• 448 syf.
    ·Puan vermedi
    #Kitapyorum
    #LaurentGounelle
    #TanrıDaimaTebdiliKiyafetGezer
    Hayatımızın hemen her alanında; iş hayatımızda veya aile hayatımızda olsun birçok insanın karşılaştığı korkular ve sorunlar vardır...
    Kaybetme korkusu,rezil olma,anlaşılmama,sevilmeme,değer görülmeme gibi beynimize istem dışı dayattığımız daha doğrusu çemberin dışına çıkmak istememe gibi kabullenmişliklerimiz vardır. Bunun sonucunda da başkalarının tepkisinden korkarak, arzuları ifade edememek ve hicbirseye ve hiçkimseye yeter diyememek gibi sonuçlarla karşılaşıyoruz hayatta.
    Işte bu kitap; inanılmaz evet evet inanılmaz bir kurguyla beslenmiş olay ve karakterlerle ,insan hayatının nasıl kendi ellerinizle özgürleştiginin yollarını ve kanıtını sunuyor. Çizmediğim,üzerinde durup düşünmediğim ,sorgulamadığım tek bir sayfa bile yok diyebilirim.
    Biliyorsunuz ki; yaşam ,bazıları için ya kaçınılması gereken tuzaklarla doludur ya da her köşe başında zenginleştiren bir deneyim sunan geniş bir alandır.Dolayısıyla hayatla başedebilmenin tek yolu inandığımız, istediğimiz, sevdiğimiz şeylerin hatalı olup olmadığını görerek, yaşayarak, deneyimleyerek anlamaktır. Bunun adına da CESARET+ÖZGÜRLÜK +TECRÜBE diyebiliriz
    Kitapta şöyle bir cümle var ki;
    Hayatınızı birçok anlam bakımından renklendirecek birçok mesaj veriyor adeta .
    "Gerçek, senin yaşamına senden başka kimsenin değiştiremeyeceğidir.Bu nedenle yaşamına kendin sahip çıkmalısın"
    (Inanç, vicdan,bakış açısı, yaşam tarzı, hedefler,)...Tabiki bu düşünceyi hayatımızın hangi evresine koymamız gerektiğine kendimiz karar verme imkanı sunuyor bir anlamda kitap.
    Aşk, iş, okul,aile,arkadaş, evlat hangisi bu bize kalmış birşey .
    Kitabın konusuna ve kurgusuna gelecek olursak;
    Mükemmel, sarsıcı ve bir o kadarda dolu dolu olduğunun garantisini verebilirim size.
    Bir düşünün. Intihar etmek üzeresiniz.Bir adam hayatınızı kurtarıyor, ama karşılığında sizinle bir anlaşma yapıyor. Bundan sonra o ne söylerse sorgusuz sualsiz yapacaksınız. Kendi iyiliginiz için...Çaresiz, kabul ediyorsunuz ve hayatınızın iplerini tıpkı bir kukla gibi başkasının ellerine bırakıyorsunuz. Ve hayatınız eskisinden çok daha güzel oluyor. Yine de şüpheleriniz var:
    Bu adam aslında kim? Çevresindeki gizemli kişilerin sırrı ne?Sizden aslında ne istiyor?.
    Sorgulatan,düşündüren, harekete geçiren, hayata dair ne varsa hepsi işte bu kitapta.
    Kesinlikle tavsiyemdir.Hayatınızdaki birçok boşlukları dolduracak belkide son noktayı koyacaksınız .
    Teşekkür ediyorum.
  • geceyi mahveden o duygusal şarkıyız
  • 176 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Hayatımızda yaşadığımız tüm sıkıntılar hiç bitmeyecekmiş gibi hissederiz.
    Bazen bu his vazgeçmeyi,bırakıp pes etmeyi bile doğurur.
    Ta ki vicdan azabı'nın o sesi kulaklarda çınlayınca,bir sarsıp kendine getirinceye dek.
    Zaten vicdan sesi Tanrı'nın kulaklarımıza fısıldaması değil mi ?
    Bir iç konuşma başlar bu durumda kendi kendine..
    Pes etmek ne haddimize bir çok büyük insan pes mi etmiş, aksine sabır etmiş mükafatınıda almışken biz kimiz ki...
    .
    .
    Hayatımda bir çok sıkıntı yaşadım bende herkes gibi..
    Her defasında ayağa kalkmasını bildim şu hayatta.Olmaz yok o yapmaz dediğim herkes birşeyler yaptı.Evet üzüldüm, sinirlendim.Geçmişe bakmayı sevmiyorum ama iyiki olmuş diyorum.Her olaydan bir ders çıkardım belkide en büyük kazancım bu..
    .
    .
    Kitabın konusu Hayatın tüm olumsuzlukları karşısında Asya'nın dimdik duruşu, merhameti karşısında kazandığı ve kaybettiklerine rağmen yinede pes etmemesi...
  • Dünyanın her yanında bilime tutkun zeki, hatla fazlaca zeki inanılmaz
    sayıda insan var. Ama bu tutku karşılıksız kalıyor. Araştırmalar,
    Amerikalıların yüzde 95'inin "bilim cahili" oldu-ğunu gösteriyor. Bu,
    bir köleye okuma yazma öğretmenin çok ciddi cezalarla yasaklandığı
    İç Savaş öncesi dönemde, neredeyse hepsi köle olan Afrikalı
    Amerikalıların cehalet oranıyla aynı. Cehalet söz konusu olduğunda
    bir dereceye kadar görelilik de işin içine giriyor kuşkusuz; örneğin,
    dini mi yoksa bilimi mi esas almalıyız? Ne var ki yüzde 95'lik bir cehalet
    oranı, her şeye karşın çok ciddi bir değere karşılık geliyor.
    ..........................
    Benim Şahsi Fikrim Carl Sagan^dan farklı olarak...
    ;Burada insanların bilimi esas almak yerine dini esas aldıkları açıkça vurgulanmış.Ama bilinmeyen bir yöne varsa da aslında dinle de pek alakalarının olmadığını düşünmemdir.Amerikan toplumunun.Şuna benzetebiliriz ülkemizde de dini kitabı okumayıp ölümüne savunanlar var.Okusa zaten bilim yapması mecburi bir vazife olduğunu anlayacak.Din ile bilimin çatışması içinde olduğunu savunan bir bilim adamı,belkide dinle uzaktan yakından alakası yoktur,bunu savunmamalı bence..Bizi başarısız yapan din değil! İnsanlığın acizliği,kolay kazanç istemesi,umutsuz ve başarmaktan uzak oluşu, yeni şeyler öğrenme arzusu olmayışı; yani toplumun %95 lik kısmına benzeyiş göstermesine veriyorum ben. Kafka'nın savunduğu gibi farklılık dışlanmaya sebep olur; dışlanmamak için farklı olacak cesaretiniz ya da azminiz olmadığı için, onlar gibi umutsuz ve yokluk bir yaşam çekmeniz ne de acınası! yaşama bıraktığınız tek iz, uçsuz bucaksız denizlere açılmaktan korkmanız olacak.Evet,bir korkak olarak anılacaksınız.Biri çıkıp bunları başkasına söylemeyecek, tarihin kadim sayfalarında geçmeyecek; öldükten sonra da umurunuzda da olmayacak ama bir daha dönme şansınız da olmayacak.Hayatı ilmek ilmek işlemedikten sonra pek bir anlamı yok..
    Bir konuda Carl Sagan'a hayranım insanların anlamadıkları şeylere Tanrısal olduğunu düşünmeleri cahilliklerindendir.Bu konuda çok haklı, bu yüzden din kullanılarak zamanında insanlar kandırılmış,yönetilmiş,köleleştirilmiş; boş vaatler uğruna hayatları olmayacak şeyler ve işler uğruna heba edilmiştir.Da vinci gibiler zamanında da akıl yoluyla bunları ön görmüş ve gizliden de olsa ya da daha özgür bir yerde bilime ve sanata yön vermişler.Sanatta bilim kadar önemlidir çünkü bir tablonun üzerinde yazı olsaydı yazıdan daha öncelikle gözlerimiz tablonun üzerinde ki resimlere dikkat çekecekti, eğer soyut ve anlamsız bir resim olsa bile.Bunu bilerek hayatımızda bilim ve sanatın ne denli yer kapladığına bakmamız lazım ve "KARANLIK BİR DÜNYADA MUM IŞIĞINDAN" uzaklaşmamamız gerekir.Kendi hayatımızın rehberi olup dini daha iyi anlamak için bilime de ihtiyaç duyduğumuzu unutmamamız gerekir.