Sana hikayeler yazdım bugün,
Solan çiçekler kadar acıtacak canını.
Yalnızlığı anlattım orda,
Hep, sabah uyuyup geceleri yalnız başıma kitap okudugumu,
Sabahları uyurken belki gelirsin diye yatağın iki tarafını da ısıttığımı.
Aldığımız filmlerin televizyonda defalarca yayınlandığını,
Kitapların okuyamadan toplatildigini,
Sana aldığım çikolatanın tarihinin geçtiğini
Gelmeyişini yazdım
4 yılımı da alıp götürdüğünü,
Çalan her şarkıda kapıya gözlerimi dikip, kafamda geliş senaryolarını çizdiğimi
Kapattigin pencerelerin bir daha açılmadığını yazdım.
Sen siyah severdin. Evin her tarafını siyaha boyadıgimi yazdım
Gelmeyisinin ardından birde gidişini yazmak istedim.
Burayı yazarken, ilk defa kelimelerle susleyemedim bir olguyu. Dilime ve kalemime sadece gidişin yansıdı. Öyle dümdüz, biraz pürüzsüz, biraz sessiz, çokça öfkeli çok fazla yıpratıcı.