• 240 syf.
    Tarih, esasında bir zaman silsilesidir. Yani bugünün geçmişi, ancak geçmişin de bir geçmişi vardır. Bu anlamda devletimiz olan Türkiye’yi, onun öncüsü olan Osmanlı Devleti’nden kopuk düşünemeyiz. Peki ya Osmanlı’dan öncesi nasıldı? Elbette Anadolu için Anadolu Selçukluları ve beylikler vardı lakin “Bütün Rus yazarların Gogol’un paltosundan çıktığının” kabul edilmesi gibi, Batı Türklüğünün bütün devletleri de Büyük Selçuklunun bakiyesi kabul edilebilir.

    Bu anlamda Büyük Selçuklu Devleti, bir temeldir. Dahası, Türk tarihinin kırılma anlarını yaşamış bir devlettir. Öyle ki, önce Selçuk Bey’in ve Kınıkların İslam’a geçişleri, ondan yaklaşık yüzyıl sonra ise Malazgirt Meydan Muharebesi gibi iki dönüm noktası vardır. Her ikisi de, o an için ve orada bulunanlar için, ne kadar tarihi değiştiren bir hadiseye şahit olunduğunun farkında olunmadığı şeylerdi. Ancak İslam’a geçiş ve Türklerin Anadolu’ya gelişlerinin başlaması, dünya tarihini kökünden değiştiren gelişmeler oldu.

    Prof. Dr Erkan Göksu, ömrünü Genel Türk Tarihi ve daha özelinde Selçuklu Tarihi’ne vakfetmiş, değerli bir tarihçi. Yorulmak bilmeden araştıran, çalışan, anlatan, Farsça temel tercümeler yapan, yazan bir akademisyen aynı zamanda… 

    Erkan Hoca’nın bir Büyük Selçuklu kitabı hazırlaması, tabiri caizse elzem hale gelmişti. Bu yönde ciddi bir beklenti oluşmuştu. Ancak bu eseri hazırlarken, bir yandan akademik ciddiyeti, belgeler üzerinden konuşmayı ihmal etmezken bir yandan da bazen sıkıcı bir hal alan bir bilgi bombardımanı olmamasını arzu etmiş görünüyor.

    Bu nedenle romancılık yeteneği de olan Erkan Hoca ile nehir röportajlar yapmayı tercih etmişler ve böylece, anlatımda akıcılığı sağlamışlar.  

    İçeriğe baktığımız zaman, Selçuklu tarihinden bazı şahsiyetleri görüyoruz. Mesela sultan olmasa bile, devlete adını veren Selçuk Bey ile başlanmış. Doğrusu, onun hikâyesi önemliydi. Ardından ortak bir yönetim gösteren Tuğrul ve Çağrı Bey’ler ile devam edilmiş.

    Hoca’nın tabiriyle ve ona göre, “Türk tarihinde Atatürk ile birlikte ilk iki sırada yer alan ve diğerleri sonra sıralanabilecek olan Sultan Alp Arslan’ı da konuşmuşlar elbette. Sonrasında ise yine bir sultan olmayan ama belki sultanlardan bile önemli bir adam olan Vezir Nizâmülmülk’ü…

    Ardından Melikşah, Berkyaruk, Muhammed Tapar ve son sultan Sencer konuşulmuş… Zaten bu isimler nehir röportajların ana başlıkları. Ancak arada sözü edilen Hasan Sabbah gibi, Romanos Diogenes gibi, Arslan Yabgu gibi, Terken Hatun gibi pek çok önemli isim de yer buluyor kitapta.  

    Çift Başlı Kartal’dan, Nizamiye Medreseleri’ne, Batıniler’den Malazgirt’te  kimlerin yer aldığına kadar pek çok konu da es geçilmemiş.

    Bütün bunların sonunda, “Muhteşem Çağın Mütevazı Çocukları” , yani “Selçuklular” ile ilgili önemli bir kaynak eser ortaya çıkmış.