Ekrem Yaşar, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okuyor

" Haksızlık ediyorsun" dedi Pablo. " Atları ele geçirdiğimden beri hep bu davada kullandım."

Anselmo aşağılayıcı bir tavırla, " Pek az," dedi. "Bana göre pek az. Çalmak, evet. İyi yemek, evet. Adam öldürmek, evet. Ama dövüşmek yok."

" Bana bak ihtiyar, bir gün bu uzun dilin yüzünden başın belaya girecek senin."

" Ben ihtiyarım, ama hiçbir şeyden korktuğum yok." dedi Anselmo ona. " Üstelik ben atları da olmayan bir ihtiyarım. "

" Sen pek uzun yaşamayacak bir ihtiyarsın. "

Çanlar Kimin İçin Çalıyor?, Ernest Hemingway (Sayfa 27 - Engin Yayıncılık)Çanlar Kimin İçin Çalıyor?, Ernest Hemingway (Sayfa 27 - Engin Yayıncılık)

Bugün yağmurda yürüdüm. Tabi seninle. Kimsenin olmadığı bir sokakta sulara çarpa çarpa, zıplaya zıplaya yürüdüm. Üstün başın ıslandı. Güldün. "Hadi hasta olacağız" diyerek, kolumdan tuttun, çekiştirdin hafifçe. Direttim. Gelmedim. Kafanı eğdin, yine güldün. "İnsan bu hissi unutursa, bitmiştir işte. Ona bakarken, saçma gelen bir şeyi yapıyor olsa da gülme isteği duymazsa.. Sevgi, gülümsetir " diye düşündün. "Muhakkak seviyorum onu"
Yağmur sert yağmaya başlayınca, üstüm başım ıslandığı için damlalar canımı acıttı. "Hadi gidelim" dedim elini tutarak. Koşarcasına eve gittim. Üstümü başımı değiştirdim. Bir fincan çıkardım. Kahve yaptım.. Peteğin kenarına iliştim. Sen sanki hiç ıslanmamışsın, üşümemişsin gibi, karşıma oturmuş bana gülmeyi sürdürüyordun. Çantama uzanıp içinden kağıt kalem aldım. Sana uzunca bir mektup yazdım. Mektubumda özlemekten bahsetmesem, yanımda olmadığını fark etmeyecektim bile. Hasretim dile gelince yokluğunla yüzleştim.

Seni özlüyorum adı güzel.. Bugün yağmur yağdı, yağmasa da olur ya, o işin bahanesi .. ben seni çok özlüyorum..

Esra Köse

Resul, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

Senden soruyorum: "Bu hastalık senin başında veya elinde veya midende olmasaydı; sen, başın, elin, midenin sıhhatindeki lezzetli, zevkli ni'met-i İlâhîyeyi hissedip şükreder miydin?

Hastalar Risalesi, Bediüzzaman Said NursîHastalar Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî
Zafer, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Geceye Şiir II

İnsanlar içinde en yalnız insan;
Düşün, taş duvara başın gömülü!
Ve kapan sükûta, granitten, taştan,
Mazgallı bir kale gibi örülü.

Gözünü tavandan ayırma ki, sen,
Üşürsün, gölgeni yerde görürsen.
Dikilir karşına, mumu söndürsen,
Ölüler içinde en yalnız ölü...

1930

Çile, Necip Fazıl KısakürekÇile, Necip Fazıl Kısakürek

Duvarlarını ördüğün gün,sevdiklerin seni en önemli zamanlarında yalnız bırakmıştır.Duvarlarını ördüğün gün, ‘nasılsın?’ sorularına cevap vermek istememişsindir. Duvarlarını ördüğün gün,başın eğik bir şekilde sokaklarda yürümüşsündür. Duvarlarını ördüğün gün,gülüşlerin bile hüzünlü bir hal almıştır ve gözlerin dalgınlıkla bakmıştır etrafa.Duvarlarını ördüğün gün,gerçeklerle yüzleşip ayakta kalmak zorunda olduğunu fark etmişsindir ve vicdanına veda etmişsindir…

ORHN ULDĞ, bir alıntı ekledi.
24 May 23:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

'' Bütün sorun zayıf karakterli oluşun," dedi sonunda.
"Oraya başın dimdik gidip arkadaşını bir yana çekmen ve 'Arkadaş, horozu sana satmaya karar verdim,' demen gerekirken sen sadaka istiyormuş gibi davranıyorsun. dedi kadın.
"Senin anlatmana bakılırsa hayat kolay," dedi albay.

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez

Kemal Hamamcıoğlu
İnsan iki kişi olunca tamamlanacağını sanıyor
Kendi başın kaç kişi olacağını geç anlıyor

Maral, bir alıntı ekledi.
24 May 16:45 · Kitabı okuyor

"Unutmayalım, kamuoyunu şekillendiren ve halkın düşüncelerini belirleyen, basın, vaaz kürsüsü ve üniversitedir."

Demir Ökçe, Jack LondonDemir Ökçe, Jack London
garipbiri, Piyasayı Sallayan Adam'ı inceledi.
 24 May 01:06 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın ilk romanı. Akıcı ve samimi bir tarzı var. Konuyu, İstanbul'un yerel bir gazetesinde muhabirlik yapan Bedir Tektir'i başkarakter alarak anlatıyor. Basın-iktidar ilişkileri, kimi ülke insanının bencilliği, atama bekleyen öğretmenler, bunalımda yaşayan gençler, ülkeyi yaşanmaz bulup yurt dışı diye tutturanlar ve her şeye karşın Bedir gibi umut edip mücadele edenler. Güzel, akıcı bir yazı dili var kitabın. "Piyasayı Sallayan Adam" dürüst ve anlamlı bir davası olan roman, okunmalı.

İşte, İstanbul’da gezilmesi gereken 14 edebiyat müzesi!
1.Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi:
Gülhane Parkı’nın Sultanahmet yönündeki girişinde, surları geçince hemen solda yer alan müzede yalnızca Tanpınar’a değil Yahya Kemal, Necip Fazıl, Nedim, Orhan Pamuk ve Nazım Hikmet gibi edebiyatçılara dair bölümler, salonlar ve buralarda özel eşyalar da yer alıyor.
2.Aşiyan Müzesi:
Tevfik Fikret’in kendi hazırladığı planlarla yaptırdığı ev Boğaziçi’nin en güzel yerinde bulunuyor. Edebiyat-ı Cedide akımından adını alan salonda yazarın kendi yağlı boya tablolarını, çalışma odasında eserlerini kaleme alırken kullandığı yazı takımını görebilirsiniz
3. Sait Faik Abasıyanık Müzesi:
Sait Faik, birçok hikâyesini Burgazada’daki köşkünde yazdı. Yazarın ölümünden 5 yıl sonra müzeleştirilen bu köşk, uzun süren bir tadilattan sonra 2013’te yeniden ziyarete açıldı. Yazarın yaşamından izler görebileceğiniz müzede aynı zamanda Okuma Odası, Eğitim Gösterim Salonu ve Mektup Odası gibi farklı amaçlara hizmet eden odalar var.
4. Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi:
Hüseyin Rahmi’nin 1944’e kadar yaşadığı bu ev 2000 yılında müze haline getirildi. İçinde yazarın kitaplarının yanı sıra kendi yaptığı el işi eşyaları da görebilirsiniz. Yolunuz Heybeliada’ya düşerse, girişleri ücretsiz olan bu müzeye de bir uğrayın.
5. Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi:
Yahya Kemal’in sevgilisinden aldığı karanfili ve bir tutam saçı görmek, Sessiz Gemi şiirine ilham veren odalarda gezmek ister misiniz? Beyazıt’taki bu müzede yazarın bütün kişisel eşyalarını bulabilirsiniz.
6. Orhan Kemal Müzesi:
Cihangir’de yer alan ve yazarın oğlu Işık Öğütçü tarafından 2000 yılında açılan Orhan Kemal Müzesi yalnızca yazarın eşyalarını, ilk kitap baskılarını, çalışmalarını değil aynı zamanda Ara Güler tarafından çekilmiş 70 kadar fotoğrafı, üç katlı binası içerisinde bir kitaplık ve İkbal Kahvesi adlı kafeyi de barındıran, hareketli bir edebiyat mekanı.
7. Tanzimat Müzesi:
Yalnızca edebiyat değil siyasi ve kültürel parçaların da yer aldığı bir müze. Devrin devlet adamlarına ait imzalı fotoğrafların, çeşitli görsel sanat eserleri, dokümanlar, Mustafa Reşid Paşa, Sadık Muhtar Bey ve Ziya Paşa’ya ait eşyalar ile birlikte Osmanlı’nın batılılaşma macerasının en önemli belgelerinden Tanzimat Fermanı da yine bu müzede yer alıyor.
8.Türkiye Yazarlar Sendikası Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği:
TYS Edebiyat Müzesi ve Belgeliği, belgelik ve kitaplık olarak iki bölümden oluşuyor. Belgelik bölümünde, sanatçıların belge değeri taşıyan yapıtları, mektup ve çalışmaları, bilgisayara yüklenmiş fotoğrafları ve yapıtları; kitaplık ölümünde araştırma kitapları, ansiklopedi, sözlük, antoloji ve derlemeler, yazarlar üzerine tezler, eleştiri ve deneme kitapları var. Ayrıca özel imzalı bazı kitaplar ve dergiler de bulunuyor.
9.Karikatür ve Mizah Müzesi:
Karikatür ve Mizah Müzesi, Karikatürcüler Derneği girişimiyle 1975’te Tepebaşı’nda açıldıysa da 1980 darbesinden nasibini alıp kapatıldıktan sonra 1989’da Saraçhanebaşı’nda yeniden ziyarete açıldı. Fakat yolculuğu burada da bitmedi ve Gazanferağa Külliyesi’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na devredilmesi sebebiyle yeniden Tepebaşı’na taşındı.
Mizah ve karikatür arşivinin yanı sıra uluslararası sergilere de ev sahipliği yapan müzede, isterseniz uzmanların gözetiminde özgün baskı atölyesinde çalışabiliyorsunuz da.
10.Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi):
Beyoğlu Tünel’den Karaköy’e doğru inerken görebileceğiniz Galata Mevlevihanesi içerisinde yer alan müze, 1491 yılında inşa edilip, 1975 yılında müze haline getirilmiş. Esasen bir külliye şeklinde tasarlanan binada semahane, derviş hücreleri, kütüphane, türbeler, hazine, sebil, şeyh dairesi ve hünkar mahfeli gibi kısımlar bulunuyor.
11. Masumiyet Müzesi:
Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından yola çıkılarak yine yazarın öncülüğünde hazırlanan Masumiyet Müzesi, roman kahramanlarının giydiği, kullandığı, romanda anlatılan objeleri içeriyor. 2012’de açılışı yapılan müze, romandan yola çıkmışsa da öte yandan 20. yüzyılın ikinci yarısındaki İstanbul hayatını anlatıyor.
12. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi:
Doğrudan “Yazar Müzeleri” kategorisi içerisinde değerlendirilmese de içeriği itibariyle bu listenin temasını yakalayan Basın Müzesi; özellikle basın tarihinden örnekler, dizgi ve baskı makineleri, Türk basın hayatının önemli isimlerine ait anı eşyaları yer alıyor. Abdi İpekçi’den Agah Efendi’ye, Şemsettin Sami’den İbrahim Şinasi’ye, Çetin Emeç’ten Sabiha-Zekeriya Sertel’e kadar birçok ismin yağlı boya portreleri de yine müze kapsamında sergileniyor.
13. Kemal Tahir Müze Evi:
Tahir’in eşi Semiha Tahir tarafından kurulan vakıf sayesinde müze haline getirilen Şaşkınbakkal’daki ev, yazarın son 10 yılını yansıtıyor. Tahir’in son çalışmalarını yaptığı ve hayata gözlerini yumduğu bu ev, apartmanın hemen giriş katında oldukça mütevazı ve sessiz bir yer. Bu müze-evde ünlü yazara ait yaklaşık dokuz bin kitap, el yazmaları, kullandığı daktilosu, çalışma masası, çeşitli zamanlarda çekilmiş fotoğrafları, ödülleri yer alıyor. Yazarın hayatının son yıllarını geçirdiği bu evde, Kemal Tahir’in yatağını, o meşhur kalın çerçeveli gözlüğünü, piposunu, saatini ve diğer kişisel eşyalarını görmek de mümkün. Müzede sadece Kemal Tahir’in değil, uzun süre cezaevinde kalan yazarın bu süre boyunca devamlı mektuplaştığı ünlü şair Nazım Hikmet’e ait izler de yer alıyor. Nazım Hikmet’in “Oliver” marka daktilosu Kemal Tahir’in odasının ortasında, çekmecelerde ise karşılıklı yazdıkları mektupları duruyor.
14. İstanbul Modern Sanat Müzesi:
Modern sanat alanında uluslararası bir kimliği olan İstanbul Modern, bugün müzesinin, kütüphanesinin, sinemasının ve veri tabanının yanında önemli etkinliklere de ev sahibi oluyor. 2004 yılında İstanbul Boğazı kıyısında 8000 metrekarelik bir alana kurulan İstanbul Modern Sanat Müzesi, 1987’den bu yana İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından geliştirilerek oluşturulan köklü bir projenin ürünü.

(HADİ ŞİMDİ BİR PLAN YAPIN VE BU MÜZELERİ GEZİP EDEBİYATA DOYUN ;) )