Orta sınıflar arasında doğum yaptırmak, berber-cerrahların gördüğü bir komşuluk hizmetinden, 18.yüzyılda gerçek hekimlerin yürüttüğü kazançlı bir iş alanına hızlıca dönüştü. İngiltere’deki kadın ebeler örgütlendi ve işgalci erkekleri bu hizmeti ticarileştirmek ve forespi tehlikeli biçimde kullanmakla suçladı. Ama artık çok geçti; kadınlar geçmişin hurafelerine tutunan cahil “yaşlı kadınlar” olarak gösterilip kolayca sindirildiler.
Hekimler hala astrolojiden hastalık tahmininde bulunur ve simyacılar kurşunu altına çevirmeye çalışırken, kemikler ve kaslar, bitkiler ve ilaçlarla ilgili geniş bir kavrayış geliştirenler cadılardı.
Cadı avlarının kalıcı bir etkisi oldu: Kadınlar, bundan sonra daima cadılıkla ilişkilendirildi ve bir kirlenmişlik havası, özellikle ebelerin ve diğer kadın şifacıların çevresini sardı.
Kadınlar, her zaman şifacıydı. Onlar Batı tarihinin lisanssız doktorları ve anatomi uzmanlarıydılar. Kürtajcı, hemşire ve danışmandılar. Onlar, şifalı bitkiler yetiştiren ve bunların nasıl kullanılacağıyla ilgili sırları birbirleriyle takas eden eczacılardı. Evden eve, köyden köye dolaşan ebelerdi. Yüzyıllar boyunca
kadınlar, diplomasız doktorlardı. Kitaplar ve dersler onlara yasaktı. Anneden kıza, komşudan komşuya edindikleri tecrübeleri birbirlerine aktararak birbirlerinden öğrendiler. Halk onlara “bilge kadın”, otoriteler ise cadı ya da şarlatan dedi.