Ona bakıp, demek ölüm bir kerelik değil diye düşünüyordum. Ağır ağır ilerliyor, insafsız bir canavar gibi, etrafındaki herkesi teker teker yutuyor. Göstere göstere, yavaş yavaş sana doğru yaklaşıyor. Babamın son zamanlarında pek yakını kalmamıştı. Bir tek Cemal amca vardı, ta tıbbiyeden arkadaşı. O zamanlar nedenini anlamazdım ama her gün muhakkak telefonlaşırlardı. Ya babam Cemal amcayı arardı ya Cemal amca babamı. Fındık kabuğunu doldurmayacak, eften püften şeyler konuşurlardı. Buna mecbur kalacak kadar sıkıldıklarını düşünür, düşündüğümle yanılırdım. Bir sabah, babam Cemal amcayı aradı, telefon açılmadı. Ertesi gün Karacaahmet'te buluştular son defa. Neden her sabah birbirlerini aradıklarını, birbirlerini ille de arayıp neyi yokladıklarını, karşı taraf telefonu açana dek nefeslerini korkuyla nasıl tuttuklarını ancak o zaman kavradım.