Geri Bildirim
  • Öyle kitaplar vardır ki, çıktıkları zaman büyük gürültü yaparlar, fakat bir iki sene ve bazen bir iki ay geçti mi unutuluverirler. Bunlar son moda pantolon filan gibidirler. Bir mevsim herkes onlardan bahseder, sonra modaları geçer ve unutulurlar.

    Halbuki bazı kitaplar vardır ki, çıktıkları zaman etraflarında gürültü patırdı yapılmaz. Yavaş yavaş, ağır ağır okuyucu kitlesinin etine, canına, kalbine girer ve babadan oğula, nesilden nesile yalnız ruhi değil, uzvi (organik) bir veraset gibi intikal ederler.
  • Özcan Alper’in ‘’Gelecek Uzun Sürer’’ filminden sonra aylarca kitabın ilk baskısını arayıp durmuştum. Bazı filmler bende kanserli bir hücre halinde yaşar (aynı şey bazı kitaplar için de geçerli tabi.) Asla çıkarıp atamam, büyür, büyür. Kitap filmin bir uzantısı halinde kafamda öyle bir yer etmişti ki, hatırlıyorum, bulduktan sonra, uzun bir süre, gittiğim her yerde benimleydi. Sonra tabi, içime mıhlanmış şu birkaç satırla hatırlayacaktım tüm kitabı : ‘’Ne korkunç bir başına düşünmek şimdi seni, daha da korkunç bir başına değilsen oysa. Selam Oza! ‘’
  • bu kitapta zaman, gerçek
    yaşamın temposunun aksi bir tempoyla akıp gidiyor, yani
    yavaşlıyor.
  • Yalnızca elli dört sayfa. Ruhumun bedenime can verdiği sayısız dakikaların arasından yalnızca birkaç dakikası. Ermiş... Kitap bitince eriyorsunuz. Doğrulara erişiyorsunuz. Çeşitli meseleler üzerine değinmiş yazar. Meselenin ne olduğuna değinmiş. Derin derin anlatmış meseleyi. Evet kitap belki şahsıma münhasır yalnızca elli dört sayfa olabilirdi lakin cümlelerin karşılığı,esas manası sayfalarca düşüncelere gebe olmasaydı. Yüreğinin güzelliğine inandığım birinde görmüştüm bu yazarın bir kitabını o vesileyle başlamıştım okumaya. Bazı kitaplar, bazı insanlar bazen çok şey katar hayatımıza. Daha güzeli ise güzel insanların, güzel kitaplar aşılaması. Bu kitap dahası Halil Cibran ruhu besleyen bir yazar. Kitaptan biraz daha bahsedecek olursam şunları da eklemek isterim mesela keder mevzusuna değinmiş yazar kederin psikolojik tanımını yapmamış imgelerle anlaşılır söz sanatlarıyla okurun yüreğine,ruhuna hitap ede ede anlatmış mevzuyu. Yalnız bir kötü noktası var özellikle kitap altı benim gibi çizenlere zira her cümle altı çizilesi. Velhasıl okuyalım,okutturalım.
  • İhtiyacınız olan biri var. Şimdi gelse, yanında ne getirse?

    Öyle biri olsaydı, herhalde henüz elime geçmeyen bazı kitapları getirmesini rica ederdim. Uzaktan uzağa hasretini çektiğim şeyler, insanlar değil artık; şeyler, özellikle de kitaplar. Sevdiğim kitapları sadece seyretmek bile muhteşem bir haz veriyor bana.
  • Okudum ve bitti. Ama kitap değil sadece Tarık Tufan kitapları da bitti. Öylece kaldık ortada. Bütün kitapları elimde artık bakıp bakıp dururum. Belki tekrar baştan okurum bazı kitaplarını belli mi olur. Şanzelize, Şanzelize diye tutturuyordum bu da bitti işte. Daha Tarık Tufan'ı hiç okumazken bu kitabı hakkında birşeyler okumuştum öyle olunca da yazarı tanımadan bir fikir oluşuyor kafanda, öyle ki çoknda güzel değildi bu yazılanlar. Biraz farklı yazdığını söylüyorlardı bu kitabında, şimdi düşünüyorum bence de öyle, biraz yavan son ile karşılaşıyoruz kitapta.

    Kitap çok güzel aslında, 3 günde bitirdim hatta bayram olmasaydı siz diyin 1 gün, ben diyim 2 günde bitirirdim. Çünkü Tarık Tufan cümleleri işte, içine sizi bir sokuyor isterse dünyanın en olağan şeyini anlatsın "vay be" diyorsunuz "adam ne yaşamış ama". Sonra olağan bir şey düşünüyorsunuz yazar hakkında "abi sen ne yaşıyorsun ya" sonra aklınıza söyleşisi geliyor ve şöyle oluyor "oysa ki o kadar da eğlenceli ve sempatik bir adam ama ikizler burcu işte iki kişilik olayında birini yaşarken birini yazıyor demek ki" diyorsunuz. Anlaşıyoruz bir şekilde biz Tarık Tufan'la. Bazen kitap sonlarında beni şaşırtarak, bazen ince bir ruhla, bazen sonu gelmemiş cümlelerle..

    Kitapta asıl tema o kadar olağan ki, bilin bakalım ne: Aşk pek tabii. Fakat ben galiba en çok bu huyunu seviyorum Tarık Tufan'ın; bir erkeğin bir kadına olan aşkını öyle güzel anlatıyor ki hayran kalıyorum, aslında bir kadını öyle güzel anlatıyor ki ona hayran kalıyorum. Fakat kitap bu işte bazen hayatta olmaz dediğiniz burada olur, bazen de hayatta da oluyormuş dediğiniz şeyler kitapta olmaz. Ama burada her ikisi de var. Neden görülmesin ki çünkü: lafın gereği âlimden zalim çıktığı.. Hadi karakterlerden biraz bahsedelim: Ana karakterimiz var ama ismi yok ben bir isim düşündüm ona Ahmet veya Furkan olabilir, sonra şeyh bir baba var o yüzden de Ahmet veya Furkan diye düşündüm çocuğun ismini, öyle olmasa belki Deniz koyardım ismini ama Deniz sonraki ismi olurdu. Evet karakterimizin iki hayatı var, neyse, kitabın başlarında vefat eden bir anne var, onun sonrasında çocuğun hayatını 180° döndüren, âşık olunan bir kız var, Eda.. Yeter mi, yetmeyebilir... Rüstem var, Şanzelize Düğün Salonu'nda çalışıyor, Nurhan var oraya kendi düğününe geliyor ama düğüne katılmıyor, Savaş var Eda da ona âşık mesela, Baki Semih var unutmak çok büyük olur bu abimize derken var da var. Kişi olunca olay da baya bir oluyor anlayacağınız ama iyi ki oluyor, keşkebiraz daha yazsa da biraz daha okusam diyorum her seferinde. Sadece bir son yok bu kitapta, ama olmasın, bazı kitaplar da böyle bitsin ne olacak ki, her kitap okuyucusu ile karşılaştığında yeni bir kitaba dönüşmez mi zaten. Tarık Tufan okunulacaksa cümleleri için okunur çünkü o tam olarak abi gibi bir abidir. :)



    "Kitap şeyh bir babanın dünya vadilerinin en sert rüzgarlarına kapılmış, devran dönen evladını anlatmış kitabında... Annesini yeni kaybetmiş, hayatında ilk kez bir kıza vurulmuş, ne annesine ne de sevdiceğine bir türlü varamamış bir gencin, hazan yaprağı misali bir vadiden diğerine savruluşunun öyküsü bu. Pervane gibi yanan, teyyare gibi dönen bir genç." kitabı, Sibel Eraslan'a ait bu sözlerle rahatla anlatırım ve sonra da kitapta sıkça geçen şu cümleyi yazarım: "Olan olmuştur,olacak olan da olmuştur."
    Veya şu alıntıyı da paylaşabilirim: "Bu dünyada hiçbir düşmanım yok, çünkü en çetin kavgaları kendi içimde yaşıyorum. kendim varken bana zarar vermesi muhtemel bir başkasına ihtiyacım yok."
    Bence siz her hâlükarda okuyun en iyisi.