• 128 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Kitap belirli konular üzerine yapılmış tespitler, yorumlardan ibaret. Bu yorumlar maddeler halinde düzenlenmiş. Sıklıkla Woody Allen referans alınmış ki Woody Allen hayranı biri olarak bundan gayet memnun kaldım. İki noktaya itiraz edeceğim;

    1. nokta sayfa 17'de;

    ''Bir metnin yazarı/yönetmeni tarafından nasıl anlamlandırıldığı, bizim onu anlamlandırma çabamızda önemli bir yer tutmaz. Nasıl tutabilirdi ki zaten? Bizim aradığımız şey o metnin hakikati değil, kendi hakikatimiz.''

    Şimdi benim bunu kabul etmem mümkün değil. Bu mantık yüzünden sevdiğim kitaplar, filmler hakkında ipe sapa gelmez sayısız yorum okudum internette. Gerçi bir sonraki paragrafta Bülent Somay şöyle devam ediyor; ''Madem hakikat öznel, öyleyse uydur uydur söyle, gibi bir yere gittiğim sanılmasın.''

    Bülent Somay evrensel bir hakikat yoktur diyor özetle. İki özne arasındaki her etkileşim yeni anlamlar, hakikatler yaratır diyor. Kısmen katılıyorum, katılmak işime geliyor; çünkü, sevgiyi, aşkı çok fazla mekanik tanımlıyorum, tamamen materyalizme indirgiyorum ben. Ama Bülent Somay'ın bakış açısıyla sevgi/aşk biraz daha anlamlı bir hale geliyor ve bu sayede karşı cinsle kurduğum duygusal bir ilişki daha özel olabiliyor. Tabii bu bir yanılsama, kendini kandırma olabilir. Zaten ölümün olduğu ve evrensel bir hakikatin olmadığı(Bülent Somay da yok diyor) bir dünyada her şey çokça kendini kandırma/avuntudur.

    Bu noktada kendisine katılmıyorum. Yazarın ya da yönetmenin eseri nasıl anlamlandırdığı, bizim onu anlama çabamızda önemli yet tutar ya da tutmalıdır. O anlamlandırmanın bizim için ne kadar anlamlı olup olmadığı değerlendirilirken Bülent Somay'a katılabilirim ama.

    2. nokta sayfa 92'de; ''Kuşkusuz kanun tacizci babayı cezalandırıyor zaman zaman, ama ensest suçundan değil, sıradan taciz ya da tecavüz suçlarından''

    Bu cümleyi neye istinaden yazdı bilmiyorum. Fakat kitabın başında yaptığı (arka kapakta da yer alan) bir eleştiriyi bu noktada kendisine yöneltmek durumundayım ben; ''...hakikat adına birkaç genel-geçer doğru kırıntısının da evrensel bir hakikati temsil ettiğine inanırlarsa, ortaya bu disiplinler adına uygulanan bir zorbalık dizisi çıkar ki...''

    Bunlar dışında çok severek okuduğum bir kitap oldu. Çoğu yerde çok fazla hak verdim. Zaten bildiğim bazı şeylerin daha sağlam temellere oturmasına vesile oldu bu kitapta okuduklarım. Tavsiye derim.

    Kitapta ismi geçen bazı güzel eserleri de tavsiye niteliğinde yazıyorum;

    Filmler:
    Woody Allen - Bananas, Annie Hall
    Pedro Almodovar - Annem Hakkında He şey
    Alfred Hitchcock - Sapık
    Luis Bunuel - Arzunun O Belirsiz Nesnesi
    Elia Kazan- Arzu Tramvay
    Stanley Kubrick - 2001: Bir Uzay Destanı
    Pier Paolo Pasolini - Teorem

    Kitaplar:
    Georges Bataille - Annem
    Italo Calvino - Varolmayan Şovalye
    Cervantes - Don Kişot
    Joseph Conrad - Karanlığı Yüreği
    Ursula le Guin - En Uzak Sahil
    John Milton - Kayıp Cennet

    Şarkılar:
    Leonard Cohen - I Tried to Leave You
  • 1788 syf.
    ·26 günde·Beğendi·Puan vermedi
    İnsan her zaman annesini sever mi?
    Babasızlık nasıl bir duygudur? Ya da annesizlik?
    Sevdiğiniz halde başkaları için sevmiyormuş gibi davranmak zorunda kaldınız mı hiç?
    Geçmiş her zaman geçmişte kalır mı?
    Fakirlik utanılacak bir şey midir?
    Aşk var mıdır?
    Adalet nedir?
    Namuslu olmak ne demek?
    Yaşadığı yeri değişince insan da değişir mi?
    Her istediğimizi unutabilir miyiz?

    #65044685
    #75680968
    #64437606
    #77929871
    #65102591
    #64559760
    #77283938
    ...
    Yazmış olduğum soruların kaçına cevap verebilirim bilmiyorum. Ama eminim okuduklarımız ve yaşadıklarımız hepsini olmasa da birkaçını cevaplamamıza yardımcı olur. Daha çok yaşadıklarımız. Çünkü insan bazı şeyleri ancak yaşayarak gerçekten anlayabilir. Füruzan bana bir çok sorunun cevabını verdi bence.

    Bu muazzam kitaba dair bir şeyler yazmak benim için oldukça zor. İnceleme demek istemiyorum buna. Sadece okuduğum satırların bende bıraktığı düşünceleri azda olsa paylaşmak istiyorum sizlerle o kadar.

    Altı hikaye kitabı ve iki romanının bulunduğu bu kitap hem uzun hem de keyifli bir okuma oldu benim için. Açıkçası yazardan sadece "Parasız Yatılı" kitabını duymuştum daha önce ve onu okumayı düşünmüştüm. İyi ki bu kitap oldu seçimim. Çünkü hepsi birbirinden değerli, farklı hayat hikayeleri ve okunmaya değer.

    Ama kitaplara geçmeden önce kıymetli yazar hakkında yazmasam olmaz. Füruzan (Feruze Selçuk (Çerçi)) küçük yaşlarında babasını kaybetti. İlköğrenimini farklı yerlerde bitirse de ortaokulu bitiremedi. Ki buna sebep ailesinin maddi durumu oldu. Bu yüzden yazar kısa süre tiyatro oyunculuğu yaptı ve sonrasında tamamen edebiyata yöneldi. Bir süre Almanya'da yaşayan Füruzan ilerleyen zamanda İstanbul'a dönerek burada yaşamına devam etti. Turhan Selçuk’tan ayrılınca yalnızca Füruzan oldu imzası. Füruzan 1970'li yıllarda en çok dikkat çeken üç kadın yazardan biri olarak Sevgi Soysal ve Adalet Ağaoğlu’yla birlikte anılır.

    İzlediğim konuşmalarında kendisinin de belirttiği gibi ilk başlarda yazar olmayı düşünmemiş Füruzan. Ve ünlü olmak için yazmamış hiçbir zaman. Kitap kapağında ismini herkes görsün diye yazmak doğru değil, öyle yazar olunmaz diyor kendisi. Sadece yaşadıklarını yazıya dökmek istemiş ve oldukça başarılı olmuş. Çünkü ilk zamanlardaki hikayelerinin kahramanları yoksulluk içinde yaşayan insanlar, kendi hayatını kazanmaya ve yaşamaya çalışan kadınlar, onların kızları ve kendi yurtlarından ayrılarak özlemle yaşayan göçmenler olmuştur. Bunların arasında istemeden kötü yola düşeni de var, sevgisiz büyüyen çocukları da var, sevgisinden başka hiç bir şeyi olmayan kadını da var, savaş sonrasında evine dönse de hala savaşta yaşayan kocası da var…

    Füruzan küçük yaşlarında babasını kaybettiği için annesi onun hayatında daha önemli bir yere sahip olmuştur ve eserlerindeki anne - kız ilişkileri de bunu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Hikayelerinde annesini seven, destekleyen, derdine ortak olmaya çalışan kızlar da var. Bunun gibi kızını okutmak isteyen, onun geleceğini düşünen, zorlukları göze alan anneler de var.
    Ama bir de başka anneler ve kızları var diğer tarafta. Kızı nasıl olursa olsun para kazansın ve onları geçindirsin diye düşünen bir anne var. Herkesin ne düşündüğü, ne söylediği kendisi için önemli olan ama kızının neler yaşadığı ile ilgilenmeyen bir anne. Ve zamanla annesi kendisine yük olan bir kız. Böyle farklı anneler ve kızlar görüyoruz işte... Babasız kalınca neyi nasıl yapacağını bilmeden yaşayan ve çaresizlik içinde hayatla mücadele eden kızlar da var. Hem de çok. Babasının dayakları canını daha çok acıtmasın diye dövülünce aklına güzel zamanlarını getiren ve karşı koymayan bir kız da var. Ve hepsinin bir ortak noktası var: Hayatın zor şartlarına alışmak ve geleceğe umutla bakmaya gayret etmek.

    Bu kitaptaki sekiz kitabı:
    Hikaye
    *PARASIZ YATILI
    *KUŞATMA
    *GÜL MEVSİMİDİR
    *BENİM SİNEMALARIM
    *GECENİN ÖTEKİ YÜZÜ
    *SEVDA DOLU BİR YAZ
    Roman
    *KIRK YEDİ'LİLER
    *BERLİN'İN NAR ÇİÇEĞİ

    Her hikayesini beğenerek okudum ama en sevdiklerim hakkında az da olsa yazmak istiyorum.

    "Parasız Yatılı"
    Bu kitabıyla Sait Faik Hikaye ödülünü almış ilk kadın yazar olmuştur Füruzan.

    "Sabah Eskimişliğin" hikayesiyle başlıyor kitap ve babasız bir kızla kocasız bir anne görüyoruz burada. Yazar kendisi bu hikayeyi yaşadığı için yazdıkları da oldukça dokunaklı olmuş. Geçmişteki güzel sayılabilecek anılara tutunarak hem kendisini hem de kızını düşünmek de bir anne için en zor durum.

    Bundan sonraki “Özgürlük Atları”nda da üveylik nasıl bir şey onu görüyoruz. Yine babasızlık ama bu defa üvey bir baba da var sonrasında. Ve bunları bize anlatan bir çocuk. Bu hikayesi bir başka duygular bıraktı bende. En çok da sonu.

    “Ben çocukken (ne zaman çocuk olmuştum/) görünmeyen adam olup pasta yemek isterdim. Ne kıtmış tutkularım.
    Gidiyor musunuz?
    Güle güle.
    Kapıyı iyice kapayın.
    Sizden üşüdüm ...”

    "Edirne'nin Köprüleri" hikayesinde biz Balkan muhaciri olan Türk bir aile görüyoruz. Ama yeni yaşama bir türlü alışamayan aile. Ve bu anlatım eski hatıralarla daha da etkileyici oluyor. "Biz de olmayalım herkes gibi cahil. İster kim bilir bir herhangi bir şey. Bilmez ki, bir yalan dünya ..."

    Kitabın ismi olan aynı zamanda en çok bilinen "Parasız Yatılı" hikayesi de kısa ama oldukça güzel bir hikaye. Başlarken bir anne-kız görüyoruz yine. Parasız yatılı sınavına kızını hazırlayan bir anne. Her şeyin yerli yerinde olması için kendi kendine sorular sorup cevaplayan bir anne. Bir şeyi eksik olmasın diye didinip duruyor.

    "Mal kim? Biz kim? Malımız olsa yüz suyu döker miyiz el kapılarında?"

    "Bu okulu kazanacakların hepsi de benim gibi yoksul
    çocukları mı anne? Onu da öğrendin mi?
    Öyle ya, yoksul çocukları ki, parasız yatılı için imtihan
    oluyorlar."

    "Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.
    Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir. Hiç
    gecikmezler..."

    Bu üç alıntıda tüm hikayeyi anlayabilirsiniz zaten. Yoksulluk zor bir şey. Diğer çocuklardan farklı olmak ve bunu anlamak daha da zor. Ama umut etmek var. Bazılarımızın sahip olduğu tek şey.

    İlk kitabın son öyküsü "Haraç" aynı zamanda uzun bir öykü.
    Bir yaşlı kadının pazardan dönüş zamanı yokuş boyunca kendi hayatının yokuşlarını hatırlamasını görüyoruz. Çocukluk, gençlik, annelik derken uzun zamandır eskisi gibi olmayı özleyen bir kadın. "Kimi zaman bugünü unutur oluyorum."
    Bugünü unutuyor ama geçmişi hep aklında. Her şeyi bugün olmuş gibi anlatıyor bize. "Bilmek istediklerim, geçmişimdekiler aklımda durmaz oldu." Böyle söylese de okuyunca hatırladıklarının unuttuklarından fazla olduğunu görüyoruz. Bu hikayeyi bitirince hemen diğer kitaba geçemedim. Bir süre bu yokuşları düşündüm ben de.

    Hakkında yazmadığım diğer hikayeler: "Münip Bey'in Günlüğü" ,"Taşralı", "Piyano Çalabilmek", "Nehir", "Su Ustası Miraç", "İskele Parklarında", "Yaz Geldi".

    İkinci kitap olan "Kuşatma" da yine çaresizliklerle baş başa kalan insanlar görüyoruz.

    "Tokat Bir Bağ içinde" hikayesinde kısa ama sizi düşündürecek cümleler daha fazla. Ayrılanlar, barışanlar, ayrılmak isteyip de bir türlü uzak kalamayanlar... "Ama bir selam yeter mi? Hem de anlamsızlık, bıkkınlık yüklü bir selam." Başkalarını seven ya da seviyormuş gibi hisseden insanlar. Sevgisinden başka verecek bir şeyi olmayan kadınlar. Diğer insanların yaşantısının etkilediği bir anne. Yine farklı insanlar ve hayatlar kısacası.

    "Ah, Güzel İstanbul"da hep uzun yollarda olan bir Sarı Kamil var. Ve kötü yola düşen bir Cevahir. Sadece bir yuva kurmak istiyor Kamil. Geçmişini düşünmüyor kadının. Ama bu yola düşen bir kadın hep herkesin dikkatini kendi üzerinde hisseder. Utanılacak bir şey yapmasa da utanır hep. "Vallahi utanırsın! Bizden herkes utanıyor . . . Doğrusu da bu zaten." İşte böyle utana utana kaç kişi istediği hayatı geri çeviriyor...

    "Kuşatma", "Kırlangıç Balıkları", "Redife'ye Güzelleme" de diğer hikayeler.

    "Gül Mevsimidir" kitabında tek hikaye okuyoruz. Mesaadet Hanım ve onun unutamadığı aşkı Rüştü Şahin. "Savaşlar sevilenleri heder ediyor." Sadece bu bile her şeyi anlatıyor zaten. Geriye hatıralar kalıyor.

    "Benim Sinemalarım" kitabı aynı isimli aynı zamanda en çok etkilendiğim hikayeyle başlıyor. Genç bir kız Nesibe. Diğer kızlar gibi gezmek isteyen bir kız. Yeni insanlar tanımak, yeni yerler görmek, bir insan sevmek. Sevmek... Bunlar ona çok uzak oluyor. Ama neden? Annesi babası yüzünden. Mahalleli yüzünden. Anne ve babası ondan ne istiyor? Evi geçindirmesi için yeterli para. Ve bu para artıyordu her defasında. Nasıl daha fazla kazanıyordu Nesibe? Çalışmak yeterli miydi bu paralar için? Hayır. Ama esas para geliyordu ya önemli olan o. Nereden kazanıyor? Kaç saat çalışıyor? Bu ilgilendirmez onları. Ve bir gün mahallelinin diline düşüyor Nesibe. İşte o zaman babası bir namusu olduğunu hatırlıyor. Gereken cezayı vermek gerek. Başka türlüsü yakışmaz onlara. Sonda ne oldu peki? "İçi sevgisizlikle doldu..."

    "Temizlik Kolu", "Seyyid", "Bir Evin Dıştan Görünüşü",
    "Günübirlik Adada", "Kış Gelmeden" kitaptaki diğer hikayeler.

    "Gecenin Öteki Yüzü". Bu kitabında da dört hikaye var. "Kanı Unutma", "Çocuk", "Sokaklarından Gemilerin Geçtiği Kent",
    "Gecenin Öteki Yüzü".

    "Çocuk" hikayesinde bize yine bir anne görüyoruz. Bu defa küçük çocuk erkek. Hissettirdikleri yine değişmiyor Füruzan'ın. Annesinin sözünden çıkmayan bir çocuk. Diğer çocuklarla oynamıyor ama o. Herkes ona kötü bakıyor. Neden peki? Annesi yüzünden. Oysa annesini çok seviyor. Neden böyle şeyler söylüyorlar ki? Anlamıyor. Annesi sadece uslu olmasını söylüyor o kadar, başka bir şey bilmesine gerek yok. Korkmamasını ve ona güvenmesini istiyor ondan. Mümkün olur mu bu peki?

    "Sevda Dolu Bir Yaz". Bu kitabında da yine geçmişi düşünerek anılarda yaşayan anne görüyoruz. Kızına anlatarak yaşadıklarını tekrar yaşayan bir anne. Acı, aşk, mutsuzluk, çaresizlik, ölüm... Ne isterseniz bulabilirsiniz.

    "Şarkılar Kitabı"nda bir kızın aklından çıkmayan yaz hatıralarını okuyoruz. Hep şarkılarla hatırlıyor yazları. Okula gidecek aslında o yıl. Herkes okuldan bahsediyor. Onun ise düşündüğü sadece eskiler... "O ilk yazı asla unutmadım." Çünkü annesi, teyzesi hep güzel şarkılar, türküler söylerdi. O da hiçbir sıkıntısı olmadan sadece dinlerdi onları. Gelecekte belki üzülerek hatırlayacak o zamanları ama yine de seviyordu.

    "Kalbim yine üzgün seni andım da derinden
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
    Mahzun ve kırılmış gibi en ince yerinden
    Geçtim yine dün . . . "


    "Kırk Yedi'liler"

    12 Mart 1971 Muhtırası’nı yaşayan, Türkiye tarihine 68'liler olarak geçmiş bir kuşak 47'ler. Devrim nasıl olmalı? Ya da nasıl olmamalı? Gençlik aslında hep iyi şeyler istedi belki de. Ama nasıl istemek önemli. Bu kadar işkenceye katlanmak boşuna olmamalı. Eğer bir şey uğruna hayatınızı hiçe sayıyorsanız sonuna kadar böyle olmalı.

    Baş karakterimiz Emine Semra Kozlu. Çocukluğu hep baskı altında geçmiş biri. Ama artık büyüdüğü zaman gerçeklikleri görüyor. İyilik kimin için iyilik? Kötülük dedikleri aslında kötülük mü gerçekten? Ve her şeye boyun eğmeye alışmış insanlardan nasıl kurtulabilir? Namus, terbiye, karı-koca, aile, ihanet, dostluk, aşk, fedakarlık... Bu sözcüklerin anlamını o yaşayarak öğreniyor. Ona öğretildiği gibi değil. Aşk kutsaldır. Ama nasıl aşk kutsaldır? Onun aradığı aşk sadece kendisi için değildi. Tüm insanları sevmek, herkes için en iyisini yapmak. Çalışmak, çalışmak, çalışmak.

    Selahattin kızı Emine Semra Kozlu. Nüveyre'den doğma. Doğum 1947. İstanbul. Beşiktaş.

    Bektaş Elçin oğlu Erzurum 1947 doğumlu Sami Kaya Elçin. Zeria'dan dogma. Hacettepe Üniversitesi. Anarşik olaylara karışmış. Silahlı çatışmada vurulmuştur.

    Ali Kerimoğlu oğlu Dudu'dan doğma Hüseyin Cemşit Kerimoğlu. Doğumu 1947, Tunceli, Hozal. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi. Burslu öğrenci.

    Selim Raci Ötüken kızı Sara'dan doğma Hacer Melek Ötüken. Doğumu 1948, İstanbul Kadıköy. İst. Üni. İkt. Fakültesi öğrencisi. Tüm öğrenci eylemlerine katılmıştır. Seçkin bir aileden gelme.

    Salih Zeki Onurkan kızı, Merzuka'dan doğma Bilge Sümer Onurkan. Doğumu 1948, Ankara Kayaş. Babası ordonat albay. Ailenin dört çocuğu var. Anne ev kadını. Küçük oğlan orta iki öğrencisi. İki erkek, iki kız.

    Abdülkadir Öztürkoğlu, Dillanı'dan doğma, Necil Seyhan Öztürk. Doğumu 1947, Adana Seyhan. İst. Tek. Üni. Mimarlık Fakültesi. Babası yargıç, annesi eczacı. Anarşik olaylara karışmıştır.

    Hüseyin Cemil Kadiroğlu oğlu Ali Ahmet Kadiroğlu. Neriman'dan doğma. Doğum 1946 Aydın. İstanbul Üniversitesi
    Hukuk Fakültesi. Anarşistlerin saklandığı yer ilgililere bir sayın muhbir vatandaşça bildirilmiştir.

    Sümmani Zasa oğlu, Zeynep'ten doğma Şirvan Zülkadir Zasa. 1947 doğumlu Siirt Pervari. İst Üni. İk. Fak. Öğrencisi. Eylemci. Öğrenci birliği liderlerinden. Çatışmalardan birinde üstünde silah bulunmuştur.

    Fatma Şerife Aysu, Kadri Selami Aysu kızı, Behiye'den doğma. 1948 doğumlu İstanbul Anadoluhisarı. lst. Üni. Tıp Fak. Babası demiryolu müfettişliğinden emekli.

    Mehmet Kadir Tepeoğlu, Nazik'den doğma Hüseyin Tepe. Doğumu 1947, Erzurum, Aşkale. Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğrencisi.

    Mürsel Uzunoğlu, Hanımdan doğma. Kars, Kağızman, Denizli köyü nüfusuna kayıtlı. Doğumu 1947. İmam Haydar Uzun. İst.Üni. İkt. Fakültesi.

    Ve daha ne kadar genç. Bunlar bir romandaki karakterler olabilir. Ama bunları okurken herhangi bir zamanda onlarla ortak kaderi yaşayan insanların aynı duyguları hissetmemesi anlamına gelmez.

    Emine hiçbir zaman kendisini savunmadı. Ne de yaptıklarını savunan avukat istemedi. Çünkü doğru yolda olduğuna inanmıştı. Diğer hiçbir şeyin önemi yoktu. Seçil vardı birde. Parayla saadet olacağına kandırılarak hayatı mahvedilen ablası
    Emine'nin. Emine herkesten çok ona acıyordu bu hayatta.

    Roman dilinin ağır olmasına göre zor ilerliyor. Ve siyasi olaylar anlatıldığı için sıkıcı geleceğini düşünebilirsiniz. Ama Emine ve çevresindekilerin hayatlarıyla birlikte oldukça güzel bir roman olmuş. Emine gibi kızlar çok olsun istiyor insan okuyunca.
    Siyasi tartışmaları, toplumsal bunalımı anlamamız için elinden geleni yapmış Füruzan.

    Bu roman 1975 yılında Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü kazanmıştır hem de.

    Ve son olarak "Berlin'in Nar Çiçeği". Daha önce vurgulandığı gibi yazar bir süre Almanya'da yaşamış. 1988'de yayımlanan bu romanında da Almanya'daki Türk göçmenlerinin hayatını anlatıyor bize Füruzan. Baş karakterimiz olan yaşlı Elfriede Lemmer' in hayatını okurken bir taraftan da bu ailedeki ilişkileri, evlatları, anne babalarını görüyoruz. Aslında romanın dilinde çok fazla almanca söz mevcut. Konusunu düşünürsek bu oldukça güzel bir durum ve daha da yaşayarak okumanızı sağlıyor. Ama çeviriler çok olunca biraz sıkıcı oldu bazı yerleri benim için.
    Fraud Elflriede Lemmer, yaşlı, kimsesiz ve kederli bir kadın. Sadece bir kuşu var. Sarah. Hep onunla konuşuyor. Dertlerini, hatıralarını anlatıyor. Ama cevap veremeyince daha da kötü oluyor. İnsana ihtiyacı var onun. Her şeyini anlatabileceği birilerine.
    "- Böyle yapamayacağım ben Sarah'cığım demişti, insanlarla
    olmak istiyorum demek ki. Uygun bir şey mi bu? Ne ayıp. Hasta ya da bunak olduğumu düşündüm. Değil değil. Onlarla birlikteyken, kendimi nasıl iyi bulduğumu bilsen."

    Bu Türk ailesi onun için önemli oluyor zamanla. Sadece varlıklarını bilmesi bile onu sevindiriyor. Ve bu kahramanımız geçmişi düşününce aklına en çok savaş geliyor. Kocasının savaşa gitmesi, savaştan dönmesi, değişmesi. Kendisi de onunla birlikte değişmişti galiba. Eski hayatlarına dönmek zor olmuştu onlar için. Hiçbir şey aynı kalmıyordu.
    "Duymak istemediği geçmiş miydi?
    Hayır, o geçmişi seviyordu.
    Değişmeleri istemiyordu."

    Ama onu hayata bağlayan tek şey sevgiydi. Çünkü sevginin yolunu şaşırmadığını biliyordu. İnsanlara sadece sevgiyle yaklaşmak gerekti. Ancak böyle yaşamak mümkün olabilirdi...

    Yazar bütün hikayelerinde istiyor ki kızlar okusun. Kendi hayatlarının sorumluluğunu alabilsinler. Uzun zamandır sadece sözde kalan "Adalet" sağlansın. Fakirler fakirliklerinden utanmasın. Emeğe saygı gösterilsin. Ve yüzlerce insanın genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk demeden öldürüldüğü savaşlar olmasın.
    "Sessizliğe ses veren yazar" oldu Füruzan.

    Benim için farklı bir yazar oldu bu kitaplarıyla. Çok sevdim. Duygulandım. Düşündüm. İyi ki okudum. Her hikayesi hakkında yazamadım ama hepsini beğendim. Çünkü karakterler bana hitap etti. Yaşadıklarını sevdim, yaşayamadıklarını daha çok sevdim. Uzun bir okuma oldu ve alıştım kendisine hiç bitmesin istedim.

    Bu güzel şiiri de son olsun o zaman.

    Çağımızın düşmanlığı emzirmemesi için

    Sevgiyi bulmalıyız

    Hiçbir kadın,

    hiçbir erkek

    birbirine değemiyor.

    Görmek için bakmıyoruz ki…

    zaten

    körüz.

    Ağrılar içindeyiz.

    Bir gençlik mi gerçeğin mirasçısı

    Yalanın baş tacı edildiği tarihlerdeyiz

    Öylesine alıştık ki duymamaya

    Kimin ne dediği

    umurumuzda değil

    Bin dokuz yüz seksen beşlerden geçerken…


    Keyifli okumalar dilerim...
  • 724 syf.
    ·18 günde·8/10
    Pek çok kitap listesinde gördüğümüz, merak uyandıran, bir roman Tutunamayanlar. Kiminin yarım bıraktığı, kiminin cesaret edip bir türlü başlanamadığı ve kimininse yere göğe sığdıramadığı bir kitap.

    Yukardaki kimilerinin, kim olduğunu açıklamak zaman kaybı olacağından, bu kitabı nasıl ve hangi ruh haliyle okumak gerektiğinden bahsetmek daha faydalı olacaktır.

    Tutunamayanlarıokuyupyarımbıkakangillerden olmamak için :
    Kitap, içerisinde pek çok filozoftan yazara, yazarlarını aşmış eserlere, eserleri aşmış roman karekterlerine değinir. Ama kitap daha çok, biraz Yabancı biraz Oblomov ve aldığı kadar Yeraltından Notlar dan müşetekkildir. Ve kitabın asıl esin kaynağı Aylak Adam ı da anmadan geçersek eksik olacaktır. Özellikle bu son saydığımız dört eseri önceden okumuş olmak bu kitap için en iyi hazırlık olacaktır.

    Yazar hikayesini anlatırken bu özümsemiş olduğu eser ve kahramanlardan müphem bir şekilde bahseder. Öyle ki bu eserlerden bi haber bir okuyucu, pek çok imgeden mahrum kalacağı için kitabı yarıda bırakmak isteyebilir. Hulasa ciddi bir okuma deneyimi gerektirir. (neden böyle cümleler kurduğumu kitabı okuyanlar anlayacaktır ;)

    İkinci önemli nokta, kitaptaki Tutunamayanlar'ın kendisidir. Onların kim olduğunu anlamak, hikayeden zevk almak ve karakterlerle özdeşlik kurmak için önemlidir.

    Nasıl bir insandır bu Tutunamayan?

    Tutunamayanlar #76705630 şeklinde, esprili bir dille tanımlanmış.
    Hassas insanlardır. Kendilerini çok iyi yetiştirmişlerdir. Çok okuyan, okuduğu kitaplardaki incelikleri ; gerçek hayatta bulamadığı için hayal kırıklığına uğrayan insanlar. #77183620

    Toplum içine pek karış(a)mayan , her zaman kenarda duran aslında içinde çok güçlü bir yaşama sevinci olmasına rağmen genelde düşünceli ve üzgün duran insanlar. Toplumun genelinin düşündüğü ve yaptığı şeyler o insanlara basit ya da gereksiz gelir; o yüzden kendilerini kalabalık ortamlardan ayırırlar. Kürk Mantolu Madonna'ın Raif Efendisi gibi..

    Aslında bazı şeyleri ya konuşmaya değer bulmazlar ya da paylaşmaya değer birine rastlanmamışlardır. İşte bu halleri, içine kapanık, tembel, pısırık, kendine güvensiz insanlardan ayırır onları. Çünkü bu hali bizzat kendileri seçmiştir. #76411576 Yeraltından Notlar'ın karekteriyle Tutunamayanlar arasında ciddi bir parelelik vardır. #49782793

    Bazı kitap sayfalarında ''kitap okudukça insanlardan uzaklaşıyorum'' gibi başlıklar görürüsünüz. İşte bunun gibi şeylerle başlıyor Tutunamayan'lık ..

    Eğer kitaplardan öğrendiklerini ve diğer kazanımlarını başarılı bir şekilde hayata uyarlarsa zaten kendini gerçekleştirmiş bir insan oluyor. Diğer türlü hayata ve insanlara karşı olan hassasiyeti başına bela oluyor ve toplum tarafından dışlanıyor, böylece topluma yabancılaşma başlıyor. #77687454


    İşte burada olay, bireysellikten çıkıp toplumsal bir sorun haline geliyor. Bu toplumsal sorunu işlemesi, "Tutunamayanlar" romanını çok farklı bir yere taşıyor. Aslında yazar, romanında kendi eserini en güzel şekilde tanımlıyor. #77529085

    Kısacası içinde, bir parça Tututnamayan'lık olan kişiler bu romandan çok daha fazla zevk alacaklardır.

    Bütün bu hazırlığa rağmen zor bir okuma bekliyor bizi.
    #77573952 Ama bu zorluklar katlanılmaya değer. Yazarın bu konudaki ikazı, yorulduğunuz anda sizi kendinize getirebilir. #77548348

    Kitapta pek çok edebi türün örneği olduğunu görüyoruz . Aforizmalar, hikayeler, mektup, anı, hatta tiyatro bile var. Bu tür değişik edebi türlerle anlatımını güçlendiren yazar, her bölümde değişik bir şeyler denemiş. Hatta 14. bölümde 77 sayfa boyunca tek bir noktalama işareti kullanmamış. Böyle bir eseri edebiyat dünyasına kazandıran yazarın bir Türk olması gurur verici.

    Oğuz Atay'ın Mühendis olduğunu öğrenince romandaki bu ince yapı daha da anlamlı geliyor insana.

    Kitapta bütün cümleler, bütün kelimeler bir mühendis özeniyle kullanılmış. Mesela hayatı anlatılan, çevresi tarafından 'anormal' #77624393 olarak değerlendirilen karekterin ismini 'Selim' diyerek yüceltmiş yazar.Hatta bununla da kalmamış, bir de ona 'Işık' soyadını vermiş. Selim Işık..

    Selim'in intiharından sonra hayatını yazan diğer roman karakterinin ismi ise Turgut. Selim, öldükten sonra adeta Turgut'un içinde yaşamaya başlar ve onunla sürekli konuşur. Yani Selim öldükten sonra Turgut'un Özben'liğinde yaşar sanki. Sahi Turgut ne demek : İçinde yaşanılan yer.. Turgut Özben

    Selimin diğer arkadaşı ise Süleyman Kargı. Süleyman : Huzur, sükut. Kargı : Kamış. Evet kamış, hani huzur veren sesiyle neyin yapıldığı kamışlardan. Süleyman Kargı, Selimin yanında şarkılar yazdığı, hatıralarında sıkça bahsettiği diğer arkadaşıdır.

    Selim, romanda Tutunamayanlar'ın en büyük öncüsü olarak gösterilmiş. Yaşadığı hayat , çarmıha gerilmişçesine acı vermektedir. Buna dayanamayan Selim intihar eder. #76985787

    Kitapta çokça geçen ve ilk başlarda anlam verilemeyen İsa figürü sonradan anlaşılmaya başlar .Çünkü roman boyunca Selim'in ikinci gelişinden bahsedilmektedir. Tutunamayanlara yaptığı liderlik ve yaşarken çarmıha gerilmiş gibi acı çekmesi yönünden Selim, İsa'ya benzetilmiştir.

    Bu kitap ''keşke daha önce okusaydım'' ya da ''Hemen okumalısınız'' diyeceğim türden bir kitap değil.
    Okuma yetkinliği, boş zaman ve bir parça da tutunamayan olabilmeyi gerektiriyor. Son olarak alıntılarla veda ederken, Tutunamayanları tavsiye eden değerli arkadaşım Tuğba sonsuz teşekkürler.

    #49705264
    #77528249
    #77325589
    #77321494
  • Şair Ceketli Çocuk 'Kâzım Koyuncu' 49 yaşında! Karadeniz şarkıları ve insani değerleriyle milyonların gönlünde taht kuran Kazım Koyuncu, 49. yaş gününde kendi söylediği sözlerle anılıyor. İşte henüz 33 yaşındayken kanserden yitirdiğimiz Kazım Koyuncu’nun hayatı ve en çok paylaşılan sözleri!
    25 Haziran 2005'te, 33 yaşındayken akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybeden sanatçı Kazım Koyuncu, 46. yaş doğum gününde de unutulmadı. Genç yaşta aramızdan ayrılarak tüm Türkiye’yi derin yasa boğan Kazım Koyuncu, şarkılarıyla olduğu kadar değerleriyle de yaşıyor, yaşatılıyor. Pek çok sosyal medya kullanıcısı sosyal medya hesaplarından Kazım Koyuncu’nun şarkılarını ve sözlerini paylaşarak ona olan özlemlerini dile getiriyor. İşte Kazım Koyuncu’nun kısa ancak başarılarla dolu hayat hikayesi ve sözleri!

    KAZIM KOYUNCU SÖZLERİ
    • Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlamak için savaşmak zorunda değiliz…
    • Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.

    • Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
    • Bir şey ürettim ben, üç beş kişilik şey değil, sevgi denen şey herhalde.

    • Bütün dünyanın, bütün toprakları hepimizindir. Bütün şarkılar, dünyadaki tüm insanlarındır. Tüm topraklarda memleketimizdir.
    • Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim; ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem.
    • Çok fiyakalı bir hastalığa yakalandım baba...
    • Birbirimizi anlamamız için, aynı dili konuşmamıza gerek yok, ezildikten sonra, hepimiz aynı şarabız...
    • Her şeye rağmen yeryüzünde şarkılar söyledik, teşekkürler dünya...

    KAZIM KOYUNCU KİMDİR?
    7 Kasım 1971 yılında doğan Kazım Koyuncu, 1980'li yılların sonunda İstanbul'a taşındı. İlk olarak amatör rock müzik yapmaya başladı. 1990'lı yılların başında arkadaşları ile çeşitli yerlerde küçük çaplı konserler vermeye başladı. 1994 yılında laz müziğini rock müziği ile birleştirerek kendi tarzını yarattı.Aynı yıl arkadaşları ile birlikte Zuğaşi Berepe adında bir grup kurma kararı aldı. 1995 yılında grup Va Mişkunan adlı ilk albümlerini yayınladı. İlk defa duyulan bir tarz olduğu için albüm olumlu tepkiler aldı. 1998 yılında ikinci albümleri İgzas'ı çıkardılar. Albüm ilk albüme göre daha çok ses getirdi. Bu albümden sonra grup dağıldı.2000'li yılların başında Kazım Koyuncu askere gitti. Askerden geldikten sonra ilk solo albümünün çalışmalarına başladı. 2001 yılında, Viya! adlı ilk solo albümünü yayınladı.2002 yılında Gökhan Birben ile birlikte Gülbeyaz adlı televizyon dizisinin müziklerini yapmaya başladı. Aynı zamanda dizinin bazı bölümlerinde oynadı. Dizi büyük reytingler aldı ve müzikleri büyük ilgi gördü. Daha sonra Kazım Koyuncu, Türkiye çapında tanınmaya başlandı. Konserleri büyük kitlelerce izlendi.2004 yılının sonunda kanser olduğu haberini aldı. Haberi alan ailesi ve sevenleri çok üzüldü. Doktorlar kendisini çok fazla yormamasını söylese de Kâzım Koyuncu konserler vermeye devam etti. 2005 yılında son konserini Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde verdi. Aynı yılın, 25 Haziran tarihinde ise Şişli'de hayatını kaybetti.

    KAZIM KOYUNCU ŞARKILARI

    İşte Gidiyorum (Hoşça Kal)
    Ayrılık Şarkısı
    Gelevera Deresi
    Ben Seni Sevduğumi
    Hayde
    Ella Ella
    Divane Aşık
    Narino
    Didou Nana
    Uy Aha
    Koçari
    Anılar Düştü Peşime
    Denizde Karartı Var
    Selimina
    Hayat
    Fadime
    Hoşça kal
    Dağlarda Kar Sesi Var
    Dünyada Bir Yerdeyim
  • Türk Edebiyatı’ndan 16 Güzel Şiir
    .

    1. Kelimeler, Özdemir Asaf

    Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
    Denizlere açıldı içimizden biri
    Niçin gittiğini söylemeden.
    Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
    Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
    Bulacak sanıyordu yenilikleri.
    Her an bir yeni su vardı,
    Her yeni suda bir yeni an.
    Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
    Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
    Bitmiyordu köpüklerle renkler
    Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.

    2. Ümit, Küçük İskender

    Gözbebeklerinden şahlanan kayışları
    gererek arkaya doğru apansız
    bir tanımsızlık hissiyle
    Bakışlarından ölümsüzlük dersi alan
    tanrıların sofrasında nemli bir tuzluk
    gibi tıkalıyken kalbim
    parmağımdan çıkartamadığım bir yüzüksün sen

    3. Sen Bir Beyaz Kadınsın, Attila İlhan

    yüzüme bakmasan da
    yağmura düşürsen de gözlerini
    gözlerime bakmasan da ne kadar
    o kadar aydınlığın gökyüzüme uzanıyor
    uykularımda nefesinin sıcaklığı
    o kadar
    hangi akşam kapımı çalan sen değilsin
    sen değil misin gizli bir kıvılcım gibi
    gözbebeklerimde duran
    umutsuzlandığım her akşam
    senin rüzgârın almıyor mu
    uğultulu yorgunluğumu
    yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman
    ellerimden sımsıkı tutmuyor mu senin
    iyimserliğin

    Vassilis Tangoulis, Pier in Snow

    4. Beyaz Güvercin, Ümit Yaşar Oğuzcan

    Süzülüp mavi göklerden yere doğru
    Omuzuma bir beyaz güvercin kondu
    Aldım elime, usul usul okşadım
    Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım
    Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı
    Açsam ellerimi birden uçacaktı
    Eğildim kulağına; dur, gitme dedim
    Hâreli gözlerinden öpmek istedim
    Duydum; avuçlarımda sıcaklığını
    Duydum; benden yıllarca uzaklığını
    Çırpınan kalbini dinledim bir süre
    Ve uçmak istedim onunla göklere

    Vassilis Tangoulis, Dark Side

    5. Adsız, Ergin Günçe

    Adımız bahçenin köşelerinde saklı
    Yeminimiz sözümüz sevgimiz
    Bu sarı kâğıtta katlı
    Güneş işte orda bayram yeri
    Sularda ilk cemre
    Gökte bir leylek buluyorum
    Nedir beni dalgınlığa götüren
    Şehirden dönünce onu bulamamak mı
    Yoksa bu yaşta ölümden mi korkuyorum
    Bahçenin içinden annemin kahkahası.

    Vassilis Tangoulis, Lonely Tree

    6. Uzakların Özlemi, Afşar Timuçin

    Bulutlarla süzül denizlerde yıkan
    Kopar ufuklarda yağmurlardan sonra açan
    O görülmemiş çiçeği ellerinle
    Rüzgâr ol dağlara doğru yaslan
    Özlemin seni yanıltmayacak
    Sen uzak sevdaların yolcususun
    Bırak boşluklara yavaşça kendini
    Ne aynalara sığın ne kapı arkalarına
    Gez dolaş uzayları
    Işıklarla kamaşsın gözlerin
    Bulutlar sıcak sıcak sarsın seni
    Su kuşlarının uçtuğu yerden bak kocaman dünyaya
    Onlar ki delisidir maviliğin
    Her sezgilerinde ölümsüzlük vardır
    Seni çılgına çevirir
    O acayip kuşların güzelliği

    Vassilis Tangoulis, The Dreamy

    7. Soneler, Metin Altıok

    XI
    İster sevgili, ister dost olsun,
    Ayrılmak saati gelip çattı mı, sakın gizleme;
    Sen omuzdan kesilmiş bir çaresiz kolsun.
    Eskiye de boş ver onu da eşeleme;
    Ne iyiydik’ler, yine görüşürüz’ler
    Dikenli tel gibi takılmasın boğazına.
    Biliyorsun bu sözler inandırıcı değiller.
    Çoğaltmadan katlan acının en azına;
    Bekleme aracın kalkmasını, ayrılıklar götürü.
    Karış telâşlı bir kalabalığın içine,
    Yürü ardına bakmadan, durmadan yürü;
    Yeni aşkların, yeni dostlukların geleceğine.
    Alıştır kendini her şey biter ve gömülür;
    Ve nice yazlardan sonra kuğu da ölür

    8. Ada Şiirleri, Melisa Gürpınar

    16
    Ilık geçen kışlar gibiydi
    aşkın mevsimi,
    ne başlar
    ne de biterdi istendiğinde.
    Karanfilli ıhlamurların buharıyla
    yayılır kalırdı sanki
    her buluşmanın anısı
    bir çayhaneye dönüşen
    belleğimizde.
    Rüzgârlı vapur iskeleleri,
    erimiş kar suları
    ve sert bir içki…
    Silinirdi bütün konuşmalar
    sisler içindeki bir adanın
    cumartesi sessizliğinde.
    Sahi ne renkti boyun atkısı?
    Neden soğuktu kemikli elleri,
    dönüş saati gelmiş de,
    ölüm
    omzuna dokunmuş gibi
    gizlice.
    Kapansa da yüzümüze
    geçmişin tülden paravanı,
    tütün ve kolonya kokulu
    ince bir zarfın kanatlarında
    uçuşuyor işte havada,
    hiç kullanılmamış
    aşk sözcükleri gene.
    Kimisi düşüyor
    küçük pembe çiçekli
    japonelması dallarına,
    kimisi yol soruyor
    bir serçe sürüsüne.
    Başlarını sokacak sarı bir defter
    arıyor belki tümü de
    savrulurken
    karayelin önünde

    Vassilis Tangoulis, Swan Lake
    9. Donmuş Dallarda Çiçek, Behçet Necatigil
    İyidir beraber olmamız
    Yaklaşmış, değişik.
    Duyulur çevrenin gürültüsünde
    Issız
    Bizde bir şey eksik.
    Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik
    Çökmüş birdenbire ağır;
    Bir kırık gülüşte
    Yitik
    Ümitsiz hatırlanır.
    Bulmak gibi tıpkı
    Karlar altında kayıp uzanırken ova
    Yolu kendiliğinden.
    Donmuş dallar esen ılık rüzgâra
    Çiçek açar çekingen.
    Aldanarak, unutmuş
    Senin yolun ayrı, benimki ayrı
    Az sonra ikimiz de yalnız.
    Kısa bir zaman için, saat beş suları
    İyidir beraber olmamız.

    Vassilis Tangoulis, Orient Express
    10. Dağılan Gül, Behçet Aysan
    ne söylersen söyle bu aşk ikimizindi 
    ikimizindi bir zamanlar aynı gökyüzü 
    bir samanın tutuşması gibi olan şey 
    biraz erzurumdu biraz rize biraz mardin 
    geniş, dingin, sürekli bir yurt gibi 
    ne söylersen söyle rüzgardır duyan 
    düşleri çağıran iri siyah gözleriyle 
    ve yanıbaşımızda mutlu kalan ne var ki 
    belki bir kuş akşamın ölü ağzındaki 
    sadece güldür dağılmış ayaklanmaya 
    ne söylersen söyle ruhum bağırıyor 
    acı içinde bağırıyor giden her şeye 
    uzak kapıların ses verip çağırmadığı 
    mutsuzluk değil mi biraz da şarkıdır 
    üzgün, kırık, iri bir gül gibi kanayan 
    ne söylersen söyle bir gün yiteceğiz 
    çam seli halinde kalabalık bir orman 
    alıp götürecek bizi kuytu ölümlere 
    yaşamanın anlamını sorsam da söyleme 
    konuştukça bir gemi açılıyor kıyıdan.

    Vassilis Tangoulis, Snowscape VII
    11. Birbirine Karışsın Diye Saçlarımız, Akgün Akova
    sevgilim
    açtığında postacının getirdiği paketi yarın
    içinde senin yüreğini kaldıran dağlar
    benim gözlerimi dolanan sis
    ve sevişirken çam ağaçlarına takılan saçlarımız
    birden her şey, her şey, bir gölde bir sabah ansızın açılışı gibi
    yüzlerce nilüferin
    ayrıldığımız gün üzüntüden bayılan zaman
    kendine gelince olmadık anda
    vapurlar yağacak yüreğinin adalarına yeniden
    yeniden dalgalar
    yeniden limanlar
    yeniden sonu olmayan şarkılar
    hepsi
    yine birbirine karışsın diye saçlarımız
    o zaman yine saçlarını topla sevgilim
    ve yüreğinde beklettiğin martıları sal

    Vassilis Tangoulis, Last Trip
    12. İris’in Ölümü, Didem Madak
    bugün kalbimi eski bir plak gibi
    öyle çok tersine çevirdim ki
    bazı şarkılar vardır
    cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
    uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
    deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
    o zaman bir yavru yengece bakan
    insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
    keşke ismim iris olsaydı
    keşke ismim herkese
    sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı

    Vassilis Tangoulis, Distordet Dreams IV 
    13. Göl, Fazıl Hüsnü Dağlarca
    Bir damla bana baksan
    Genç olurum
    Bir damla yürüsen
    Bütün yollar ulaşır bana
    Bir damla gece olsan
    Hemen uyanırım
    Bir damla için sıkılsa
    Orda karanlık olurum
    Bir damla beni sevsen
    Ölürüm

    Vassilis Tangoulis, Andante
    14. Anlıklar, Şükrü Erbaş
    VIII
    Sabah yüzündür, akşam yüzünü dönüşün
    Gece, bıraktığın boşluktur ardına
    Ve şiir
    O ince hilaldir lacivert yalnızlıklarda
    Sarınıp süzgün ışığına
    Katlanmanın türküsünü söylediğim.

    Vassilis Tangoulis, No Man’s Land 2
    15. Geçen Zamanlardan, Ece Ayhan
    Deniz kıyısında bu baharı
    Seninle beraber seyredemedik
    Yalnızım ve hissetmiyorum
    Deniz kıyısında bu baharı.
    Rüzgârlar meydan okurdu
    Ve sen elimi tutardın sıcacık
    Gözlerimiz maviyken seviyordum
    Deniz kıyısında bu baharı.
    Bulutlarla giden şarkılarımız
    Neşeleri ve kederleri ile
    Hâlâ dolaşıyor gibi
    Deniz kıyısında bu baharı.
    Öyle güzel kokular var ki
    Duyabiliyor musun?
    Seneler önce olduğu gibi
    Deniz kıyısında bu baharı.

    Vassilis Tangoulis, Distant Figures_II
    16. Kara Yılan, Sezai Karakoç
    Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
    Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
    Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
    Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
    Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
    Özdemir Asaf
  • Son müşteri de kalktıktan sonra ışıkları kapatıp kestane ağacının altındaki masaya oturuyorum. Sessiz, sessizlik korkutur adamı. Olmayan sağ bacağım kaşınmaya başlıyor yine.
    İbrahim’e sesleniyorum
    “Aç be kardeşim radyoyu, ses olsun!”
    Cevap yerine önce bir cızırtı ardından Ferdi Özbeğen’in sesi geliyor ağacın dalları arasına sakladığımız hoparlörden “dikensiz gül olmazmış.”
    Kimin şarkısıydı Menekşelendi Sular?
    Rakı kadehini önce masaya sonra su bardağına vurur, kendi kendine “yarasın” der, içer, elinin tersiyle ağzını silerdi.
    Gülerdi.
    “Hayat be!”
    Kimdi?
    Şarkılar kalıyor da insanlar unutuluyor işte. Yaşlanmaya başladım diye geçiriyorum içimden, kafamın içi biriktirdiğim tüm insanları sakladığım uçsuz bucaksız samanlık gibi. Yakayım diyorum bu samanlığı, fakat ne zaman?
    İbrahim kuruyor masayı.
    “Biz gidelim mi ağabey?”
    Saate bakıyorum, ikiyi geçmiş.
    Gidin evdekiler beklemesin.
    Kasabaya kavuşan patikayı tutuyorlar, yorgunlar.
    Bazı geceler konuşur bu kestane ağacı, bazı ağlar, bazen de ben ağlarım.
    Foça gelir aklıma.
    Çakı gibi delikanlılardık hepimiz.
    “Bir kar yağar ince ince…”
    Yolum İzmir’e düştüğünde giderim Foça’ya nizamiyeye yakın bir kafeterya var, orada oturur çay içerim. Eski günlerdeki gibi. Başka çakı gibi çocuklar koşarak geçer yanımdan.
    Geceyi mi, düşünmeyi mi seviyorum?
    Gecenin getirdiklerini mi? Düşününce bulabildiklerimi mi?
    Ateş böcekleri çıkıyor ortaya.
    Kestane ağacı fısıldıyor.
    “Her askerin kendi mayını vardır.”
    Bu cümleyi ilk duyduğun zaman önemsemezsin, anlamı da pek bir şey ifade etmez.
    Anlam ne demek sonra?
    Avucumuza aldığımız kum taneleri gibi akıyor hayat. Zaman, akıyor mu, duruyor mu? Ben miyim buradan oturan? Kaç yaşımdayım?
    Ruhum kaç yaşında?
    Anımsayamadığım hangi yaşamımda ne günah işledim ki, bu yaşamda bedelini ödüyorum?
    Neden ben?
    Yarın sabah uyandığımda çocuk olsam ya!
    Kaç hayatta çocuk oldum?
    Kaç hayatta öldüm?
    Bir horoz ötüyor uzakta, gözlerimi açıyorum, ranzanın üst katında yatıyorum.
    “Koğuş kalk” demek yasak.
    “Arkadaşlar günaydın” denecek.
    Görev var bugün! Üç günlük kumanya alınacak, sıcak ekmek.
    Bir koşu hamama gidip soğuk su ile yıkanıyor, abdest alıyorum. Yeni iç çamaşırlarımı giyiyorum.
    Şehit olursak, kirli, pasaklı görmesinler bizi.
    Dünyanın son günü olabilir bugün.
    İlk günü de.
    Tevekkül!
    Kurbanlar kesiyorlar, mehter marşları çalınıyor biz giderken.
    “Gafil ne bilir!”
    “ Eşeksemek” derdik, cahilce! Sırtında kırk elli kiloluk bir sırt çantası vardır. Yürümeye başlarsın, terleyene kadar evren senin omuzlarında zannedersin. Sonra ilahi bir güç gelir sen farkında olmadan alıverir sırt çantanı.
    Yürürsün, dar patikalardan, dağlardan, vadilerden.
    Tırmanırsın, nefesin kesilir, zirveye çıktığında bir zirve daha görünür, tam bitti derken bir tane daha…
    Tamam dersin buraya kadar.
    Güler kestane ağacı.
    “Komando bittiği yerde başlar!”
    Kaç defa bittim?
    Kaç defa başladım?
    Adını hatırlamadığım, tüfeği ıslanmasın diye pançosunu tüfeğine saran adamlar tanıdım!
    İki bin bilmem kaç metre rakımdasınız, karla karışık yağmur, sis bir taraftan, parmaklarınız odun gibi olmuş, sigara içemiyorsunuz.
    Tüfek namus!
    “Bir kar yağar ince ince…”
    Olmadık zamanlarda olmadık sorular sorar, olmadık hikayeler anlatır insanoğlu.
    “Nişanlım uyudu mu acaba?”
    “Bira içelim, yanına patates de yaptırırız”
    “Fenerbahçe şampiyon olur bu sene, dediydi dersin!”
    “Dönünce açılacağım kıza, olur derse, isteriz.”
    Kimi döndüğünde açılacağı kızı bulamaz.
    Kimi dönemez
    Kimi eksik döner. Kimi fazla!
    Kalmak da bir an.
    Dönmek de.
    Kabuslar görürdüm eskiden, gözün gözü görmediği, zifiri bir karanlıkta yürüyorum. Her adım bilinmezlik, her adım soru işareti. Düşmeye başlar sonra da uyanırdım.
    Neden bu rüyayı görüyorum diye düşünmez, başka bir gerçekliğe uyanınca unuturdum.
    Unutmaktan güzel ne var?
    Keyfim yerindeyse ağzım güzel laf yapar, çeke çeke anlatırım.
    Hayalim balık lokantası açmaktı. Tepede olacak, deniz görecek, mavi olacak masa, sandalye. Sabah erkenden kalkıyor balığa çıkıyorum, mavi de bir teknem var
    Ne istediysem oldu.
    İnsanın her istediği olur!
    Kimi fark eder, kimi fark etmez.
    İçimde kötü bir his vardı o gece.
    Dört tim çıktık göreve üçüncü tim biziz. Taşlık dar bir patikadan yürüyoruz… Yağmur yağıyor, toprak ve sarımsak kokuyor, önümü zor görüyorum.
    Bir an eskiden gördüğüm kabuslar geliyor akıma.
    Kestane ağacı fısıldıyor.
    “Her askerin kendi mayını vardır.”
    Ben, benimkini buluyorum…
    Tevekkül!
    Kimin şarkısıydı Menekşelendi Sular?
    Rakı kadehini önce masaya sonra su bardağına vurur, kendi kendine “yarasın” der, içer, elinin tersiyle ağzını silerdi.
    Gülerdi.
    “Hayat be!”
    Kimdi?


    Güzel adamların aziz hatırasına saygıyla…
    5 NİSAN 2020
    Ali GÜLCÜ
  • ...
    Unut deyisun yarum da
    Ben nasil unutayim...

    https://youtu.be/8f7CWFdKN6E

    🌿
  • Metin 1k kitap'ta henüz olmadığı için bu şekilde paylaşmak istedim. Ayrıca Hakim Bey'in T.A.Z. (GEÇİCİ OTONOM BÖLGE, ONTOLOJİK ANARŞİ, ŞİİRSEL TERÖRİZM) kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Pdf'ini kolaylıkla bulabilirsiniz ve birazcık lirizm seviyorsanız lirikal orgazm yaşayacağınıza eminim. Herneyse. Buyurun.

    PAZ - Sürekli Otonom Bölgeler

    TAZ (Temporary Autonomous Zones – Geçici Otonom Bölgeler) kuramıyla Babil Kulesi’nde açılan çatlakları değerlendirmeyi ve iktidar okyanusunda minik özgürlük adaları oluşturmayı öneren Hakim Bey, PAZ’la (Permanent Autonomous Zones- Sürekli Otonom Bölgeler) bu adaların sürekliliğinin nasıl sağlanacağını, aralarında iletişimin nasıl kurulacağını ve bu özgün akıntıların kendilerini ana akıma karşı nasıl savunacaklarını – görünmezlik, renk değiştiren canlılar, doğanın zarafeti... – araştırıyor. Sokaklarda şarkılar söyleyen bir grup olduğumuzda, yollarımız bir obada buluştuğunda, bir yürük çadırında cıgaramızı sarıp yaralarımızı paylaştığımızda oluşan ışık pırıltılarının arasında bir geçişliliğin sağlanması mümkün mü?

    Kendiliğindenlik her an oluşup dururken, sürekliliğin örgütlenmesine de bir çağrıda bulunuyor gibi. Çayırlardan tek tek kalkan kelebekler gruplar oluşturup kral kelebeği otellerinde – sırrına erilemeyen ağaçlar* – konaklayıp ayrıldıktan sonra bir koku, biraz toz bırakıyorlar, geriye dönecek bir sonraki kuşak için, [ “Gerçek yolculuk geriye dönüştür” diye ekledi Shevek**] arkada kalmış bir dost için, bir sonraki buluşma için ve göçebenin bıraktığı kamp ateşinin korları, yolcuları bir çeşit sürekliliğe davet ediyor.

    Hakim Bey, TAZ için olduğu gibi PAZ için de zaten mevcut olandan bahsediyor; bir teori ya da ideoloji oluşturmaktan öte varolanın örgütlenmesi, bir karşılıklı etkileşim taslağı çizilmesi, kendini korumaya yönelik bir taktik zinciri dizilmesi... – çoktan başlamış olan dansın ve neşenin odaklanıp, öz-farkındalık kazanıp bir şenliğe dönüşmesi.

    Şenliğin bir parçası olarak mutfak da göz ardı edilmiyor. Yemeğin nasıl pişeceği herkesin aklını kurcalayan bir soru ve şenliğin (ya da “Devrim”in) can alıcı noktası da zaten mevcut merkezi, Devlet-ilişkili ekonomilere karşı bütüncül bir yeraltı ekonomisinin oluşturulabilmesi.

    PAZ’da Hakim Bey cömertçe soru işaretleri dağıtıyor ve coşkulu bir sesle esinler veriyor; kendi deyişiyle “öncü”yü değil, “ebe”yi ya da “övgüler düzen”i oynamaya devam ediyor. Biz de bu topraklarda özgün TAZ’larımızın (olmadığını söylemeyin, çatlaklar her yerde ve ışığı sızdırmaya devam ediyorlar***) ve kendiliğindenliğin nasıl bir süreklilik kazanacağını araştırırken, Bey’in lirizminden esinlenebiliriz. Örgütlü Kaos. Ütopya Şimdi.


    İnan Mayıs Aru

    Notlar:

    * Kral kelebekleri Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya doğru uzun göçleri boyunca hep aynı, belirli ağaçlarda konaklarlar. Bu ağaçlar yolculuğu geriye doğru tekrarlayan bir sonraki kelebek nesli tarafından da kelebek moteli olarak kullanılır. Bilim adamlarının ağaçların doğal kokularını, biçimlerini ve çeşitli niteliklerini değiştirmelerine rağmen kelebekler konakladıkları ağacı tereddütsüz tekrar bulurlar ve ağacın bedeni bir kez daha siyah-turuncu kelebek desenleriyle kaplanır.

    ** Mülksüzler, Ursula K. LeGuin, Metis Yayınları

    *** Nietzsche mi söylemişti: “Çatlaklar kutsaldır, ışığı sızdırırlar...”



    Sürekli Otonom Bölgeler

    Hakim Bey

    Çeviri: İnan Mayıs Aru

    TAZ kuramı kendini saf ütopyacılıktan ziyade varolan ya da oluşan durumlarla karşılaştırma çabasındadır. Tüm dünyada insanlar yabancılaştırma şebekesinden ayrılıyor ya da kendilerini kaybediyor ve insani teması yeniden inşa etmenin yollarını arıyor. Bunun ilginç bir örneği –“kent ahalisi kültürü” düzeyinde – hobi iletişim ağları ve konferanslarının çoğalmasında görülebilir. Geçenlerde böyle iki grubun fanzinlerini keşfettim; Yüksek Gerilimin Saray Mücevherleri (camelektrik yalıtkanları koleksiyonuna adanmış) ve kükürbitoloji1 üzerine bir yayın (Sukabağı). Hatırı sayılır oranda yaratıcılık bu takıntılara harcanıyor. Hemcins-delilerin çeşitli periyodik toplantıları, özgün ve yüz yüze eksantriklik festivallerine dek varıyor. Kendi TAZ’larını, kendi göçebe konaklarını ve Konsensüs’ten özgürleşme gecelerini arayan yalnızca “karşı-kültür” değil. Öz-örgütlenmeli ve otonom gruplar her “sınıf” ve “alt-kültür” arasında boy veriyor. Babil İmparatorluğu’nun engin arazileri şimdi fiilen boş, nüfusuysa Ana Medya’nın hortlakları ve birkaç psikozlu polisten ibaret.

    TAZ kuramı BUNUN GERÇEKLEŞTİĞİNİ fark ediyor- “olmalı” ya da “olacak”tan bahsetmiyoruz, sözünü ettiğimiz hâlihazırda mevcut bir hareket. Çeşitli düşünsel-deneyleri, ütopya poetikasını, paranoya eleştirisini vb. kullanımımız, bu kompleksi ve halen büyük ölçüde kayda geçmemiş olan hareketi açıklığa kavuşturmayı, ona bazı kuramsal odaklar ve öz-farkındalık kazandırarak tutarlı ve bütünleyici stratejilere dayalı taktikler önermeyi yani “ebe”yi ya da “övgüler düzen”i oynamayı amaçlar, “öncü”yü değil.

    Ve bu durumda tüm özerk bölgelerin “geçici” olmadığını da dikkate almalıydık. Bazıları (en azından niyet olarak) daha çok ya da daha az “sürekli”dirler. Babil Abidesi’ndeki belirli çatlaklar öylesine boş görünüyor ki tüm gruplar onların içine taşınabilir ve yerleşebilir. Belirli teoriler; örneğin “permakültür” gibi, bu durumla ilgilenmek üzere geliştirildi ve bunu da büyük ölçüde gerçekleştiriyor. “Köyler”, “komünler”, “cemaatler” hatta “arkolojiler”2 ve “biyosferler” (ya da diğer ütopyacı şehir biçimleri) tecrübe edilip sürdürülüyor. Ne var ki TAZ kuramı burada bile bazı yararlı düşünsel-araçlar ve açıklamalar önerebilir.

    Peki ya sürekli TAZ’lar (ya da PAZ’lar) için bir poetikaya (meydana getirme biçimi) ve bir politikaya (birlikte yaşama biçimi) ne demeli? Geçicilik ve süreklilik arasındaki ilişkiye ne olacak? Ve PAZ nasıl kendini TAZ’ın “festival” tavrıyla periyodik olarak yenileyebilir ve tazeleyebilir?

    TANITIM SORUNU

    ABD ve Avrupa’daki son olaylar öz-örgütlenmeli/otonom grupların Devlet’in yüreğine korku saldığını göstermiştir. Philadelphia’daki MOVE, Waco’nun Koreshite’ları, Deadhead’ler, Rainbow Kabileleri, hackerlar, squatter’lar vb. değişik dozlarda, ortadan kaldırılmak üzere hedef olarak gösterildiler. Buna karşın diğer otonom gruplar göz ardı edildi ya da en azından rahatsız edilmedi. Bu farkı yaratan ne? Etkenlerden biri tanıtım ya da medyalaşmanın habis etkisi olabilir. Medya, “terörizm”in gölge-Tutku oyununa, Babil’in kamusal kefaret ritüeline, günah keçiciliğine ve kanlı-kurbana karşı vampirce bir susamışlık içerisinde. Herhangi bir otonom grup bu “bakış”ın bir kez üzerine düşmesine izin verdiğinde işler boka batar: Medya gösteri ve ölüme duyduğu bağımlılığı tatmin etmek için küçük bir mahşer ayarlamaya çalışacaktır.

    PAZ medyanın bu akıllı bombası için çok uygun bir hedef oluşturuyor. Kendi iç-ağılında kuşatılan öz-örgütlenmeli grubun tek çıkar yolu ucuz bir önceden belirlenmiş şehitlikle yenilmektir. Görünüşe göre bu rol yalnızca nevrozlu mazoşistlerin hoşuna gidebilir??? Her halükarda, pek çok grup kendi doğal vadelerini ve gidişatlarını huzur ve sükûnet içinde yaşamak isteyecektir. Burada izlenecek iyi bir taktik Ana Medya Tanıtımından vebaymışçasına uzak durmak olabilir. Kendi içinde sona sürüklemediği sürece bir parça paranoya faydalı olabilir. Sıvışmak için insan cesur olmanın yanında kurnaz da olmalıdır. Bir kamuflaj dokunuşu, biraz görünmezlik yeteneği, taktik olarak biraz zarafet duygusu3 TAZ için olduğu kadar PAZ için de yararlı olabilir. Mütevazı öneriler: yalnızca kişisel medyayı kullanın (fanzinler, telefon ağaçları, BBS’ler, özgür radyo ve mini FM, kamusal kablo yayını vb.4), yaygaracı-maço-yüzleşmeci tavırdan kaçının –varlığınızı onaylatmak için Akşam Haberleri’nde (Polis Baskını Tapınanları) beş saniyeye ihtiyacınız yok. Sloganımız şu olabilir: Bir yaşam edinin, yaşam-tarzı değil.

    GİRİŞ HAKKI

    Muhtemeldir ki insanların birlikte yaşayacakları insanları seçmesi gerekir. “Açık-üyelikli” komünler sürekli olarak beleşçiler ve seks düşkünü patetik sürüngenlerle doluyor. PAZ’lar kendi üyeliklerini karşılıklı olarak seçmelidir –bunun “seçkincilikle” bir ilgisi yok. PAZ, açık işlevi –konuk ağırlama festivalleri ya da ücretsiz yemek dağıtma gibi- geçici olarak tecrübe edebilir, ancak ortalıkta dolaşan ve sempatizan olduğunu beyan eden herekse sürekli olarak açık olması gerekmez.

    ÖZGÜN BİR ALTERNATİF EKONOMİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

    Bir kez daha yineliyorum, bu zaten olmakta, ancak yine de odak noktası haline gelmeden önce üzerinde çok çalışılması gerek. “Lavaro nero”5, vergisiz işlemler, takas gibi alt-ekonomiler ağırlıklı olarak kısıtlı ve yerel olma eğiliminde. BBS’ler ve diğer iletişim ağı sistemleri, bu bölgesel marjinal akonomilerin (ev idaresi) arasında belli büyüklükte, uygulanabilir alternatif bir ekonomiye yönelik bir bağ kurabilir. “P.M.” şimdiden bolo’bolo’da buna benzer bir şeyin taslağını çizdi6 –aslında bir dizi olası sistem halihazırda mevcut- en azından teorik olarak. Problem gerçek bir alternatif ekonomiyi, örneğin bütüncül bir ekonomiyi IRS7 ve diğer kapitalist yarış köpeklerinin ilgisini çekmeden nasıl kurabileceğimiz? Örneğin bir su tesisatçısı ya da içki kaçakçısı olarak becerilerimi yiyecekle, kitapla, barınakla ve istediğim psikoaktif bitkilerle – vergi ödemeden ya da hatta Devlet – basımı8 parayı kullanmadan nasıl takas edebilirim? Meta Dünyasıyla ilişkiler ve işlemler kurmaksızın nasıl konforlu (hatta lüks) bir yaşam sürebilirim? Eğer solcuların gösterilere verdiği tüm enerjiyi, liberterlerin faydasız, küçük, üçüncü parti oyunlara verdiği tüm enerjiyi alsaydık ve tüm bu gücü gerçek bir yeraltı ekonomisi kurmaya yöneltseydik çoktan “Devrim”i yapmış olurduk.


    DÜNYA 1972’DE BİR SONA GELDİ


    Mutlak Devlet’in içi boş büstü sonunda 1989’da tepetaklak oldu. Son ideoloji, Kapitalizm artık ÇokGeçNeolitiğe ait bir deri hastalığından başka bir şey değil. Deposu boş çalışan bir arzu-makinesi. Kendi ömrüm içerisinde, Dali’nin manzaralarından biri gibi eriyip gittiğini görmeyi umuyorum. Ve pislik çöktüğünde gidecek bir yerlerimin olmasını istiyorum. Elbette Kapitalizm’in çöküşü tüm insanlık kültürünün Godzilla benzeri bir yıkımını gerektirmiyor; bu senaryo yalnızca Kapitalizm’in kendisi tarafından yayılan bir terör tasviri. Yine de rüya gören bedenin rigor mortis9 gerçekleşmeden önce şiddetle kasılacağı akla yatkındır ve New York ya da LA fırtınayı beklemek için en uygun yerler olmayabilir. (Ve fırtına çoktan başlamış da olabilir)[Diğer yandan NYC ya da LA, Yeni Dünya’yı yaratmak için en kötü yerler de olmayabilir; tamamen işgal edilmiş mahalleler, Halk Milisine dönüşmüş çeteler vb. kolaylıkla hayal edilebilir.] Şimdi, çingenelerin Tersyüz edilmiş10 yaşam yolu ÇokGeçKapitalizm’in sürmekte olan eriyişiyle baş etmek için iyi bir yol olabilir- fakat bana gelince, ben bir yerlerde bir anarşist manastırı tercih ederim- “mektepliler” için “Karanlık Çağ”ı sürdürebilecekleri tipik bir yer. ŞİMDİ bunu ne kadar organize edersek ileride o kadar az dertle uğraşırız. Ben “hayatta kalmak”tan bahsetmiyorum – ben sırf hayatta kalmakla ilgilenmiyorum. Ben serpilip gelişmek istiyorum. ÜTOPYAYA GERİ DÖNÜŞ.



    FESTİVALLER

    PAZ, TAZ ağı içerisinde bir düğüm olarak yaşamsal bir işlev sunar; tam zamanlı olarak “çiftlik”te ya da “köy”de yaşayamayacak olan arkadaş ve müttefiklerden oluşan geniş bir çember için buluşma noktası olur. Eskiden köyler, topluluğa zenginlik getiren, yolcular için Pazar sağlayan ve tüm katılanlar için neşeli bir zaman/mekân sunan fuarlar düzenlerlerdi. Bu günlerde, festival TAZ’ın en önemli biçimlerinden biri olarak ortaya çıkıyor, fakat aynı zamanda PAZ için de yenileyici olabilir ve taze enerji sağlayabilir. Bir yerlerde, Orta Çağ’da senede 111 tatil olduğunu okuduğumu hatırlıyorum; bunu kendi ütopya minimumuz olarak almalıyız ve daha iyisini yapmak için çabalamalıyız. [Not: C. Fourier tarafından önerilen ütopya minimumu ortalama 18. yy Fransız aristokratının tattığından daha fazla yemek ve sekse denk düşüyordu, benzer bir içerik için B. Fuller “yalın minimum” terimini öneriyordu.

    YAŞAYAN YERYÜZÜ

    İnanıyorum ki “organik” (daha seksi), “doğal” (daha lezzetli), “yeşil” (daha güzel), “bakir” (daha heyecan verici) olanı arzulamak için pek çok kişisel neden mevcut. Komünitas (P. Goodman’ın dediği gibi) ve şenlik (I. Illich’in dediği gibi) karşıtlarından daha keyiflidir. Yaşayan yeryüzünün organik şehrinin – sanatlar ve tüm devleşme hastalığından ve zoraki yalnızlığından arındırılmış bir uygarlığın hafiften dekadan zevklerine hasredilmiş küçük fakat yoğun bir insani kümeleşme – dışarı karşı korunması gerekmez fakat yine de şehirlerde yaşamayı sevenlerimiz bile “çevre” için savaşmakta dolaysız ve haz verici itkiler bulabilir. Biz militan biofilleriz13. Derin ekoloji, sosyal ekoloji, permakültür, uygun teknoloji... ideolojiler konusunda çok da seçici değiliz. Bırakın 1000 çiçek açsın.

    PAZ TİPOLOJİSİ

    “Esrarengiz bir din” ya da asi bir sanat hareketi, yerel olmayan bir PAZ biçimi olabilir, daha yoğun ve her şeyi tüketen bir hobi iletişim ağının olabileceği gibi Gizli Cemiyet (Çin Tongu) de coğrafi sınırları olmayan bir PAZ için model oluşturabilir. Fakat “en iyi durum senaryosu” boş zamana yayılan boş mekânı içerir. PAZ’ın özü TAZ’ın zevkleri ve risklerinin uzun vadede şiddetlendirilmesidir. Ve PAZ’ın şiddetlendirilmesi... Şimdi’nin Ütopyası’dır.


    Dream Time, Ağustos 1993

    Çevirenin notları:

    1) kükürbitoloji: sukabağı bilimi

    2) arkoloji: architecture+ecology (mimari ve ekoloji) ekolojiyle mimariyi birleştiren, kent planlamasında alternatifler öneren, birey/cemaatin yaşadığı mekanda etkin olması gerektiğini vurgulayan teori

    3) zarafet duygusu: yem olmamak için kötü kokan osuruk böceğinin yeteneği de dahil bu zarafete

    4) telefonağacı (Phone Tree): özel gruplar halinde telefon aracılığıyla mesaj alma ya da yollama sistemi BBS(Bulletin Board System-Tebliğ Panosu Sistemi): internet üzerinden karşılıklı bilgi akışı sağlayan pano sistemi

    5) lavaro nero: kara borsa

    6) P.M. bolo’bolo, Kaos Yayınları, 2002

    7) IRS (Internal Revenue Service): Ulusal Gelir Servisi. İç ticaretten alınan vergiyi denetleyen servis

    8) Herodiyalılar Roma’ya ödedikleri vergiden yakındıklarında İsa onlara “Bana haraç ödediğiniz akçayı gösterin” der. Birisi cebinden bir akça çıkarır. İsa: “Üzerinde Sezar’ın resmi olan ve onun geçerli kıldığı akçayı kullanıyorsanız, yani Devlet’in adamıysanız, Sezar’ın sağladığı nimetlerden de yararlanıyorsanız, o zaman, Sezar isteyince kendi akçalarından birazını geriye verin ona. Sezar’ınkini Sezar’a Tanrı’ninkini de Tanrı’ya verin” der.

    9) rigor mortis: öldükten sonra vücudun katılaşması

    10) reversed version (RV): tersine çevrilmiş; özellikle İncil yorumlarıyla ilgili kullanılır
  • Kendime yakın gördüğüm şarkılar vardı
    Tekrar tekrar dinledim
    Bazı cümleler vardı tekrar tekrar okudum
    Defalarca baktığım fotoğraflar vardı benim
    Bilmem kaç bin defa geri sardığım filmler
    Anlamadığım için değildi bu tekrarlamalar
    Fazla iyi anlatıyorlardı fazla yakındılar.
  • 724 syf.
    ·54 günde·Puan vermedi
    Tutunamayanlar
    Oğuz Atay-İletişim yayınları

    Kitap hakkında bir inceleme yazmaktan ziyade kitapta geçen karakterler hakkında bir inceleme yazmış sayılırım. Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama kimi insanlar kitabı okumadan incelemeyi okuduğunda spoiler olduğunu düşünebilirler. Okuyup okumamak sizin elinizde.

    Bir kaç alıntı ile başlayalım

    #64603717

    #64748246

    #64504154

    #63649551

    Turgut Özben: Kitabımızın baş karakteri, kitabı okurken onun zihninden geçen şeyleri okuyoruz aslında. Düşündüklerini okuyoruz, bir şey okuduğu zaman onları okuyoruz, bir şey yazacağı zaman ona eşlik ediyoruz. Mühendis, evli, 2 çocuk babası. Tuttuğunu koparan, hırslı sayılabilecek bir adam. Stabil bir yaşam tarzıyla devam ederken üniversiteden yakın arkadaşı Selim Işık'ın bir silahla kafasına sıkarak intihar ettiği haberini alır.
    İntihar: Bir başlık açmak gerekirse gerçekten travmatiza edici, insanı hayattan soğutucu bir olay. Dünyaya bakış açısında sağlam değişikler meydana getirebilen bunun hayata ve inanç sistemine bile etki ettiğini görebildiğimiz bir fenomen. Özellikle yakınlarından biri ise, genç ise, beklenmedik bir anda ise, son zamanlarda o kişiyle olan iletişim sağlıklı değil ise travmatik etkisi çok daha yüksek olan bir durum.
    Selim Işık'ın intihar haberinden sonra zihninde sürekli bu düşünce dönen Turgut, ağır bi pişmanlık haline girer. Öldüğünü haber almıştır ama kabullenememiştir bir türlü. Selim'in ölmemesi için bir şeyler yapmaya karar verir ve Selimden geriye kalan hatıraları, arkadaşları, yazıları toparlamaya çalışır. Önce Selim'in evine gider taziye için. Bir süre Selim'in annesiyle konuşur ve Selim'in odasını arıştırmaya başlar. Bazı notlardan bazı isimlere ulaşır ve bu isimlerle irtibata geçip Selim üzerine konuşmaya başlar.
    Süleyman, Esad, Günseli gibi isimlerle tanışır ve Selim'i konuşurlar bu şekilde Tutunamayanlar'a da şahit olur Turgut. Gittikçe içine kapanır, içindeki arkadaşı Olric'i keşfeder ve onla yaşayıp onla konuşmaya başlar.

    Selim Işık: Kitap Turgut'un düşüncelerinde geçmesine rağmen ve Selim kitabın başından itibaren intihar ettiği bilinen bir karakter olmasına rağmen bu düşünceler sürekli Selim etrafında geçtiği için aslında kitapta Turgut'tan çok Selim'den bahsediliyor diyebiliriz. Her görüştüğü arkadaşından Selim'in ayrı bir yönünü keşfediyor Turgut. Kiminden çocukluğunu, kiminden lise çağlarını, kiminden üniversite sonrasını öğreniyor, zaten üniversite okuduğu döneme de kendisi şahit.
    Selim üzerine konuşacak olursak: aslında toplumda güzel bir yeri olan bir iş yapıyor ama buraya zorla itildiğini düşünen Selim bundan ve hayatın hemen hemen hiç bir kısmından memnun değil. Çocukluğunun iyi geçmemesinden, anne babası tarafından iyi yetiştirilmemesinden ona hayatı tanıtmadıklarından şikayetçi. Sürekli olarak başkalarına yaranmaya çalışan ama başkalarının hiç bir zaman kendisini önemsemediğinden dolayı şikayetçi. Herkesi memnun etmeye çalışırken hiç kimseyle uyuşamayan başta da kendisiyle uyuşamayan sürekli kendisini, yaptıklarını eleştiren, her konuda kendini suçlu çıkarabilmeyi başaran Tutunamayanların kurucusu ve ilk müntesibi. Bekar, hiç evlenmemiş.
    Çok küçük yaşta kitap okumaya başlayan ve sürekli kitap okuyan artık kitapların, yazarların dünyasını daha yaşanabilir bir ortam olarak görmeye başlayan Selim de gittikçe yalnızlaşmıştır. Sürekli mükellel olmaya çalışan ama en ufak hatada hayata küsen, küçük ayrıntılara saatlerce hatta günlerce takılan biri. Örneğin ellerinin terlemesinden, yemek yerken üstüne başına yemek dökmekten şikayetçi ve bunu hayatı boyunca unutmayan bir karaktere sahip. Farklı kesimlerden farklı arkadaşları var ve hiçbirini birbirine tanıştırmamış. Ama ortak özellikleri Selim'i dinlemeleri, ona önem vermeleri ve edebi bir kültürlerinin olması. Kimi şiirle, kimi sinemayla, kimi tiyatro ile ilgilenen ama bunu kendi içlerinde yapan bundan bir fayda sağlamayan tipler. Hayatını öğrendiğimiz Selim Işık hayatın her devresini zorla yaşayan bu devrelerin içine sanatsal tınılar yerleştirmeye çalışan ve bunları birer oyun edasıyla yaşamaya çalışan bir karakter. Tabi kendisini, çevresini ve hiç bir şeyi sevmediği sürekli kusurlar bulduğu için de hayattan git gide soğuyan, kendisi gibi olan karakterleri de Tutunamayanlar diye bir başlık altına toplayan düşünsel zekası çok yüksek olup bunu sürekli hayatı ve kendisini eleştirmek için kullanan karakterimiz. Bu süreçte git gide yalnızlaşır ve intihara meyleder. Silahlı adam odanın kapısını açar ve tetiği çeker.
    Kitabın son kısmında geçen Turgut'a ulaşan Selim'in yazıları ise bana Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar kitabını anımsattı.

    Süleyman Kargı: Selim Işık'ın askere gittiği sırada tanıştığı, 1 yıl kadar Selim'le vakit geçiren ve Selim'in belki de en çok açıldığı arkadaşlarından biri. Süleyman'la Turgut'un buluşması da güzel bir havada geçer birbirleriyle ortak noktalarını görürler Selim hakkında konuşurlar ve Selim'in yazıp da yok etmediği az miktarda eserinden olan şarkılarını okutur Turgut'a Süleyman. Süleyman Kargı'nın yazdığı şarkılar üzerine notları da okur Turgut. Bu şarkılar Selim'in hayatının imgeler üzerinden hikayesidir. Düşüncelerinin yaşadığı duyguların özetidir denilse yeri var. Tabi Oğuz Atay bu özeti yaparken çok üstü kapalı yaptığı için ne kadar anlaşılabildiği tartışılır. Turgut sonradan öğrendiği bilgileri de bu şarkılar üzerinden değerlendirir ve birleştirir.

    Esad: Selim Işık'ın Esad abisi. Üniversiteyi bitiremeyen yıllarca okuyan Selim'le Selim'in lise çağlarında tanışır. Selim liseyi bitirir, üniversiteye başlar, üniversiteyi bitirir, Esad hala üniversiteyi bitirememiştir. Selim o dönemlerde kitap okumaya başlar her yazarı sırayla baştan sona bitirir hayatını bu yazarları okuduğu dönemlere göre ayırmasını ister. Her fırsat bulduğunda Esad abisini ziyaret eder ona okuduğu yazarları, hayatını ve bir çok şeyini anlatır. Esad abisi ise onu anlatması için zorlamaz fakat anlattığında sıkılmadan dinler. Benim gözümde kitabın en naif karakteridir. İyimserdir, iyilikseverdir. Selim'i sevindiren, neşelendiren nadir insanlardandır.

    Günseli: Selim'in hayatında yer eden ve değer verdiği tek kızdır Günseli. Selim normalde bütün kızlardan nefret eder ve onların sanattan, güzellikten, hayattan anlamadıklarını savunur. Günseli için aynı şeyleri düşünmez, Günseli Selim'e değer verir hayatında bir yer eder Selim'in hatta evlenmeyi dahi düşünür ta ki ölümü daha fazla düşündüğü için bu gerçekleşmez. Günseli Selim'in hayatındaki önemli olan son kişidir. Turgut'un dahi haberi olmadan Günseli ile görüşür. Fakat Günseli de Selim'in hayata tutunmasını başaramaz.

    Metin: Selim'e ilkokul, lise çağlarında arkadaşlık etmiş, tabiri caizse arkadaşlık ederken Selim'i sömürmüş bir insan. Tutunamayanların düşmanlarının prototipi gibi nitelenmiş kitapta benim anladığım kadarıyla. Her fırsatta kendisini öne çıkarmaya çalışan, başkalarının emekleri üzerinden çıkar sağlayan ve kendilerinin önemli olduğuna inanıp kendilerini önemli göstermeye çalışan tiplerden biri.
    Turgut bir iş görüşmesi bahanesiyle Metin'le görüşür ve onun ne kadar alçalabileceğini kendisiyle beraber alçalarak gösterir. Turgut bu ilk bukuşmalarında Selim'in öldüğünü söylemez Metin'e. İkinci görüşmelerinde telefonla Selim'in öldüğünü söyler ve Selim hakkında yazıp kendisine göndermesini ister. Metin bununyapar fakat Selim'i kendi gözünden yani Tutunamayanlar'dan ayrı bir gözden anlatır. Turgut Metin'i bu yazılar üzerinden yargılar ve gereğini düşünür.

    Tabi bunların yanında çok sayıda ama bu kadar derin irdelenmemiş karakterler de var kitapta. Ve hemen hepsi ayrı bir mizaç ve yaşam tarzı tiplemesi diyebilir.

    Kitap hakkında ek olarak söylemek istediğim tek şey, kitabın oldukça depresif bir atmosferde geçtiği, intihar düşüncesi olan insanları bu noktada teşvik edebileceğidir. Bundan dolayı okuduğunuz dönemi, duygudurumunuzun nispeten neşeli bir dönemine denk getirmenizde fayda var.

    Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler.

    Keyifli okumalar her ne kadar ben kederli okumuş olsam da.
  • Cemal Süreya

    Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara içinde kalsın dizlerim; yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.

    Şems-i Tebrizi

    Düzenim bozulur,
    Hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.
    Nereden bilebilirsin
    Hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    İlhan Berk

    İlk izlenim çok önemlidir. İlk iki dakika kocaman bir yüreği var sanırsın. Sonra bir ömür o yürekte, ilk iki dakikayı ararsın."

    K. Tazeoğlu

    "Meğer susmak; İnsanın içiyle konuşmasıymış, geç farkettim" .

    G. Vidal

    Aşk diye bişe yok ki.. Sadece biraz heyecan duyuyoruz bunu da kendimize aşk diye yediriyoruz.

    Tolstoy

    Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin. Çünkü gün gelir; Küçümsediğin her şey için önemsediğin bir bedel ödersin .

    Gorki

    Bir sürü dostum içinde elbet düşmanım olacak; ama nerden bilebilirdim ki onca düşmanım içinde beni dostum vuracak .

    Y.Erdoğan

    Üzülmüyorum.. Çünkü hayatımdan çıkan hiç kimsenin hayatımda yeri yok. Düşünüyorum da değersizlere bu satırlar bile çok.

    Y.Erdoğan

    Her erkek zeki, güzel, anlayışlı ve onu çok sevecek bi kadın ister. İyi güzelde adama sormazlar mı, bunları hakedecek ne yaptın.

    Freud

    Garip değil mi ? Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, İlk vazgeçeceği kişi siz olursunuz .

    Elif Şafak

    Belki de aşk sevgiliyi kazanmayı değil de, Onda kendini kaybetmeyi gerektirir .

    Can Yücel

    Bi hayli kırgınım.. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden.. Belki hayata, belki kendime, belkide dilimden düşmeyen keşke'lere .

    B. Marley

    Herşeyinle seversin, tüm gücünle belki.. Ama yine kaybedersin. Neden mi ? Çünkü her 'seviyorum' diyeni adam zannedersin .

    Issız Adam/2008

    "Karın ortasında donmak üzeresin. Uyumak tatlı geliyor; ama sen öldüğünün farkında bile değilsin"

    O. Wilde

    Güç erkeğe, güzellik kadına verilir; ama her şeyi yenen güç, yalnız güzelliğe yenilir .

    Neyzen Tevfik

    Hayat üç buçukla dört arasındadır; Ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.

    Y. Erdoğan

    Bazen sen bile "vay be !" dersin kendine; tek satırlık adamları nasıl roman yapmışım gönlüme .

    L. Aragon

    "Gitmeden önce düşün; çünkü döndüğünde bulduğunla, giderken bıraktığın asla aynı olmayacak".

    M. Kundera

    "Erkek hoşlandıktan sonra tanır, Kadın tanıdıkça hoşlanır" .

    Bob Dylan

    Kimseden akıl alacak kadar aptal değilim. Bana kalırsa sen akıl vermeden önce, geri kalanının sana yetip yetmeyeceğini hesapla.

    E. Ayhan

    Ey Yalnızlık ! Herkesin koynuna girip çıkarsın da, Bir tek benimle mi düzenli bir ilişkin var .

    E. Cansever

    Bazen diyorum ki onu kafama takmamalıyım. Sonra da diyorum ki; önce kalbimden atmalıyım .

    D. Noel

    Bardağa kola doldurur gibi değer vereceksin insanlara ağır ağır ve yavaş. Çok verirsen köpürür taşar, Elinde bardakla kalırsın.

    Kahraman Tazeoğlu

    "Başka anlamlar aramaya gerek yok! Katlandığım kadar seviyorum seni .''

    Rene Descartes

    Yalnızlık, bir daha kırılmayacağın ve üzülmeyeceğin bir mutluluktur. Onu çekilmez yapan tek şey ise 'yenilmişlik' duygusudur.

    Nazım Hikmet Ran

    Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. ...Ne güzel de darma duman ediyorsun beni.."

    Nazım Hikmet Ran

    Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma. çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında..

    Can Yücel

    Bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik.. anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik..!

    Sunay Akın

    "Ne yani, Papatyada bir yaprak daha olsaydı beni sevecek miydin" ?

    Can Dündar

    "Hiç dokunmadığın birine aşık olabiliyorsan, işte sen aşkı hakediyorsun."

    Dostoyevski

    Hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır .

    Hz. Mevlana

    Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

    Can Yücel

    Ve şimdi aşk;
    Yaz'ın ortasında bir kar tanesiyle tanışmak gibi.

    Özdemir Asaf

    Sana bir şiirler olmuş sevgilim.Yüzün, gözün söz içinde. Hangi imla kitabına baksam, "ben" den ayrı yazılıyorsun.

    Küçük İskender

    İki kadın olsun hayatımda, biri; Eve girdiğimde 'Hoşgeldin' Diyen,
    Diğeri ise eve girdiğimde " İngaa " diyen.

    P. Neruda

    "İnsanlarla yüzyüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin".

    Hz.Mevlana

    Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

    Sunay Akın

    Tenine dokunabilmek mi? Hâşâ! Gözüm, göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime; tutmayana aşk olsun.

    Murathan MUNGAN

    ...
    Artık daha az seviyorum seni..
    Unutur gibi..ölür gibi daha az..
    Yeniden ödetiyorum kendime
    Onca aşkın öğretemediğini..
    ...Kolay değildi..
    Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
    Kaç acı birden imtihan etti beni..
    Bir tek gece vardır insanın hayatında..
    Ömür boyu sürer nöbeti..
    Bu da öyleydi..
    İyi ol..
    Sağ ol..
    Uzak ol..
    Ama bir daha görme beni...

    Donnie Brasco

    Tahterevallinin diğer ucuna oturarak sayemde yükselen insanlara; canımın sıkıldığında kalkabileceğimi söyleyin .

    [Anonim]

    Hani dünyaya Haykırsam Aşkımı DerLer ya;
    Önce qiT Sevdiqini kuLaqına Haykır Aşkını
    DaHa çok SeviLirsin!

    Aziz Nesin

    'Aşığım sana' cümlesinin sonundaki 'a' harfi terk etti seni. O da üzülmüyor gittiğine, Sen hala 'Aşığım San' beni ..

    Çehov

    İnsanlara ne kadar değer veriyorsan o kadar tepene biniyorlar. Hele bir de verdiğin değeri onlara belli ettiğinde..

    [Anonim]

    Yarın bizi beraber görenler "kimdi o yanındaki" diye sorarlarsa beni detaylı anlatma. Kısaca; "ömrümün geri kalanı" dersin .

    Murathan Mungan

    Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin .

    Y.Erdoğan

    Neymiş, birini seviyorsak serbest bırakacakmışız, dönerse bizimmiş dönmezse hiç bizim olmayacakmış. Güvercin besliyoruz sanki.

    Hz. Mevlana

    Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

    Y.Erdoğan

    Her ayrılıktan sonra; ya 'güle güle' yada 'Hoşçakal' denir sevgliye. Sahi gülen yada hoş kalan var mıdır sizce ?

    Can Yücel

    "Sevgili, arayıp da bulduğun birisi değil. Hiç aklında yokken aşık olduğun kişidir".

    Rene Descartes

    Yalnızlık, bir daha kırılmayacağın ve üzülmeyeceğin bir mutluluktur. Onu çekilmez yapan tek şey ise 'yenilmişlik' duygusudur.

    F.Roof

    Şaire sorarlar: Giden midir terkeden, yoksa kalan mı? Şair derki; Kalan gidenin gitmesine ses çıkarmıyorsa, çoktan terketmiştir.

    Dylan

    Bazı erkekler çok paranın bütün kızları etkileyeceğini sanır. Tıpkı çok makyajlı kadının, kendini çok güzel sanması gibi .

    E.Ayhan

    Bir tırnağı kırıldı diye 9 tırnağına birden kıyabilen bir kızın, kalbi kırıldığında neler yapabileceğini siz düşünün .

    D.Noel

    Fazla abartmayın.. Çünkü yerlere göklere sığdıramadığınız aşk, birgün bir hoşçakal'a sığacak .

    Bukowski

    Düştüğümüz kuyular sandığımız kadar dipsiz değil aslında, tutunmaya çalıştğımız ipler çok kısa .

    Aziz Nesin

    Aziz Nesin'e soyadını sorarlar.Şöyle cevap verir:"1934 yılında soyadı kanunu çıktı.Herkes kendi soyadını seçtiği için insanların bütün gizlilik aşağılık duyguları ortaya çıktı.Dünya'nın en cimrileri 'eli açık',Dünya'nın en korkakLarı 'yürekli',Dünya'nın en tembelleri çalışkan soyadlarını aldılar.Kendime NESİN soyadını aldım..Herkes 'NE-SİN' diye çağırdıkça,Ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim."

    [Anonim]

    Ben seni zararına sevmişim
    Sürümden kazanılmaz sevme sürgünlerinde her gün..
    Ki;
    ......Ben takın olsaydım değil yüzük
    Hızma olurdum burnuna, kızma
    ......An bi an nefes aldığını hissedebilmek adına...

    Yılmaz Erdoğan

    Pek umursamıyorum kimseyi, sadece gülüyorum içimden. Çevremdeki insanlardan değil, İnsan gibi görünen varlıklar yüzünden .

    Özdemir Asaf

    Beni öyle bir yalana inandır ki, Ömrümce sürsün doğruluğu..!

    Konfüçyus

    Eş seçmek, kitap seçmeye benzer; iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir ama içeriği sağlam olmadıkça, sonunu getirmek zordur.

    Cemal Süreya

    Hayatta gözyaşlarımı hakedecek bir insan görmedim. Ya benim gözyaşlarm gereksiz,Yada uğruna gözyaşı döktüğüm insanlar değersiz.

    K.Tazeoğlu

    Vasat bir günün sonu. Hava kararmak üzere. Üşüyorum.Kendime daha kalın bir mont almalıyım. Şöyle yüreğime kadar beni ısıtacak...

    Turgut Uyar

    Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, Her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesende silemezsin.

    İlhan Berk

    Sesini hatırlamıyorum bile; ama söyledikleri hala aklımda .

    L. Aragon

    "Sevdiğini başkasına uğurlamak mı daha zor; yoksa başkasından geldiğini bile bile onu karşılamak mı" ?

    Bukowski

    Mutlu insanlar; Herşeyin en iyisine sahip olanlar değil, Sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar çok sevenlerdir .

    C. Palahniuk

    “Her aşk, bitki isimleriyle başlayıp, hayvan isimleriyle son bulur.”

    O. Bal

    Öyle güzel güldü ki, o gün bugündür gülemiyorum yanında çirkin kalırım diye..

    Can Yücel

    Her şeyin kadar değil, değeri kadar seveceksin. "Çünkü beklentin ne kadar çok olursa, o kadar kırılırsın.

    Benjamin F.

    Bırak bütün insanlar seni tanısın ama hiç kimse seni tam olarak tanımasın. İnsanlar sığ yerini gördükleri dereyi kolay geçerler.

    Aragon

    Beni sev ya da benden nefret et, ikisi de benim yararıma. Seversen hep kalbinde olurum. Nefret edersen hep aklında.

    Çehov

    Hayata karşı ilk küskünlüğümüz; Yanımızda sandığımız kişileri, karşımızda görmemizle başlar .

    Yılmaz Güney

    Unutmak zaman ister demiştim, yanılmışım.. Zaman değil yürek istiyormuş.. Oda sende kaldı .

    Walsch

    "İnsanlar sevdikleri şeyi yok etmeye, daha sonra da yok ettikleri şeyi yeniden sevmeye ve değer vermeye meraklıdırlar."

    Edward Estlin Cummings

    "Eğer aşk için kelime gerekseydi, Dilsizler nasıl sevecekti".

    Gore Vidal

    Bir insan eğer çok gülümsüyorsa, emin olun ruhunda depremler vardır. "Çünkü acıyan kalbinse, kimse bilsin istemezsin" .

    Oğuz Atay

    İki kadına adamak istiyorum hayatımı.. Biri "erkeğim" desin bana, Diğeri sadece "baba".

    Yılmaz Erdoğan

    Tamam kabul; Küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, Peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu?

    E.Cansever

    Bazen arkana bile bakmadan gitmek istersin. Öyle herşeyi bırakmana felan da gerek yok. Anıları bırakabilsen yeter .

    Cemal Safi

    Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim. Ne de seni 'sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri'.

    Paul Auster

    Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna değmediğini gördüğün andır. Ve en büyük kaybın ona harcadığın zamandır.

    Turgut Uyar

    “Az sözle çok şey anlatacaksın. ‘seni seviyorum’ diyeceksin sadece; ama öyle herzaman değil, yalnızca hissettiğinde.”

    Yılmaz Erdoğan

    Gel, ceketini unuttun. Hiç olmazsa onu al. İnan başka bir niyetim yok.. Üşürsün, dayanamam..

    [Anonim]

    Öyle Birini Bulun Ki

    Sizin uykuya dalmanızı seyretmek için uyumayan;
    Sizi alnınızdan öpen;
    ...Size en zor anlarınızda bulutların üstüne çıkarmak isteyen;Arkadaşlarının önünde elinizi tutan...
    ...Öyle birini bekleyin ki;
    Size durmadan size sahip olduğu için kendini şanslı saydığını veya ne kadar önemsediğini hatırlatan;
    Arkadaşlarına dönüp 'aradığım o' diyen...

    Paul Auster

    "Sana birkez ihanet edeni affedersen seni yine kullanır; Çünkü ihanet bir ruh hali değil, karekterin dökülüş biçimidir".

    Can Dündar

    "Unuttum" dersin çevrendekilere; ama unutmadığını birtek sen bilirsin. "Aşk öyle bişey işte, gitse bile unutamıyorsun yine" .





    Hz.Mevlana

    ...
    İlla birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin. Gördüğünü herkes sever ama sen göremediklerini seveceksin. Sözde değil özde istiyorsan şayet; ten'e değil, can'a değeceksin.

    Marquez

    "Ruh eşini hala bulamaman, eşsiz bir ruhun olduğunu gösterir"


    Turgut Uyar

    Her kadın hoşlandığı adamın soyadını aldığında nasıl durur diye içinden söylemiş ya da bir yerlere yazmıştır.

    Özdemir Asaf

    "Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu. Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum".

    Can Yücel

    Değişmek zordur; ama bazen aynı adam olmak daha zordur...
    Hayat öyle yüklenir ki üstüne,
    Ne kalmak istersin, ne de gitmek.
    O durumdayım işte!

    Cemal Süreya

    Boğazıma takıldı sevdan.
    Üç kere sırtıma vur helâl de;
    Alışık değilim harama, ondan olacak heralde.

    Nazım Hikmet

    Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.


    Özdemir Asaf

    Yanına kadar koştuktan sonra, bir adım daha atamayacaksan eğer; oraya kadar sakın koşma. Sana değil, bekleyene yazık olur.

    Nazım Hikmet Ran

    Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben; ben yine bende bittim.


    [Anonim]

    Kime güzel bir söz söylesem ona aşık olduğumu sanıyor.. Oysa ben onlara değil, o sözü söylerken hayal ettiğim kişiye aşığım.


    Paul Auster

    Fark, birileri farklı olmaya çalışırken, kendin olmaktır hayatta. Bil ki seçici olmamak, geçici olmaya mahkum kalmaktır aslında.

    Cengiz Aytmatov

    Gün gelir ve anlar ki insan; yaşadığı herşey bir yalandır. Geriye vazgeçemediği bir aşk ve kabullenemediği bir yalnızık kalır..

    Can DÜNDAR

    Bir insanı unutmak,bir insandan vazgeçmek,bir insanı hayatından sonsuza kadar
    çıkartmak zorunda kaldın mı hiç?. Hani ölmüş gibi,hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip,ama aslında hiç gelmeyeceğini de bilmen gibi.
    Hani ölmüş gibi...



    Can YÜCEL

    Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.


    Enis Batur

    "Aşkın en sağlam sigortası mesafedir".

    Tolstoy

    Her insan mutlu olamaz... Çünkü gereğinden fazla özler dünü, hak ettiğinden fazla düşünür yarını. Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü.
    Her insan mutlu olamaz... Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları, hak ettiğinden daha büyük umutlarla bekler hayatına girenleri. Ve asla göremez yanı başındakileri.


    Can Yücel

    Hayatına girmek isteyene, tam zamanında açmalısın kapını. Ve tam zamanında çıkarmalısın, sevginden şımarmaya başlayanları.

    K.Tazeoğlu

    Mevsimin suçu yok. Yokluğun soğuk !

    L.Tolstoy

    Gerek yokken yanındalar, ihtiyacın olduğunda uzakta. Unutma ki, Kimi hayatına girdiğinde hayatını aydınlatır, kimisi çıktığında.

    Nazım Hikmet Ran

    Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.

    [Anonim]

    "Ressama sormuşlar mutluluğun resmini çizebilir misin diye. Ressam demiş ki; ben çizerim de sen anlayabilir misin ?"


    A.Behramoğlu

    Dünyaya bir daha gelirsen nasıl bir hayat isterdin sorusuna kim ne derdi bilmiyorum ama, ben aynı ananın evladı olmak isterdim.

    Can Yücel

    ''Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, yüreğimde sevgi bulduğumda anladım...'

    Can Yucel

    Dört yanı hüzünle çevrili yara parçasına ' aşk ' denilirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.

    Şems T.

    Kalp ruha der ki: Ben severim, aşık olurum; ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: "Sen yeterki sev".

    Dostoyevski

    Sevmek; Güzel birinde aşkı aramak değil, Bir başkasında; 'Kendini bulmaktır.

    Anton Çehov

    Sen sevdiğin için sakın utanma, bil ki utanması gereken; sevildiğini bildiği halde sevmesini bilmeyendir aslında.

    M.D.Stael

    Aşk bir kadının hayatının tümü, bir erkeğin hayatının ise bir bölümüdür.

    J.Paul Sartre

    Hayat üç bölümdür: Dünyayı değiştireceğini sandığın, Değişmeyeceğini anladığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun.

    Bob Marley

    "Belki de hepimiz hiç düşünmeden kalbimizin en iyi kısmını vermişizdir. Hemde karşılığında bizi düşünmesi bile zor olanlara".

    Bob Marley

    "Düşmanından çok dostundan sakın ! Çünkü dostluk biterse; Sana nasıl zarar verebileceğini en iyi dostun bilir.

    D.Diderot

    Kadın üzerine yazı yazarken kalemi gökkuşağına batırıp , mürekkebi kelebek kanatlarının tozu ile kurulayacaksınız.

    Balzac

    Dost İçin Sırtımı Köprü Yapmaya Hazırım Ben; Yeter ki Temiz Kalpleri Taşıyan Ayaklar Geçsin Üstümden.

    O.Wilde

    Gariptir kadınlar.. Kendilerini güldüren erkekleri sadece severler; onları ağlatınlara ise aşık olurlar.

    S.Freud

    Bil ki, önemli değildir kaç kez yenildiğin... Çünkü asıl önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.

    L.Tolstoy

    Bil ki; Yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; Ne yaşattıysan elbet birgün onu yaşarsın.

    L.Tolstoy

    Bu dünya için sıradan bir yalan olabilirsin. ama belki de birisi için, onu hayata bağlayan tek gerçeksin !

    J.Christophe

    Beni anlamak için söylediklerimden çok sustuklarımı dinleyin.. Çünkü ben, söylediklerimden çok sustuklarımda gizliyim..

    [Anonim]

    Bir fincandaki kahve gibidir hayat. Bazen tatlı bazen değildir. Önemli olan kahvenin tadı değil zaten, onu kiminle içtiğinizdir.

    J.Christophe

    "Çektiğin acı kadar olgunlaşırsın diyorlar. Olgunlaşa olgunlaşa çürüdük ! bilmiyorlar".


    Gorki

    "Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar. Bana biraz bahar gerekiyor. Çok üşüdüm" .


    W. Bagehot

    Hayatta en büyük zevk başkasının "yapamazsın" dediğini yapmaktır.


    Can Dündar

    Seyahatta cam kenarı sanki yalnızların yeridir. "Çünkü aslında orası, başını koyacak omuz bulamayanlar içindir"..

    T. Uyar

    "Kadınları mutlu etmenin 20 yolu'' diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum: Dürüst olun, yeter .

    Scarface/ 1983

    Makyajına ve yüzündeki boyalarına güvenme.Yollar da güzeldir ama altından kanalizasyon geçer.

    [Anonim]

    Eğer hala yalnızsanız, Allah sizi birilerinden koruyor demektir.

    S. Akın

    İki pencere açık kalınca cereyan, İki yürek açık olunca Aşk olur; ama sonuç değişmez: İkisininde sonunda "üşütürsün".

    P. Coelho

    "Giden sizin için çok değerli de olsa kapıyı örtün ki; içeride kalanlar üşümesin".

    C. Süreya

    "Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin.. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin" !

    P. Auster

    Birisini unutmak zorundaysanız, bunu sindire sindire yapın. "Çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir."

    [Anonim]

    Aşk:cennetle cehennem arsı işleyen trende mevsimlik bir bilet.

    Can Dündar

    Her seferinde canını acıtıyorsa bile,hiç kmse ’o’ olamyorsa ve canının ynacağını bildiğn halde yine de seviyorsan,aşk budur işte

    [Anonim]

    Bir gece omuzuma bıraktığın iki melek gibiydi sevdan, bir yanım yokluğunu sorguluyor, diğer yanım senli günlerimi an ve an aklımda tutuyordu. Yokluğuna yanamıyorum sevgili, bana bıraktığın acıya ağlayamıyorum. Gittin sevdan bende kaldı...İki melek iki masum gözyaşı, sen bende kaldın sevgili...

    Neyzen Tevfik

    Çatlak bardaktaki suya benzer hayat. Sen içsen de tükenir içmesen de. Artık acı çekmeyi bırak, hayattan tat almaya bak .

    [Anonim]

    Sigaraya ilk başladığında saklarsın ya hani. Taki ailen görene kadar. Bende aşka öyle sakladm kendimi, taki seni görene kadar.

    Cezmi Ersöz

    Herkesin diline dolanmış "mutlu bitmeli aşklar" diye. Aşk'ı dilinize doladınız madem, peki "bitmeli" niye ?

    Özdemir Asaf

    Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım.. Yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığından yalnızım..

    M.Kenter

    Saat tam 00:00' da birinin seni düşündüğünü düşünüyorsan, aslında sen de farkındasın herşeyin bir anlık olduğunun .

    Özdemir Asaf

    Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın..
    Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım..
    Keşke senin adın yalnızlık olsaydı
    ve ben hep yalnız kalsaydım..."

    Freud

    Birinin yalan söylemesine kızmam da yalan söylerken yakalanacak kadar salak bir insanın beni kandırmaya çalışmasına kızarım.

    Özdemir Asaf

    "Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu. Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum".

    Cemal Safi

    Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim. Ne de seni 'sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri'.

    Cemal Süreya

    Üşüyor musun ? Üzülme bee. Gel yanıma. O kadar yaktın ki canımı ısınırsın; üşümezsin bir daha...

    [Anonim]

    O'nun ilk aşkı olmayabilirsin, son aşkı da;
    Hatta her hangi bir tanesi de.
    Unutma tıpkı senin gibi, o da mükemmel değil..
    ......ama şayet o, seni olup olmadık yerlerde güldürebiliyorsa,
    Seni iki kez düşündürebiliyorsa,
    ...Onu seninle tutmaya çalış ve ona verebileceğin herşeyi ver.
    Seni günün her anında düşünmüyor olabilir;
    ama sana kırabileceğini bildiği bir parçasını verecektir: "kalbini".
    Yaralama onu, değiştirmeye çalışma, çözümlemeye kalkma,
    Ve verebileceğinden fazlasını bekleme..
    Seni mutlu ettiğinde gülümse,
    Kızdırdığında fark etmesini sağla ve birlikte değilken özlendiğini bil..

    [Anonim]

    Ne kadar farklı olursa olsun; Sana ait olmayana tenezzül etme,' Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme..!

    [Anonim]

    Aklımdasin her zaman sevgilim dedi. Güldüm; güzeldi aslında. Olmayan bir yerdeyim hani.

    G.Vidal

    "Hastalığını öğrenip 'geçmiş olsun' diyenler değil, Birgün sonra 'nasıl oldun' diyenler olmalı yanında."

    O.Wilde

    Kadın bir erkeği gerçekten severse, Onun gözünde dünyadaki bütün erkekler; kesin olarak anlamını yitirir .

    P.Neruda

    Asla aşk acısı çeken birine aşık olmayın. O kişi yaralıdır ve yarabandı olarak sizi kullanır .

    Cemal Safi

    Seni seviyorum; 1 cümle, 2 kelime, 13 harf, 2 insan ve 1 aptal.

    Cemal Süreya

    "Aşk, 'bir kişiye adamaktır kendini' derlerdi hani. Düzeltiyorum, 'aşk bir kişiye hep aldanmaktır' oysa ki..."

    Turgut Uyar

    Yüz dilde 'seni seviyorum' desen ne fayda. Bir dilde adam gibi sevmedikten sonra..

    Özdemir Asaf

    "Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen; O hayat herşeye bedeldir".

    Şems

    Kalp mi insana sev diyen yoksa yalnızlık mı körükleyen? Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı, Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

    Can Dündar

    Aşk sevmesini bilen için vardır ve karşılıksızdır. ''Ne kadar seversen o kadar severim'' gibi düşünmek aşk değil, tüccarlıktır.

    Can Yücel

    Ülkenin, farklı şehirleriydik..Ben sürgünyeri.. Sen başkent..İlk isyan hep sende başlardı..Cezasını... çekmek hep bana kalırdı..

    Bukowski

    Ya düşlerinin peşine düşmeyi seçersin, ya da olanları kabullenmeyi. İyikilerinle güçlenir, keşkelerinle tükenirsin! Karar senin.

    Cemal Süreya

    Çok yoruldum sevgili; daha fazla yorma beni. Ben fazlasıyla ödedim zaten, uğrunda kaybettiklerimin bedelini.

    Cemal Süreya

    Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk ! Sen büyü hele, Bak ne oyunlar oynayacaklar seninle.

    Bob Marley

    Gördüğünü herkes sever, Sen onda kimsenin görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; ten'e değil, kalbe dokunacaksın.

    Oğuz Atay

    Hayatta silgim hep kalemimden önce bitti. Çünkü kendi doğrularımı yazacağım yere, tuttum başkalarının yanlışlarını sildim.

    Can Yücel

    Toprak gibi olmalısın.. Ezildikçe sertleşmelisin! Seni ezenler sana muhtaç kalmalı! Hayatı sende bulmalı..

    Can Yücel

    Bilir misin ne zordur severek yaşamak. Ona benimsin deyip sarılamamak.. Ne zordur hep yakın hissedip aslında ondan uzak olmak..

    [Anonim]

    İnsanı en çok üzen şey; Ummadıkları kişiler adam olurken, adam sandıklarının insan bile olamamış olmasıdır..!

    G.Vidal

    Ayrılığın en çok acıtan yanı; Onun yüzünden kaybettiğin insanlara yeniden muhtaç kalmandır...

    Al Capone

    "Git dediğinde gidip, gel dediğinde gelmemi mi bekliyorsun? Ben hayatın önünde eğilmedim ki, senin karşında eğileyim".

    P.Brunton

    Dün rüya, yarın ise hayalden ibarettir. Dünü mutlu, yarını umutlu yapan bugündür. Onun için iyi bak bugüne, acıda olsa Gülümse..

    Can Yücel

    Anne karnına sığarken, dünyaya neden sığamadığını ve sonunda bir metrekarelik yere sığmak zorunda kalacağını farketmeli insan"!

    Yılmaz Erdoğan

    Seveni mahçup etmedik ama sevdiğimize, kendimizi sevdiremedik. Çünkü; ya sevmesini bilmedik, yada haddinden fazla sevdik.

    Can Dündar

    "Kadınmış derler adamı deli eden. Sen ne dersen de, yine kadındır deliyi de adam eden"..

    H.Balzac

    Dost İçin Sırtımı Köprü Yapmaya Hazırım Ben; Yeter ki Temiz Kalpleri Taşıyan Ayaklar Geçsin Üstümden.

    Fiddler on the Roof

    "Tamam mesafeler aşka engel değildir ama, Ben burada ağlasam onun yanakları ıslanır mı orada" ?

    Şems

    Üç şey seçildi cennetten:Kelimler,aşk,annelik duygusu. Kelimeleri Adem aldı, annelik duygusu Havvaya kaldı; ama aşk çok ağırdı.

    Can Yücel

    Hayattan aldığım en büyük ders: Sevgisiyle karşında sapasağlam duramayan birine, asla yaslanmayacaksın.

    Bob Marley

    Belki de haklısın.. sıfır'ın gücü yoktur.. ama unutma ki, sıfır'ın kaybedecek bir şeyi de yoktur !

    Cemal Süreya

    Korkar olduk artık ''seviyorum '' demeye.. Kimi sahiden değiyor sevmeye, Kimi ise pişman ediyor insanı sevdiğine.

    Cengiz Aytmatov

    Gün gelir ve anlar ki insan; yaşadığı herşey bir yalandır. Geriye vazgeçemediği bir aşk ve kabullenemediği bir yalnızık kalır..

    Can Yücel

    Birini seveceksen, onu herşeyinle sevme. Çünkü bittiğinde; Onu unutamamana değil, unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın..!

    Paul Auster

    Fark, birileri farklı olmaya çalışırken, kendin olmaktır hayatta. Bil ki seçici olmamak, geçici olmaya mahkum kalmaktır aslında.

    Oğuz ATAY

    Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan; acıtır, konuşsan; kanatır..!

    Can YÜCEL

    Unutma! Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın, biri seni bulacak. Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan, biraz ürkeceksin. Ne kadar dirensen de nafile, insansın sonuçta, seveceksin. Eski acılara bakıp da küsme sevdalara. Gavura kızıp da oruç bozulmaz. Sök at kafandan acabaları! Bir kemik, aynı yerden iki defa kırılmaz.

    Nazım Hikmet Ran

    Hani derler ya;'ben sen siz yaşayamam' işte ben onlardan değilim,'ben sensiz de yaşarım ama seninle bir başka yaşarım.'

    [Anonim]

    Parfüm sevmem ben, hiçte ihtiyaç duymadım. Çünkü bana göre en güzel koku, Sevdiğine sarıldıktan sonra üstünde kalan koku..

    Cemal Süreya

    Seni seviyorum"dan daha özel bir cümle de var: Sana güveniyorum. Çünkü herkes herkesi sevebiliyor; ama herkese güvenmiyor...

    [Anonim]

    Birçok kişi aşkın yaLan oLdugunu düsünür.. Eger 'aşk' yaLansa neden acısı bukadar gerçek..?

    Can Yücel

    Yalnızım.. Çünkü herhangi biriyle değil, Beklediğime değecek kişiyle devam etmeliyim bu yola.

    Yılmaz Erdoğan

    Tamam kabul; Küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim, Peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu?

    Yılmaz Erdoğan

    Sana kavuşmak değil niyetim, merak etme ! Yolda bir dilenci görsem para bile vermiyorum 'Allah sevdiğine kavuştursun' der diye.

    Can Yücel

    Haykıracaksın ama isyan etmeyeceksin. Ağlayacaksın ama belli etmeyeceksin. Onsuz kalacaksın belki; ama asla vazgeçmeyeceksin .

    Yılmaz Erdoğan

    Söylemek isteyip de söyleyemediğim çok şey var.. kiminin yüzüne kiminin gelmişine, geçmişine.

    Yılmaz Erdoğan

    Hiç kimse sevgilisine benim icin ne yaptın? dememeli.. 6 milyar insanin içinde seni bulmuş, daha ne yapsın.

    Cemal Süreya

    Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biliyorum ki herkesle dost olunmaz."Aşka gelince birkere sevdim işte, birdaha işim olmaz".

    Küçük İskender

    Okeyde beklenen son taş gibisin.Biliyorum beklemekle gelmezsin.Zaten gelme çünkü sen gelirsen ben biterim.

    M. Kenter

    "Radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının hep son melodilerini duyarsınız".

    Cemal Süreya

    Korkar olduk artık ''seviyorum '' demeye.. Kimi sahiden değiyor sevmeye, Kimi ise pişman ediyor insanı sevdiğine...

    L.Tolstoy

    Bir insanın değeri kesire benzer:Pay gerçek değerini gösterir,payda kendisini ne zannettiğini.Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır.

    L.Tolstoy

    İnsanlar çok değişti, dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra beşi de yerindemi diye parmaklarını saymak zorundasın.

    Lev Tolstoy

    Umduğumuz gibi olsaydı hayat, Sandığımız gibi yaşardık. Bulduklarımızla yetinseydik, Kaybettiklerimize ağlamazdık.

    Cemal Süreya

    "Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığma, ben çok gülerim.. Ve gülerken hiçkimse yalan olduğu anlayamaz"..

    Bukoeski

    "Dünyadaki en saf insan olduğunu iddaa eden kişiler, aslında şeytana danışmanlık yapabilecek kapasitede kişilerdir. Unutmayın"

    Elif Şafak

    Kelebek gibidir aşk. Peşinden koştukça senden kaçar. En iyisi bırak uçsun, Belki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konar.

    K.Tazeoğlu

    Vasat bir günün sonu. Hava kararmak üzere. Üşüyorum.Kendime daha kalın bir mont almalıyım. Şöyle yüreğime kadar beni ısıtacak...

    Can Yücel

    "Eğer git diyebilecek kadar güçlüysen, hoşçakal deyip susmasını da bileceksin..."

    Cemal Süreya

    Uzaktan seviyorum seni.. Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan.. Sadece seviyorum.

    Cemal Süreya

    Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni: Önce bana, sonra bana sonra yine bana bak.

    Cemal Süreya

    Hayatta gözyaşlarımı hakedecek bir insan görmedim. Ya benim gözyaşlarm gereksiz,Yada uğruna gözyaşı döktüğüm insanlar değersiz.

    Can Dündar

    Erkek adam ağlamaz denir ya, sakın inanma ! Unutma ki, erkek adam ağlamayan değil, bir kadını ağlatmayandır aslında..

    Aragon

    "Aşkın en acımasız yanı; Ağzından çıkmaya cesareti olmayan sözlerin, yürekte fırtınalar koparmasıdır".

    Dylan

    "Aşk bazen yeni çıkan bir filmin fragmanı gibidir. Görebileceğin tüm güzellikler yalnızca tanıtımda verilir".

    Elif Şafak

    Modern aşk istemem, üzüntüden başka ne ki ? İlkel aşk isterim, aşkın en ilk'el halini.

    Cemal Süreya

    Bir daha beni sevdiğini söyleme ! Neden biliyor musun ? Çünkü yine inanırım.

    Cemal Süreya

    Unutsun beni demişsin, bu bana imkansız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.

    Ahmet Altan

    Aşk kılıç yarası gibidir, acısı geçer ama mutlaka izi kalır.

    J.Christophe

    Unutmak ve beklemek insanı en çok acıtan eylemlerdir; ama bunların ne kadar süreceğini bilememek acıların en beteridir!

    J.Christophe

    Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer Ve bilirsin, o nehir asla durmaz.

    Vince Lombardini

    Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.

    C. Yılmaz

    Dün bi şarkı çıktı radyoda, yarısına ben eşlik ettim yarısına gözlerim. Söylemek ne kadar acıtsa da; "Ben seni çok özledim".

    Marquez

    "Keşke tanımasaydım" dediğim hiçkimse olmadı benim. "Keşke beni tanımasına izin vermeseydim" dediklerim oldu .

    Cemal Süreya

    Tam unuttum dersin, karşına çıkar tebessüm eder ve yine bağlar seni kendine.. Yine inanırsın; yalan olduğunu bilsen bile .


    Cemal Yücel

    ''Keşke çocukken fazla mutlu olmayıp birazınıda bu zamanlara saklasaydım. Lazım oluyor arada.''


    J. Jenkins

    Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir.

    Byron

    Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır.

    Özdemir Asaf

    Yalnızlığımda çoğalıp,kalabalığımda eksiliyorum,ve öylesine kalabalıkki yalnızlığım,ne yana dönsem, sana çarpıyorum...

    Özdemir Asaf

    Aşk görmekten çok özlemeyi sever,dokunmaktan çok düşlemeyi,ve aşk öyle haindir ki,nerde imkansız varsa gider onu sever.

    Cemal Süreya

    Önce sevdiğiniz terk eder sizi,Ardından uykunuz.Sonra ne sevdiğiniz geri gelir ne uykunuz

    Cemal Süreya

    Çocuk olsam yeniden..Bir tek düştüğüm için acısa içim,Ve kalbim;Çok koştuğum zaman çarpsa sadece...

    Can Yücel

    Bilir misin ne zordur severek yaşamak. Ona benimsin deyip sarılamamak.. Ne zordur hep yakın hissedip aslında ondan uzak olmak..

    Balzac

    Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz.

    Şems-i Tebrizi

    Kalp ruha der ki: Ben severim, aşık olurum; ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: "Sen yeterki sev".

    S.Akın

    Duvarda ki yangın düğmesinin cam parçasıyım, kurtuluşun olacaksa hiç düşünme kır beni.. "

    Özdemir Asaf

    İmkânsızlıkları yaşamak mıdır sevmek,
    Yoksa severken imkânsız mıdır yaşayabilmek?
    Zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek,
    Yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek?
    Kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek,
    ......Yoksa gitmekten vazgeçip, sevmek mi gerek?

    Özdemir Asaf

    Neyine bağlandım ki bu kadar. Bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi ?

    Can Dündar

    Bazen insan; ''Ben iyiyim'' dediğinde gözlerinin içine bakıp ''iyi değilsin biliyorum'' diyecek biri...ne çok ihtiyaç duyar"..

    K.Tazeoğlu

    Senin de kederle evlenip boşanmış dul neşelerin var, dört tarafı gözyaşıyla çevrili...

    Can Yücel

    Hayattan aldığım en büyük ders: Sevgisiyle karşında sapasağlam duramayan birine, asla yaslanmayacaksın.

    Can Yücel

    Sadece Erkekler aşık olur, çünkü kadınlar aşktır...!!!

    [Anonim]

    Oysa bir 'asal sayı'nın yalnızlığıydı benimkisi,Ya kendisini bölen,Yada sevdiğinden başkasına bölünmeyen..

    Freud

    "Ne garip değil mi .. Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz".

    Cemal Süreya

    Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme.. Kırk yılın hatrına Sen kalayim..!

    Nazım Hikmet

    Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin...

    M. Kenter

    "Unutulmamalı ki; gözleri güzel yapan rengi yada boyası değil, bakışların ta kendisidir".

    Che

    İyilik yapmaya devam et.. Karşındaki o iyiliğe layık olmasa bile, sen o iyiliğe layıksın .

    M. Mungan

    "Dört tane gerçek dost edin, tabutunu taşısın yeter".

    Bukowski

    ''Acıya kahkaha atabilmek bir sanatsa eğer; ben çok pahalı bir tabloyum.''

    Oğuz Atay

    "Kimse benim kimsesizliğimden cesaret bulmasın , en güçlü anımdır yalnızlığım ! Çünkü ben daima tek başıma iktidarım .

    K.Tazeoğlu

    "Aşkı tarif gerekirse sana anlatayım, aşk ne biliyor musun? Benim sana yaşadığım, senin durmadan hep üstüne bastığın"..

    D. Noel

    Bedava psikolog bulursam, depresyona girmeyi düşünüyorum .

    Şems

    Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; "sevgi yürekli olana yakışır".

    Che

    Ne kadar farklı olursa olsun; Sana ait olmayana tenezzül etme, Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme .

    B. Marley

    Kendi kendime konuştuğum kadar, Kimseyle konuşmuyorum. Sebep delilik değil, Sadece bilirim ki insanı sadece en iyi kendi dinler.

    P. Auster

    "Artık insanları tanımak için zaman kaybetmiyorum; nasıl olsa onlar zamanı gelince kendilerini tanıtıyorlar".

    Can Yücel

    Her yürek sevebilseydi eğer, ayrılık hiç olmazdı. Her seven yürekli olsaydı zaten 'aşk' bu kadar basit olmazdı !

    A. Capus

    Hevesleri için kimse kimsenin gururu, duyguları ile oynamasın, Bu yerin üstü varsa, bir de altı var unutulmasın .

    İlhan Berk

    "Akla gelen, başa gelir diyorlar ya, yalan ! Öyle olsa, milyonlarca sen düşerdi başıma" .

    N. Parra

    Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak; fakat o gün yağmur yağmayacak.

    W. Golding

    "Her kadına sahip olmaya çalışan adam bir kadına hasret kalır ! Bir kadına sahip olan adam; Her kadını kendine hayran bırakır."

    N.F.Kısakürek

    Fazla ciddiye almayın şu hayatı; Nasıl olsa içinden canlı çıkamayacaksınız .

    Gorki

    Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir .

    Can Yücel

    Ne sahip olduğundur hayat, nede umdukların bunca zaman. Yüreğin kadardır hayat! 'Seviliyorsan renkli, Seviyorsan siyah beyaz'...

    P. Coelho

    Aslında bütün kadınlar tatlı sözleri sever; ama iltifatların yalan mı gerçek mi olduğunu anlayacak kadar da zekiler .

    Sunay Akın

    Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; "çayı bile iki şekerle içerim, birlikte erisinler diye".

    Sunay Akın

    Hep derler ya; "Ben arkandayım, sırtın yere gelmez" diye. Ben almayayım.. Yüzüm yere geleceğine, sırtım yere gelsin !

    Y. Erdoğan

    Aslında geçmiş zaman 3e ayrılmalı sadece. Di'li geçmiş, miş'li geçmiş ve tüh'lü geçmiş zaman olmak üzere .

    Huxley

    Temiz kalpli insanlar hiçbir zaman rahat bir hayat yaşayamazlar, Çünkü kendilerini başkalarının mutluluğu için feda ederler.

    Yılmaz Erdoğan

    İlişkinin başında "Dünyamı değiştirdin" diyen kişinin, sonunda " Biz ayrı dünyaların insanlarıyız" demesi insanı şaşırtmamalı..

    J. Christophe

    Güven bana" lafını duyduğunuz her ortamda güvenmeniz gereken tek bir kişi vardır. O da kendiniz .

    Müşfik Kenter

    Dolu dolu caddelerde, tıklım tıklım kaldırımlarda elleri cebinde dolaşan kişidir yalnız .

    P. Auster

    Asıl yalnızlık; yalnız hissetmenize sebep olan kişilerle yaşamak zorunda kalmanızdır .


    Ece Ayhan

    Kim ne derse desin, tek bir gerçeği vardır aşkın; "Karşındakinin adam olup olmadığını, aşıkken değil ayrılırken anlarsın".

    Sunay Akın

    Tamda unutmuşken gittiğini, artık acıtmıyorken yokluğun, "en içten kahkahalarımın arasında; aklıma gelmek zorunda mısın ?"


    Aziz Nesin

    Terkeden kişinin gittiği yerde aradığını bulamayınca dönüp 'özledim' demesi; özlediğinden değil, eşek gibi pişman olduğundandır.

    [Anonim]

    - En büyük hayalin nedir ?
    + Yağmur altında sevgilime sarılmak.
    - Ya senin ki ?
    + Yağmur altında sarıldığın kişi olmak.

    Yılmaz Erdoğan

    'Ben' kattım sana biraz, öyle sevdim seni. Çünkü sen de bensiz; O kadar güzel değilsin hani.

    Huxley

    Bir kadının içindeki masum meleği erkek keşfeder; ama o meleğin tüm masumluğunu yok edecek olan yine erkektir.

    Bernard SHAW

    “Bazı insanlar herşeyi olduğu gibi görür ve 'neden' diye sorarlar. Bense herşeyi asla olmadığı biçimde hayal eder ve
    'neden olmasın' diye sorarım...“

    P. Coelho

    Her insan kaybeder; ama sevmeyen vazgeçer. Bil ki aşk; Kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde biter .

    Can Yücel

    Boş boş seviyorum demekle olmaz; Göstereceksin sevdiğini, hissettireceksin.. yapamıyor musun ! O zaman yoldan çekileceksin.

    Nietzsche

    Bir Kere Yanlış Trene Bindiyseniz; Koridordan Ters Tarafa Yürümenin Hiçbir Faydası Yoktur !

    Murathan Mungan

    Ne zaman bir düş kursam, ertesi gün hayal kırıklarını topluyorum.

    N.F.Kısakürek

    Dünya öküzün üstünde derler, bilmem ama; dünya üstünde nice öküzler bilirim .

    Sunay Akın

    Üzülmüyorum. Beni sevmeyeni ben de sevmem. O bensizliği göze aldıysa zaten, ben onsuzluktan bir şey kaybetmem.



    V. Hugo

    En anlamlı yemin söz vermektir, En büyük intikam affetmektir, En adi söz hiç sevmedim demek; Ve en güzel cevap gülüp geçmektir.

    Bob Marley

    Bakmayın insanların "Beni çok sevecek birini arıyorum" demesine. Büyük bir sevgiye maruz kalınca hepsi kaçacak delik arıyor .

    Can Yücel
    ...
    Aslında hiç kimse sevmedi,
    Bir ben sevdim seni..
    Severmiş gibi değil, kana kana sevdim seni.
    Tıka basa sevdim, dolu dolu sevdim..
    Aslında kimse sevmedi seni, sevmekten çekindi.
    ...Oysa ben; Yanayana sevdim seni.
    Bile bile sevdim.
    Aklımdan zorun var gibi,
    Mecburmuş gibi,
    Ve başka çarem yokmuş gibi..

    "Bir ben sevdim seni..
    Aslında bir sen sevmedin beni, herkesi sevdiğin gibi" .

    Hz.Mevlana

    Eğer birgün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp 'Büyük bir derdim var' deme. Derdine dönüp 'Büyük bir Rabbim var' de!

    Bukowski

    Geride bıraktıkların ileriye gitmeni engelleyecek, Unutma; İleri gidebilmen için arkadakileri unutman gerek..

    Dan Brown

    Başarmak zordur, Kolaya kaçarsan sonuç basitleşir. Unutma, Yokuş aşağı inmek kolaydır ama manzara tepeden seyredilir.

    C. Süreya

    Artık hayallerim suya düşecek diye kaygılanmıyorum. Çünkü, onlar düşe düşe yüzmeyi öğrenmişler..

    B. Johnson

    "Eğer iki insan her konuda anlaşıyorsa; emin olabilirsiniz ki düşünen yalnızca bir tanesidir".

    B. Marley

    "Sevgilin olabilecek birçok insan olabilir; ama sevdiğin olabilecek insan bir tanedir".

    Ece Ayhan

    Gidenlerden; aşkınızı, kalbinizi beyninizi mektuplarınızı vs. değil sadece uykularınızı geri isteyin.En çok ona ihtiyaç oluyor.

    Can Yücel

    Kural bu: En çok seven, hep en önce terkedilir. Unutma; vedalar acıtsada, bazen gitmek gerekir .

    Marquez

    Birini özlemenin en kötü yolu, yanyan? oturduğun halde onu hiçbir zaman elde edemeyeceğini bilmendir .

    Cemal Süreya

    Ne kadar silersen sil ! Ya yırtılır defterin ya da izi kalır cümlelerin .

    D. Noel

    Seni seviyorum, dediğinde "gerçekten mi?" diye sorarsam; inanmadığımdan değil, sadece bir kez daha duymak istediğimdendir .

    Aziz Nesin

    Bilirsin günahları yazan melek soldadır. Hatta bundandır kalbin solda olması. Çünkü belkide aşk, yaşanılan en büyük günahtır.

    [Anonim]

    Sesini duyabilme umuduyla yaşadığım hayat yüzünü göremediğim için çekilmez olsada sesini duyabildiğim için yaşamaya değer.

    C. Yücel

    Bazen her şeyi unutup sadece sımsıkı sarılmak istersin; ama bir şey hep engel olur. Nedir o biliyor musun ? Gurur .

    Can Yücel

    Bazen kırdım, çoğu kez kırıldım; ama ben hiç kimseyi kaybetmedim, sadece zamanı gelince vazgeçmesini bildim.

    Mevlana

    Bazı alimlerin Allah'ı ispat etmeye çalışmalarına şaşıyorum. Allah"ın varlığı sabittir, sen kulluğunu ispat etmeye çalış".

    Can Yücel

    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden...

    E. Cansever

    Öyle bir çık ki karşıma ''Her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi'' hissedeyim seni .

    Marquez

    Sen üşürken onun yokluğunda, O senin varlığından bile habersizdir.

    C. Süreya

    Seni olduğun gibi seven insan için iyi gün kötü gün yoktur. Ne zaman yanında olması gerekiyorsa o zaman yanında olur .

    Huxley

    "Tanımadan nefret edebileceğiniz tek kişi; Sevdiğiniz kişinin, sevdiği kişidir" .

    J. Christophe

    Kendini nokta kadar değersiz hissettiğinde dönüp arkana bak; belki önemli bir cümlenin sonundasındır .

    Ece Ayhan

    Vücudunun %70 i su olan bir canlının nasıl olurda içi yanar .

    [Anonim]

    Söylediklerimi, yazabilme imkanım yok...
    Duygularım durmadan konuşuyorken, mantığım susmamı istiyor...
    Anlayacağın!
    Tüm suskunluğumun; ardındakileri, haykıracağım bir gün.
    Kelimelerin sesi, cümle kurabilmem için yeterli değil...
    ...Satırlar duyuyor,
    Sen duymuyorsun....

    Gorki

    Aşk; gelirken verdiği mutlulukla değil, gittiği zamanki acıyla anlaşılır.

    Ece Ayhan

    Acı çekiyordum senden sonra fakat unuttuğun bir şey vardı. Çektiğim her acı beni değil, İçimdeki seni öldürüyordu.

    Oğuz Atay

    "Neden yalnızlıktan şikayetçidir ki insan. Ne yani, Mutlu olması için bir sevgiliye mi muhtaçtır her zaman" ?

    A. Nesin

    Türk erkeğinin dünyanın en kıskanç erkeklerinden biri olmasının sebebi; sevgililerine değil, kendilerine güvenmediklerindendir.

    The Girl in the Café/2005

    Evden çıkarken yüz kere aynaya baksan da, yoldaki arabaların camlarında kendine bakmadan yürüyemezsin.

    Cemal Süreya

    Allah'a emanet ol,dedi ve gitti. - Güldüm... Zaten baska kimim var ki ?

    Bob Marley

    ''Eğer bu hayatta illa kıymet bilmek gerekiyorsa, sadece kendi kıymetini bil."boşver be ! nasılsa her rüya güneşle sona eriyor''

    [Anonim]

    " Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar."

    Y. Erdoğan

    Sırf seninle diğer tarafta karşılaşmamak için, helal ediyorum hakkımı..

    Can Dündar

    Ve aşk; O omzuna yattığında, rahatsız olmasın diye kılını bile kıpırdatmamaktır.

    Fuzuli'ye sormuşlar : Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi ? Sevmek demiş. . Çünkü, sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın !

    Paul Auster

    Ben 4 kişiyim: 1 ben, 2 içimdeki, 3 aynadaki, 4 kalbimdeki.. Beni geç, içimdeki zaten deli, Kır aynadakini.. Ya kalbimdeki ?

    Hegel

    Sevmek, onunla birlikteyken bir bütün olmak değil; o yokken 'yarım kalabilmektir' .

    M. Longston

    "Kırılacak 206 tane kemiğiniz varken, aptalın biri gelir kalbinizi kırar".

    İ. Berk

    "Buğulu camlardaki sözler gibisin; Nefesim olmadan bir hiçsin" .

    D. Noel

    "Kadın unutmaz; sadece sineye çeker. Zamanı geldiğinde ise iade eder".

    Y. Erdoğan

    "Kuaföre ne istediğini anlatmak, beş bilinmeyenli denklemi çözmekten daha zordur”.

    Cemal Süreya

    "Yeter, aklından çıkar artık onu" diyor kimileri. "Siz de aklınızla değil de, yüreğinizle sevseydiniz anlardınız beni".

    Al Capone

    Git dediğinde gidip, Gel dediğinde gelmemi mi bekliyorsun ? Ben hayatın önünde eğilmedim ki, Senin karşında eğileyim."

    Y Erdoğan

    Seveni mahçup etmedik ama sevdiğimize, kendimizi sevdiremedik. Çünkü; ya sevmesini bilmedik, yada haddinden fazla sevdik".

    Balzac

    Bazen birinin yokluğuna o kadar alışırsınız ki, başka birinin gelip o boşluğu doldurmasından korkarsınız .

    D. Noel

    Dost gibi görünen yalakalar, Farklı olmaya çalışan basit insanlar, Arkamızdan kurulan oyunlar.. Kural hep aynı: Gül ve Geç .

    A.Capus

    "Büyük adam olmana lüzum yok, sadece adam ol yeter"

    Müşfik Kenter

    Üşüdüğümüzde camı kapatmak kadar kolay olsaydı keşke sevilmediğimizi anladığımızda o kişiye yüreğimizi kapatmak .

    [Anonim]

    Sarılmak neden güzeldir bilir misin?
    "Çünkü sağ tarafta kalp yoktur ve orası hep boştur,
    Sarlınca sağ tarafını onun kalbi doldurur"..

    Huxley

    Dünyanın en zevkli işi; Bir şeyin nasıl yapılacağını bildiğin halde başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.

    C. Süreya

    Cevap veriyorum "Zamanla herşey geçer" diyen akıllılara; "Geçen tek şey zamandır" anlayan, anlatsın anlamayanlara.

    Nazım Hikmet

    İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil .

    Che

    Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün rüyalar gerçek olabilir.

    B. Vian

    Mesela hiçbir çiçekçi dükkanının demir kepenkleri yoktur. Çünkü kimse aklına getiremez, bir çiçeği çalmayı.

    Marquez

    "Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun ? O halde sarıl sevdiğine son nefesin gibi" ..

    C. Palahniuk

    "Korkma aç kapıyı. Sende kalmaya değil, Beni almaya geldim".

    Ece Ayhan

    Elimden gelen bir şey yoktu, kalbimden geleni yaptım ben de; Sevdim işte, o kadar.

    Y. Erdoğan

    Kimse beni sevmiyor; Çünkü ben farklıyım. Ben de kimseyi sevmiyorum; Çünkü hepsi aynılar .

    Nazım Hikmet

    "O bensizliği seçtiyse, ben onsuzluktan bir şey kaybetmem".

    Kahraman Tazeoğlu

    Bence sen aşkı sadece "çok sevmek" olarak algılıyorsun. Oysa karşılıklı sevmektir aşk .

    C. Süreya

    Düşenin dostu olmaz" der kimileri. Sanki ayakta olanın dostu çokmuş gibi .

    Can Yücel

    Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak .

    Ece Ayhan

    "Sevdiklerimizi tekmelemeye anne karnında başlarız".

    İlhan Berk

    Ne zaman ki dinlediğiniz şarkılar size O'nu hatırlatmaz; işte ancak o zaman hayattan bi tat alabilirsiniz


    A. Huxley

    İyilikten zarar gelmeyeceğini öğretirler; fakat arkanızdan enayi denileceğini öğretmezler .

    J. Christophe

    Birini kendine çok yakın buluyorsan ona biraz zaman tanı. Aslında sana ne kadar uzakta olduğunu mutlaka gösterecektir .

    Prison Break

    "Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır. Çünkü her yakınlıkta kaybetme korkusu, uzaklıkta ise kavuşma ümidi vardır".

    Edip Cansever

    Bu yüreğe bu kadar acı fazla dersin bazen kendine.. Ama hata bizde. Küçücük bir yürekle kocaman sevmek ne haddimize !

    U. Çifdalöz

    Herkes bıraksın "senin için ölürüm" laflarını. Önce kendiniz için yaşamayı öğrenin, sonra başkası için ölürsünüz .

    Murathan Mungan

    "Gökte ararken yerde bulduğum olmadı hiç. Ama yerde bulup da göklere çıkarmışlığım çoktur."

    W. Butler

    "Uzaklıklar sevenler için önemsizdir. Çünkü gerçek sevgiyi anlatan tek duygu; özlemektir".

    N. Parra

    Ne kadar seversen sev; ama asla belli etme sevgini. "Çünkü sevdiğin kişi, sevildiği kadar üzecektir seni".

    Lawrence Durrell

    "Bir sokakta sevdiğiniz biri yaşadığı zaman, orası bir dünya olur".

    İclal Aydın

    ''Onca zamanın üstünde, eskimeyen bir düşüncesin şimdi; insan hergün anımsar mı aynı gözleri?''

    Çehov

    Basit kadın, güzel olmayı zeki olmaya tercih eder. Çünkü basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır

    [Anonim]

    Dünyada erkek basına üç kadın düşermiş, gerçekten de öyle. Bir erkek kalbine üç kadın sığdırabilir.''Annesi, karısı ve kızı" .

    Seneca

    "İnsanları tanımak için onları sınamaktan korkma; Çünkü kaybedilmesi gerekenleri, en önce kaybetmelisin".

    V. Hugo

    Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni; senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir.

    M. Kundera

    En anlamlı bakış, bir çift ıslak gözde saklıdır. Çok şey anlatır; Çünkü dil bağlanır, yürek konuşur .

    Çehov

    Anlamaya çalışma. Hayat böyledir işte.. Hep o kıyamadıklarımız kıyar size .

    Ece Ayhan

    "Sevmek sevdiği için kendini ateşe atmaktı eskiden. Şimdi; sevdiğini ateşe atıp üzerinden atlamak olmuş."

    J. Antonia

    Kendim olmaktan korktuğum andan itibaren, sen olmaya başlıyorum.. Ne güzel; bana beni unutturuyorsun .

    Turgut Uyar

    Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, Her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesende silemezsin.