Sonra bir şey oluyor, değişiyorsun.
Dünyaya bakışın, insana bakışın, eşyaya bakışın değişiyor. Kelimeleri kısaltıyorsun, insana inanmayı azaltıyorsun, eşyaları sadeleştiriyorsun. Kalabalıktan kaçıp, oluşturduğun minimal hayatı tercih ediyorsun.
Kendi halindeliğin dışında bir hayatı
istemiyorsun. Süsün ardındaki çirkinliği gördüğün için, gösterişsizliğin çerçevelediği saf güzelliğin peşinden koşuyorsun. Büyüyorsun, olgunlaşıyorsun.