• 304 syf.
    ·6 günde·1/10
    Emeğe saygım var. Sırf bu saygıdan sırf başladığım hiçbir kitabı ve işi yarım bırakamadığımdan tam yaptığımdan bu kitabı okudum. Ve ilk defa şükürler olsun ki kitap bitti diyorum. Güzel alıntılar mevcut elbette. Fakat bu kitabı okurken bütün mimikleriniz okuduklarınızın verdiği şaşkınlıkla epeyce hareketlenebilir. :)
    Yazar diyor ki; Bazı aşklar aşka ihanettir.
    Bende bu kitabı okuduktan sonra diyorum ki; Bazı kitaplar kitaba ihanettir.
  • %19 (56/304)
    ·Puan vermedi
    Böyle bir kavram edebiyat dünyasında var mı bilmiyorum. Ama bence bu ve bu gibi kitaplar zorlama edebiyat ürünleri. Edebiyat yapmak için zorlanmış ve başarılamamış. Kelimelere yeni anlam kazandırmak bir tarafa dursun, olan anlamının boşa harcandığı bir kitap oldu gözümde.

    Yazarın emeği var mı yok mu bilemedim açıkçası. Daha önce hiçbir kitabını okumadığım için bilemiyorum. Sanki sosyal mecrada dolanan sözleri bir araya getirip basit bir kurguda birleştirmiş gibiydi.

    Konusundan anladığım kadarıyla bahsedeyim. Ama öncesinde çeyreğini bile okumamış olduğumu da belirteyim.

    Kitabın baş karakteri Bukre. Kitaba adını veren hanım kızımız. Kitabın başında aldatılıyor ve ağlayarak yürürken "dost" dediği tek insan Selim'in yanına gidiyor, dertleşiyorlar. Selim dediysek sıradan bir Türk genci sanmayalım lütfen. Yapı olarak benziyor olabilir aslında. Zar zor geçinen, az para bol huzurla yaşayan bir aileler. (Babası çok çalışıp ailesine bakıyor, otizimli bir abisi var. Selim her şeyin farkında olgun bir birey gibi dursa da işsiz ve nadiren rehberlik yapıyor, kazandığı parayı Bukre ile yiyor. Mükemmel bir olgunluk.) Ama bir filozof bu Selim beyimiz. Olgun cevapları ile sizi kendine aşık etmesin aman ha. Zira kendilerinin platonik olduğu bir kız var. Ne hikmet bilemiyorum ama Selim'le bir araya geldikleri ilk andan beri birlikte olacaklarını hissediyorum. Çünkü bu hanım kızımız biraz ergen. Aşkı arıyorum diyerek, aşkı boş bedenlerde tüketenlerden. Yalnızlık edebiyatı yapıp, üstüne konan erkek sineğe karşı boş olmadığını düşünebileceğine inanıyorum. Benim kitabı bıraktığım dönemde Cem diye bir karakter girdi. Girdiği andan beri Bukre'nin o ortamda olan en güzel kadın olduğunu belirtip durdu yazar. Şu numara verme işlemi ve facebook muhabbetinden sonra bıraktım. Büyük bir ihtimalle önce Cem ile birlikte olacaklar. Ayrıldıkları "hafta" Bukre gerçek aşkının Selim olduğunu anlayacak. Selim de ona karşı değişmiş olan duygularını anlatacak. Tabii bu son kısım tahmin.

    Kitap gördüğünüz üzere aşk üzerine. Ama aşka dair bir şeyler yok içinde. Aşk kavramının kirletildiği bir kitap gözümde. Saf olup hep yarım bırakılan Bukre bile 3-4 gün içerisinde bir başkasına aşık olabiliyor.

    Kitabın kapağında olan sözü başta tam anlayamamıştım. Ama okumaya başlayınca anladım. "Bazı aşklar aşka ihanettir" yazıyor. Kitabı özetlemek istemiş yazar. Bu kitapta yer alan aşk kavramı, gerçek aşka hakarettir.
    Alırsanız paranızı, okuyacaksanız vaktinizi boşa harcamış olacağınız bir kitap.