Onur Polat, bir alıntı ekledi.
 09 May 14:21 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yazarlığa, tiyatro yazarlığına, resme yeteneği olan insanlar vardı. Ama onda insanca, başka bir yetenek de vardı. İçinde başkasının acısına karşı pek ince, pek güçlü bir duygu yaşıyordu. İyi bir aktör nasıl kendinde başkalarının hareketlerini, seslerini yansıtırsa, Vasilyev de ruhunda başkasının acısını yansıtıyor, gözyaşı görünce ağlıyor, hastanın yanında kendisi de hasta olup inlemeye başlıyordu. Bir yerde zorbalık görse, ona öyle geliyor ki, kendisine zorbaca davranıyorlar. Bir çocuk gibi korkuya düşüyor, korkunca, yardıma koşuyordu. Başkasının acısı onu çileden çıkarıp heyecanlandırıyor, kendinden geçiriyordu. Ona göre ''Gerçek havarilik yalnız sözle olmaz, işle olurdu.''

Bütün dikkati kendisini yiyip bitiren o iç acısına yönelmişti. Bu, sebepsiz, donuk, belirsiz, hem kedere, hem büyük bir korkuya, hemde yılgınlığa benzeyen bir acıydı. Bu acı daha önce geçirdiği birçok hastalığa hiç benzemiyordu. O acılar bu acının yanında hiç kalırdı. Bu acıyı duyunca hayat ona iğrenç görünüyordu.

Kendisini tepe taklak aşağıya atmak istiyordu. Bunu, hayattan bıktığı için, canına kıymak için değil, sadece bir yerini inciterek, bir acıyla öbürünü azaltmak için yapacaktı.

#AntonÇehov #Öyküler

Öyküler, Anton ÇehovÖyküler, Anton Çehov

Ağladı,
Kıyamadın...
Üşüdü,
Kıyamadın...
Yemek yemedi,
Yine kıyamadın...
Sen ona hiç bir zaman kıyamadın.
Çünkü üzülmesine dayanamadın.
O üzüleceğine ben üzüleyim dedin.
Aç yattı, aç yattın...
Uyumadı, uyumadın...
Saçının teline kıyamadın...
Canımın içi diye sevdin.
Ama o canının acısı oldu.
Tek darbe de yerle bir etti seni.
Bir daha unutamayacağın iz bıraktı sende.
Hayaller kurduğun kişi şimdi başkasının hayalinde.

Şimdi sana dostun olarak bir şey söyleyeceğim.
O seni UNUTTU ve MUTLU
Peki sen neden hala üzülüyorsun ki?
Artık mutlu olma vakti.
Yeni bir haftaya mutlu girelim mi?

inci, Suç ve Ceza'yı inceledi.
 15 Nis 10:23

Suç ve Ceza...Dostoyevski'nin basit bir gazete olayından ilham aldığı ,Sibirya Cezaevi dönüşünde kaleme aldığı ,45 yaşında yayınlanan ustalık eseridir.


Suç ve Ceza tartışmasız efsane bir eser.Tolstoy'un insani kucaklayiciliginin,yaşama sevincinin yaninda Dostoyevski'yi değerlendirirken Mario Levi 'nin "Dostoyevski'yi sevmek daha zordur ama bir sevdiniz mi seversiniz" sözüne katılıyorum .Maalesef ilk defa lise yıllarımda okudugum için,üzülerek itiraf ediyorum ki kendimce böyle bir usta eseri sadece "okumuş olmak" için elime almışım.
Dolayisiyla eserin inceliklerine vakif olamadım.Her kitabın da makes bulacağı bir mevsimi varmış .Hoş ,su ara hangi kitabı okumuş olursam olayım bambaşka bir lezzet aldığım muhakkak.Bunda sitenin ve sitedeki nitelikli okurlarin katkısı da var tabiki.Kendilerine teşekkürü bir borç bilirim .Suç ve Ceza muhakkak tekrar tekrar okuyacağım damağımda hoş bir tat bırakan eser olacak .



Eserin ana karakteri Raskolnikov .Yoksul,daracık odasında kabuğuna çekilmiş ,hukuk fakultesinden ilisigini kesmiş,Avrupa kaynaklı felsefi akimlarin etkisi altında kalmış başarılı bir öğrenci .Ona göre insanlar bit olarak gördüğü sıradan ve Napolyon misali deha insanlar olmak üzere ikiye ayrılır.Raskolnikov kendince bir teori geliştirerek insanlığın yararı için dehalarin işlediği suçu ,suç olarak kabul etmemektedir.Üstün vasifli insanların kendi ilkelerini gerçekleştirmek için kanunu çiğnemeleri suç değildir .Raskolnikov deneyini uygulamak için borç aldığı tefeci kadını kurban olarak seçer.Onun yanında masum kız kardeşi Lizavetta'yı da baltayla kafasıni yararak öldürür.Bundan sonra Raskolnikov'un uzun,nefes kesen iç istikamet arayışına yani kendi içinde görmüş olduğu mahkemeye bizler de şahit olacağız ...


Petersburg'daki yaşam içler acısı gerçekten .Bir taraftan parayla ,zevk u sefayla ,
meyhanelerde gününü gün ettiğini düşünenler diğer taraftan da yoksullugun tüm siddetiyle hissedildigi ,açlıktan çocukların aglamalarina yürek dayanmadigi,pansiyonlarin tek odalı dar mekanlarinda yaşam mücadelesi verildiği ,sadece tek kıyafete sahip insanların bulunduğu,bir ikincisinin olmadığı ,kirlendiginde akşamına muhakkak yıkanması gerektiği ,kadınların kötü yola düşerek geçimini sağlamaya çalıştığı içimizi sızlatan hayat hikayeleri .



İşte Raskolnikov bu adaletsizlige ,dayanılmaz cileye,yasanilamaz sıkıntılara balta girmesi gerektiğini düşünüyordu .Ancak balta ile kökten cozumcu bir yaklaşımla ilkesini yasatabilecegine inanıyordu.Aslında baltayı kocakarının sahsini yok etmekle kötülüğün tüm mumessillerini ortadan kaldırarak, tüm insanlığın faydasina,mutluluğuna saplamisti.
Böylelikle üstün insan olduğunu kanıtlamış olacaktı .



Eserin olay örgüsü oldukça sade olmasına rağmen eser boyunca heyecaninizi ,korkunuzu,huznunuzu taze tutuyor yazar.Sorgu yargicinin sorgulamalariyla siz de kalp atislarinizin hızına engel olamiyorsunuz,alaycı yaklasimlarina sinir oluyor ,her an yakalanma takip edilme endişesiyle uykulariniz kaçıyor .Istahiniz kesiliyor .Yeri geliyor kadınlara olan bakış açısından dolayı sinirlerinize hakim olamiyorsunuz.Bir o kadar da eserdeki her bir karakter oldukça yoğun işlenmiştir.Sosyal hayatta her bir karakter bir figür olarak yerlerini alıyor .Sonya ve Dunya karakter olarak birbirlerine çok benzerler .Ikisi de başkalarının mutluluğu için yasamlarindan fedakarlık yapmış ,geçim için sürekli çalışıp didinmis,dindar karakter rolünde.Dunya'nin nişanlısı Lujin ise sinir bozucu,cimri ,
iftiraci,kendisine saygısı olmayan,nişanlısını malına mulkune güvenerek elinde tutmaya çalışan ,kendini beğenmişin biri.Dunya'ya hiç layık olmayan bencilin teki .Razumuhin akıllı,saf ,fedakar,yardımsever,dertli sevdiğim bir karakter. Bunun yanında birçok karakter ayyaş Marmeladov ,veremli hasta ,yoksul ,fedakar kadın Katherina
Ivanova,Svidligaylov gibi sade kurgu yoğun karakterlerle taclandirilmis .Raskolnikov bir o kadar da şefkatli bir karakter aslinda.Yangından çocukları kurtarma pahasına kendisini ateşe atan,dul annesinin kendisine gönderdiği paranın tamamını cenaze masraflarina verecek kadar cömert ,sokaktaki kadının başkasının tacizlerinden korunması için yol parasını ödeyecek kadar yardımsever ...



Raskolnikov'un suçu isledikten sonra o daracık odasındaki halisunasyonlarini ,sıtma misali titreyislerini,korkusunu ,daginikligini,kistirilmisligini ,derbederligini siz de aynı şekilde hissediyorsunuz .Bu olabildiğince sade yaşamında,yalnizliginda bir o kadar da kalabalık kafası ...Kendisini sürekli yargılar,sorgular,savunur vaziyette .Kalbiniz sıkışıyor adeta.



Ne olursa olsun pişmanlık duymadığını belirtir her defasında Raskolnikov ...Cinayeti işlerken ne depresyondadir ,ne delidir ne de geçici travma geçirmiştir .Cinayeti bile isteye ,adım adım gerçekleştirmiştir.Lakin hakikat ona yaptığı eylemin yanlisligindan dolayı sürekli acı vermektedir .Kendi içindeki adalet ve ahlak terazisi gram gram ruhunu ezmeye ,nefesini kesmeye başlamıştır çoktan .Iç sesinin ikazlari kendisinin diş sesini çoktan bastırmaya başlamış ,hislerinin vermiş olduğu ızdırap ,fırtınadan sonra sığındığı küçücük odasındaki yatağında bile rahatsız etmeye başlamıştır .Ruhunda tarumar eden şiddetli fırtınalar esmesine sebep olmuştur .Ama ne olursa olsun suçunu itiraf etmesine rağmen kendisini suclamiyor.Ne anneme yardım etmek için ,ne eğitimim icin ne de iktidara kavuşmak için öldürdüm .Sadece kendim için öldürmek istedim,diyecek kadar kendinden geçmiş.Içinizden eyleminin gerekçesi ne olursa olsun pişmanlık duymasını bekliyorsunuz,zerre taviz vermiyor bu konuda Raskolnikov.Delilleri ne kadar kuvvetli olursa olsun kendisini savunan yanı, teslim olmaya başlayacaktır .Sonya'nin ayaklarına kapanıp eteklerini öpüp sen ve senin gibi tüm insanlığın acilarinin önünde eğiliyorum der.Bu sahne çok etkiledi nedense beni .
Ne olurdu da bitseydi şu insanlığın acıları değil mi ...Orada istemsizce gözlerimden yaş aktı.Raskolnikov her ne kadar yaptığı eylemini tasvip etmesemde çekmiş olduğu varolussal sancısı ,çilesi ,arayislari gözümde üstün insan vasfina ulastirmistir kendisini .Bu tamamen benim fikrim.Elbette ki eylemini onaylıyorum anlamına gelmemeli bu fikrim.Kendisi de neticede üstün insan kavramının herhangi bir suçu aklayamacagini ders alacaktır .


Vee iç ve dış mahkeme kendisi hakkındaki hükmünü verecektir .Iç mahkemenin vermis olduğu ruhsal ızdırap bedenini mahkum edecektir.Sibirya'da 8 yıl kürek cezası ...Hala hiçbir pişmanlık yoktur Raskolnikov 'da .Tüm sıkıntılarına göğüs geren ,nereye gitse peşinden giden Sonya'ya cektirmedigi kalmamıştır. Sibirya'da her şeyin bittiğini düşündüğü sırada Sonya'nin İkinci kez okuyacagi İncil ile manen diriliş başlayacaktır .Her sıkıntı bir kolayliga gebedir,lakin haml muddetine sabretmek gerekir .Raskolnikov için Sibirya hem can yakan hem de tedavi eden cilehaneye donusecektir.


Faust'u okuduğum için oradaki karakterle Raskolnikov 'un arayislarini ,manevi ağrısını en sonunda yakaladığı mutluluğu birbirine çok benzettim. Dr Faust bir şehri sular altında kalmaktan kurtardığı yerde mutluluk duymaya başlar.Raskolnikov'u da iyi kalpli Sonya'ya olan aşkı diriltecektir .Birinin yüreği öteki için sonsuz hayat kaynağı olmuştur .
Raskolnikov en sonunda "Artık onun inançları benim de inançlarım olamaz mı? Hiç değilse onun duyguları,hevesleri,gönülakışları?.."
ifadesinde sevgiyle,fedakarlikla her şeyin asilabilecegini göstermiştir bize.Aynı şehirde olmalarına rağmen çok az görüşmeleri ,
Sonya'nin onu görmek için çırpınışları ,Rodya'nin ilk zamanlar nefretle bakması kalbimde kocaman bir burukluk oluşturdu .Sonya'nin hissettiği duyguların aynısını ben de hissettim .


Hani bir söz var "Acı çekmek ruhun fiyakasıdir " diye acı çekerek ,sıkıntıyla ,cileyle ,vurgun yedikçe ruhumuz guzellesecektir .


Keyifli okumalar ...

Atilla Oral, Dokuz Kehanet'i inceledi.
08 Nis 20:07 · Kitabı okudu · 42 günde · Puan vermedi

Değişik bir bakış açısı. Aklı zorluyor yer yer. "yalnızca kendimizi zayıf hissettiğimizi ve başkalarını kontrol altında tuttuğumuz sürece kendimizi daha iyi hissettiğimizi biliyoruz...... çoğu insan yaşamı boyunca başkasının enerjisinin peşinde koşar"... mı?

Ince Memed 4 ...32 yıllık bir destanin sonuna gelmiş bulunuyorum.Kitabın tadı damağımda kalsın,bana yansittiklarini sıcağı sıcağına hissedeyim diye her bir eserine inceleme yazmaya çalıştım.Lütfen öncesinde Ince Memed 1-2-3 incelemelerimi de okuyabilirseniz ,size fayda sağlayacaktır .


Ince Memed'i bitirdikten sonra bitirmiş olmanın verdiği rahatliginin yani sıra kocaman bir burukluk oluştu.Bir de üstüne "Hasretinden Prangalar Eskittim" şiirini okudum ,keyifsizligime diyecek yok .Yaşar Kemal'in insanın içini sızlatan "Yazarın acısı işkence değil.Yazarın acısı hapishane değil .Yazarın acısı kendi özel acısıdır ."ölümü arzuladigi bir röportajında dökmeye niyetinin olmadığı içini,hayallerini belki de Ince Memed gibi bir karakterde biriktirip tıkış tıkış sığdırdığı ,büyüttüğü eseriyle siz de onunla birlikte yorulacak ,yokuş çıkacak ,dağ tirmanacak,huzunlenecek ve seveceksiniz .



Gerçekten de Ince Memed dağda olduğu müddetçe ben de yoruldum ,üşüdüm ,aç kaldıkça aç kaldım.Günlerce kirli pasaklı ortalıkta dolandım.Dert ettikçe dert ettim.Hasret bir bıçak gibi yüreğime saplandı.Sıcak bir yuva ,sıcak bir aş,dingin bir yerin özlemini taşıdım .Dağlar üzerime üzerime geldi .Kendimi onunla birlikte nefessiz bıraktım.Bir an önce düz bir yere ,denizin kenarına ,portakal bahçelerine inip nefes almak istedim .



Kitapta genel olarak en çok hissettiklerimden birisi neydi biliyor musunuz? Yazar,insana aşık ...İnsan mukaddes bir sanat-ı Ilahi.Her göz göremiyor maalesef .Ihtiyaçlarına,duygularına hoyratça kayıtsız kalabiliyor .Bakınız ,Yaşar Kemal ne diyor :"İnsan çok güzel bir yaratıktır.Ağlayan ,gülen ,seven hele de seven ..."Allahım ne güzel bir ifadedir ,insanı ne güzel tarif etmiş değil mi ? Birbirimizi görmezden ,duymazdan geldiğimiz ,yolumuzu değiştirdiğimiz bir zamanda ruhunun inceligini çok güzel yansıtıyor .Allah'in sanatına müthiş bir hayranlık duyuyor yazar .Yine diyor ki "İnsan öldürmek çok kötüdür.İnsan Allah'ın yaptığı en güzel binayı yıkar mı? " ne muazzam bir tarif.Lütfen sabırla okuyun ,tum alintilari elbette ki paylasmayacagim.Ama bu ikisine kıyamadım işte .İnsan = Sevgi denklemini eseri boyunca hafizalarimiza kazıyor adeta yazar .



Yazar insana aşık olduğu kadar doğaya ,ağaca,dağa,denize ,ata ,
yılana,bataklığa ,portakal bahçelerine ,pınara
cakirdikenine de bir o kadar da karasevdalı.Yazar Çukurova'yı adeta yeni bir karakter ,kişilik olarak işlemiş .Denizin dalgasiyla Ince Memed'in hircinligini ,öfkesini ;ateşte yaka yaka bitmek bilmeyen cakirdikenleriyle de agalarin bitmek bilmeyeceğini ,yağız atın sakinliğini Ince Memed'in rahatinin yerinde olması gibi yorumlayarak, doğayla karakterler üzerinden kelimelerle resmetmis.Doğanın rengiyle ,insanın kendi içindeki iklimine göre mevsimlere boyamış adeta yazar .



Eserleri boyunca yazarın kullanmış olduğu dile hayran kalmamak imkansız .Anadolu dilinin çok geniş, çok zengin bir dil olduğunu gürül gürül ,coşkulu, saklısız bir o kadar da samimi bir şekilde kullanmıştır.Hatta ister istemez dilinize pelesenk oluyor kelimeler (cunkuleyim ,veryansın,karaçatkı)...Benim hoşuma gitti açıkçası .Yazar yer yer küfür ,argo içeren cümleleri de çıplak bir şekilde işliyor .Özellikle Ince Memed 4 'te kalbim sıkıştı :) Neydi o Anacik Sultan'a ,garibime söylenen laflar ?Benim yüzüm kızardı,başkasının yerine ben utandım açıkçası :))




Yaşar Kemal bu eserinde Kürtçe ifadelere de yer vererek birleştirici rol oynamıştır."Bir dil bulacağız her şeye varan,bir şeyleri anlatabilen ...Böyle dilsiz ,Böyle düşmanca böyle bölük pörcük dolasmayacagiz bu dünyada "ifadesi gibi gönüllere hitap edecek ortak dilin sevgiyle mümkün olabileceğinin mesajını veriyor yine ...



Eserde genel olarak dikkatinizi çeken bir diğer husus kadınlara özellikle Hürü Ana ,Zöhre Ana,Anacik Sultan ,Kamer Ana gibi yaşı büyük ,hatırı sayılır kadınlar umudun,direnişin,baskaldirisin ,
sabrın ,vatanın ,emeğin,bilgeligin vücut bulmuş şekli olarak ayrı bir değer atfedilmis.Kadın elleri öpülesi kadın ...



Yazar kerametler,hurafeler ,yoksul bırakılan ,zulmedilen ,başı ezilen halkın insanı sıkışınca ermislik seviyesine cikarabilecegi ,99.999 ayet,dua,hadis yazılı kurşun işlemez,kılıç kesmez ,hastalık yaklasmaz gömlekle ,tilsimli yüzükle ,halkın yarım Kabe saydığı Kirkgoz Ocağı ,kutsallastirilmis yağız at üzerinden gericiligin ,yobazligin başı ezilmeden bu vatanın kurtulamayacagi mesajını veriyor .



Gelelim zalimlere zaten diyeceğimi dedim .Rüşvet dersen var,fisleme var,halkını sitmadan ,açlıktan tir tir titretme var.Sıkıstıkları zaman sözde savaşlarda ,tarihte göstermiş oldukları kahramanlikları yine sözde asil olduklarını iddia edip, her hakkı kendilerinde bulup yapmadıkları zulüm yok.Uzun uzadıya zalimleri anlatmayacağım yine.Kendimi zor durduruyorum var ya :) Ama şunu iyi biliyoruz ki milletin malına mülküne el koyan haramîlere ve onların bugünkü uzun dillerine, bitmeyen hikâyelerine bakmayın!.. Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur !!!



Son olarak Ince Memed 4 eserinde kerametler yagiz at efsanesinin oldukça uzatilmasi,kadınların fırsattan istifade ederek kendilerine gündem malzemesi bulup günlerce çay sohbetlerine eşlik ettikleri ,ağızlarına sakız ettikleri kerametler,masallar ,abartilar yordu beni açıkçası .Yine bazı dini degerlerimize çok rahat ,arkadascasina kullanılan ifadeler üzdü. Resimlere gösterilen sapıkça davranışlar da cabası .Anadolu insanının dogalligini ,içi dışı bir oluşunu göstermek istedi belki yazar .Ama yine de saygı bekledim .



Sabırla okunması gereken yoğun bir eser .Yazarın dili o kadar zengin ki cümleleri duvarlara asilmalik tablo kiymetinde.Dili o kadar akıcı kı çok çabuk ilerliyor .Sadece bahardan ,okuma isteğimin azalmasindan, kendimi veremememden ötürü okuma seruvenim biraz uzadı gibi :)


Hasretlik zor ...Birikmiş bir özlemi saklamak bir o kadar zor...Avuclarimizda eskitmeye kiyamayacagimiz anılar biriktirmek...Yeter ki insan kendi içinden gocmesin be Ince Memed. "Sen tevekkel et,eden bulur " Her şey olacağına varır...


Not :Yukarıdaki puanlamam tüm eser için geçerlidir .Puanlamam Ince Memed 4 eseri için 7 'dır.


Keyifli okumalar ...

-Yusuf-, bir alıntı ekledi.
27 Mar 01:01 · Kitabı okuyor

**ben başkasının adası olsaydım**
Bir ada; iki gözyaşı arasındaki mavi harfleridir,
akşamla kağıttan kayığı batmış bir çocukluğun,
kimi dipte kelimeler ve acısı yüzüne vurmuş
bir ada, mavi yerine bir kızın gözlerinden unutulmuş

Üzgün Kediler Gazeli, Haydar Ergülen (Sayfa 80)Üzgün Kediler Gazeli, Haydar Ergülen (Sayfa 80)
Quidam, İnsancıklar'ı inceledi.
 25 Mar 01:50 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Merhaba! Merhaba ve elveda! Kitabımı okudum. Muzumu yedim. Suyumu içtim. Kahvemi hazırladım. Sigaramı yaktım. Ve şimdi de incelememi yazmaya başlıyorum. Dostoyevski, adamdır! Etkinliğimize -#28130221 - katılan herkese, selam olsun!

Öncelikle kitapta işlenen konunun bende yaptığı çağrışımından bahsetmek isterim. Özet niteliğinde olabilecek bir benzetme yoluyla anlatacağım. İnsan hayatını benzetmenizi isteseler neye benzetirdiniz? Bunu bir düşünün. Kendi cevabımdan gidiyorum. Tren raylarına benzetirdim. Tren raylarının başlangıç ve son noktaları bellidir. Yaşam yolculuğu da tam olarak bu ikisinin arasında geçer. Ancak bu rayların ayrım ve birleşme noktaları da vardır. Tamamen nereden baktığımızla alâkalıdır. Başlangıca girer girmez birleşmeler olur. Ailemizin rayları ile bizimki birleşir. Bu raylar uzunca bir süre birlikte yol alır. Üst üste binmişlerdir. Yolculukta yalnız değilizdir. İlerliyoruzdur. Belli bir süre sonra yol ayrımına gelinir. Ebeveynlerin her biri kendi yolunda gider. Ki bu bitişik de olabilir, ayrılmış da. Kişi de kendi yolunda ilerler. Sonra bu yolculuğuna başka raylar katılmaya başlar. Bunlar arkadaşları, öğretmenleri, işverenleri vs. kısaca algısına giren herkes de onunla aynı yolculuğa başlar. Toplum içinde yaşamanın getirisidir bu. İstesek de istemesek de belli bir süre bazı insanlarla yolculuk yaparız. Kimininki uzun süreli bir birliktelik olur, kimininki kısa süreli olur. Kimisi bu süre zarfında mutluluk verir, kimisi ise acılara boğar. Böyle böyle her ray kadar ihtimal doğar ve yaşanır. Kitaptaki iki ana karakterin birlikte geçirdiği yolculuğu ele alıyor. İkiside tek tabanca gibi ilerleyen yalnızlarken, yolları birleşiyor. Onlar birbirlerinin yol arkadaşı oluyorlar. Hatta öyle bir rotada ilerliyorlarki kendilerine eşlik eden başka hiçbir insan yok. Sadece onlar var. Bu yolculuk esnasında her iki karakterde anı yaşıyor. Yani, ona eşlik eden kişiyi ve bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyor. Geçmişteki yolculuklarının nasıl olduğunu ve onları nasıl etkilediğini, geçmişte kimlerle yolculuk yaptıklarını ve onlardan aldığı keyifler ile acıları, şu anki yolculuklarının güzelliklerini ile çirkinliklerini ve yoldaşlığı getirdiği güç ile zayıflığı vs. uzun lafın kısası, her şeylerini paylaşıyorlar. Bu birlikte aldıkları yolculuk boyunca, neredeyse birbirlerinin her şeyi oluyorlar. Birbirlerine o kadar bağlanıyorlar ki, yolculukları hiç bitmeyecekmiş gibi dalıp gidiyorlar. Sonrasında ise kaçınılmaz son geliyor. Rayların yol ayrımı görünüyor. Tam da burada hayat devreye giriyor. Ray, en baştan beri kendisine ait bir rotada ilerler. Tanıdığımız ve tanıyacağımız herkes, ancak belli bir süreliğine yoldaşımız olur. Yol ayrımı geldiği zaman ne yapacağız? İşte, asıl karakterimiz de burada devreye giriyor. Kısa süreli bu yolculukta eşsiz bir insanla geçirdiğimiz zamanları hatırlayınca; temel olarak, önümüzde iki seçenek beliriyor.

1-) Hayat yolculuğumuzda, bize eşlik etmiş bu insan ile geçirdiğimiz zamanları gülümseyerek ve iyi ki bize eşlik etmiş diyerek mi hatırlayacağız?
2-) Hayat denilen yolculukta, bu eşsiz ve güzel insanla yaşadıklarımızı kaybettiğimiz ve bir daha sahip olamadığımız için, üzülerek ve acı çekerek mi yad edeceğiz?

Dostoyevski, iki karakteri bu konuda ayırmış. Biri birini, diğeri ötekini seçmiş. Ben, ilkini seçiyorum. Çünkü, onu hiç tanımamış ve bunları hiç hissetmemiş de olabilirdim. Kattıkları için mutlu olup devam etmeliyim. Ayrıca ben, yola baksam da bakmasam da, devam etmek istesem de istemesem de vs. bana bağlı kalmadan yol almaya devam ediyorum. Zaman...


Şimdi de karakterlerden yola çıkarak yorumlamayı deneyeceğim. En sona da alıntılar yazacağım ve düşüncelerimin doğmasını sağlayan etkenleri belirteceğim.
Varvara Dobroselova ve Makar Devuşkin. İki karakterimizin arasındaki ilişkide mantığın neredeyse tamamen dışarıda kaldığını görebilirsiniz. Yani Dostoyevski, bu iki karakterin ilişkisi içerisinde hiçbir şekilde mantık parçacıkları girmesin diye uğraşmış. En azından, ben öyle düşündüm. Çünkü duygularımız, düşüncelerimizden daha gerçek ve saftırlar. Hiçbir şekilde varlıkları içeriden de dışarıdan da inkâr edilemezler. Dolayısıyla da yüce bir ilişki içerisinde oluyorlar. Birbirlerine karşı yaklaşımları her zaman içlerinden geldiği gibi olmuştur. Mantık süzgecinden geçirdikleri neredeyse hiçbir eylemsel ve sözsel yaklaşımları olmamıştır. Neden mi böyle düşünüyorum? Fedakârlık. İki karakter de birbirine karşı içten gelen bir fedakârlık ile yaklaşmaktadır. Kendinden önce karşısındakinin iyilik hâlini düşünüp ona göre yaklaşmıştır. Fedakârlığı da mantık çerçevesine sokabiliriz. Karakterin içinde empati ile oluşan hissiyatlar ve düşünceler yoğun olduğu için yapıyor, diyebiliriz. Ancak bunu birkaç kez diyebiliriz. Sürekliliği olan fedakârlıkları mantık çerçevesinde değerlendiremeyeceğimizi düşünüyorum. Alışkanlık hâlinde olsa bile böyle olur. Çünkü yaşanılan sefaletten dolayı, beyin öyle ya da böyle devreye giriyordur. Ancak her defasında duygular tarafından baskılanıyor. Bu sayede, karakterlerimizin ilişkilerinin temelinde olduğu gibi diğer katmanlarında da yoğun bir duygusallık içerisindeler. Ki insanın metafizik gücünün büyüklüğünü burada anlayabiliriz. Beden ve fizyoloji neredeyse tamamen devre dışı kalmış. Sadece beyin sayesinde olmuş. Duygularını ve kendini anlayarak başarılmış. Canlılığın temellerine tamamen zıt yaklaşımlarla, insanın ulaşabileceği en sağlam bağlarla yüce bir ilişki içerisinde olmuşlar. Bence, bu kitabın en güzel anlamlarından biri buydu. Duygularını anlayan ve onlara göre hareket eden bir insan ile ona aynı şekilde yaklaşan bir insanın ilişkisi, diğer ilişki türlerine göre daha kuvvetlidir. Hem kendi gücünü anlamada, hem de insanın ne olduğunu anlamada çok yardımcı olduğunu anlayabiliyor. Uzun lafın kısası, duygusal insan ilişkileri > mantıklı insan ilişkileri.

"Bana yönelik sevginizin sizi benden gizlemeye zorladığını söylüyorsunuz. O zaman da, siz bana fazla paranızdan, zaten her koşulda rehin sandığında duran paranızdan bahsettiğiniz zaman da anlamıştım, size çok şey borçluyum. Şimdi, hiç paranız olmadığını, şans eseri benim yoksul halimi öğrendiğinizi ve bundan etkilenerek maaşınızla beni desteklemeye karar verdiğinizi, avans aldığınızı ve ben hastalanınca elbiselerinizi sattığınızı öğrenince yani, bütün bunları öğrenince, çok acı verici, hiç yaşamadığım bir durumda kaldım, bunları nasıl karşılayacağımı ve bu konuda ne düşüneceğimi hiç bilmiyorum. Ah Makar Alekseyeviç! Bana acıyarak ve akraba sevgisine dayanarak yaptığınız ilk iyiliklerden öteye geçmemeliydiniz, ayrıca paranızı boş yere savurmamalıydınız. Siz dostluğumuza ihanet ettiniz, Makar Alekseyeviç, çünkü bana karşı açık olmadınız ve şimdi, sizin bana hediye ettiğiniz giysileri, şekerleri, gezileri, tiyatroları ve kitapları görünce, bütün bunların bedelini şimdi kendi bağışlanması imkânsız havailiğime üzülerek pahalıya ödüyorum (çünkü ben sizin için hiç kaygı duymadan kabul ettim hepsini); ve sizin benim mutluluğum için vermek istediğiniz her şey, benim için bir kedere dönüştü ve yararsız bir üzüntüden başka bir şey bırakmadı bende. Son zamanlarda sıkıntılı olduğunuzu fark etmiştim, kendim de sıkıntıyla bir şeyleri bekliyordum, ama bu olup biteni aklım almadı."
-Varvara Dobroselova

"Kırk rubleden yirmi beşini size vereceğim, Varenka; iki rubleyi ev sahibisine, kalanı da kendi masraflarıma ayırırım. Bakın, ev sahibesine daha çok vermek gerekirdi, hatta fazladan vermek lazımdı; ama bütün her şeyi değerlendirir, benim ihtiyaçlarımı bir daha hesaplarsanız, daha fazla veremeyeceğimi görürsünüz, bu yüzden, bundan bahsetmek imkânsız, düşünmek bile gereksiz. Bir gümüş rubleye çizme alacağım; artık bilemiyorum, yarın bu eskilerle işe gidip gidemeyeceğimi. Boyun fuları da gerekli bana, çünkü eskisi bir yılı doldurdu artık; ama siz bana eski önlüğünüzden sadece bir fular yapmayı değil, göğüslük dikmeyi de vaat etmiştiniz, fuları düşünmeyeceğim o yüzden. Yani böylece, fular da var, çizme de. Şimdi sıra düğmelerde küçük dostum! Ama siz kabul edersiniz ki, cancağızım, düğme olmadan yapamam; ceketimin yarısında düğme kalmadı bile! Majesteleri’nin bendeki bu düzensizliği fark edip de bir şey söyleyebileceğini ne zaman düşünsem titriyorum, kim bilir neler söyler! Canım, ben, dinleyemem bile söylediklerini; çünkü ölürüm, ölürüm, oracıkta ölürüm, çünkü bu olursa utançtan ölürüm, bir tek düşüncesi bile yeter! Ah, canım! Evet, şimdi bütün ihtiyaçlardan geriye üç ruble kaldı; o da geçinmeye ve yarım külah tütüne gidiyor; çünkü, küçük meleğim, tütünsüz yaşayamam, fakat dokuz gündür ağzıma pipo koyamadım. Alabilirdim, bütün samimiyetimle söylüyorum, alabilirdim, ama size de bir şey söylemedim, bütün samimiyetimle. Sizin de başınızda bela var, siz de en ufak şeye ihtiyaç halindesiniz, bense burada çeşitli hazların tadını çıkarıyorum; işte bu yüzden almadım ve size bunu söylememin nedeni vicdan azabı çekmemeniz için. Size açıkça itiraf ediyorum, Varenka, artık aşırı yoksul bir haldeyim, yani buna benzer bir şey asla gelmemişti başıma."
-Makar Devuşkin


Son olarak değinmek istediğim nokta ise toplumumuzun içler acısı durumu. Yukarıda bahsettiğim ray durumundan yola çıkacağım. Her birimiz diğerinin yolculuğuna öyle ya da böyle katılıyoruz veya yolculuklarını izleyebiliyoruz.
Dip Not: Çıkamadım. Yazarken, mevzuyu unutup yardırmışım. Artık boşlukları siz dolduracaksınız.

"Alıştım, çünkü her şeye alışıyorum, çünkü uysal bir insanım, çünkü ben küçük insanım; fakat, bütün bunlar ne için? Kime ne kötülüğüm olmuş?"
--Makar Devuşkin

Şimdi, böyle bir içten ve çaresiz isyan karşısında biz ne düşünebilir ve hissedebiliriz? Toplumun her birimizi yüceltme imkânı var. Aynı zamanda yerin dibine sokma imkanı da var. Ancak asla yan yana getirme imkânı yok. Çünkü toplumlar hep para ve statüler ile var ediliyor. Yan yana gelmemiz için bunlardan hiçbirinin olmaması gerekiyor. Kitaptaki karakterimizin başına da bu geliyor. İlk başta işi vardır. Parası vardır. Arkadaşları vardır. İş yerinde de saygı görmektedir. Yavaş yavaş dış görünüşü bozulmaya ve parasız kalmaya başlar. Önce ev sahibi tatava yapmaya başlar. Ardından diğerleri gelir. Birer birer hepsi düşene vurmaya başlar ya da üzerine çıkar ve o yükselir. Toplum bize bunu öğretmiştir ve toplumun içinde iyi bir şekilde varolmanın başka bir yolu yoktur. Böyle zamanlarda karakterinizin yanında olan tek bir kişi vardır. Duygusallık ile ona bağlı olan Varvara Dobroselova. Diğer herkes alay etmiş ve/veya dışlamıştır. Sonra biri kahramanımıza acır. Acır. Acıdığı için para verir. Sonra kahramanımızın hayatı normale dönmeye başlar. Arkadaşları tekrar konuşmaya başlar. Ev sahibi, onu tekrar eve alır. Eski düzenine tekrar kavuşur. Belki daha iyi imkânlarla kavuşur. Acıma sayesinde kavuşur. Acıma! Duygusal insanlarda olan gururu tasavvur edin. Bu acıma ile gelecek yardıma muhtaç olması onu ne kadar mutlu etse de, şaşkınlık gittikten sonra hüzne boğulmaz mı? Bir başkasının acıması ile tekrardan yiyip içebiliyor ve barınabiliyor. Dostum, buna isyan etmeyeceksek neye edeceğiz? Çalışabilecek ve kendine bakabilecek bir adamın, toplum yüzünden böyle hallere düşmesi ve düşdükten sonra da böcekmiş gibi tiksinilip dışlanması bizleri niye hiç rahatsız etmiyor? Neden böyle durumlara hep üç maymunu oynuyoruz. Neden sadece algımıza girenlere acıyarak yardım ediyoruz? Neden kimsenin acınacak hale düşmemesi veya iradesi hariç kimsenin yardımına muhtaç olmayacağı bir şeyler için çalışmıyoruz? Hadi çaba sarf etmiyoruz, bu saçma sapan düzenleri nasıl gönül rahatlığıyla kabulleniyoruz ve benimseyerek yaşıyoruz? Kendimden de biraz anlatayım. Sonbahara doğru askere gideceğim. Askerden sonrası için ise aylak hayatını düşünüyorum. Sokakta kalma istemim var. En azından deneyeceğim. Orada gerçekten kendim için çalışabilirim. Barınak olarak doğa ve sokaklar olacak. Yemek için ise günlük iş yapmaya çalışacağım. Sonra da ver elini aylak hayatı. Hâlbuki bu düşünceleri evimde iken buldum ve geliştirdim. İstemim, evimde yükseldi. Yani, toplumun içinde yer edinmiş ve keyfi yerinde olan biriyim. Ailem sayesinde böyle oluyor. Maddi hiçbir sıkıntı yok. Ama psikolojik çok sıkıntılar var. Neden? Çünkü empatim ve anlayışım var. Bu saçma sapan toplum makinasında bir parça olmak istemiyorum. Bu makina sadece para için dönüyor. Ne samimiyeti var, ne anlayışı ne de duygusu. Sadece döndürmeye devam etmesi için ihtiyaçları var. Onlardan biri olmamayı deneyeceğim. Sizden biri olmayınca da benim yazdığımı okur muydunuz ya da okuyabilir miydiniz? Sokakta kalıyor olsaydım ve bunları yine düşünmüş olsaydım eğer, bana zaman ayırır mıydınız? Bunları bir düşünün. Eğer başarırsam beni bir daha buralarda göremezsiniz. Başaramazsam da toplumda bir değişiklik için uğraşacağım. Türk tarihini az çok biliyorum. Açıkçası, en berbat toplumuna denk geldiğimi düşünüyorum. Çünkü empati ve anlayış bitik seviyede. İlerleyen zamanlarda İstanbul ve Türkiye susuz kalacak. Ancak bunlar çoktan bitmiş ve kimsenin umrunda değil. İzleyici olduğumuz salonda koltuklardaki insan sayısı azalıyor. Bu tiyatrodaki oyuncular, seyirciler arasından seçiliyor. Sırası gelen sahneye çıkıyor. Eline verilen kağıdı ezberliyor ya da okuyarak oynuyor. Sonra da perde arkasından direkt dışarı gönderiliyor. Hem izleyiciler, hem de oyuncular izleme modunda takılıyor.

Neyse, daha çok anlatabilirim de susmak en iyisi. Biraz da kendiniz düşünün. Ya da kitabı okuyun ve Dostoyevski düşünürsün. İncelemem bu kadardı. Buraya kadar okumuş herkese teşekkür ederim. Saygılarımı sunuyorum.

Asena, Acımak'ı inceledi.
 18 Mar 18:35 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Şüphesiz Reşat Nuri Anadolu insanını en iyi anlatan yazarlarımızdandır. Sanırım bunun sebebini müfettişlik görevi ile Anadolu'da gezdiği için Anadolu insanını yakından tanımasına bağlayabiliriz. Ayrıca benim okuduğum 3. Kitabı olmasına rağmen en sevdiğim Türk yazarlarından biridir. Her kitabını bambaşka bir merakla okuyorum ve okumaya devam edeceğim.

Gelelim kitabımıza “Acımak”. Hepimizin bildiği bir kelime aslında “Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek”, “Başkasının acılı durumundan üzüntü duymak” ve “merhamet etmek” okuduğum kitapta da hem canım acıdı hem de birilerine acıdım.

Güzel, dürüst bir adamın toplum şartlarıyla ne hale geldiğini, insanların yine ne kadar kötü, riyakar ve ön yargılı olduklarını bir kitapta daha anlamış bulundum. Ya da başka bir yaklaşımda daha bulunayım. Gerçekten bize kötü gelen ya da kötü olduğu anlatılan insanları ne kadar tanıyoruz? Annemizi, babamızı, kardeşimizi, arkadaşlarımızı sahiden tanıyor muyuz? Acılarına ortak olabiliyor muyuz? Peki başka bir soru daha neden bu ön yargı? Belki en kötü görünen insanların bile aslında o kadar kötü olmadıklarını anlıyorsunuz kitapta. Söyleyecek, eleştirecek çok şey varda ben Mürşit Bey gibi susacağım.

Açıkçası ben okumaya başlamadan önce bu kadar sıra dışı ve harika bir kitap beklemiyordum. Başka bir bakış açısı katacak bu kitap size. Bana kattığının garantisini verebilirim.

Acımayı öğrenmek için mutlaka okuyunuz.

Slh TRHL, Hz. Muhammed'i inceledi.
 08 Mar 00:44 · 7/10 puan

Es-Selam..
Kitabı okudum ve özellikle hadis bölümüne geldiğimde en büyük eksikliğin sahih olup olmama noktasında ''Tahrîc'' yapılması gereğini hissettim.
İncelemelere baktığımda da arkadaşlarımız teknik bakımından gerekli bilgileri vermişler, bu yüzden içeriğe hiç dokunmadım.
Şu şekilde bir yöntem izledim;
Önce hadisleri klasik kaynaklarda tarama yapıp sahih olup olmadığına baktım,
varsa değişik varyansları kaynaklarda olduğu gibi aldım,
hadis zannı ile yazılan ayetlerin metinlerini yazdım,
açıklama bölümünde mümkün mertebe bilgi vermeye çalıştım,
ve çalışmayı 'usul olmadan esas olmaz' prensibi doğrultusunda usul-ü hadis ilkeleri kapsamında değerlendirdim.
Dil sürçer, Kalem de , göz de bakış açısı da...
İnsan gibi.
Var ise bir hatamız affola.

Keyifli okumalar...

-"Hurma ağacının altında uyumuş olan Hz. Muhammed uyanınca, elinde bir kılıçla habersizce başucunda dikildi ve; "Ey Muhammed, seni benden kim kurtaracak?" dedi. Hz. Muhammed: "Allah!" diye cevap verdi. Dü'sûr'un kılıcı yere düştü. Onu Rasülullah aldı ve; "Asıl şimdi seni benden kim kurtaracak?" dedi. Dü'sûr, "Hiç kimse!" dedi. Rasülullah onu serbest bıraktı ve "Kalk işine git" dedi. Dü'sûr giderken, "Sen benden daha hayırlısın" dedi. Resul-i Ekrem: "Ben buna senden daha hak sahibiyim" dedi. Dü'sûr: "Ben de Allah'tan başka ilâh olmadığına ve senin Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ediyorum" diyerek Müslüman oldu. Hz. Muhammed'in de en sadık arkadaşlarından biri oldu."(l).( Ahmet Davutoğlu, Sahih-i Müslim tercüme ve şehri. )
AÇIKLAMA: Bu rivayet Asım KÖKSAL ın İslam Tarihi isimli meşhur eserinde de geçmesine rağmen hadis literatüründe böyle bir hadise şerife rastlamadım.
Bu yüzden sahih bir kaynaktır diyemiyoruz.

-Allah'ım! Sana olan sevgimi, bana bağışla. Sevdiklerinin sevgisini de kalbime koy. Öyle yap ki, ben senin layık Tolstoy bildiğin, sevdiğin işlerin uygulayıcısı olayım. Öyle yap ki, senin sevgini benim için, bana, aileme ve servetime olan sevgimden üstün eyle." "Allah'ım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli istiyorum. Allah'ım! Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl."(2). Tirmizi, Davut 74. -SAHİH-
-"Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!"(3). Tirmizi, Fiten 26. -SAHİH-
-"Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et." Bir adam: "Ya Rasülallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz?" dedi. Resul-i Ekrem: "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir" buyurdu.(4) Buhari, Mezalim 4 –SAHİH-
- "Kim bir hayır işlerse, ona onun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım." (5). Müslim, Zikir 22 –SAHİH -
- "Bir insanın gerçek zenginliği , onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.."(6). Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA:
Hadis Literatüründe Kütüb-ü Sitte diye bir kaynak muteber değildir.

- "İhtiyaç içinde bir mümine darlıkta olmasına rağmen ve gönülden yardım eden bir mümin Allah’ın rızasını umabilir."(7). Tergib ve Terhib Tercümesi
Tergib ( İyiliklere teşvik ) –Terhib ( kötülüklerden sakındırma ) hadis kitabı Münziri’nindir ve bu eserde maalesef zayıf rivayetler de mevcuttur. Bu bağlamda hadisin de sahih olduğuna dair delil mevcut değildir.
- "Allah rızası için incitici ve alaycı söz duyup ve buna sabreden bir kişi Allah katında en sevimlisidir.."(8). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz."(9).Buhari İman 7, Müslim İman 71-72 –SAHİH-
- "Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmışhr."(10).Buhari Rikak 28 –SAHİH -
- Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Ey insan! Yalnız benim kanunlarıma uysan, bana uyar ve benzersin. ‘’Ol dersin o da olur..."(11) kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

-Yani aşırı yemek yiyerek ve içerek kendi nefislerinizi öldürmeyin."(12). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah arzı yarattığı zaman, arz sallanmaya (tıpkı bir hurma ağacı gibi sağa sola) yalpalar yapmaya başladı, bunun üzerine dağlarla onu sabitleştirdi ve böylece arz istikrarını bvıldu. Melekler dağların şiddetine hayrette kaldılar. "Ey Rabbimiz, dediler, dağlardan daha şiddetli bir mahlûk yarattın mı?" "Evet, buyurdu. Demiri yarattım." "Demirden daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ: "Evet! Dedi. Ateşi yarattım." "Ateşten daha ağır bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet, dedi, suyu yarattım!" "Sudan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ tekrar cevap verdi: "Evet, rüzgârı yarattım." "Rüzgârdan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet insanoğlunu yarattım" dedi ve devam etti: "Eğer o, sağ eliyle sadaka verir, sol eli görmeyecek kadar gizlerse (daha şiddetlidir)."(13). Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn 2
AÇIKLAMA:
Böyle bir rivayete rastlamadım bu yüzden soru işareti ?

-Allah Teâlâ buyurur: "Ben, gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanı yarattım."(14)El-Acluni, Keşfül-Hafa 132.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kimseyi kırma. Biri seni kırar ve ayıplarını, kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma."(15) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- Hz. Muhammed "Allah Teâlâ bazı şeyleri farz kıldı, onları ihmal etmeyin. Bazı günahlara yaklaşılmaması için sınırlar koydu, o sınırları aşmayın. Bazı şeyleri haram kıldı, o haramları çiğnemeyin. Bazı şeyleri de unuttuğu için değil size olan merhameti sebebiyle dile getirmedi, onları da araştırıp kurcalamayın."(16).Darekutnı, Es-Sünen 184.
AÇIKLAMA: Delil yeterli değildir.Darekutni de de zayıf rivayetler mevcuttur.
- "Kim Allah'ın yarattıklarına karşı merhametli olursa, Allah da ona merhametli olur. İnsanların iyilik ve kötülüklerine bakmayarak onlara iyilik et. Başkalarına iyilik yap ki kö- tülüklerine engel olasın" (17). Tirmizi, Birr 16 -SAHİH- tir.
- "Hz. Muhammed'den sordular ki: "Dinin esası ne üzerine kurulmuştur?" O da şöyle cevap verdi: "Kendiniz için istediğinizi başkaları için de isteyin; kendiniz için istemediklerinizi başkaları için de istemeyin." (18). Buhari İman 6, Müslim İman 71 -SAHİH- tir.
-"Bir Müslüman'ın samimiyetinin ölçüsü, onun gücünün yetmediği şeylerde çaresiz kalmasıdır." (19) Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, her iki tarafına duvarlar yapılmış birtakım yollar yapmış, duvarların üzerlerinde perdeler asılmış, açık kapılar kurulmuş, bir yol yapmıştır. Bu yolun başlangıcında durmuş bir bekçi, kapılara doğru gidenlere şöyle diyor: "Doğruca gidin ve hiçbir tarafa sapmayın." Sonra yukarıda duran bekçi: "Şu kapıdan içeri girmeyin, yoksa içine dü- şersiniz." Bu yol, hayat yoludur. Açık kapılar Allah Teâlâ tarafının tehlikeli görülmüş amellerdir. Kapıları kapatan perdeler Allah'ın koyduğu sınırlardır. Birinci bekçi Allah'ın kelâmıdır. İkinci bekçi ise, her insanın kalbindeki Allah korkusudur." Tolstoy (Ç.n.: Tolstoy'un derlemesine koyduğu bu hadiste tercü- me ve nakil hatası ile ilaveler var. Hadisin kaynağından yaptığımız tercümesi şöyledir.) Bir adam; "Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber ona şu cevabı verdi: "Hz. Muhammed, bizi sırat-ı müstakimin bir başında bı- raktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine saparsa, yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) giderse, o da cennete ulaşacaktır." İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu âyeti okudu: "İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar..."(20). En’am, 6: 152
AÇIKLAMA: Delil yetersiz olup İsrailiyattan olma ihtimali mümkündür.
- "Her Müslüman'ın sadaka vermesi gerekir" buyurdu. Kendisine: "Ya bulamayan olursa?" diye soruldu. "Eliyle çalışır, hem şahsı için harcar, hem de sadaka verir" cevabını verdi. "Ya çalışacak gücü yoksa?" diye soruldu. "Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sahibine yardım eder" dedi. "Buna da gücü yetmezse?" dendi. "İyiliği veya hayrı emreder" dedi. "Bunu da yapmazsa?" diye tekrar sorulunca: "Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkoyar. Zira bu da bir sadakadır" buyurdu.(21) .Buhari, zekat 30, Edep 33 -SAHİH -tir.
- "Şehvetle bakmak zinadır. Erkek olan meclise bir kadı- nın kendini göstermek için süslenip gitmesi ve ihtirasla bakması da zinadır."(22).Müslim Kader 20, Ebu Davut, Nikah 44 -SAHİH- tir.

- Hz. Muhammed Vâbisa İbni Ma'bed diyor ki, Resul-i Erkem'in huzuruna varmıştım. Bana: "İyiliğin ne olduğunu sormaya mı geldin?" dedi. "Evet" dedim. O zaman şunları söyledi: "Kalbine danış." "İyilik, kalbin uygun gördüğü ve yapılmasını onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye nice nice fetvalar verse bile içinde şüphe ve tereddüt uyandı- ran şeydir."(23). Ahmet B. Hanbel,Müsned 227-228- SAHİH- tir.
-"İman etmedikçe cennete giremezsiniz ve Allah rızası için birbirnizi sevmedikçe kamil imana ulaşamazsınız." (24). Tirmizi, Kıyamet 46. Müslim, Cennet 63 -SAHİH -tir.
- "Alçakgönüllülük ve tevazu imandandır, boş sözler ve boş ameller riyakarlıktandır." (25) Tirmizi, Kıyamet 64, Tirmizi ,Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Zalimlerle birlikte olmaktansa, kendi başına, yalnız kalmak daha iyidir. Kendi kendine olmaktansa hayırlı insanlarla birlikte olmak daha iyidir. İlim öğrenmek isteyene ilim öğretmek susmaktan iyidir. Boş konuşmaktansa susmak iyidir." (26). Tergib ve Terhi Tercümesi, 431-446.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Öfkelendiği zaman öfkesini yenenleri Allahu Teala mükâfatlandırır." (27). Taberani, Mücemü’s Sağir Tercüme ve Şehri 289.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Herkesin ameli, onun davranışlarındaki niyetine göre değerlendirilir. (Ameller niyetlere göredir)" (28).İman 41,Nikah 5, Eyman 23, Talak 24, Eyman 19 –SAHİH- tir.
-"Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenleri sever."(29).Mürşid, 3.0, Hadis no:7212
AÇIKLAMA.SAHİH değildir.
- "Zorluklarda ve hastalıklarda sabreden ve küsmeyen kimse kamil imana erişen kimsedir. (30). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"Gerçek tevazu, bütün iyiliklerin başıdır." (31). Tirmizi, Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Tevazu ve anlayış olmadan iman olmaz." (32). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"İyilikleri paylaşma konusunda ısrarlı olun." (33). Kaynağı bulunamadı.SAHİH değildir.
- "Nura ulaşmak isteyen nurun içindedi. (34). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "En hayırlınız odur ki, iyilik bulunca Allah'a şükreder, kötülüğe maruz kalınca sabreder. O daima Allah tarafından mükâfatlandırılır." (35). Müslim, Zühd 64. SAHİH tir.
-"Hidayeti bulanlar tartışmalardan uzak dursunlar." (36). Tirmizi, Tefsir, Zuhruf, İbnu Mace. SAHİH tir.
- "Allah'ın en büyük düşmanları, mü'min oldukları halde fitne çıkaran ve insanların kanını akıtan kimselerdir. (37). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Kabir, sonsuzluğa ilk basamaktır.( 38) Tirmizi, Zühd 5. SAHİH tir.
-"En büyük cihad, (nefse) karşı yapılan cihattır. (39) Fedaiıu’l- Cihad 2. SAHİH tir.
- Allah rızası için geçirilen bir saat, boş geçirilen bir yıldan daha değerlidir. (40). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- "İbadet, dua eden mü'minin ruhunun yükselmesi ile Allah'a kavuşmasıdır." (41) Tirmizi, Daavat 112.SAHİH tir.
- "Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur." (42). Süyuti, Kabir Alemi Tercümesi S.39.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Allah bütün işlerde yumuşaklığı sever." (43) Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Mü'min, Allah ‘a tevekkül ederek ve bağışlanacağını umarak ölür. " (44)Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Gözlerin zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar. Uzuvlar da bunu doğrular veya yalanlar."(45)Buhari, İsti’zan 12,kader 9, Müslüm, kader 20. SAHİH tir.
-"Zina yapan kadın ve erkekler Allah’a ibadet etmekten kaçınanlar, Allah’ın sevmediği kimselerdir." (46)Buhari, tefsir, nun ve’l- kalem2. –SAHİH- tir.
- "Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenlere merhamet eder, dilenerek geçinenlere değil." (47).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Kim daha çok sıkıntı içindeyse, onun mükâfata da bir o kadar büyük olur. Kim daha fazla belâlara maruz kalmışsa onun mükâfatı daha fazladır. Gerçekten Allah Teâlâ, kimi daha çok severse onu daha fazla belâlara uğratır." (48) Muvatta,kelam 8, Tirmizi. SAHİH tir.
- Hz. Muhammed namazını kılınca arkasından âdeti olarak şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Sana imanımın sağlamlığı için dua ediyorum. Doğru yolla gideceğime hazır olduğum için dua ediyorum. Senin merhametine ve yardımına güvenerek sana secde ediyorum. Sana dua ediyorum ki, beni hatalarımdan temizleyip, temiz bir kalp, doğruyu konuşan bir dil verdin. Sana dua ediyorum ki, bana iyilik yapmayı tavsiye edip kötülükten ve hatalardan koruyorsun. Senden gizli ve açık yaptığım günahlarımı bağışlamanı istiyorum." (49). Buhari, Teheccüt 1, Daavat 10 Tevhid 8, 24,35.SAHİH tir.
- İmana zarar veren kimseleri size bildireyim mi? Ayetleri yanlış tefsir edenler, yalan sözler söyleyen münafıklar ve dalalete düşen yöneticiler."(50). Benzer bir hadise rastlanmadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kadın helal olan erkeğin ikinci parçasıdır."(51). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"İlim, unutulursa kaybolur, liyakatsizlerin elinde yok olur. Gerçek âlim odur ki, bilgisini hayata tatbik eder." (52) Buhari, ilim 34, İ’tisam 7, ilm 13. SAHİH tir.

- "Bir kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur." (53). Mace, cilt 10 Syf.462.
AÇIKLAMA: Delil yetersizdir ve kaynak teşkil etmez.
- "Öyle günler gelecek ki, kendi dininizin adından başka bir şey kalmayacak. Kur'an'dan, onun görüntüsünden başka bir şey kalmayacak. O zaman camilerde artık ilim ve din öğrenilmeyecek, Allah'a kulluk yapılmayacaktır. Din adamları, ilim adamları, insanların en kötüsüne dönecek, münakaşa ve münazaralar onlardan çıkacak ve insanlar dinden çıkıp geri dönecekler." (54). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "İlim öğrenmek her Müslüman'a farzdır. İlmi, ehil olmayana öğretmek, domuzların boyunlarına cevher, inci ve altın takmaya benzer." (55). İbnu Mace ve Diğerleri, Tergib ve Terhi Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Üç çeşit nasihat vardır: Şüphesiz hakikat içeren nasihatlarıdr. Bunlara kulak ver. Doğru yoldan saptıran nasihatlardır.Bunlardan uzak dur.Belirsiz nasihatlardır.Bunların açıklanmasını Allah’tan iste’’ (56). Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Hiçbir beşer ölmez. Ölümden sonra ahirette ebedi olarak yaşamaya devam eder." (57). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- ". ..Peygamber (SAV) bana: "Ya Hakim! Şüphesiz bu mal yeşildir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliği ile hırssız olarak alırsa, o mal kendisi için bereketli, meymenetli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa, mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına tutulmuş) kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!" buyurdu. " (58). Sahih-i Buhari, Cilt 14 Syf. 6376.
AÇIKLAMA:Her ne kadar kaynak olarak Sahih-i Buhari gösterilse de usul-ü hadiste SAHİH lik için geçerlilik şartlarını taşımıyor,bu yüzden soru işaretini ( ? ) uygun gördük.
- "Allah'a tevekkül et (güven), ancak deveni sağlam kazığa bağlamayı da ihmal etme." (59). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Dünya ve dünyanın bütün nimetleri değerlidir. Ancak onun nimetleri içinde en değerlisi, Saliha (iyi) kadınlardır." (60). Müslim, Rada 64. SAHİH tir.
- "Biliyorum ki, 'Allah'tan başka her şey fanidir.' Sözünü 'Lebid'den başka kimse söylememiştir." (61). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir hadis olmayıp orijinali şu şekildedir;
Sahih hadis kitaplarında nakledildiğine göre Arapların söylediği en doğru söz, şair Lebîd’in;
Elâ küllü şey’in mâ hala’llâhu bâtıl.
“Biliniz ki Allah’tan başka her şey boş ve batıldır.
Ayrıca;
Lebîd, hem cahiliye devrini hem de İslâmiyet’i idrak etmiş, uzun ömürlü bir Arap şairidir; muallâka sahibidir. Bu mısranın devamı şöyledir: "Ve küllü na’îmin lâ mehâlete zâ’il” (Her nimet ve saadet de hiç şüphesiz fâni ve yok olucudur).
Bk. Buhârî, “Edeb”, 90; Müslim, “Şi’r”, 2-6; Tirmizî, “Edeb”, 70, hadis no: 2849; Ahmed b. Hanbel, II, 248, 391, hadis no: 7377, 9072.

- "Her zaman hakikatten yana ol, yalandan kaç!" (62). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Mü’min olan kimse başkasının gıybetini yapmasın, başkasını lanetlemesin,boş söz söylemesin." (63) Tirmizi, Tefsir, Hucurat, Ebu Davud, Edeb 71. SAHİH tir.
- "İnsanların kusurlarını, özellikle böyle kusurlar kendinde varsa, onların yüzüne vurmaktan sakın!" (64). Buhari, Edeb 57-58, Müslim, Birr28-34.SAHİH tir.
"-Ya doğruları söyle ya da sus." (65). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-Altı şeye dikkat edin: "Konuşunca doğru söyleyin; söz verince yerine getirin; borçlarınızı ödeyin; kendi fikir ve işlerinizde sapıklığa düş meyin; ellerinizi israftan ve kötü şeylerden koruyun." (66).Buhari , İman 24, Mezalim 17.SAHİH tir.
- "Allah Teâlâ, tevekkülü,saygılı,gururdan uzak ,başkalarını ezmeyen kulu sever." (67).Buhari, İstitabe 4, edeb 35; Müslim , Birr 48. SAHİH tir.
- "Kötülük yapan ,zalimlerden yana olan,küfür adına ölen kimse bizden değildir." (68).Müsli, İman ,164. Tirmizi , Büyü 74.SAHİH tir.
-"Boş söze dalmak, insanı sevdiğine karşı sağır ve dilsiz yapar." (69).Ebu Davud, Edeb 125.SAHİH tir.
- Allah katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır.Allah nezdinde en sevimsiziniz arkadaşların arasını açanlardır"(70). İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.


- "Boş sözden men etmeyen , temiz kalpli ve güzel sözlü olmayan kimse iman etmiş olamaz."(71). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Çirkin söz eden birisinin ibadetleri kabul edilmez.72).Tirmizi , Birr 85.SAHİH tir.
-"Allah kardeşler arasını düzelten kimseyi sever. Bu tutum, namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetten sayılır."(73).Tirmizi Salat266. Müslim Birr 36. SAHİH tir.
-"Allah Teâlâ, akıl ve zekâdan daha güzel, daha iyi bir şey yaratmamıştır. İnsanlara verdiği nimetleri de onların hatırına veriyor. Allah'ı anlamak da akıldan doğar."(74).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, halimdir, halim olanı sever,ona bol ecir verir. Gaddar kimseyi de mükafatlandırmaz ." (75). Buhari, İstitabe 4, Müslim, birr 48. SAHİH tir.
- "Güçlü olan,insanları yenen değil,öfkelendiği zaman öfkesini yenendir."(76).Buhari, Edeb 76, Müslim, Birr 107. SAHİH tir.
-"Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile istişare ederse ALLAH onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar."(77) Kütüb-ü Sitte 16. Cilt.
AÇIKLAMA:
En muteber hadis kitabı dahi olsa bu şekilde genel bir kaynak geçersizdir.

-Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse , kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.."(78) Ebu Davud, Edeb,39. SAHİH tir.
- "Kendinizden fazla zengin ve güzel insanları seyrederken, kendinizden aşağıda olanları da unutmayın." (79).Tirmizi Kıyamet 59. SAHİH tir.
- "Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir.Böbürleneni Allah alçaltır.Allah’ı çok ananı Allah sever" (80).İmam Gazali, cilt.4,s.655.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.

- "Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar.Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (81) Müslim. Birr 33 SAHİH tir.
-"İnsanın her bir eklemi için her Allah'ın günü bir sadaka vermesi gerekir: Hz. Muhammed İki kişinin arasını bulman, (haklarında adaletle hükmetmen) bir sadakadır. Bir kimseye bineğine binerken yardımcı olman veya yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmen bir sadakadır. Güzel bir söz söylemek sadakadır. Namaza giderken attığın her adıma bir sadaka sevabı vardır. Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan alıp atman bir sadakadır."(82) (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56) SAHİH .tir.
-Beni seveni kulağından işitirim, gözlerinden görürüm,kolunu hareket ettiririm,ayaklarını yürütürüm.." (83). (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56)SAHİH tir.
- "Yerin sürtünme kuvvetiyle demiri temizlediği gibi, Allah Teâlâ'yı bilip iman etmek de insanın kalbini temizler." (84)
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Her bir maruf (iyilik) sadakadır." Başka bir rivayette: "Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur (iyiliktir)." Şeklindedir. (85).Müslim, Zekat 52, Buhari, Edeb 68. –SAHİH- tir.
- "(Bir keresinde) Rasülullah'a (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da aralarında bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Resul-i Ekrem çevresindekilere (o kadını işaretle): "Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?"diye sordu. "Asla, atmaz!" dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "İşte Allah Teâlâ kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir" buyurdu. (86).Buhari, Edeb 18.-SAHİH- tir.
- "Başkalarının malllarını yiyen kimse günahkar ve fasıktır." (87). Buhari, İstikraz2 , Buhari, Hums 7. -SAHİH- tir.
- "İşçinin hakkını alnının teri kurumadan (yorgunluğu geçmeden) veriniz."(88). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: Kaynak yanlış verilmiş olup doğrusu İBN MACE/ 2-817 olup SAHİH tir.
-"İnsanlara nezaketli ol, kabalık etme. Onlarla iyi geçin, onlardan nefret etme. Sana Yahudiler ve Hıristiyanlar rast gelip cennetin anahtarını sorsalar, onlara anlat ki, cennetin anahtarı, 'Allah'ın varlığına ve birliğine, şahadet etmektir' de." (89) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Kardeşine karşı göstereceğin tebessümün bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır."(90)Tirmizi,Birr 36.-SAHİH- tir.
- Allahı seviyorsanız, müminleri de sevin!" (91). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:Böyle bir rivayet SAHİH olmayıp Al-i imran 31.ayet mevcuttur.
‘’De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin’’

-"Kalbini yumuşamasını sever misin? Yetime merhamet et, başını okşa,ona yediğinden yedir.Kalbin yumuşar." (92).Abdülaziz Bekkine, cilt 1, 11-9.
AÇIKLAMA: Net SAHİH bir rivayete rastlamadım kaynaklar ravi ile sınırlı kalmış.
- "Allah katında en sevimliniz size kötülük yapanı bağışlayan kimsedir. (93). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir rivayet olmayıp bu konu babında ilgili ayet şu şekildedir;
"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz." (Fussilet, 41/34-35)