Çoğuz ama yokuz!
Nasılda uzaklaşmışız birbirimizden
İnsanlıktan komşuluktan dostluktan bihaber !
İnsan bumuydu ne haber !
Güven yok…
Samimiyet yok
Bencilce davranış çok
Her şeyi ben bilirim , ben yarattım havası çok
Merhamet yok
Sevgi , saygı hepten yok
Yaraya tuz var , merhem yok
İnsanlıktan ne haber !
Düşene tekme atan çok , el uzatan yok
Yürekten seven yok , sevildiğine inanan yok
Böyle böyle olduk işte ; çoğuz ama yokuz !
En önemlisi de ibadet yok , şükür yok , iman zayıf Allah CC. sonumuzu hayr etsin inşallah . . .
Biz ergen falan da olmadık. Bizim ergenliğimiz anamızın süpürgesine bakardı. Anında fabrika ayarlarımıza dönerdik. Anamızdan dayak yedik. Aramızda ara sıra anasından dayak yiyip bu gün psikopat olan var mı? Hijyen kelimesi ile 30 yaşında tanıştım. Her içtiğimiz su bardağını mutfak tezgahına korkusuzca dizen var mı aramızda? Divan'ın altındaki sepet giysilerimiz için yeterdi. Dolap dolap kıyafetimiz de yoktu. Sokak sokak gezerdik...
Boş arsalarda ateş yakar, içine patates atardık. İstediğimiz arkadaşa gider , evinde otururduk. izin almak gereksizdi. Korkusuzduk. Kimse bize tecavüz etmez, yada organlarımızı almaya kalkmazdı... Bazılarımız sınıfta kalırdı. Hiç birinin ailesi apar topar doktora götürüp bir dünya psikoloji raporu almazdı. Niyet satardık. mahalledeki herkes alırdı. her yerimiz yara olurdu, dişlerimiz kırık, ellerimiz pisti. Pis ellerimizle yağlı, yada salçalı ekmek yerdik. Bazen de domates, üstümüze fışkırta fışkırta, titiz annelerimiz buna bile izin verirdi. Pazar sabahları tv de kovboy filmleri izlerdik. Teksas, Tommiks, Redkit, Gırgır vb. giyecek sepetimizin arasında dururdu. Dünya öyle büyüktü ki dolaş dolaş bitiremezdik. Cep telefonu, marka ayakkabı, rengarenk oyuncaklar ve bilgisayarlarımız yoktu. Mahalle bakkalımızı dünyanın en zengin insanı sanırdık. Özgür büyürdük, kimse kıyıda köşede şunu yap , bunu söyle demezdi. En büyük baskı annelerimizin kaşı gözünün oynamasıydı.. Savaş nedir, insanlar kaça ayrılır bilmezdik. mahallenin hayvanları hep arkadaşımızdı.. Fazla bir şeyimiz yoktu, ama....Biz öyle mutlu çocuklardık...
Karadan 200 km uzaklıkta, okyanusta küçük bir ada üzerine kurulmuş, cep telefonu sinyali, interneti, televizyonu hatta elektrik akımı bile olmayan bu sarayda 30 gün üst üste yalnız yaşamayı kabul eder misiniz?
Bu arada, saray konforlu bir yatak odası, yüzlerce kitap içeren bir kütüphane ve 30 gün boyunca tam bir yiyecek ve içecek ile donatılmıştır.
Etrafındakiler seni anlamadığında, zulmüne rağmen yalnızlık daha güzeldir.
Özgürlük, yalnızlığa sahip olmaktır, insanlardan uzak durabiliyorsan, onlara başvurmak zorunda kalmadan özgürsün.
Yalnızlık, kendini genişletmek ve doluluk için gereklidir, çünkü yalnızlık rahatsızlıklarını iyileştirir ve kararlılığını güçlendirir.
Yalnızlıktan hoşlanmayan, özgürlüğude sevemez.....
Alıntı 💙💙