• Dağları yerinden oynatacak beceri varsa, dağları yerinden oynatacak o imana gerek yoktur.
  • Bir parça felsefe bilgileri olduğu da kabul edilmesi gereken kadim Yunanlıların, yaşam boyu sürecek bir görev olarak yüklendikleri şey; günler ya da haftalar içinde kazanılamayacak bir beceri olan kuşku idi.
    Soren Kierkegaard
    Sayfa 46 - Anka (epub)
  • Hem beceri hem de bilgelik öğretecek, ya da daha iyisi, beceri aracılığıyla bilgelik öğretecek bir okul tasarlamak neden bu kadar zor olsun ? Bugün karşı karşıya olduğumuz güçlük ve fırsat da burada yatıyor.
  • Birçok büyük kuramsal fizikçi çok küçük yaşlarda, genellikle de matematik alanında dikkate değer bir beceri sergilemiş, örneğin genç yaşta diferansiyel ve integral hesap öğrenmiş veya akıldan aritmetik hesap yapma konusunda üstün başarı göstermiştir, ama Einstein bunlardan herhangi birini yapmışa benzemiyor. Tam tersine ilk öğretmenlerinde özel bir gelecek vaat etmeyen, düş dünyasında yaşayan bir çocuk izlenimi uyandırmıştı.
  • "Tante Rosa aşkı beceremediğini biliyordu. Bu alınyazısı değil, yeteneksizlik, salaklık, bu salaklığa da ancak gülünür. Her yeni aşka, yeni bir aptallıkla başlarsan sonunda orospudan beter olursun. O bile olamazsın, aşkı tadabilmek gibi satabilmek de beceri ister. Evde kalmış bir kız değil, evde kalmış bir kaltağım ben. Şimdi parasızım ve doğru dürüst bir iş yerine aşkı düşünüyorum."
  • Jerzy Kosinski henüz kendisini bu kitabı sayesinde tanıdığım polonyalı yahudi bir aileye mensuptur. . Adolf Hitlerin Şiddet içeren bildiri ve söylevleri 30'lu yıllarda ortalığı galeyana getirirken jerzy'nin babası soy isimlerini Kosinski yaparak doğuya bir yerlere taşınmış ve oğlunu tıpkı yeni doğan bir Hristiyan çocuğu gibi vaftiz ettirerek ailesini Almanların kıyımından kurtarabilmiştir. Genç jerzy babasının kendisine sürekli anlattığı bu hikayelerden ve Almanların yapmış oldukları yıkımdan etkilenmiş olacak ki gelecekte bir yazara dönüşerek bu kitabı yazacaktır...

    Gelelim kitapta anlatılanlara...
    İkinci dünya savaşı başladığı dönemlerde Nazilerin Yahudilere karşı aldıkları tavrı bilen Yahudi bir aile 8 yaşlarındaki çocuklarını uzak bir yakınlarının evine yaşama şansı artsın düşüncesiyle gönderir. Fakat bu yaşlı uzak akraba bir süre sonra ölür. Kahramanımız yaşlı kadının ellerini tutar ve soğuk olduğunu anlayarak üşümüştür düşüncesiyle evi ateşe verir. Ancak kadın ölü olduğu için tepki vermez ve ev yanar kül olur.

    Yangını haber alıp gelen insan kalabalığı genç kahramanımızı korkutur ve kahramanımız ormanın içine kaçarak izini kaybettirir. Bu aşamadan sonra ona her sahip çıkan aile kahramanımıza çingene ve yahudi lakabını takarak onu aşağılar, döver, hakaret eder ve her türlü ağır işleri yapması için ona verir. İlk sahibi olan büyücü kadından hayli beceri kapmıştır delikanlı. Bunu zaman zaman kullanmıştır. Talihinin yardımıyla çok fazla olumsuzluğu atlatmış ve bir Alman subayının insafıyla serbest kalmıştır.
    Günahkar bir kadının keçiyle ilişkiye girmesine tanık olmuş, takıntılı şizofrenik bir sahibi tarafından ilginç nedenlerle dövülmüş, aynı kişinin köpeği tarafından hırpalanmış, ısırılmış, Bir dülger tarafın işkenceye maruz kalmış, bir papazın yanındayken merdivenlerden kutsal kitapla yuvarlanıp dili tutulmuştur...
    1943 yılının sonlarına kadar hep bu şekil bir hayat sürmüş, ölümle yaşar arasında gidip gelmiştir. Savaşın sonlarına doğru son kaldığı köyden Almanlar çekilirken yıllarca Rus boyunduruğu altında kalan bu nedenle Ruslardan nefret eden ve Almanlar tarafından istenmeyen köyleri yağmalakla görevlendirilen Kalmuklar gelmişler, köyü harabeye çevirirlerken kadınların ırzına geçmiş ve karşı gelenleri öldürmüşlerdir.
    Delikanlı bu talan sırasında kaburgasından yara almış Kalmuklar geldikten kısa süre sonra köye giren Kızıl ordu birliklerince tedavi edilmiştir. Rus askerleri delikanlıya çok içten davranmışlar ve onu kendilerine bağlamayı başarmışlardır. Bu askerlerin içinde özellikle Mitya ve Gavrilla adında iki subay Kahramanımızın üzerine titremiş onun sağlığıyla bizzat ilgilenmişlerdir. Gavrila Delikanlıya bir sürü kitap hediye ederek onun eğitimine katkı sağlamış ve onu çok konuda aydınlatarak bilmediklerini çocuğa öğretmiştir. Çocuğun inanç kavramını kökünden etkilemiştir...

    Aradan bayağı bir zaman geçtikten sonra bir gün Gavrila yukarılardan gelen bir emir gereği Delikanlıyı bir yurda vermeleri gerektiğini anlattı kendisine. Çocuk ne yapacağını bilemedi. Tepinip durdu. Çaresiz kabul etti. Hazin bir ayrılık oldu. Dilsiz çocuğa bedenine uygun bir üniforma diktirdiler. Gavrila ona bir çuval kitap hediye etti. Ayrıldılar ...

    Gavrila yurtta kendisi gibi dilsiz biriyle arkadaş oldu. İlk günler her gece durmaksızın ağlayıp dövünürken bu arkadaşı sayesinde bir parça hayata tutunmayı başarabildi. Arkadaşıyla tüm gün dışarılarda beraberdiler. Yaramazdılar.

    Günlerden bir gün delikanlının ailesi yurda gelip çocuklarını buldu. Çocuk 11 yaşındaydı ancak 9 yaşında gösteriyordu. Anne baba çocuğu tanıyamadılar, delikanlı onları tanımıştı. Sırf Gavrilayı tekrar görememe korkusundan dolayı onları tanıdığını i belli etmemeye çalıştı. Baba çocuğun sağ göğüs altında ben olmalı deyince açıp baktılar. Bu çocuklarıydı...

    Evlerine döndüler. Delikanlı bir gün kayak yaparken yaralandı. Hastane de yatarken odada bulunan telefon gürültüyle çalmaya başladı. Kimse kaldırmıyordu ahizeyi. Delikanlı ağır ağır gidip kendisi kaldırdı. Ve yıllar önce klisede giden sesi geri geldi...

    Sıcak, kısa, içten ve etkileyici bir konu; benzersiz bir kalem ve tasavvur... Bir solukta okunacak nadide eserlerden birisi. 2. dünya savaşını, o yılların insanlar üzerindeki etkisini ve her ulustan milyonlarca insanın yoksulluk açlık ve acı dolu günlerini konu alan bir başyapıt... Alanında belkide ilk sıralarda sayılabilecek bu kitabı okumayanlar bir an önce temin etmelidirler kanısındayım. Güya zaman ilerlemektedir...

    Vesselam.
  • "Akıl gökten, beceri küçüklükten."