• 140 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    " Şiir ve hikayelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların benim san'at hayatımı gelişmesini göstermesi bakımından, sadece benim için bir ehemmiyeti vardır ki, bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz.
    Buna rağmen bu yeni baskından onları çıkaramadım. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum.
    İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. "
    -Sabahattin Ali

    Sabahattin Ali'yi ilk defa okudum. Kitap üzerindeki dil ve içeriğini beğendim, geniş bir hayal gücü-tasvir uzmanı olarak gözlemledim. 3 kısımdan oluşan eseri kısa öyküler içeriyor. Aralarından en beğendiklerim; Viyolonsel, Kazlar, Bir Cinayetin Sebebi, Komik-i Şehir oldu.
  • Karşılıksız sevmek nasıl anlatılır bilmiyorum.Seni sevmek nasıl anlatılır işte onu hiç bilmiyorum.Basit bir eylem değildir.Her duyguyu iliklerime kadar hissettiriyordun ve ben bundan hiç şikayetçi olmadım.Zaten şikayetçi olsaydım bile sana anlatamazdım.Bu da kalbimde bambaşka bir yara.Yanına gelemedim.Oturup yanına konuşamadım.Seninle konuşabilmek düşüncesi bile kalbimin ritmini bozarken karşında kaç defa sesimin ve ellerimin titrediğini ben biliyorum.Gelebilmek için çırpındım ama haberin olmadı.Üstelik yanında başkası vardı.Her neyse,çoğu insan pişman oluyor çocuk. Birini çok sevdikleri için ve değer verdikleri için pişman oluyorlar.Hak veriyorum aslında, kimse değmeyecek birisi için gecenin bir yarısı ağlamak istemez.Ama ben hiç pişman olmadım. Olacağımıda sanmıyorum pek.Buna yüzsüzlük diyebilirsin.Fakat bu karşılıksız bir aşk hikayesi ve severken sana sormadım.Belki bir gün kendiliğinden çıkıp gelirsin diye bekledim.Ama düşününce ne kadar boş bir hayal olduğunu görüyorum.Bunu sonradan farketmek gerçeklerin yüzüne vurulması ayrı bir üzdü, ama konumuz bu değil.İçimde iz kalmış yaraları her gördüğümde aklıma sen geleceksin.Seni sen olduğun için sevmek hiçte güzel anılar bırakmadı.Anıdan çok yara bırakdı,yaralar kapanmadı hepsi iz kaldı.Ama her şeye rağmen ben seni gülerken,parlayan gözlerinle hatırlayacağım.😇
  • 96 syf.
    ·2 günde·10/10
    Yazar, 29 haziran 1900 Lyon, Fransa'da doğmuş. 31 temmuz 1944 de Marsilya, Fransa'da vefat etmiş. Fransız pilot, yazar ve şairmiş Küçük Prens eseriyle ünlenmiş.
    Küçük prens pilot olan bir çocuğun gözünden dünyayı anlatıyor. Büyüklerin yapmış olduğu davranışları, yanlışları, kaybettikleri yaratıcılıklarını ve belki de azalan hatta kaybedilen hayal güçlerini, büyüklerin yalnızlıklarına çocukluklarında yaşayıp unuttukları şeyleri canlandırıyor. Tabiki kitaptan çok daha fazla şeyler çıkabilirsiniz değişik şekillerde yorumlar yapılabilir. Okumadıydanız benim gibi geç kalmayın bir an evvel okuyun ve hep kitapla ve içimizdeki çocukla kalın sevgiler.
  • Gözlerine boyanmış bir gecede terk etti yüreğim beni.Benden uçup sana konuverdi. Karanlıklar içinde uzaklarda bir yerlerde buldum gözlerini,sardım sıkıca, bir bilsen nasıl güzellerdi.. Kıyamadım,bağrıma bastım birden. Baktıkça içimi ısıtan bakışların. Sana bile söylemedim içime en içime, derinlerime sakladım gözlerini. Sen bile bilemedin, anlatamadım sana içimde büyüttüğüm hislerimi. Sustum hep!. her seni gördüğümde suskunluğa mahkum ettim dudaklarımı.. Alışkanlık sanki o iki kelime hala dudaklarımda saklı. Tıpkı yerin en dibine gömülen bir hazine gibi. Belli ki aşkta sigara gibi bellemiş susmayı... En kötü alışkanlığı bu... Her sey aşka yazılmış sanki. Her anım senle doluydu oysa. Hafızamdakiler, hayallerim hiçbiri sana çıkmadı!... Hiçbirini bilemedin sen. Sessizliğimle sevdim seni. .Bir ben ,bir hayallerim... bir de kocaman bir şehir... Küçük hissederdim kendimi bu koca şehirde. Sonra sen gelirdin aklıma. Senle süslenmiş hayaller gelirdi. Öyle güç gelirdi ki yüreğime. Öyle baharlar açardı birden. Hani soğuk bir kış mevsimi üstün çırılçıplak soğukta kalırsın da bir ılık hava bile tesellin olur.. Bir sıcak aş bir yudum sevgiye muhtaç sokak çocuğu gibi. Hani sobası yanan bir evin sıcaklığı vardır ya.. O içini titreten soğuktan kurtulup atarsın ya kendini yangınlara.. Ben de öyle olurdum gözlerin gelince aklıma. Tarifsiz duygular, bitmeyen özlemler. Acıtırdın hep içimi… Bir bilsen can!. Sokaklarda yürürken düşünürdüm hep nedense seni.. Sana söyleyemediğim her şeyi. Gün gelir sana nasıl söylerim acaba diye ama o gün hiç gelmedi. Geleceğe de benzemiyor. Seni hayal ederdim bir sevgili gördüğümde. Biri sen biri de bendim.. Ama yüzüme vuran kuru soğukla birden kendime gelirdim. Aslında hep yalnız yürüdüm sokaklarda. Sen hiç yanımda olmadın ki.. Yokluğunu düşünürdüm hep. Hak ettim mi sensizliği?.. Kahrederdim sonra yalnızlığıma. Kapatamadım yaralarını.. Kapanmaz yarasın bağrıma. Sorular sorular. bir cevap bulamazdım yokluğuna.. Hala bulamıyorum!.. Bilmiyorum cevabı hangi kitaplarda. Küçüktü yüreğim!.. Belki de ağır geldi bu sevda bana.. Taşıyamıyorum artık!. İçimi acıtıyor bağrımda atan kalbim, adını her andığımda. bilmiyorum sevdiğim. Belki de filmlere taş çıkaran bir hikaye istedim. Belki de masallara inat bir sevda.. Seni dolu dolu yaşamak istedim nefesimi kesmeni.. aşkınla yerlere göklere çıkmayı istedim belki de... haşarı bir sevgili olmayı yanında.. Gülüşünü görmeyi her anımda.. Benim yastığıma baş koymanı.. Sana hep sana uyanmayı. Çok şey mi istedim yarınlardan?.. Bir seni istedim ben kollarıma. bencillik mi ediyorum yoksa, yok yok sevgilim!... Anlatamıyorum!.. anlayamıyorum bu çaresizliği... çok direndim sevgilim inan, çok direndim sana.. Aşkını korumaya çalıştım hep kendimden bile. Öyle kırılgansın ki içimde, korkuyorum dokunmaya.. Aşkın kalsın istedim hep aynı ilk zamanki gibi. Hani seni gördüğüm ilk gün vardı ya.. İçimi eriten ilk kişiydin. Kimdi bu güzel gözlü. Hayatında biri var mıydı acaba. Baharları kıskandıran gülüşün. içimi titreten bakışların... kelimelerimi tüketen duruşun... Anlatamadım hala birini bile. Sana söyleyememek, susmak deli gibi haykırmak isterken.. sevgine aç yaşamak!. ölesiye sana doymak isterken. Nasıl acıtır şimdi anlıyorum. Şimdi anlıyorum o zamanlar daha az acıtıyormuşsun içimi.. Nasıl özlüyorum ilk zamanlarımı.. Her güne sana ve bana ait yeni bir hayalle uyanmayı.. sana ve gözlerine yakın hayaller kurmayı.. zaman aktıkça anlıyor insan.. Şimdi öyle çaresiz hayaller.. Öyle avuntu gözlerin var sevdamda. Sevgimin ilk baharlarını nasıl özledim sevgilim bir bilsen.. içimde yeni yeni açtığın zamanları.. Geri gelmiyor istesem de. Hiçbirşey eskisi gibi olmuyor!.. Yitirdim artık sana ait güzel olan ne varsa. ben böyle olsun istemedim aslında.. anladım ki yeni açan gül dalında kalmalı.. güzel olan ne varsa yıpratılmamalı. en güzel yerinde bitmeli. belki bitişler acı verir. insanız işte. özümüzde var nankörlük. ne ölümler geçti ömrümüzden.. ne ayrılıklar.. ne hüzünler. hangisi kaldı ki sevgilim. sende biteceksin bir gün elbet. acılarla olsa da. sende gideceksin bir gün yüreğimden. yiteceksin sevgimden. senden geriye sadece bana hatıra hüzünlerin kalacak ve hatırladıkça bir damla gözyaşı alacaksın bu kez benden! o günün umuduyla yaşıyorum. bir parça sevginin umuduyla yaşıyorum Zaman sevgilim, zaman en iyi ilaçmış kapanmaz yaralara. Sen de kapanmaz yarasın bağrımda. Hala yılları sayıyorum belki kapanır umuduyla. yaşayamadım bir gün olsun seni.. Aslında sen bir ressamdın hayatımı çizen.. Şimdi arıyorum kendimi çizilmemiş tablolarda. Suç benim aslında. Senin bir suçun yok sevgilim affet! sana söyleyemeyen benim, sana gelemeyen benim,bilmeyen sensin. affet sevgilim!. Suç kalbimin aslında. bir suçlu arıyorsan bu sevdada itiraf ediyorum kendimi sana. suçlu benim sevgilim.. bana fazlaydı bu sevda.. ama gönül söz dinler mi?. sana koşuyor dur durak bilmeden. bir kere olsun sen anlamaya alış.. gücüm kalmadı artık.. bağrımda yokluğunu taşımaya. bugün yüreğim bitkin. çaresiz.. yorgun. sebebi belli. yaşayamadığım yaşatamadıklarım çok kırdı yüreğimi.. Bugün yüreğim beni terkediyor sevgilim!. Seni de!..ikimiz de dönüşü olmayan bir ayrılık havasını soluyoruz bugün. Gel diyemem!. hakkım yok gel demeye. Çok geç kaldık birbirimize. Gönlümü bırak gitsin!. salsın kendini maviliklere. her mavilikte sen olsan bile. bırak yüreğim özgür kalsın!. savursun kendini denizlere.. her denizde sana akan gözyaşım olsa bile. hani bir film vardı hatırlar mısın?.. son sözü hala aklımda.. 

    ELVEDA ALYAZMALIM.ELVEDA BİTMEYEN TÜRKÜM

    HALA DİLİME DOLANAN TÜRKÜSÜN YARINLARİMDA.
  • Bir kadın bir kez aklına uzağı koymuşsa ve biri kanadından tutuyor, kendisi için yuvasının daha emniyetli olduğunu söylüyorsa belki sadece bir mevsim o sesi dinler.Ama her bahar uzağa uçmayı hayal ederek uyanır...Uçamadıkça kızgın, öfkeli olur.
    İclal Aydın
    Sayfa 31 - Sadık Bey, Kartal, Defne
  • Passion Elizabeth Dare, iki yıl önce kocasını kaybeden bir duldur. Yastan çıkmasına çok az bir vakit kala Londra’ya halasının yanına gelmiştir. Bir gece kuzeni Charlotte ile buluşmak için halasıyla beraber ünlü Kristal Saraya gelir. Kuzenini ararken üç afacan çocuğun devirdiği palmiye üzerine düşmek üzereyken kendini aniden güçlü kollarla sarıp sarmalanmış bir halde bulur. Kurtarıcı o kadar yakışıklı ve güçlüymüş ki Passion’un adeta gözleri kamaşır. Kurtarıcı onu bırakıp giderken arkasından bakakalır. Tam hayal gördüğünü düşünürken kurtarıcı birden dönüp Passion’un gözlerinin içine bakar ve karalı bir şekilde ona doğru gelmeye başlar. Sarayın her bölümünde onu takip eder. Yanına yaklaşır veee ona dokunmaya başlar. Passion ona mani olamaz,, olmak istemez. Hayatında bir kere rutinin dışına çıkmak ister. Ve kurtarıcı onu gotik mobilya bölümündeki büyük bir panonun arkasına çekip öpmeye başlar...Ve orada panonun arkasında birlikte olular. 
    Langley Kontu Mark Randolf’a, cadı annesinin pis bir arkadaşı tarafından şantaj yapılmaktadır. Bu zamana kadar kardeşi bildiği Mathew meğer bir bahçıvanın oğluymuş. Annesi o vakit bu sefilliğini ballandıra ballandıra bir arkadaşına mektupla anlatmış. Ve kardeşi şimdi nişanlı, saygın, babasını seven, onun hatıralarına saygı duyan bir erkek. Abigail Lawrence eğer kızıyla evlenmezse bu mektubu gazetede yayınlayacağını söyler. Çaresiz Mark şantajcıya boyun eğer. Ama o mektubu evlenmeden önce bulmak için de bir casus tutmuş. O gece de kristal Saraya şantajcının kızını görmek için gitmiş ama o güzel kadınla karşılaşmış… 
    Passion onu tekrar görmek umuduyla ertesi gün yine Kristal saraya gider. Ve kurtarıcıyla yine karşılaşır. birbilerine sadece isimlerini söylerler ve yine büyük panonun arkasında birlikte olurlar ama bu sefer ilkinden daha tutkuludurlar. O günün ilerleyen saatlerinde Passion kuzeni Charlette’ye resim dersi verirken aklınde sürekli Mark ve onunla yaşadıkları vardır. Aşıklar sürekli birbirlerini düşünür,bir sonraki karşılaşmalarını dört gözle beklerler. Fakat Passion böyle devam edemeyeceğini düşünmektedir. İki gün, sadece iki gün sonra Mark’a veda etmesi gerektiğini bilir,ondan sonra kendisine sadece yalnız ve mutsuz hayatında hatırlayacağı güzel anıları kalacaktır. Sonraki gün görüştüklerinde Mark onu sadece müzede değil evde, dışarıda, heryerde görmek istediğini tanınmamak ve hamile kalmaması için bütün önlemleri alacağını söyler heyecanla. Passion zaten üç yıllık evliliğinde hamile kalamadığını, sorunun sadece böyle devam edemeyecek olduklarını,iki ay sonra Londra'dan ayrılması gerektiğini, ertesi gün son kez görüşeceklerini söyler ve çeker gider. Mark şaşırır kalır ve hemen kardeşine koşup onu evine kadar takip etmesini söyler. Kendisi mecburen evleneceği kızla tanışmaya gidecektir. Kızla tanışır ama ondan hiç hoşlanmaz. O’na göre annesinin bakısında, pısırık bir kızdır ve şantajdan mutlaka haberi vardır. Kıza tahammül edemez, soğuk davranır.Gecenin ilerleyen saatinde Passion'un evinin önüne gelir ve penceresine taş atar.(penceresi olduğunu nereden mi biliyor? Çünkü kardeşi,Passion'u evine kadar takip edince o pencerede görünene kadar evin önünde beklemiş) Passion onu görünce panikler, şaşırır. Mark zorda olsa onu görüşmeye devam etmek için ikna eder. Ve artık Passion sevgilisini şehirden gideceği zamana kadar geceleri odasına almaya razı olur… 
    Passion’un kuzeni Charlotte bir gün elinde gazeteyle eve gelir, bir kontla nişanlandığını ilanın gazete de yayınlandığını söyler, nişanlısının ona soğuk davrandığını anlatır. Passion kuzenini teselli eder kontun onu bir mutlaka seveceğini söyler. Charlotte Passion’a nişan yemeğine gelmesi için yalvarır. Passion kuzeninin annesini sevmediği halde kuzeni için kabul eder davetini. Davetin yapılacağı eve gelir,,, içeriye girer ve kuzeninin yanında sevdiği adamı, Mark’ı görür.... şok olur ne yapacağını bilemez hemen oradan ayrılır. Mark da şok olmuştur, giden kadının arkasından çaresizce bakakalır. Ama yemek bitince koşar Passion’a her şeyi anlatır, görüşmeye devam etmek istediğini söyler. Ama Passion kuzeninin masum olduğunu görüşmelerinin doğru olmadığını söyler. Mark çılgına döner. Nasıl dönmesin Passion onu yalnız bırakmış, annesi kendinden başkasını umursamaz, adi bir kadının şantajına uğruyor, kardeşinin hiçbir şeyden haberi yok ve tuttuğu casus mektubu hala bulamadı… 
    Passion ertesi gün artık evine dönmeye kararlı kuzeninin evine gider, nişan yemeğinde olanlar için özür diler ve gideceğini söyler. Kuzeni annesi ile birlikte evlilik hazırlıkları ve kutlamalar için kontun malikânesine gidecektir.Charlotte, Kontun soğuk tavırlarına karşı kendisine destek olmak için Passion’un da gelmesini ister. Kontla evlenmesi gerektiğini, eğer onu bırakırsa itibarının sarsılacağını anlatır. Passion sevdiği adamın kuzeninden ayrılmamasını önlemek için bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Kardeşlerini de (Patience ve Primrose) gittiği yere çağırır. İki sevgili birbirlerini artık sadece uzaktan uzağa görürler ve hiç konuşmazlar.Günden güne erirler... Mark kapana kısılmıştır ne yapacağını bilemez. Passion’un kardeşleri ile olan bağını gördüğünde O na sevgisini itiraf etmesi gerektiğini anlar. Belki o zaman her şey daha kolay olacaktır… kararlı bir şekilde Passion’un odasına gider ‘’Seni seviyorum… lütfen…Passion sev beni’’ diye yalvarır. Passion duyduklarına inanamaz O da Mark’a aşkını itiraf eder. Birbirlerine sarılıp dakikalarca ağlarlar, sözler verirler… ve Mark Passion’un odasından ayrılınca Charlotte O na bir mektup verir. Mektubu okumadığını ama annesinin bu mektupla şantaj yaptığını anladığını söyler. Mark geç gelen bu mucizeye şaşırır...kıza teşekkür edip mektubu alır ve ateşe atar… 
    Diğer taraftan Passion Mark odasından ayrılır ayrılmaz bütün bu yaşadıklarını kaldıramaz ve tüm yediğini çıkarır. Bu rahatsızlık günlerce sürer odasından çıkamaz olur. Ve kardeşlerinin de uyarmasıyla Passion hamile kaldığını, Mark’ın bebeğini taşıdığını anlar. Ona göre bu bir mucizedir. Mark Ona önce sevgisini, şimdi de bebeğini vermiştir. Ama bebeği babasız büyütmek zorunda kalacaktır. Bir bahane bularak ertesi gün malikâneden ayrılmaya karar verir. O akşamki kutlamada bir yolunu bulup bahçede buluşurlar, son kez dans ederler. Passion Mark’a ayrılacağını bildirir, Mark itiraz edemez çünkü her şey onun içinde çok zordur. Ayrılırken birbirlerine en derin hasretle, bir daha görüşmeyeceklerini bilerek sarılır, ağlarlar… ve ertesi gün Passion karnında Mark’ın bebeği, yüreğinde onun aşkı gider uzaklara… 
    Düğün sabahı her şey hazırdır artık. Mark hayatını bitiren imzayı atmaya çok yaklaşmıştır. Ama oda ne? Tuttuğu casus elinde bir gazete koşarak gelir okumasını ister, her şeyin ortaya çıktığını söyler. Meğer annesi Abigail’e iki mektup yazmıştır. Abigail’in hizmetçileri de kadını sevmedikleri için evde kalan diğer mektubu çalıp gazetede yayınlatırlar. Mathew her şeyi öğrenir,kahrolur, Mark’a hala zamanı varken sevdiği kadına koşmasını söyler. Mark önce Charlotte ile konuşur itibarını korumak için isterse hala onunla evlenebileceğini söyler ve içinden kabul etmemesi için dua etmeye başlar. Veeeee Charlotte böyle bir evliliği kabul edemeyeceğini söyler. Bunun üzerine Mark Charlotte’ye kuzenini sevdiğini şimdi ona gideceğini anlatır. Ve Passion’a gider, her şeyin bittiğini, kabusun sona erdiğini, artık kavuşmaları için hiçbir engel kalmadığını anlatır ve önünde diz çöküp evlilik teklifi eder. Passion gözyaşlarıyla onlarca evet diyerek kabul eder, hamile olduğunu söyler,,, birbirlerine sıkı sıkı sarılırlar veeee sonnn.
  • Ben seni arıyorum diyorum ya...
    Bilmem.
    Belki de... Belki de... Bir gün hiç beklenmedik bir yerde karşıma çıkmandan, İşte geldim demenden, Hadi gidelim buralardan demenden korkuyorum.

    Ben senin uzaklığını seviyorum.
    Ben senin uzaklığını seviyorum.
    Ben senin upuzaklığını seviyorum..