Tüm ömrümü beni mutlu etmeyen, ne olduğunu bilmediğim bir şey için harcadım, üç gıdım kanım kaldı, hakkımda karar veren kadere akıtabileceğim kan ancak bu kadar.
Hiçbir şey anlamadığım zamanlarda daha iyiydim. Dayanılmayacak kadar çok acı veren bir bilgiye hafifçe dokunduğumdan beri artık cahilliğim yüzünden küçük düşmüş hissetmiyordum.
"İnsanlar çok gamsız."
'Gamsız değil, güvensizler. Bu şehirde insanlar ya kendileri ya aileleri için yaşarlar, başkasına yetemezler çünkü. Herkes kendini kurtarmak zorunda. Bunu bildikleri için kimseye yardım etmedikleri gibi kimseden yardım da istemiyorlar. Herkesin kapısı gibi ruhu da kilitli istanbul'da. Birinin omzuna dokunursan görürsün kilitlerini; kapının arkasında, elinde bıçağıyla bekliyor olur seni.'
Bazılarının dediğine göre Tanrıyı aramanın esas amacı kendi benliğini unutmak, kendi kendini sonsuza dek yitirmekmiş. Ama insanın kendini kaybetmesi zor değil ki... yoksa onlar egodan mı söz ediyorlar- içinde ruh taşımayan, içi boş, çığlıklar atan kadavradan mı söz ediyorlar?
derin büyülerin kurbanı olan kişiler bile sevgilinin bir dokunuşuyla uyanıverirler. ölüler dünyasına adım atmış olanlar, toprağa girme aşamasında bile, sıcak bir insanın yakınlığıyla yaşama dönebilir, yeniden canlanabilirler.