• Ne cenneti merak ediyorum ne de cehennemi;
    Çünkü ben annemi gülerken de gördüm, ağlarken de…
  • Ne cenneti merak ediyorum ne de cehennemi, çünkü ben annemi gülerken de gördüm, ağlarken de.
  • Ağla Gitar’,’Ben Ağlarken Gülümserim’,’Yalnızım Ben’ ,’Çaresizim’ ve daha nicesi... 
  • kalbimin tam ortasından vuruldum ben. vurulmanın ne demek olduğunu, kalbi ezildiğinde anlıyormuş insan, bunu o kadar iyi anladım ki. acımıyorum kendime artık. sadece üzülüyorum, kapısı çalınmamış biri olduğum için.. nezaketten, sıcacık gülümseyişlerden mahrum bırakıldığım, affıma sığınılmadığı için. tüm bunlar ağrıma çok giden.. ve öyle acı duyuyorum ki bu yoksulluğuma .. yüzümü kapayamıyorum da ağlarken.. sadece çaresizliğimi görünce kapar gibi oluyorum. ağlayınca da defalarca kez kendime gelmek için tokatlıyorum kendimi. bir daha görmeyeyim yaramı diye kandırıyorum hislerimi fakat birgün eninde sonunda karşılaşacağım bana oku atanla.. karşılacak ve üzgün üzgün ayrılacağım sevdamdan..
  • Zor zamanlardı...
    Odama geçip kendimi bile kendimden saklayarak ağladığım zamanlardan bahsediyorum..
    Ağlamak, her zaman rahatlamaktı benim için. Çünkü biliyorum ki ben ağlarken ne kadar rahatlıyorsam, ağlatanlar da bir gün o kadar huzursuzlanacaktı. Düştüm dediğim her yerde, biraz daha ayaktaydım ve tek başıma sildiğim her gözyaşında, ilahi adaleti hatırladım. Şimdi mi? Düzeliyor artık bir şeyler ve ben kendime geliyorum. Ağlatıp giden herkesin, ağlayarak geri döndüğünü görüyorum. Bu arada, bir şey hatırlatmak istiyorum; "onsuz yaşayamam." dediğim kim varsa onlarsız daha güzel yaşıyorum. Bu cümleyi benden çok duyacaksınız artık.
    İyileşiyorum...

    İbrahim Çoban / Gülümseyebilmek
  • SENDEN BANA UZANAN YILLAR

    Yine dalgalanıyor saçların, ben ağlarken. Gözlerinin mavisini
    örtüyorsun aşkımızın sofrasına: yazla sonbahar arasında
    bir yatak.
    Ne benim, ne senin, ne de bir üçüncünün hazırladığı içkidir
    tattığımız;
    son ve boş bir şeyleri yudumlamaktayız.
    Kendimizi derin suların aynalarında seyrederken, daha
    çabuk uzatıyoruz birbirimize yemekleri:
    Gece, ta kendisi gecenin, sabahla başlıyor;
    Ve yatırıyor beni senin döşeğine.
  • Biraz değiştim,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    "Değiştim
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    Ben benimle savaşıyorum,
    Seninle değil

    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
    ne kazanabileni ne de kaybedeniyim

    Sorun değil
    Elbet Alışırım
    Biraz alıştım.
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Alıştım!
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarım
    Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
    iki arada bir derede duyguya alışıyorum
    Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
    Diğer yanım kesin değil! Henüz tanıştık
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
    Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
    Bir yanım memnun oldum diyor,
    bir yanım tanıyamadım daha
    Samimi değil
    Bir hayli kırıldım
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
    Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
    Aslında ne sana, ne olanlara
    Kendime kırgınım!..
    Maziye hiç değil, âna kırgınım
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
    Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
    Bir hayli kırgınım
    Beni ben kırdım oysa
    İyi değilim.
    Galiba yoruldum
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum.
    Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..


    Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
    Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
    Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

    Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
    Sana bakan yanımsa toprakla aynı
    Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

    Gözlerim yorgun
    Dudaklarım, dudaklarım hissiz
    Dokunulmadan geçen yıllar bana çok ağır
    Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
    Söyleyemediklerini söylesen de şimdi
    Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
    İsteyerek değil

    Çok çalıştım
    Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
    Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
    Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
    Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım.

    Daha önce de gitmiştim
    Kendi isteğimle
    Anladım ki daha önce sevmemiştim!

    Çok çalıştım inan
    Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
    Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
    Ve alışmaya kendime
    Bu göz gözü görmez dumanlı halime
    Çok alışmaya çalıştım hem de çok.

    Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
    Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
    Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum.

    Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
    An be an çöküyor, insanın içindeki güç
    Işığı sönüyor
    Beyaza dönüyor rengi git gide
    Hissizleşiyor.

    Ne yormak istedim Seni,
    Ne de yormak kendimi
    Çok çalıştım
    Gitmeye de kalmaya da
    İkisi de aynı acı, ikisi de rezil
    Daha önce de gitmiştim
    Ama böyle kalarak değil
    Böyle kalarak değil."

    CAN YÜCEL