Burası benim için bir günlük gibi olacak, okuduklarımı ve okurken hissettiklerimi unutmamak için alıntılar ve incelemeler yapacağım. Yazdıklarımın hepsi kendim için.
Düşünün ki çok sevdiğiniz bir insanla kavga ettiniz, konuşmuyorsunuz, ayrı ayrı yürüyorsunuz... Aradan bir gün geçiyor ve hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorsunuz yaşamaya. Ne oldu, hallettiniz mi
Bu kitaba inceleme yapmak istiyordum ama nasıl açıklayacağımı, nasıl anlatacağımı toparlayamamıştım kafamda. İncelemeniz o kadar yerinde, o kadar iyi olmuş ki yazıya dökemediklerimi okumuş gibi oldum. 👏🏻👏🏻
Üç kardeşler, otururlar bir evde
Hiç benzemez birbirine üçü de.
Sen onları ayırt edeyim derken,
Dönüşürler çabucak birbirlerine.
Birincisi evde yoktur, gelecek
İkincisi çıkmış gitmiş, dönmeyecek
Üçünden en küçüğü evdedir.
O olmazsa her ikisi ne edecek?
Bildiğimiz sadece üçüncüdür.
Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür.
Sen tam onu görüyorum derken,
Bakarsın ki, kardeşi görünmüştür.
Söyle şimdi: Üçü tek bir kişi mi?
Yoksa iki veya hiçbir kişi mi?
Adlarını bana sayabilirsin.
Üç kudretli hükümdarı bilirsin,
Bir ülkeye üçü birden hükmeder.
Ülkeyle bütünleşip bir eder.
Dostlarım değişmemişti. Fırsat düştükçe, benim yanımda buldukları uyum ve güvenliği övüyorlardı hep. Ama ben ancak uyumsuzluklara, içimi dolduran kargaşaya karşı duyarlıydım, kendimi kolayca yaralanır ve herkesçe suçlanır durumda hissediyordum. Türdeşlerim gözümde, alışık olduğum saygılı dinleyiciler olmaktan çıkıyordu. Merkezi olduğum çember kırılıyor ve insanlar mahkemedeki gibi tek bir sıraya diziliyorlardı. Kendimde yargılanacak bir yan olduğunu kavradığım andan başlayarak, onlarda da dayanılmaz bir yargılama eğilimi bulunduğunu anladım. Evet, eskisi gibi yine oradaydılar, ama gülüyorlardı. Ya da daha doğrusu, rastladıklarımdan her biri gizli bir gülümsemeyle bana bakıyor gibi geliyordu. Dahası bu dönemde, ayağıma çelme takıyorlar izlenimine kapıldım. Gerçekten de, herkese açık yerlere girerken iki üç kez tökezledim durup dururken.