Hogır’ın ilk vaazında yalnızlıkla ilgili söylediklerini düşünüyorsun arada. Yalnız kalmamak için yapabileceklerini. Yapamayışını. Kibri, aczi. Seçimini. Kitaplar korunaklı bir hücre. Okurken yalnızsın ve değilsin. S. 57
Yere batasıca Kurban Bayramlarından birinde bağırsakların dumanı tüter, kellede dil, kuyrukta bok kurumamışken daha. Babamın tek parmağıma astığı kara poşet. Her adımda uzak uzak salınan poşette koç kellesi, ayakları. Tökezleyip yüzüstü kapaklanışım. Suratıma sıçrayan. Kan. Pirinç tokmağa bulaşan. Kan. Kel delinin kafa derisinin altındaki şişkin yeşil damarlarda kımıldayan. Kan. Hızarın bahçesindeki çimlerde kara kara parlayan. Kan. Suça, yalnızlığa, gresyağına, kana bu kadar az bulaşmış olmasaydım keşke. Eksik adamım ben. Bir uyusam, uyuyabilsem, uyanacağım. KOĞUŞ KALK! S. 56