• Sünnette Zaman Kavramı:

    1. Zaman, Allah’a (cc) verilecek hesabın en temel konularından biridir.

    “Kişi kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini ne işte harcadığından, malını nereden kazanıp nerelere harcadığından, öğrendiği ile ne derece amel ettiğinden hesaba çekilecektir ve bunların cevabını vermeden hiçbir yere adım atamayacaktır.” (Tirmizi, Kıyamet, 1)

    2. Zamanın sahibi Allah (cc) olduğu için hayır yada şer zamana bağlanmamalıdır.

    “Zamana sövmeyiniz, zamanı kınamayınız; çünkü zamanın sahibi Allah’tır.” (Buhari, Edeb, 101; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 15/70

    3. Zaman, ahirette insanoğlunun hem lehte, hem aleyhte en büyük şahididir.

    “Her yeni gün şöyle seslenir: Ey insanoğlu! Ben yeni bir ânım. Yaptığın işler konusunda senin şahidinim. Öyleyse beni hayır işleyerek iyi değerlendir ki lehine şahitlik edeyim. Çünkü ben bir daha geri gelmeyeceğim. Gece de aynen böyle söyler.” (Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 15/336)

    4. Zaman en kıymetli hazine olmasına rağmen insanların çokça gafil oldukları bir sermayedir.

    “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlardan faydalanmak hususunda aldanır ve değerini bilemez. Bu iki nimet: Sıhhat ve boş vakittir.” (Buharî, Rikâk, 1)

    5. Zaman geçip gittikten sonra her hali ile pişmanlık duyulan bir değerdir.

    “Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar. İyi yolda olan, hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur; kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.”(Tirmizî, Zühd, 59)

    6. Zaman, bahşedilen büyük bir nimet olarak, her türlü itiraz kapısını kapatan bir hazinedir.

    “Ecelini altmış yaşına kadar uzattığı kimselerden Cenab-ı Hakk, her çeşit özür ve bahaneyi kaldırmıştır.” (İbn Hacer, Fethü’l-Bârî, 81/5 )

    7. Zaman, insanoğlunda ihtiyarladıkça gençleşen hem bir nimet, hem de bir nikmettir.

    “Âdemoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs! (uzun yaşama arzusu)” (Buharî, Rikâk, 5; Müslim, Zekât, 115)

    “Dünya her an bizden uzaklaşmakta, âhiretse bize yaklaşmaktadır. Bunlardan her ikisini de tercih edenler vardır. (evlatları vardır.) Siz âhireti tercih edenlerden olun! Dünyayı tercih edenlerden olmayın! Zira bugün amel var, hesap yok! Yarın hesap var, amel yok!” (Buhari, Rikâk, 4)

    8. Zaman, her geçen gün kulluk kalitesini arttırmaya vesile kılınması gereken büyük bir imkândır.

    “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır.” (Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, III/611)

    9. Zaman, kesinlikle bir nizam ve program dâhilinde geçirilmesi gereken ilahî bir ikramdır.

    “… Aklını kullanabilen akıllı kişi vaktini üçe ayırır: Bir bölümünde Rabb’ine ibadet eder. Bir bölümünde muhasebe eder, yaptığı işleri gözden geçirir. Bir bölümünde de helal rızkını kazanmak için çalışır. Bu son bölümdeki çalışması, diğer yapacaklarına yardımcı olur. Zira maddî ihtiyacın karşılanmış olması, kalbi dünya meselelerinden boşaltarak, ibâdet ve tefekkürün, hakkını vererek yapılmasına imkân tanır…” (İbn Hibban, Sahihu İbn Hibban, 1/362)

    10. Zaman, insanın ahiretteki akıbetinin ne olacağını tahmin edebileceği bir vesiledir.

    “Allahü Teâla’nın bir kulunu sevmemesinin alâmeti, o kulun ne dünyaya, ne âhirete faydası olmayan işlerle uğraşmasıdır.”
  • Bu sevdanın büyüsu bozulmasın diye
    Ben seni isimsiz
    Ben seni izinsiz
    Ben seni ümitsiz
    Ben seni senden habersiz
    Ben seni tarifsizce
    Ben seni işte öylece
    Ben seni derinden
    Ben seni içimden
    Seviyorum...
    🍀🍀🍀

    L.B
  • Ben kiminle olduğuma bakmam, ne olduğuma bakarım!
  • Umarım yakında depremler başlayınca
    Acıdan puro içemez duruma gelmem
    Ben B ertolt B recht, Karaormanlar'dan
    Anasının karnında gelmiş asfalt kentlere.
  • Benim doğduğum köylerde,
    İnsanlar gülmesini bilmezdi.
    Ben bu yüzden böyle naçar kalmışım.
    G ü l b i r a z !
    Cahit Külebi
  • ♦️Namazı Uzatmak!♦️


    💭Cabir (r.a.) anlatıyor:

    📝Muaz b. Cebel, Resulullah (a.s.m.) ile namaz kılar, sonra gider kavmine imam olup kıldırırdı. Yine bir gece yatsı namazını Peygamber (a.s.m.) ile kılmış, sonra kavmine gidip imam olmuş. Namazda da Bakara Sûresini okumaya başlamış. Bunun üzerine cemaatten biri, sıkılıp selâm vermiş, ayrılıp bir kenarda tek başına kıldıktan sonra çekip gitmişti.

    Ona:
    🔹“Sen nifak mı çıkarıyorsun?” dediler:
    🔸“Hayır vallahi, Muaz’ın yaptığını gidip Resulullah’a bildireceğim. Bakalım ne diyecek?”
    demiş ve gidip anlatmıştı:

    🌙 “Ya Resulallah! Biz su develeri olan insanlarız. Gün boyu çalışıp yoruluyoruz. Muaz sizinle yatsı namazını kıldıktan sonra gelip bize imam oldu ve Bakara Sûresiyle namaz kıldırmaya başladı.”

    ♥️ Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) Muaz’a dönerek:

    🔸“Sen Fettan mısın? İnsanları sıkıntıya sokmaktan zevk mi alıyorsun, ey Muaz?” diye sert ikazda bulundu ve:
    🔹“Veşşemsi veduhaha’yı oku. Vedduha’yı oku. Velleyli iza yağşa’yı oku. Sebbihisme Rabbike’l-A’la’yı oku!” buyurdu.


    📚 (Müslim, Salat, 178, Ebu Davud, Salat, 127)


    ❤️Resulullah (a.s.m.) buyurdu ki:

    ♦️“Ben uzun kılmak arzusuyla namaza dururum. Ama o sırada bir çocuk ağlaması işitirim. Hemen namazımı uzatmaktan vazgeçerim. Çünkü çocuğun ağlamasından dolayı annesinde meydana gelecek elemi bilirim.”


    📚 (Buhari, Ezan, 65)
  • ♦️ Namazda Konuşmak! ♦️


    💭 Muaviye b. Hakem es-Sülemi (r.a.) anlatıyor.

    ✨ Kendisi henüz yeni Müslüman olmuştu.

    🌠 Bir gün Resulullah’la (a.s.m.) birlikte namaz kılıyordum. Cemaatten biri hapşırdı.

    🌙 “Yerhamükallah (Allah sana rahmet etsin)” dedim. Halk bana ters ters baktı.
    Ben namaz içinde:
    📝 “Vay anasını! Niye bana böyle bakıyorsunuz?” dedim. Bu defa ellerini dizlerine vurarak beni susturmak istediler. Olan olmuştu bir kere.
    Resulullah (a.s.m.) namazı bitirince, bana nasıl davranacağını merak ediyordum. Anam babam ona feda olsun, ne ondan önce, ne de ondan sonra onun gibi güzel öğreten birini görmedim. Vallahi o beni ne azarlardı, ne dövdü, ne de sövdü. Sadece şunu söyledi:

    🔹“Namazda iken, beşer kelâmı uygun değildir. Namazın sıhhatine zarar verir. Namaza uygun söz, tesbih (Sübhanallah), tekbir (Allahü ekber) ve Kur’an okumaktır” dedi. Ben:
    🔸“Ey Allah’ın Resulü! Ben henüz Cahiliyeden yeni çıkmış biriyim. Allah bize İslâmı lütfetti. Ama bizde hâlâ kahine gidenler var. Ne dersin?”
    🔹“Sen gitme” dedi.
    🔸“Bizde tatayyur (kuş uçuşundan) uğursuzluk çıkaranlar var” dedim.
    🔹“Bu onlardaki kuruntudur. Onları gayelerinden alıkoyabilir” buyurdu. Ben:
    🔸“Bizde kuma çizgi çizip fal bakanlar da var” dedim.
    🔹“Peygamberlerden biri de kuma çizgi çizerdi. Kimin çizgisi ona uygun düşerse isabet etmiş olurdu” dedi.

    🎗️Ben sormaya devam ettim:
    💭 “Efendim, benim bir cariyem var. Uhud’un önünde ve Cevaniye taraflarında koyunları güder. Bir gün öğrendim ki, bir kurt sürüden bir koyunu kapıp götürmüş. Ben de bir insanoğluyum. Herkes gibi canım sıkıldı. Bunun üzerine cariyeye okkalı bir tokat attım.” Resulullah (a.s.m.) benim tokadımı fazla buldu.
    🔸“Onu azat edeyim mi?” dedim.
    🔹“Onu bana getir” dedi. Ben de getirdim.
    Resulullah (a.s.m.) ona:
    🔸“Allah nerede?” diye sordu.
    🔹“Gökte” dedi.
    🔸“Ben kimim?” dedi.
    🔹“Sen Resulullah’sın” dedi. Bu defa bana dönüp:
    🔸“Bunu azat et. Zira bu mü’minedir” buyurdu.”


    📚 (Müslim, Mesacid, 33; Ebu Davud, Salat 171)


    Namazda herhangi bir hatırlatma zarureti duyulursa erkekler “Sübhanallah, Allahü ekber” gibi kelimelerle, kadınlar ise ellerini vurarak çıkardıkları sesle hatırlatırlar. Bu hadis, bu fıkhî hükmü teyit etmektedir.