SOMALİ ÇÖLLERİNDEN, LONDRA'DA MODELLİĞE
Dik duruşlu, cesur ve fazlasıyla çılgın...
Waris Dirie’ nin otobiyografik kitabi Çöl Çiçeği somali çöllerinden Londra’da modelliğe uzanan bir hayat hikayesi. Daha 5 yaşında kadın sünneti olmuş ve bu durum onun hayatını derinden etkilemiştir. Tüm hayatı, istemesede bunun etrafında şekillenen Waris, yalnızca fiziksel acıyı değil, kültürel ve psikolojik acıları da iliklerine kadar hissetmiş. Kadının görevi doğurmak ve hizmet etmek olan kendi topraklarından kurtulmak için evden kaçmış, bir süre mogadişuda akrabalarının yanında kalıp onlara hizmet ettikten sonra, eniştesiyle Londra’ya geliyor ve hayatı burada başlıyor. Dünyanın neresine giderse gitsin asla köklerinden vazgeçmemesi de onun gerçek bir göçebe olduğunun kanıtı gibi.
Waris’ in modelliği, göçebe hayatını, insan ilişkilerini tüm gerçekliği ile birinci ağızdan anlatması okuyucuyu daha çok içine çekiyor.
Tüm gerçekliğine ve açık sözlülüğüne rağmen kitabı biraz duygusuz bulduğumu belirtmek isterim.
Waris Dirie tüm zorluklara rağmen kendine inandı ve istediği kişi oldu. Sanırım bazen biraz çılgın olmak gerekiyor… Waris Dirie
1984 insanlığa dair her şeyin yok edilmesini anlatan, sürekli izleniyormuş hissi veren bir kitap. Okurken abartılı bulacağınız kısımlarda dönüp modern dünyaya bakmak yazılanların kurgu olmadığının bir kanıtı adeta. Geçmişte insanlara bedenen zarar veren toplumlar artık bunu zihinlerde yapıyor. Kitaptaki “eşdüşün” işte burada devreye giriyor ve tüm hisleri, düşünceleri yok etmeyi amaçlıyor. Aykırı olanı düşünmek, doğru olanı söylemek, hislerini belirtmek, fiziksel dürtüleri kontrol etmemek, Tanrının varlığına inanmak ve hatta geçmişi hatırlatmak bile suç. Parti 2+2=5 derse doğrudur. İnsanlık bizimle birlikte varoldu derse doğrudur. Parti ne söylerse doğrudur. Yalan söyleyemezsin çünkü Parti’nin kitaplarında bu yazıyor. Bu düşünceyi kimseyle paylaşamazsın çünkü Büyük Birader seni izliyor.
Winston ve Julia’nın birbirine hissettikleri ise kitapta insanlığa dair tek örnek.
1984George Orwell
Kısa bir kitap olmasına rağmen etkisi büyük bir kitap. Korku, insanın işlediği bir suçtan ötürü başkalarından önce kendi kendini defalarca kez cezalandırmasını konu alıyor. Hatta öyle bir hale geliyor ki insan suçunu unutup kendi cezasını tayin etmek için çabalıyor.
Korku, güzel bir kitap, sonu şaşırtıcı. Tavsiye ederim.
Keyifli okumalar
“AŞK’ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.”
“Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır,hasretinde.”
Livaneli her zamanki gibi akıcı, sürükleyici bir kitapla karşımıza çıkmış.
Olay Podima'da gerçekleşen bir cinayet sonucunda İstanbul'dan gelen gazeteci kızın Mehmet'in evinde kalmasıyla başlıyor.
Kitabın sonu tahmin bile edemeyeceğim şekilde bitti. Hatta bir süre etkisinden çıkamadım. Kitabı her gördüğümde, hatta Livaneli'nin adı geçtiğinde bile okuduklarım gözümün önünden şerit halinde geçiyor.
Bu kitaptan çıkardığım ders ise şu:
Unutmak, insan için bazen lütuf bazen ise cehennem azabıdır. Ve aşk dünyadaki en güçlü duygudur.
Keyifli okumalar :)