Satranç, aklın en berrak hâlidir. Her taş yerini bilir, her hamle bir anlam taşır. Başta insanı diri tutar; düşünmeye zorlar, sabrı öğretir, sezgiyi keskinleştirir.
Ama insan zihni bir denge ister.
Bir fikre, bir oyuna, bir tutkuya fazla tutunmak; onu beslemekten çok tüketmeye başlar.
Tahtanın başında saatlerce oturan biri, bir süre sonra taşları değil, kendi düşüncelerini hareket ettirmeye başlar.
Ve düşünce, fazla yoğunlaştığında ışık olmaktan çıkar; gölgeye dönüşür.
Hayat da böyledir.
Sevgi fazla olursa bağımlılık olur,
çalışmak fazla olursa tükenmişlik,
kontrol fazla olursa korku…
Her şey kararında güzeldir.
Satranç da, düşünce de, hayat da.