• N'apıyorsun" diye sordum.
    "- Seyrediyorum" dedi; "çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum".
    Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.
    İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba? Can Dündar..
  • 511 syf.
    ·4 günde
    Kitabın daha başlarını okurken, aklımda herhangi bir senaryo oluşturmamışken Amerika hakkında şunu düşündüm, bilime yatırım yapmaktan geri durmayan bir zihne sahip. Anlatımın kurgu olduğunun farkındaydım fakat her yazar ülkesinin gerçekliğini biraz olsun yansıtmaz mı? Hele ki bu Dan Brown ise.

    Kitap NASA ve Amerika Başkanlık seçimlerini anlatıyor diyebilirim.
    Zannedersem NASA kısmı gerçek, Başkanlık kısımları ise kurgu. Fakat büyük ölçüde siyaseti gerçek bir dille ele almış. Her anlamda tadı damağımda kaldı bu kitabın.
    NASA'nın kutsal kasesi... dünyadan başka yerde de yaşam vardır gerçeğinin ispatlanması. Yüzyıllardır merak edilen bir konuya acaba NASA açıklık getirebilecek miydi? Soruların cevaplarını verirsem sanırım bu durum rahatsız edici olabilir. Fakat salt sorular bile kitaba itebiliyor bizleri.
    Amerika'nın Başkanı olan Zack Herney dürüst bir kişilik diyebiliriz. Muhaliflerini olumsuz yanlarıyla gündeme getirmektense kendi yaptıklarıyla gündeme gelmeyi yeğleyen görülmemiş bir başkan tipi.
    Muhalif olan Senatör Sexton ise sürekli iktidarın açığını kollayan bir isim. Bir de kızı var bu adamın. Rachel Sexton. Bizim ana karakterimiz. Babası ve kendisi tamamen tezat karakterler.

    Peki NASA'nın bu başkanlarla ne ilgisi var? İşte başkan ve senatörün en büyük çatışma noktası... Uzaya ve NASA'ya yapılan yatırımlar. Ah bu konunun tartışılıyor olması bile muazzam. Genel hatlarıyla konuşacak olursak Başkan uzaya ve bilime yatırım yapmayı tercih ederken, Senatör bu harcamaların çok fazla olduğundan ve NASA'nın son yıllardaki başarısızlığından dem vuruyor.
    İşin heyecanlı kısmı kitapta fakat Dan Brown bana sonsuz gelen bilgileriyle büyülüyor beni.

    Ortam gerektirdiğinde zahiri ölüm yaşayan yaratıklardan bahsediyor bi bölümde. Göllerde donan ve buzlar çözülene kadar beklemek zorunda kalan turnabalıklarını örnek gösteriyor. Bir biyoloji bilgisi almak işime geliyor benim

    Kuzey Kutbunda bulunan Milne Buzul Katmanının sürekli buz oluşundan yani her mevsim çözünmeden var olan buz oluşuna değiniyor bir yerde.
    "Arktik ismi kutup ayılarından gelir. Arktos ayının Yunancasıdır, Antartika'da kutup ayısı yoktur, bu yüzden oraya Anti-arktos denir" bu da kitabın bir bölümünde geçiyordu. Böylece coğrafya anlamında bir bilgiye sahip oldum.

    Sadece biyoloji ve coğrafya mı? Hayır. Fizik, kimya, siyaset ideolojisi, eskiye dayanan psikolojik yöntemler, evrenin kusursuzluğu, daha önce öne sürülen kuramlar... Tabi Dan Brown kitaplarına küçücük, masum bir aşkı sığdırmayı unutmamış. Her anlamda dolu dolu diyebileceğim bir azizeydi bu kitap.

    Melekler ve Şeytanlar ve Da Vinci Şifresi'nin aksine bu bir Robert Langdon Serisi değildi. Burda olmak istediğim bir karakter olan Rachel Sexton vardı. Fakat karakterler değişir, Dan Brown yine etkiler.