Okur
Buket.
bir alıntı ekledi.
Gerçi insanı tutsaklıktan özgürlüğe ve manevi gelişime ulaştırmak için bin yıldır denenen bu yol, bazı durumlarda tümüyle ters sonuçlar verebilir; alçakgönüllülük, irade üzerinde mutlak bir egemenlik biçiminde belirecek yerde iblisçe bir gurura saplanır, yani özgürlüğe kavuşturmak şöyle dursun tutsaklık zincirleri takar. •53
11
Hayat Bu
Kaderci Jacques ve Efendisi'yi inceledi.
296 syf.
·
7/10 puan
Tarihin ilk romanı #donkişot'a benzer karakterler ve #tristramshandy misali bir anlatıma sahip eser, kalan özgünlüğünü felsefe sorularından sağlıyor. Moliere , Dante, Rebailis, Spinoza'dan alıntılara varan bu sorgular; tüm sanat dallarının sadece aşka yönelimi, fazla tasvirin sıkıcılığı, herkesin yaptığı ama dillerde olamayan seks olgusu, Keşişlerin sapkınlıkları gibi eleşirilerle Jacques'in şarap dolu matarası eşliğinde ve özellikle ilk efendisi (Bilge) Yüzbaşı'nın sözlerinde kendini gösteriyor. Başınıza gelen her şey kadere bağlanabilir mi? Her şeyi belli bir tevekkülle kader diye kabul eder misiniz? Ne zaman karşı çıkmalı? 21yy'da hâlâ bu soruları soruyorsanız kendinize, 18yy'dan bu kitap size pekala cevap olabilir. Geri kafalı mıyım diye üzülmeyin, bazı eserler çağının ilerisindedir...
Kaderci Jacques ve Efendisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
Sercan Akbayrak
Komünist Manifesto'yu inceledi.
96 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Sanırım mütercimden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu, kelime hataları mevcut. Göze batıyor ama okumayı çok zorlaştırmıyor. Bunun yanı sıra bazı gereksiz eklemeler ile kitabın içeriği hacim olarak artmış. Bazı bilgi araştırmalarını okuyucuya bırakmak hem onu hazıra konmaktan hemde uyuşukluktan kurtarır. Yani aslında kitabın hacmi 40-50 sayfa aralığında bırakılabilirmiş. Ben karşıt olan ideolojilere saygı duymam ancak bu o ideoloji savunucularına da saygı duymayacağım anlamına gelmez. Misalen Engels'in takdir edilmesi gereken biri olduğunu düşünüyorum. Hayatını adaması, kibirden kendisini soyutlaması ve mütevazi hayatı ile saygıyı hakediyor. Aslında bizim İslami cenahın bu yönüyle ibret alması gereken bir şahsiyet olduğunu düşünüyorum. Son olarak Komünizmin doğruları olduğunu, hakkının teslim edilmesi gerektiği noktaları olduğunu belirtmekle beraber bir labirent misali düşünce sistemi olduğunu düşünüyorum. Müphem, bir noktadan sonra ucu bucağı olmayan belli bir döneme etki edebilecek bir fikir sistemi diyebilirim. Üretim araçları, Burjuvazi (günümüzde etkisi daha da artmış olsa da) ekonomik temel vs. varsayımları bir yerden sonra ışık olamıyor. Wesselam.
Komünist Manifesto
8.2/10
· 7,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Oğuz Atay'ın severek okuduğu yazarlar ve şairler kimlerdi?
Okuduğu yazarlar dönem dönem değişmiştir. Yeni Dergide, Tutunamayanlar'la ilgili olarak Mehmet Seyda'ya verdiği ilk söyleşisinde, sanki birazda ayrıksı olma kaygısıyla, o günün Türk yazarlarının pek azının dile getireceği bazı isimleri sayar: Dostoyevski'yi her zaman seviyoruz tabii, büyük ustalarımızdan biri. Buna Stendhal'ı, Kafka'yı, Joyce'u, Laclos'yu eklemem gerekir. Bunların dışında Türkiye'de az okunan İngiliz yazarlarını katacağım. Romanın anavatanı, biliyorsunuz, İngiltere. Ama bizde en az bilinen romancılık da İngiliz romancılığı. Kadın romancı George Eliot, Henry James ve Joseph Conrad üç devi İngiliz romancılığının. Ve tek romanıyla Emily Bronte'nin ayrı bir önemi var, bence. Almanlardan Günter Grass ile biçim bakımından hayran olduğum Lolita'nın yazarı Vladimir Nabokov'u listeme katmalıyım. Saydığı yazarların bir kısmına Tutunamayanlar'da değinilmiş. Dostoyevski 26, Gorki 16, Kafka 17, Oscar Wilde 9 ve Tolstoy 10 defa geçiyor; kısacası Rus edebiyatının Atay'ın (Selim Işık'ın karakterine de işlediği) yazar kişiliğinin oluşmasında büyük bir etkisi var. Romanında, söyleşide saydığı İngiliz yazarların adını hic geçirmemiş; biçimsel açıdan da bunların bir kısmına yakınlığından emin olmak zordur. Sözgelimi, üç dev arasında saydığı Henry James ve Joseph Conrad'ın roman tekniği ve anlatım özellikleri Atay'ın anlayışıyla hemen hiç örtüşmez; bu iki yazar da zaman zaman tekinsiz denebilecek ölçüde nesneldir; anlattıkları konunun duygusal olarak dışında kalırlar ki belki Atay'in överek sözünü ettiği İngiliz romanının aktığı mecranın bir niteliğidir bu. Oysa Atay, kendi romanlarında anlattığı kişiler yada olaylarla ilgili duygularını saklayamayan bir yazardır; evet, duygularında tutarsızlıkları vardır, ancak kesinlikle kayıtsız denemez. Atay'ın günlüğü, zaman içinde okuma alışkanlıklarının nasıl geliştiğini göstermesi açısından değerli bir kayıttır. Tutunamayanlar'dan sonra yerli yazarlara ve edebiyat dışı metinlere giderek daha fazla zaman ayırdığını görüyoruz. İngiliz eleştirmen Bradley, Games People Play yazarı Eric Berne, Shakespeare, Çehov, Kipling gibi çeşitli isimlerden söz ediyor. Türk edebiyatından dikkate değer biçimde ele aldığı Kemal Tahir ve Halit Ziya Uşaklıgil karşımıza çıkıyor; bunlarla da, anlaşılan, Halit Refiğ'in aracı olduğu etkinliklere konuşma hazırlamak için yararlanmış görünüyor. Elbette daha sonra, özellikle Halit Ziya, Oğuz Atay'ın daha dikkatli okuduğu yazarlar arasına girecektir. Kemal Tahir'le tanışıklığı ve bu yazara ilgisi ise 91. soruda ele alınmıştır. Romanlarında söz ettiği yada öteye beriye not ettiği isimler, Atay'ın bütün okuma altyapısını açıklamaya yetmez. Nitekim söyleşide belirttiği isimlerin pek çoğuna yazdıklarında rastlamıyoruz. Yada özellikle Tutunamayanlar'ı yazarken çok etkilendiğini anladığımız James Joyce ve Vladimir Nabokov'dan etraflıca söz ettiği bir yazı yada not bulunmuyor. Bir de Atay'ın sıklıkla -çoğunlukla mizahlı bir yaklaşımla- Servet-i Fünun ve Tanzimat dönemi yazarlarından söz edişini ekleyebiliriz. Günlük'ün son sayfalarında Atay'ın okumalarında sosyal/siyasi içerikli kitapların sayısının arttığı görünür. Oswald Spengler'in dilimize Batı'nın Çöküşü olarak kazandırılan Decline of the West bolca not aldığı kitaplar arasındadır. Oscar Lewis (Yoksulluğun Kültürü) ve Franz Fanon, yine bu dönemde sıklıkla adını andığı yazarlardandır. Alıntı; 100 Soruda Oğuz Atay s.158-159-160
11
yalnız bir juliet
Nar Ağacı'ı inceledi.
536 syf.
·
9/10 puan
Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı’na uzanan bir öykü… Trabzon’dan ve Tebriz’den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak… Aslında çok ırmak… Setterhan ve Zehra. Benim yorumuma gelirsek, öncelikle kitap Setterhan ve Zehra'nın torunlarının dilinden anlatılıyor. Aslında kitap arka kapaktan okuyunca sıkıcı gibi durabilir ama asla değil.Gayet akıcı ve çok hoş bir dili var okurken kitap sizi hiç sıkmıyor. Olaylar çok durgun ilerliyor ama hiç sıkıcı değil. Betimlemeleri çok hoş buldum kitaptaki.Çok güzel okumanızı tavsiye ederim. ! Bazı karakterlere aşık olabilirsiniz. Örneğin İsmail'e!
Nar Ağacı
8.8/10
· 16,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
♈ Koç: Bazen yapılacak en Doğru şey bir Koçu kendi haline bırakmak ve hiç karışmamaktır! ♉ Boğa: Bir Boğa derdini anlatacak kadar seni sevdiyse; Sen gerçekten özel birisin onun için. ♊ İkizler: Bazen Bir İkizlerin canı sadece "Hiçbir şey " yapmak ister! ♋ Yengeç: İnsan özlediği zaman bir Yengeci Dünyanın tüm renkleri bir bir soluyor sanki. Her şey anlamını kaybediyor. ♌ Aslan: Bir Aslanın aşkı ilgi ile coşar. Ne kadar sevmesini istiyorsan o kadar ilgi göster! ♍ Başak: Bir Başağın kalbi kolay kırılmaz ama onun bile kalbini kırmayı becerebilen insanlar var bu Dünyada! ♎ Terazi: Bazı insanların hayatları boyunca yaptığı en büyük hata kendini seven bir Teraziyi kaybetmek olur! ♏ Akrep: Bazen sadece bir Akrep "bil" diye "Seni Seviyorum" der! "Bende" demen için değil... Ayağını denk alman için! ♐ Yay: İnceden inceye laf sokmaz bir Yay. Şrak diye söyler! ♑ Oğlak: Bir Oğlak kendisini kıl gidenin saçını başını yolar kıl tüy problemi kalmaz! ♒ Kova: Bir Kovanın canı sıkkın olduğu zaman yüzünü güldüren arkadaşı candır ! ♓ Balık: İntikam soğuk yenen bir yemektir bir Balık için! Bekler zamanını... Me=koç
7