“Bir canlıyı anlamak için sabır göstermeyen, onu sevmeyen ya da ona saygı duymayan bir kişi insan olabilir mi? İnsanlığın özünde, canlı cansız tüm varlıkları sevme ve saygı duyma, onları anlama ve ötekileştirmeme yatar. Bütün canlıların, sadece üremek ve beslenmek için yaşadığını düşünenler; sevgi ya da aşkı, bir annenin bebeği için katlandığı fedakârlığı anlayamaz. Onlara göre mutluluk; aşağılık arzularını gidermekten, çok para kazanmaktan ya da egolarını tatmin etmekten geçer... (...) ”
(...) “Düşünsene, çocukluğunda sevgi görmemiş ve yaşamamış biri sevebilir mi? Sevemez... Başkalarını anlayamaz, onlar için karşılıksız bir şeyler yapma zahmetine katlanamaz. Niye katlansın, çocukluğunda hiç görmemiş ki!”
(...) “Normal olmayan çocuk büyüdükçe belleğinde anne baba imgesini, onlara olan bağımlılığını azaltamaması, geçmişte yaşadığı kötü olayları unutamaması ve kendisini suçlaması, hayatı uçlarda hep siyah beyaz olarak görmesi... Sanırım öz güveni olmayan insanlar, bir şeye gereğinden fazla değer veriyor, kendilerini de çok aşağıda görüyorlar.” (...)
“Bir insanı sevmem, bağlanmam için önce ona güven duymalıyım. Sırtımı dayayabileceğim; el ele, omuz omuza yürüyebileceğim, hayattaki zorluklara birlikte göğüs gerebileceğimiz insan demeliyim.”