Giriş Yap
Bize hiçbir şey yapmadılar - sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
354 syf.
·
5 saatte okudu
Bloğumdan alıntılama yapıyorum. Spoi içerir. Sokullu Mehmet Paşanın Vişegrad’a yaptırdığı köprü ve çevresinde yaşananlar ele alınıyor. Yazar olayları anlatırken kronik bit sırayla değil; bölgenin masallarını, efsanelerini, gelenek ve görenekleri i de katması kitabı çekici ve güzel hale getiriyor. Kusursuz bir tarafsızlık olduğunu fark ettim. Böylece kitap daha da güzelleşmiş. Anlatırken kendi duygu ve düşüncelerini değil, insanların o sırada ne düşünüp davrandıklarını anlatıyor, herhangi bir siyasi ve dini görüş yok. Yazar Drina nehrini, köprünün olduğu kasaba ve yöre coğrafyası ile boşalmış ve böyle olması daha iyi olmuş. Köprü için söylenenler ve köprü efsanelerine yer verilmesi güzeldi. Drina’nın olmadığı yollara ve o dönemdeki yaşamdan bahsedilmesi kitaba ayrı bir hava katmış ge diğer kitaplardan ayırmış. Sokullu Mehmet Paşanın nasıl İstanbula götürüldüğüne de yer verilmiş. Yazar bir ileri bir geri giderek anlatması arada karmaşa yaratsa da bir bütünlük içinde. Köprünün yapılışı ve halkın köprünün bir hayır getirmeyeceğini düşünmeye başlar. Bu düşünceye de Abdi Ağa baskı kurduğu için olmuştur. İnşaatı sabote etmek isteyen Rafisav kazığa geçirilir. Ve bu detaylı anlatılması hoş değildi. Osmanlı’nın Balkanlar’dan çekilişi de anlatılıyor, ayrıca. Tavsiye ederim. Genel olarak başarılı bir kitap. Keyifli okumalar.
113 syf.
Cengiz Han'a Küsen Bulut
romanında, Abutalip Kuttubayev'in öyküsü ve Sarı Özek Kurbanları efsanesi dolayısıyla Cengiz Han anlatı içinde anlatı olarak verilmiş yani metinler arası yöntemden yararlanılmıştır.  Böylece şimdi ile geçmiş arasında bir bağ kurulmuştur. Birbirinin eş değeri olan Stalin ve Cengiz Han dönemi iç içe anlatılmıştır. Bunların ortak noktaları ise; gücü elinde bulundurnak adına bireyi hiçe saymaları, bunun için her yolu mübah görmeleri, baskı ve zulümle her türlü emellerine ulaşmalarıdır. "Devletin çıkarlarından daha önemli ne olabilirdi? Bazıları insan hayatının önemli olduğunu sanıyorlardı.. ne lâf ya! Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakı­lacak insan olmazsa soba söner. Sönen, yanmayan sobanın da hiçbir yararı yoktur. Ama öte yandan bu insanlar da dev­let olmadan yaşayamazlar: Sobayı tutuşturan, yakan onlar­dır. Sobayı yanar tutmakla görevli olanlar da ona yakıt temin etmelidirler. Her şey buna bağlı!" (s.22). Neydi Mankurt efsanesi? Unutulmuş, ya­rarsız ata dilini canlandırmaya, milletlerin asimile olmasını, eritilmesini önlemeye çalışmak gibi zararlı bir çaba ve bü­yük suç idi. “Sarı-Özek Kurbanlarına gelince, bu, apaçık, güçlü bir iktidarı kötülemek, bireylerin çıkarlarını devlet çı­karlarından üstün tutmak, kokuşmuş burjuva bireyciliğine (ferdiyetçiliğine) sempati duymak ve genel olarak kolektifçiliği eleştirmekti. Başka bir deyişle kolektif hiyerarşiyi de­ğil, bireyciliği savunmaktı. Bu ise sosyalizme karşı olmak demekti. Oysa sosyalist ilkelere, sosyalist çıkarlara karşı gelenlerin en ağır cezalara çarptırıldıklarını herkes bilirdi... Bir tarladan bir başak buğday çalanın cezası çalışma kamp­larında on yıl sürünmek olursa, ideolojik bir sabotajın cezası ne olurdu? Bunu düşünmüş müydü hiç?" (s.80). Bu paragraflar birey olarak insanın ne kadar değersiz görüldüğünü, kendini yaşatmak için ötekinin nasıl yok sayıldığını gözler önüne sermektedir. Cengiz Han, bir kahinin söylemlerinden yola çıkarak başının üzerinde dolanan buluta binaen Gök-Tanrı'nın kendisine kut verdiğine inanıyor; bundan dolayı kudreti elinde tutmak, yeryüzünde sonsuz bir hakimiyet kurmak istiyor. Hatta daha ileri giderek kendini Tanrı'yla özdeş görüyor, kendini yerin tek hükümdarı yapmak için uğraşıyor. Doğanın kanunlara aykırı olarak koyduğu yasalarla Sarı-Özek'te masum canların katline sebep oluyor. Ve o bulut yani kut, idam edilen Yüzbaşı Erdene ve Togulan'ın çocukları Kunan'a geçiyor. Romanda kahinin yeryüzünün efendisi olmasına dair sözleri, Cengiz Han'ın başındaki bulut, peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'i güneşten koruyan bulutunu çağrıştırıyor. Ayrıca Kunan'a bakan yaşlı kadının, bakire olup da çocuğa süt vermesi olayı da Hz. Meryem'i anımsatıyor. Ayrıca Abutalip ve Erdene benzerliği de sözkonusu. Eserde dikkat çeken önemli bir nokta da leitmotiv olarak tekrar tekrar verilen "Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir.. gider gelirdi...(s.6)" cümlesi. Âdeta yaşamın sıradanlığı karşısında insanın çaresizliğini yüzüne yüzüne vuruyor. Tabii insan, Abutalip'in sonu öyle olmasaydı demekten de kendini alamıyor. Aslında roman üzerine o kadar çok şey yazılabilir ki... Özetle okunası güzel bir eser, tavsiye olunur.
Cengiz Han'a Küsen Bulut
8.6/10 · 12,4bin okunma
157 syf.
·
Puan vermedi
Merhaba sevgili okur arkadaşlar, Öncelikle belirtmek isterim ki bir sol sempatizanı olarak bu kitabı büyük bir heves ve içtenlikle okudum. Cemalettin canlı yazarımızın kaleme aldığı, 1970 li yıllardan günümüze kadar Devrimci yol partisinin ne zorluklarla ve ne baskılarla mücadele ede ede biz yeni nesile örnek olan, devrimi ve devrimci olabilmeyi lense eden kahramanlarımızı anlatmıştır. Yaşathak Aslan 1970 yıllarında günümüz sağ görüşlülerin o dönemki parti ve dernek üyelerimden olan bir babanın tek çocuğudur. Artvin'de yaşathak Aslan tanıştığı Nasuh abi ile bize, devrimi zulmü baskıyı apaçık bir şekilde ve en doğru şekilde ulaştırmıştır. Memleketin 4 bir yanında baskı ve zulümler baş kaldırdığı karanlık bir dönemi Aydınlığa ulaştırmıştır Kahramanlar sadece ülke içinde değil, başta Artvin Trabzon Kars Diyarbakır Malatya Elazığ olmak üzere Suriye Fransa ve Almanya ya kadar bağlantılari uzamış ve sömürüye sert bir darbe indirmişlerdir. Dönemin Kürt Türk Arap alevi ve daha nicesi tek bir inanç tek bir amaç uğruna gerek metropollerde gerek PKK gerekse Rizgarci ve kawacılar ile birlikte dağda kır gerillasi ile birlikte faşizme büyük darbe vurmuşlardır. Kitapta en can alıcı ve en dikkat çeken bir başka şey ise, Kürt sorunudur. Türk solu olan devrimci yol harekatı bunun önüne geçmek için Diyarbakır Malatya ve Elazığda da büyük etkiler sağlamıştır.. O kadar güzel ve sürükleyici bir kitap ki, şuan ne anlattığımi bile bilmiyorum. Her satırı her olayı ayrı gurur verici birer örnekler olduğundan sadece öyle yazmak istedim. Not; devrim ve devrimcileri nasıl bilir nasıl tanımlarsınız bilmiyorum ama, devrimle ile tanışmak için gerçek devrimcileri bilmek örnek almak için güzel bir başlangıç olur. Ağır ama etkili
Devrimci Yol: Kavgamız Bitmeyen Sevdamız
10.0/10 · 4 okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
"İnsanı mutlu eden şeyler aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı olabiliyor."
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.14