• Hayatın her alanında sadeleşme yoluna gitmeyi düşünenler için harika bir rehber kitap
    ARKA KAPAK
    Hayatımızda çok fazla eşya var. Yoğun tüketim kültürümüzün yükü altında kalan bizler, kendimizi borçlara ve tatminsizliğe mahkûm ediyoruz. Daha fazlasına sahip olmak tatmin edici bir hayat yaşamamızı sağlamıyorsa bunu ne sağlayabilir?
    Minimalist bir hayat gereksiz şeylerin yanında hem fiziksel dağınıklığı hem de aklınızın dağınıklığını ortadan kaldırarak gerçekten değer ve neşe katan en önemli şeyler için yer açar. Hayata Yer Aç, minimalist felsefeyi basit yaşamanın kilidini açacak pratik eylemle birlikte anlamanızı sağlayarak zihniyetinizi değiştirmenizi sağlayacak araçlar sunuyor.
    En sonunda her türlü dağınıklıktan kurtulduğunuzda, bütün iyi ve olağanüstü şeyleri, düşünceleri, deneyimleri, insanları ve duyguları yaşamınıza davet edeceksiniz.
  • Son derece normal bir insan olduğuna inanıyordu. Ölmeye karar vermesinin çok basit iki nedeni vardı, bunları açıklayan bir mektup bırakacak olsa pek çok kişinin ona hak vereceğinden hiç kuşkusu yoktu.
    Birinci neden: Yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi hep yokuş aşağı gideceği belliydi: Yaşlılık dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbiri kovalayacak, dostlar birer birer yok olacaktı. Yaşamını sürdürmekle hiçbir şey kazanmayacaktı, tam tersine acı çekme olasılığı hep artacaktı.
    İkinci neden daha felsefiydi: Veronika gazete okuyan, televizyon seyreden, dünyada olup bitenlerden haberdar biriydi. Her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi. Bu tamamıyla aciz olduğu duygusunu büyütüyordu içinde.
  • Kitabı bitireli bayağı zaman oldu, ama inceleme yazıp yazmamak konusunda tereddütteydim. Yazmayı sevdiğimden birkaç düşüncemi belirtmeye karar verdim.

    Kitaptan haberim dahi yoktu, ta ki film uyarlamasını izleyene dek. Filmi izledikten sonra kitaptan haberim oldu ve pdf’si de olduğunu görüp dilini de basit görünce bir iki güne bitirebileceğimi düşünüp okumaya başladım. Şuan ikinci kitaptayım ve sahiden de kitap oldukça basit bir tarzda yazılmış.

    İlk kitap için diyebileceğim basit bir gençlik romanı, film uyarlamasının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Her şey en ince ve gereksiz ayrıntısına kadar anlatılıyor. Yani bunu neden dedi ki diye düşünmeden edemiyorum çoğunlukla. Yine de ilk kitap akıcı bir şekilde okutuyor kendini. İkinci kitap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, ama zaten konumuz da ikinci kitap değil. Onu bitirdiğimde kendi sayfasında konuşuruz.

    Hikayedeki platonik olarak hoşlandığın erkeklere yalnızca kendine saklayacağın mektuplar yazma fikrini ilginç buldum. Aslında bu durumun olanları günlüğüne yazmaktan çok da bir farkı yok, tek ayırıcı nokta mektupta karşındakine hitap edici bir tarzda yazmak olsa gerek.

    Hikaye her Amerikan gençlik filminde ya da romanında olduğu gibi sınıf farklılıklarının ayan beyan açık olduğu lise döneminde geçiyor. Kim nasıl başlatmışsa bu durumu liselerdeki gruplaşma her hikayelerine dahil olur hale gelmiş. Ayrıca çocuklar daha lisede olmalarına rağmen kafaları oldukça tuhaf düşüncelerle kaplı. Kendinize gelin, siz sadece çocuksunuz diyesim geldi.

    Bir diğer konu da kitaptaki karakterlerin doğru düzgün yeme düzeni olmaması. Sürekli olarak kurabiye, kek, pizza yiyorlar. Sıcak yemek diye bir şey yok; varsa yoksa kurabiye, kek. Hayır, bu kadar tatlı, sağlık sorunlarına yol açacak yani. Şaka maka, gerçekten çok gözüme battı; kurabiyeden yemek mi olur, her gün kurabiye mi yapılır…

    Kitabın geneline yorum yapmak yerine böyle detaylarla ilgili konuşmak istedim. Dediğim gibi kitap basit bir dilde yazılmış. Filmi izledikten sonra kitabı okumuş biri olarak film daha güzeldi diyorum. Ayrıca kitap ile film arasında farklılıklar da mevcut. İlk kitap kendi türüne göre kötü sayılmazdı. Kendini okutuyordu, elimden bırakmadım, okurken ara vermedim; öyle söyleyeyim. İkinci kitabı da okuyorum şimdi, ama üçüncüyü okur muyum emin değilim.
  • “Belki de kazanmaya çok ihtiyacınız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi.”
    İhtiyaçlar ne kadar büyükse umut da o derecede artar.Bağımlılıklarımız da öyle ihtiyaçlarımız arttıkça artıyor.

    KUMARBAZ'da basit bir para kazanma hırsı anlatılmıyor.Başarmaya,beğenilmeye,takdir edilmeye duyulan ihtiyacın nasıl bağımlılığa dönüştüğü anlatılıyor.Diğer büyük eserlerine göre daha farklı bir tarzda yazılmış.Yer Altından Notlar kitabındaki karaktere benziyor biraz,sempatik bir anlatımı var.Dostoyevski'nin kendi kişiliğini fazlaca yansıttığı bir eseri diyebilirim.Herkese keyifli okumalar.
  • Oysa gerçek çok basit. Neyse ki sağduyu diye bir şey var. Halkın inandığının tersine, bir efsane değil bu. Bizim işimiz halkın duygularına seslenebilmek.
  • 2002'de Mind and Language adıyla ilk baskısını yapan ve Amerikalı düşünür Searle'e ait bir dizi makaleden oluşan bu çalışma Türkçe'de ilk baskıyı 2013'te görüyor. Searle özellikle 80'lerde yayınlanan - oldukça basit bir düşünce deneyi- "Çince Odası Argümanı" ile yapay zeka teknolojisinin ve kognitif bilimin ateşli bir eleştirmeni olarak tanınıyor.>>Zihin bilgisayar metaforuyla ifade edilemez. Bilgisayar, dilin semantik özelliklerini icra edemez, işlemcinin yaptığı dilin sentaktik özelliğinden hareketle kendinde yüklü programa uygun çıktı verebiliyor olmasıdır. Bir robot da tıpkı sevdiği bir yakınının ölümüyle birlikte "acı çekebilir", ağlayabilir(diyelim teknoloji müsaade ediyor), suskunluğu gömülebilir kısaca yas tepkileri geliştirebilir ancak kendine yüklenmiş program dahilince. Searle, zihinsel özellikler taşıyan herhangi bir tür yapay zekanın olamayacağını savunur. Bilinç biyolojik bir fenomendir ve beyin etkinliğinin daha üst bir seviyedeki özelliğidir. "Biological naturalism" adını verdiği felsefi bilinç kuramında bilinç fenomenlerin nörobiyolojik bir temeli vardır ve bunlar daha alt düzeydeki etkinliklerden belir(iver)en üst düzey etkinliklerdir. Ancak bilinç öznellik demektir ve salt(fizikalist bir tutumla) üçüncü şahıs ontolojisine indirgenemez. Searle fail nosyonunu kullanarak öznesiz bir süreç olarak bakmaz insana, yani der ki "özgür irade vardır; kestirilemez, belirlenemez. Kitaptaki makalelerde de beyin-bilinç sorunsalına eğilir Searle. Kendisi her ne kadar felsefe kökenli de olsa nörobiyolojik bulguları, bilinç problemiyle ilgilenirken önemser. Ancak 16 yıl önce basılmış bu kitabın - 1992 yılına ait makale de vardır içerisinde- aktüel deneysel bilinç kuramlarından biraz uzak düştüğünü söyleyebiliriz sanıyorum.

    İÇİNDEKİLER

    GİRİŞ
    1.BİLİNÇ PROBLEMİ
    2.BİLİNÇ BİLİM SEL OLARAK NASIL İNCELENİR
    - Giriş
    -Birinci Tez
    -İkinci Tez
    -Üçüncü Tez
    -Dördüncü Tez
    -Beşinci Tez
    -Altıncı Tez
    -Yedinci Tez
    - Sekizinci Tez
    -Dokuzuncu Tez
    - Sonuç
    3.BİLİNÇ
    -Probleme Direnme
    -Biyolojik Bir Problem Olarak Bilinç
    -Hedefi Belirleme: Bilincin Tanımı
    -Bilincin Temel Özelliği
    -Niteliksel, Öznellik ve Birlik Bileşimi
    -Diğer Bazı Özellikler
    -Geleneksel Zihin-Beden Problemi ve Bundan Kaçınmanın Yolu
    -Bu Karışıklığa Nasıl Düştük? Konu Dışı Tarihsel Bir Değerlendirme
    -Bilincin Bilimsel İncelemesi
    -Bilince Yönelik Standart Yaklaşım: Yapıtaşı Modeli
    -Temel Bilinç ve Birleşik Alan Teorisi
    - Birleşik Alan Teorisindeki Çeşitlemeler
    4.HAYVAN ZİHİNLERİ
    5.NİYETLİLİK VE DOĞADAKİ YERİ
    6.KOLEKTİF NİYETLER VE EYLEMLER
    -Sezgi
    -Simgeleme/İşaretleme
    -Önvarsayım
    7.BİLİŞ'İN AÇIKLAMASI
    -Problem
    -Marr' ın Bilgi-İşlem Modeli Uyarlaması
    -Bazı Öncelikli Ayrımlar
    -Bilgi ve Yorum
    -Hesaplama ve Yorum
    -Beyindeki Bilgi-İşlem
    -Derin Bilinçdışı Kurala Uyma
    8.SOSYAL BİLİMLERDEKİ NİYETSELCİ AÇIKLAMALAR
    9.SÖZ EDİMLERİ TEORİSİNDE BİREYSEL NİYETLİLİK VE SOSYAL GÖRÜNGÜLER
    -Bireysel Niyetlilik Olarak Anlam
    -Sosyal Bir Görüngü Olarak Anlam
    -Sonuç
    10.İCRA EDİCİLER NASIL İŞLER?
    -İcra Edici Tam Olarak Nedir?
    -İcra Edicilerdeki Problem Tam Olarak Nedir?
    -Yeterlilik Koşulu
    -Önceki Çözümlemeler
    -İddia Ediciler(Kesinleyiciler) Olarak İcra Ediciler
    -İlanlar Olarak İcra Ediciler
    -İcra Ediciler ve Literal Anlam
    -Özet ve Sonuç
    11.KONUŞMA
    12.ANALİTİK FELSEFE VE ZİHİNSEL GÖRÜNGÜLER
    -1.Giriş: Davranışı Arkaplan
    -2.Karbüratör İşlevselciliği
    -Turing Makinesi veya Düzenlenmeli İşlevselcilik: Putman ve Dennet
    -Teşhis ve Sonuç
    13.BELİRSİZLİK, DENEYCİLİK VE BİRİNCİ ŞAHIS
    14.KURALLAR VE NİYETLİLİK HAKKINDA ŞÜPHECİLİK

    DİZİN
  • Kırmızı saçlı kadını okuduğunuzda bu muydu orhan pamuk diyeceğiniz kadar akıcı ve basit bir dil ile karşılaşırlar ilk defa bir pamuk kitabı okuyan.. lakin kitabın kuramını bu denli iç içe bağlı kurmak zaten kaleme hakimiyetini gözler önüne seriyor.