roman, "hatırlıyor... bir akşamdı...oda boş... kafes delikleri mavi... gündüzün son ışıklariyle beraber, sanki, odadan eşya da çekiliyordu: levhalar, duvarların kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor, ve hepsi, buğulanarak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar. minderin köşesinde oturan babası, bir öksürükten sonra ileri fırlayan başını hâlâ doğrultmamış, iki büklüm, yüzü gittikçe kararıyor ve siyah ceketinin rengini alıyordu. her şeyi koyu kurşun renkli bir buğu kaplamıştı. akşam...."
ve devam ediyor. sık aralıklarla bu girizgah tekrar ediliyor romanda. safa nın bu pragrafı roman karakteri meliha nın yavaş yavaş şirazesinin kaydığı her epizotda tekrar ediyor.. hatırlıyor, bir akşamdı..
meliha; bir akşamı, romanın sonunda da, ortasında da her aklına estiğinde de hatırlıyor, yaşadığı acı hayat tecrübesi cumbalı kafesten baktığı dünyanın bütün cıvıltısını bu pragraf ile söndürüyor. . çünkü yaşadığı o acı sonun başlangıcı olan bu bedbin ve hüzünlü tasfir onun da hayat hikasenin bir manifestosu haline dönüşüyor.