• Yılın son saatleri ve ben türlü muhasebeler yapmaya başladım. Nasıldı bu yıl diye sordum kendime. Ne kadar mutlu olup ne kadar mutlu ettim bu yıl? İnsanlara neler verdim onlardan neler aldım bu yıl ? Yapmak istediklerim ile yaptıklarım ne kadar aynıydı bu yıl? İnsan geçmez sanır zamanı bilhassa bazı anlar. Dünya ne kadar çok durur bekler orada tam o anlarda ama şimdi bakıyorum da yine de geçmiş kalmamış bir şey. Zaman zaman zaman...
    Bazıları yeni yıla mutlu girmeyi yeğler bazıları yine hüzünden nasibini almıştır. Koskoca bir yıl daha geçmişti koskoca... Bu büyük bir şeydi beni sonuma daha çok yaklaştıracaktı aynı zamanda hayallerime de. Kimin için yaşıyoruz, ne için yaşıyoruz bu hayatta. Nefes alıp vermekten ibaret miydi ki YAŞAMAK ya da sadece kendi mutluluğunu düşünüp herkesi yok saymak mıydı YAŞAMAK. Yoksa kendini düşünmeden sadece başkaları için mi yaşamaktı YAŞAMAK. Dengeydi bana göre YAŞAMAK. Gerçketen de denge neden mi. Kalbinle mantığın arasındaki denge, sosyallikle yalnızlık arasındaki denge, sevmekle uzak durmak arasındaki denge. Dünyayla ahiret arasındaki denge. Evet denge ve biz bu dengeleri sağlayabildiğimiz ölçüde mutluyduk. Nerde duygu taşkınlığı nerde fazlalık orada denge ayarlanmamıştı. Peki nasıl insan bu dengeyi sağlar ki ya da hep sağlayabilir mi? İnsan dediğimiz varlık spontane yaşayan bir varlıktı da aslında. Bu yazıyı yazarken bile belli bir dengede ilerleyememiştim farklı şeyler yazmayı düşünürken bunları yazarken buldum kendimi. Ahhh insan evet insandı bu, beşer değildi insandı. Bazen aklıyla bazen duygularıyla yaşardı. Yapacak bir şey yoktu. İyi seneler:))
  • Bazı şeyler öyle içimize işler ki, yıllar geçer ama onların bizde bıraktığı izler geçmez...
  • ' Bazen bazı şeyler zannetmekten öte geçmez' .. 🍁
  • Bir yanım umut, diğer yanım intihar.

    Kaderi kötü olan insanların hayatları da kötü oluyor.
    Umutları bir bir giderken ellerinden sadece oturup dolu gözlerle izliyor.

    Elden ne gelir ki tanrı seni sevmiyorken.
    Elden ne gelir ki sevilebilmek için.
    Elden ne gelir ki tanrı'nın bile sevmediğini sevmeleri için.

    Herkesin beni sevmesine ihtiyacım yok.
    Sadece o'nun beni sevmesine ihtiyacım var.

    Aile denen şeyin senin elinden hayatını, hayallerini, umutlarını ve sevdiğini alırken sen ne yapabilirsin ki.

    Ailen seni hiç düşünmeden, sonuçlarını hiç düşünmeden pervazsızca konuşmaları, dedikoduları senin hayatını olumsuz yönde etkiliyorken, korktuğun şeylerin, yaşanmasını istemediğin olayların yaşanmaması için çaresizce beklerken, duyduğun stres, öfke ve endişenin içinde saydırdığın küfürlerle yaşamına devam etmeye çalışıyorsun. Ve bu durumun içindeyken de bu olay yaşanırsa onları ve kendini nasıl cezalandırırsın onu düşünüyorsun. Fakat şöyle bir durum var ki çok sevdiğinin senin intiharından dolayı kendini suçlamasını ve bu durum yüzünden zarar görmesini istemiyorsun.

    O bana üzüldüğü bir olayı gözleri dolu, sesi titreyerek, ağlamamak için kendi içinde mücadele ederek anlatırken karşısında benim içim titriyor, benim gözlerim doluyor.
    Alnından öperek başını omzuma yaslayıp üzülme ben yanındayım bile diyememek ne kadar acı bilemezsiniz.

    Gel gelelim son cümlelere.
    Hayatımı sevmem, kendimi sevmem, kaderimi sevmem.
    Ben bir tek o'nu severim başka da kimseyi görmem.
    O'nunla arama gireni silerim.
    Bunca zaman sevilmeden sevmişim.
    Pes etmeden konuşmaya devam etmişim.
    Gurur yapmadan peşinden koşmaya, yazmaya ve aramaya devam etmişim.
    Bunca emeğimin, bunca sevgimin ardından bazı insanlar yüzünden hiçe sayılmasına, boşa gitmesine izin vermem...!

    Sevdiğime sevgim sınırsızdır.

    Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir ve ben o cehennemin en dibindeyim.

    Neden yaşadığım en ufak bir olay, en ufak bir anı bile benim üzerimde düzelmez bir yara, geçmez bir iz bırakıyor. Kader işte diyorum ama kaderimden nefret ediyorum...

    Çok düşünmekten, bir olayın en ince detayına kadar ya da geçmişte yaşamış olduğun mutlu ya da mutsuz olayları, yaşamak istediğin olayları düşünmek. Sevinmek ve üzülmek düşünürken bile...

    Sevdiğinin yaptığı en ufak hareket, tavır, duruş, konuşma veya yazmasını bile acaba böyle mi yoksa şöyle mi diye düşünmek ve kafanın içinden çıkamamak. Hele bir de ondan uzaktaysan neler yaptığını, kiminle gezdiğini, kimlerle arkadaşlık yaptığını, iyi mi deģil mi, bir derdi var mı, hayatı yolunda mı vb şeyler düşünmek ve yine kafanın içinden çıkamamak.
    İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak istiyorum.
    Seninle ilgili en ufak, en saçma şeyleri bile bilmek.
    Geçmiş iyi anıları tekrar yaşamak ve kafamda kurduğum mutlu, güzel anıları yaşamak istiyorum.
    Yanımda olduğun zamanlar da bile seni özlüyorum ben çünkü tekrar  uzaklara gideceğini biliyorum tekrar ayrılıcağımızı ve seni yine uzuun süre göremiyceğimi biliyorum bu düşünce bile yanımda olmasına rağmen onu özlememe sebep oluyor.

    İşte ben o'nu bu kadar çok seviyorum.


    Büyük aşklar yürek ister. Kaçanların değil savaşanlarındır güzel günler.