidişini de geciktiremeyeceğiniz bilgisinin yarattığı korkuydu.