Yıllardır herkesin elinde gördüğüm, mutlaka okumalısın denilen kitapla sonunda tanıştım.
Emir ve Hasan, Kâbil'de birlikte büyümüş iki çocuk, yakın arkadaş, kardeş. İki farklı kültürün oluşturduğu uçurumda birlikte uçurtma uçuran çocuklar...
Emir zengin bir işadamının, Hasan onun hizmetkarının oğlu. Arkadaşlık ve sadakatin çok güzel işlendiği, ihanetin bedelinin vicdana ne kadar zor ödendiğini anlatan, aynı bahçede farklı şekilde büyüyen çocukların çarpıcı öyküsü, bir başyapıt diyebilirim. Beni kitapta en çok sarsan şeylerden biri insanın doğup büyüdüğü yerden uzaklaşıp yıllar sonra döndüğünde her şeyin zamana kurban olduğunu gözleriyle görmesi. Her şey, herkes değişiyor ama insan doğduğu evi, mahalleyi, ülkeyi tanınmaz halde görünce gerçekten yıkılıyor. Emir de 20 sene sonra doğduğu topraklara, Afganistan'a döndüğünde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamaz. Ne eski Kâbil, ne de Kâbil'in Sultanları Emir ve Hasan kalmıştır artık. Hasan'ın hikayesi ise beni derinden sarsan diğer şey oldu. Üstelik başına gelen olayı bir miras gibi oğlunun da yaşaması içimde bir şeyleri kopardı.
Okuyan herkesin kitap sonunda ağladığını duymuştum, ben ağlamadım fakat kafama bir darbe almışım gibi hissettim.
Herkese iyi okumalar...